Amasya'nın Şamlar mahallesinde, Yeşilırmak'ın güney yakasında, tek kubbeli küçük bir cami ve onu üç yandan kuşatan sıralı medrese odaları durur. Bu yapılar birlikte Ayas Ağa Külliyesi adıyla anılır; cami bulunduğu mahalleye nisbetle Şamlar Camii, bânisine nisbetle Ayas Ağa Camii, medrese ise Küçük Ağa Medresesi diye bilinir. Külliye bir sultanın ya da bir vezirin eseri değildir. II. Bayezid'in sarayında kapı ağası olarak hizmet eden bir kişinin, şehzadelerin yetiştiği bir şehirde mahallesine bıraktığı mütevazı bir hayır kurumudur. Boyutu küçüktür, ama Osmanlı öncesi cami-medrese geleneğinin on beşinci yüzyıl sonunda nasıl sürdüğünü ve Amasya'da dinî yapıların hangi zeminler üzerinde yükseldiğini göstermesi bakımından dikkate değer bir örnektir.

Adı ve Konumu

Yapı topluluğu kaynaklarda birbirinden biraz farklı adlarla geçer. Cami için "Şamlar Camii" (mahalle adı kimi yazımlarda Şamlılar olur), "Ayas Ağa Camii" ve "Küçük Ağa Camii" kullanılır. Medrese ise "Medrese-i Ayasiyye", "Küçük Kapı Ağası" ve "Küçük Ağa Medresesi" adlarıyla anılır. "Küçük" sıfatı rastgele verilmiş değildir. Aynı mahallede, nehrin kıyısında, yine bir kapı ağasının yaptırdığı daha büyük bir medrese vardır ve o "Büyük Ağa Medresesi" diye bilinir. Ayrım, iki ayrı kapı ağasının, Ayas Ağa ile Hüseyin Ağa'nın, birbirine yakın yıllarda aynı semte birer medrese kazandırmış olmasından doğar.

Külliye, Zübeyde Hanım Caddesi ile Türbedar Sokak arasında kalan parselde yer alır. Şamlar, şehrin Yeşilırmak'ın güneyinde kalan ve asıl yerleşim alanını oluşturan yakasındadır. Kayalıklara oyulmuş kral mezarlarının ve kalenin gölgelediği kuzey kıyı çok dar olduğundan kent tarih boyunca ırmağın güneyinde gelişmiş, Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserlerinin çoğu da bu yakada toplanmıştır. Külliye merkeze yürüyüş mesafesindedir ve cami ibadete açıktır.

Bânisi Ayas Ağa

Külliyeyi yaptıran Ayas Ağa, II. Bayezid döneminin kapı ağalarındandır. Kapı ağası, Osmanlı saray teşkilatında padişahın yakın hizmetinde bulunan ağa unvanlı görevlilerdendi. Ayas Ağa'nın hayatı hakkında kaynaklarda ayrıntılı bilgi yoktur; doğum yeri, saraydaki görev süresi ve ölüm tarihi bilinmez. Elimizdeki tek sağlam veri, adının bu külliyeye ve medreseye verilmiş olmasıdır.

Külliyenin yapıldığı yıllarda Amasya, saraya yakın bir şehir görünümündeydi. II. Bayezid, şehzadeliği sırasında yaklaşık yirmi yedi yıl boyunca burada sancak beyliği yapmıştı ve şehir, on altıncı yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı şehzadelerinin idarî tecrübe kazanmak için gönderildiği başlıca merkezlerden biri olarak kaldı. Aynı dönemde yapılan eserlere bakıldığında bu ilginin izi görülür: II. Bayezid Külliyesi 1486'da, şehzade Ahmed'in lalası Vezir Mehmed Paşa'nın camii de aynı yıl, Kapı Ağası Hüseyin Ağa Medresesi 1488-89'da, Ayas Ağa Külliyesi ise 1494-95'te tamamlanmıştır. Padişaha yakın saray görevlilerinin ve şehzadenin lalasının aynı onyıllarda Amasya'da vakıf yapıları kurması, şehrin o yıllardaki konumunu da yansıtır.

Yapım Tarihi ve Önceki Cami

Külliyenin kitâbesi bilinmediği için yapım tarihi dolaylı yoldan verilir. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddin, külliyenin hicrî 900 yılında, yani 1494-95'te yaptırıldığını bildirir. Bu yüzden kimi yayınlar 1494-95, kimileri tek yıl olarak 1495 yazar; iki tarih aynı bilgiyi farklı takvimlerle ifade eder. Kimi envanter kayıtlarında kitâbe ve vakfiyenin bulunduğu işaretlenmişse de ansiklopedi maddeleri külliyenin kitâbesi olmadığını belirtir. Bu nedenle tarih, bir yapı kitâbesine değil, tarihçinin aktardığı bilgiye dayanır.

Külliyenin bir başka ilginç yanı, daha eski bir caminin yerine kurulmuş olmasıdır. Rivayete göre aynı yerde, Dânişmendlioğlu Emîr (Melik) Gazi'nin hayratından olan Şamlar Camii bulunuyordu. Amasya maddesinde de şehrin en eski Türk yapısının, Dânişmendoğlu Melik Gazi tarafından bugünkü Şamlar Camii yerinde, kalenin hemen doğusunda yaptırılan cami olduğu söylenir. Bu cami yıkılınca Ayas Ağa 1495'te aynı yerde cami, medrese ve sıbyan mektebinden oluşan bir külliye kurmuştur. "Rivayet" sözcüğü bilinçli kullanılmaktadır: Dânişmendli camisinin planı, yıkılış tarihi ve nedeni hakkında belge yoktur, yalnızca yerin hafızası ve kaynaklardaki aktarımlar vardır. Yine de külliyede korunan bazı unsurlar eski yapıyla bağı destekler. Minarenin yarım altıgen biçimde dışarı çıkan almaşık örgülü kaidesi ve kesme taş örgülü pabucu ilk yapıdan kalma sayılır; gövde ise yenilenmiştir. Minarenin solundaki pencerenin kemer aynasında tam okunamayan tek bir kitâbe parçası bulunur ve bunun muhtemelen Dânişmendli devrine ait olduğu düşünülür.

Cami

Külliyenin güneyindeki cami, moloz taş ve tuğlayla örülmüş duvarların çevrelediği, kare planlı, tek kubbeli bir harimden oluşur. Kubbe içeriden baklavalı bir kuşağa, dışarıdan üç küçük pencerenin açıldığı yüksek bir onikigen kasnağa oturur. Harim her yönde alt alta iki sıra pencereyle aydınlanır. Alttaki pencereler dikdörtgen açıklıklıdır; kesme küfeki taşından söveleri ve tuğladan sivri tahfif kemerleri vardır. Üstteki pencereler sivri kemerlidir ve alçı revzenlerle donatılmıştır. Mihrap dikdörtgen planlı bir hücre içindedir, minber ahşaptır; ikisi de gösterişten uzak, sade bir görünüm taşır. Kubbe bugün kurşunla kaplıdır.

Caminin kuzeyinde, avluya bakan üç birimli bir son cemaat yeri uzanır. Doğuya ve batıya kapalı olan bu bölüm, iki payeye oturan üç kemerle kuzeye açılır. Ortadaki birim yanlardakinden daha dardır, üstü aynalı tonozla örtülüdür ve caminin girişini oluşturur. Yan birimler kare planlıdır ve pandantifli kubbelerle örtülüdür; bunlara açılan kemerler sivridir. Orta birim ise dikdörtgen planlıdır, beşik tonozla kapatılmıştır ve açıklığı Bursa kemeriyle geçilir. Tuğla kemerlerin üstünde yükselen kalkan duvarın yüzeyi, tuğladan altıgenlerle kasetlenmiş kesme taşlardan oluşan bir örgüyle bezenmiştir. Taş ile tuğlanın bu kontrollü birlikteliği, sade bir yapıya dikkat çeken tek süs bölgesini kazandırır.

Minare harimin kuzeydoğu köşesinde yükselir. Daire kesitli tuğla gövde ve taş şerefe sonradan yapılmıştır; altıgen kaide ise ilk yapıdan kalmadır. Caminin bugünkü görünümünü belirleyen onarımların tarihleri tek tek bilinmez. Kaynaklar yalnızca zaman içinde bazı onarımlar geçirdiğini ve külliyenin bütününün 2007'de onarım ve restorasyon gördüğünü bildirir.

Medrese

Medrese, caminin kuzeyindeki avluyu batıdan ve kuzeyden kuşatan dokuz hücreden oluşur. Altısı kuzeyde, üçü batıda sıralanan bu hücreler beşik tonozla örtülüdür. Önlerinde mermer sütunlara ve yuvarlak kemerlere oturan, aynalı tonozlu bir revak uzanır. Kaynaklardan birinde bu revak, silindirik gövdeli ve sade başlıklı oniki sütunun taşıdığı on üç kubbeli bir düzen olarak tarif edilir. Hücreler ve revak ortak bir ahşap çatı altına alınmıştır. Her hücrede bir ocak ve bir dolap yeri bulunur; bu donanım, odaların öğrencilerin hem barındığı hem çalıştığı küçük yaşam birimleri olduğunu gösterir. Avluya üç yandan bakan hücreler, caminin son cemaat yerinde son bulan bir düzen kurar ve böylece ders, barınma ve ibadet aynı avlunun çevresinde toplanır.

Plan, bir ucu daha kısa olan klasik Osmanlı medrese düzenini, yani U biçimini izler. Dershane konusunda kaynaklar ayrışır. Ansiklopedi maddesi, son cemaat yerinin batı ucuna bitişen bir bölümü dershane olarak tahmin eder; başka bir tarife göre ise medresenin müstakil bir dershanesi yoktur. Bu fark, yapının küçük ölçekli bir medrese olduğunu düşündürür, ancak bunu kesinleştirecek belge ortada değildir. Medresenin kaç pâyelik olduğu, kaç öğrenciye ders verdiği ve müderrisinin kim olduğu bilinmemektedir.

Aynı mahalledeki Büyük Ağa Medresesi ile kıyas, bu medresenin ölçeğini daha iyi anlatır. Kapı Ağası Hüseyin Ağa'nın kitâbesine göre 894 (1489) yılında yaptırdığı o medrese, Osmanlı medrese mimarisinde benzerine pek rastlanmayan sekizgen bir plana sahiptir. Yapıldığı yıllarda pâye bakımından otuzlu iken 1556'da kırklılar arasında yer almıştır. Büyük Ağa'nın planı, hem biçim kaygısından hem de arazinin topografyasından doğmuştur ve bu yüzden kapısı ile dershanesi aynı eksende değildir. Ayas Ağa'nın medresesi böyle bir plan denemesine girişmemiş, hücreleri avlunun çevresine dizen sade bir düzende kalmıştır. İki medrese birlikte düşünüldüğünde, aynı mahallede yirmi yıldan kısa bir sürede iki ayrı kapı ağasının hayratıyla kurulan bir eğitim çekirdeği ortaya çıkar.

Sıbyan Mektebi ve Hazire

Külliyenin üçüncü birimi, kuzeydeki hücre dizisinin doğu ucuna yerleştirilmiş sıbyan mektebidir. Beşik tonozla kapatılmış iki mekândan oluşur. Doğudaki mekânda giriş, batıdakinde bir ocak ile iki dolap hücresi bulunur. Sıbyan mektepleri Osmanlı'da ilköğretim düzeyindeki kurumlardı; çocuklar burada okuma yazmayı ve temel dinî bilgileri öğrenirdi. Böylece külliye, mahalle çocuğunun ilk derslerinden medrese öğrencisinin yüksek tahsiline uzanan küçük bir eğitim zinciri sunuyordu. Sıbyan mektebi bugün kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Cami ile sıbyan mektebi arasında küçük bir hazire yer alır. Hazirede basit işçilikle yapılmış, çoğu zamanla tahrip olmuş sekiz mezar sayılır. Mezarların kitâbesi yoktur; kimi örnekler geometrik desenlerle, çiçek ve kılıç figürleriyle süslenmiştir. Kime ait oldukları bilinmediği için bu mezarları Ayas Ağa'ya ya da külliyenin görevlilerine bağlamak mümkün değildir.

Külliyenin Yeri

Külliye, Anadolu'da halka hizmet etmek amacıyla kurulan yapı topluluklarının geç bir örneğidir. Anadolu'da bilinen en erken külliye örnekleri Artuklular dönemine uzanır. Bu topluluklar devlet yöneticileri, aileleri, üst makamlardaki görevliler ve hayırsever zenginler tarafından yaptırılır, çoğu zaman bir caminin etrafında şekillenirdi; çekirdeği bir medrese, türbe ya da ticarî bir yapı da olabilirdi. Ayas Ağa Külliyesi'nde binalar ortak bir avlunun etrafında sıralanır ve bu düzen, Osmanlı öncesi Anadolu Türk mimarisindeki cami-medrese geleneğinin devamı olarak görülür.

Amasya'nın bu tür yapılarla dolu olduğunu hatırlamakta yarar var. On altıncı yüzyılın başlarında şehirde dokuz cami, on medrese, dört zâviye, altı imaret ve on beş hamam sayılıyordu. 1525'te şehirde, beşi gayri müslimlere ait olmak üzere elli beş mahalle vardı ve nüfus yaklaşık 8000 kadardı. Avusturya elçilik heyetiyle 1555'te şehre gelen Dernschwam, cami sayısını on bir olarak kaydeder; ona göre şehir dar bir vadiye kurulmuş, çoğu iki katlı kerpiç evler âdeta birbirinin üzerine yığılmıştı. Bu yoğun doku içinde Şamlar'daki küçük külliye, mahalle ölçeğinde bir kurum olarak işlev görmüştür. 1861'de Amasya'ya gelen Perrot şehri "Anadolu'nun Oxford'u" olarak niteler ve medreselerde iki bine yakın öğrencinin okuduğunu yazar. Ayas Ağa'nın dokuz odalık medresesi bu toplamın ancak küçük bir parçasıydı, ama sayı, şehrin medrese kültürünün nasıl bir yoğunluğa ulaştığını gösterir.

Külliyenin öğrenci sayısına, vakıf gelirlerine ve görevlilerine dair kesin bilgi yoktur. Vakfiyenin metni elimizdeki yayınlarda aktarılmamıştır; bu yüzden Ayas Ağa'nın vakfı hangi gelirlerle sürdürdüğü, müderrise ve imama ne ödendiği belirsizdir. Bu eksiklik Amasya'daki pek çok orta ölçekli vakıf yapısı için geçerlidir ve ancak şer'iyye sicilleri ile vakıf defterlerinin taranmasıyla giderilebilir.

Araştırma Tarihi

Külliyeyi bilim dünyasına tanıtan çalışmalardan biri, A. Gabriel'in 1934'te Paris'te yayımlanan Monuments Turcs d'Anatolie adlı eseridir. Külliyenin planı bu çalışmadan alınarak TDV İslâm Ansiklopedisi maddesinde de yayımlanır. Türkçe literatürde ise Hüseyin Hüsâmeddin'in Amasya Tarihi, yapım tarihine dair temel dayanaktır. Cahid Baltacı'nın on beşinci ve on altıncı yüzyıl Osmanlı medreselerini ele alan çalışması, A. Demiray'ın Resimli Amasya kitabı ve Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler serisi de yapı hakkındaki başlıca yayınlar arasındadır. Külliyeye ayrılan TDV maddesi M. Baha Tanman'a aittir ve 1991'de ansiklopedinin dördüncü cildinde yayımlanmıştır.

Bu yayınlarda yapının durumuna ilişkin bilgiler birbirini büyük ölçüde doğrular; ayrışan noktalar yukarıda belirtilen kitâbe ve dershane konularıyla sınırlıdır. Bir de adlandırma karışıklığı vardır. Amasya Valiliği'nin medreseleri tanıtan sayfasında, Şamlar-Ayas Ağa Camii bitişiğindeki medresenin Melik Gazi tarafından cami, mektep ve medreseden oluşan küçük bir külliye olarak yapıldığı, yıkılınca 1495'te II. Bayezid'in kapı ağası "Hüseyin Ağa" tarafından onarıldığı yazılır. Bu anlatımda Ayas Ağa'nın adı geçmez. Ayas Ağa ile aynı mahalledeki Hüseyin Ağa'nın karıştırılmış olması mümkündür, ama bunu doğrulayan bir belge yoktur. Ansiklopedi ve envanter kayıtlarının tümü bânî olarak Ayas Ağa'yı gösterir ve burada onların anlatımı esas alınmıştır.

Bugünkü Durumu

Külliye 2007'de onarım ve restorasyon görmüş, cami bugün de ibadete açıktır. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün envanter kaydında yapının koruma durumu, taşıyıcı sistem, üst yapı ve dış yapı bakımından en yüksek derece olan A olarak işaretlenir; yalnız rutubet B derecesinde gösterilmiştir. Bu kayıt, yapının sağlam durumda olduğunu ve asıl sorunun duvarlardaki nem olduğunu düşündürür. Sıbyan mektebi kütüphaneye dönüştürülmüştür; medrese hücreleri ise ocakları ve dolap yerleriyle eski düzenini büyük ölçüde korur.

Külliye, şehrin büyük anıtlarının yanında kolayca gözden kaçar. Oysa avlunun ölçülü düzeni, sütunlu revağın ve ortak ahşap çatının kurduğu sakin ritim, Amasya'da şehzade çağının medrese hayatının mahalle ölçeğinde nasıl yaşandığını gösterir. Aynı semtteki Büyük Ağa Medresesi'yle birlikte okunduğunda, külliye Amasya'nın vakıf mimarisinin yalnızca anıtsal örneklerden değil, bir mahallenin gündelik ihtiyacına göre kurulmuş yapılardan da oluştuğunu hatırlatır.

Kronoloji

1486: II. Bayezid Külliyesi ile şehzade Ahmed'in lalası Vezir Mehmed Paşa Camii'nin yapım tarihi olarak verilir.

1488-89 (hicrî 894): Kapı Ağası Hüseyin Ağa, aynı mahallede Büyük Ağa (Kapı Ağası) Medresesi'ni yaptırır.

1494-95 (hicrî 900): Hüseyin Hüsâmeddin'e göre Ayas Ağa Külliyesi yaptırılır; yaygın olarak 1495 yazılır.

1525: Amasya'da elli beş mahalle vardır; nüfus yaklaşık 8000'dir.

1555: Dernschwam, şehirde on bir cami bulunduğunu kaydeder.

1861: Perrot, Amasya'yı "Anadolu'nun Oxford'u" diye niteler.

1934: Gabriel, külliyeyi Monuments Turcs d'Anatolie adlı eserinde planıyla birlikte yayımlar.

1991: TDV İslâm Ansiklopedisi'nin dördüncü cildinde Ayas Ağa Külliyesi maddesi yayımlanır.

2007: Külliye onarım ve restorasyon geçirir.

Kaynakça

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı: Küçük Ağa Külliyesi / Şamlar-Ayas Ağa Külliyesi; Ayas Ağa (Küçük Ağa) Medresesi envanter kaydı. kulturportali.gov.tr
  • T.C. Amasya Valiliği, Camiiler ve Medreseler sayfaları. amasya.gov.tr

Kitaplar

  • Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Târihi (yay. haz. Ali Yılmaz, Mehmet Akkuş), Ankara 1986, I, 120, 214, 249.

Diğer kaynaklar

  • M. Baha Tanman, "Ayas Ağa Külliyesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt 4, İstanbul 1991, s. 201-202. islamansiklopedisi.org.tr
  • Gülay Burgaz, "Kapı Ağası Medresesi", TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
  • "Amasya" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
  • Handan Aytekin, "Küçük Ağa Külliyesi", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2020. turkiyeturizmansiklopedisi.com
  • A. Gabriel, Monuments Turcs d'Anatolie, Paris 1934, II, 56-57.
  • Cahid Baltacı, XV-XVI. Asırlarda Osmanlı Medreseleri, İstanbul 1976, s. 84.
  • A. Demiray, Resimli Amasya, Ankara 1954, s. 86.