Amasya'da "Türbeli Hâfız" diye anılan Sebâtî mahlaslı Hâfız Mehmed Efendi, otuz yıl kadar Nakşibendî-Hâlidî şeyhi İsmail Sirâceddin Şirvânî'nin türbesinin dibinde, yanındaki caminin imamı olarak yaşadı. Şirvan'dan Erzurum'a göçmüş bir ailenin çocuğu olarak 1264'te (1847-48) Erzurum'da doğmuş, gençliğinde Amasya'ya gelmiş ve 1321 Saferinde (Mayıs 1903) ölmüştür. Şirvânî'nin halifesi Mîr Hamza Nigârî'nin müridi ve şiir çevresinin bir parçasıydı; divanını kendisi bastırmış, bir nüshasını da Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a hediye etmiştir. Hüsameddin'in elindeki nüsha yandığı için Amasya Tarihi'nde ondan bir beyit bile yoktur. Bugün şiirlerinden yalnız ikisinin tam metni, Nigârî ile oğlu Sirâceddin'in ölümüne yazdığı iki tarih manzumesi, yayımlanmış bir makale aracılığıyla elimizdedir.

Hayatı

Hüsameddin'in sekizinci ciltteki Sebâtî Mehmed Efendi-Türbeli Hâfız maddesi, şairin hayatını Şirvan'daki aile kökünden başlatır:

Erzurumludur. Şirvân eyâletinde Şeki kazâsı dâhilinde Kutkaşın nâhiyesi halkından Abdulkerîm Efendi bin Hacı Mikâ'il mahdûmudur. Pederi Hacı Hamza Efendi'yle Şirvân'dan kalkıp Erzurum'da ikâmet etdikleri esnâda 1264'de doğdu. Orada tahsîl-i ulûm edib Amasya'ya geldi. Bu esnâda Şirvânî Hacı İsmâ'îl Efendi'nin türbesi, câmii ikmâl edilmiş olduğundan bu câmi-i şerîfin imâmı olarak kendisine tahsîs edilen türbe civârındaki hânede ikâmet etdi. Bu münâsebetle kendisine "Türbeli Hâfız" dendi. 1314'de Amasya mekteb-i idâdîsi Fârisî mu'alimi olup türbede kendi âleminde türbenin güzel sesli mü'ezzininin nagamât-ı latîfesiyle dem-güzâr oldu. Otuz yıl kadar bu âlem-i ferâgatte yaşayıp 1321 senesi saferinde vefât etdi. Âlim, halîm, şâir, edîb, natûk, gâyet latîf, şekl ü şemâli güzel, mükerrem bir zât idi. "Hâfız Sebâteddîn Mehmed Efendi" denirdi. Dîvân-ı eş'ârını bastırmış ve bir nüshasını da fakîre hediyyeten vermişti. Hayfâ ki yandığından eş'ârı nakl edilemedi. Mahdûmları Alî Hâver, Ahmed Tâhir Efendilerdir.

Sadeleştirilmiş biçimiyle: Erzurumludur. Şirvan eyaletinde Şeki kazasına bağlı Kutkaşın nahiyesi halkından Hacı Mikâil oğlu Abdülkerim Efendi'nin oğludur. Babası Hacı Hamza Efendi ile Şirvan'dan kalkıp Erzurum'da otururlarken 1264'te doğdu. Orada ilim öğrenip Amasya'ya geldi. O sırada Şirvânî Hacı İsmâil Efendi'nin türbesi ve camisi tamamlanmış olduğundan bu caminin imamı olarak kendisine ayrılan, türbenin yakınındaki evde oturdu. Bu yüzden ona "Türbeli Hâfız" dendi. 1314'te (1896-97) Amasya idadisinin Farsça öğretmeni oldu; türbede kendi âleminde, türbenin güzel sesli müezzininin hoş nağmeleriyle vakit geçirdi. Otuz yıl kadar bu dünyadan el etek çekmiş hayatı yaşayıp 1321 yılı Safer ayında öldü. Bilgili, yumuşak huylu, şair, edip, güzel konuşan, pek hoş, yüzü ve endamı güzel, cömert bir zattı. Ona "Hâfız Sebâteddîn Mehmed Efendi" denirdi. Şiirlerinin divanını bastırmış, bir nüshasını da bu fakire hediye etmişti. Ne yazık ki yandığı için şiirleri buraya aktarılamadı. Oğulları Ali Hâver ve Ahmed Tâhir Efendilerdir. Hüsameddin, Ali Hâver'in askerî tıbbiyeden doktor yüzbaşı olarak çıktığını, Yanya askerî hastanesinde doktorken 1334'te Yunanlıların Yanya'yı işgali sırasında öldüğünü de ekler.

Maddedeki aile adları birbirini tam tutmaz: Sebâtî önce "Hacı Mikâil oğlu Abdülkerim Efendi"nin oğlu olarak tanıtılır, ardından "pederi Hacı Hamza Efendi" ile Şirvan'dan göç ettiği söylenir. Abdülkerim ile Hacı Hamza'nın aynı kişi mi olduğu, yoksa ikinci cümlenin büyükbabayı mı kastettiği maddeden anlaşılmaz.

Türbedar ve Hoca

Sebâtî'nin otuz yıl imamlık ettiği cami ve türbe, Amasya'ya Şirvan'dan gelip yerleşen Nakşibendî-Hâlidî şeyhi İsmail Sirâceddin Şirvânî için oğlu Sadrazam Şirvânîzâde Mehmed Rüştü Paşa tarafından yaptırılmıştır. Metin Hakverdioğlu'nun aktardığı menkıbe kitabına göre Sebâtî kabrini, türbenin giriş kapısının on-on beş metre önüne sağlığında kazdırmış, mezar kazılırken evinin penceresinden seyretmiş ve o hastalıktan kalkamayıp kendi kazdırdığı mezara gömülmüştür. Osman Fevzi Olcay da Sofular Mahallesi üzerine hatıralarında türbenin çevresini "ünlü şairlerimizden Sebâtî Hocamız" ile oğlu Ali Hâver Bey'in oturduğu yer olarak anar.

1314'te Amasya idadisinin Farsça öğretmenliğine getirilmesi, onu Hüsameddin'in kendi Farsça hocası Şirvânîzâde Enver Ahmed Efendi ile aynı okulun kadrosunda buluşturur.

Nigârî'nin Müridi

Sebâtî'nin edebî kimliğini en iyi tanıtan kaynak, Mîrzâde Mustafa Fahreddin Ağabali'nin Nigârî için yazdığı Hümâ-yı Arş adlı menâkıbnamedir. Metin Hakverdioğlu 2016'daki makalesinde bu eserin Sebâtî'ye ayrılmış bölümünden uzun parçalar aktarır. Ağabali'ye göre Sebâtî Şeki kazasının Kurtkaşın kasabasında doğmuş, ailesiyle Erzurum'a göçmüş, orada birkaç yıl kaldıktan sonra Azerbaycan muhacirlerinin en çok yaşadığı şehir olan Amasya'ya gelmiştir. Orta boya yakın, dolgunca, ak ve sık sakallı, iri gözlü, gür kaşları gözlerinin üstüne dökülen, başı büyük, şakacı ve güler yüzlü biri olarak tarif edilir. Ağabali onun yüzünü kimseye ekşittiğini görmediğini, en üzgün anında bile "hay külhanî" sözünden başka bir söz söylemediğini kendi gözlemi olarak yazar.

Aynı kaynakta Sebâtî'nin bir kez şeyhinin gönlünü kırdığı, Nigârî'nin de ona "Seni bu bâbda rüsvâ-yı cihân ederdim / Lakin imdi seni İlhamî'ye kurban etdim" diye karşılık verdiği anlatılır. Ağabali'nin anlattığına göre İlhamî, Sebâtî'nin büyük kardeşidir; dindar, hoş sohbet ve meclislerin aranan bir adamıdır. Hakverdioğlu bu sözleri, Nigârî'nin Sebâtî'yi kardeşinin hatırı için bağışladığı biçiminde yorumlar. Menâkıbnamede Sebâtî'nin anlattığı bir sahne daha yer alır: Nigârî bir gün Şirvânî türbesine gelmiş, içeri girmeden semaverin yakılmasını istemiş, Sebâtî semaverin közü iki üç kez bittiği hâlde şeyhin çıkmadığını görünce türbeye girmiş ve onu şeyhinin sandukası karşısında terlemiş, ayakta dua ederken bulmuştur. Hakverdioğlu, Sebâtî'nin Nigârî'nin Hz. Hüseyin sevgisini paylaştığını, ancak şeyhinin divanındaki Muâviye ve Yezîd karşıtı sert beyitlerin benzerlerini kendi divanında hiç yazmadığını ileri sürer.

Kaynakların Durumu

Ölüm yılı iki kaynakta farklıdır: Hüsameddin 1321 Saferini (Mayıs 1903), Ağabali'nin menâkıbnamesi 1320'yi (1902-03) verir. Doğum yerinde de ayrılık vardır: Hüsameddin onu Erzurum'da doğmuş sayar, Ağabali Şeki'nin Kurtkaşın kasabasında doğduğunu ve ailesiyle sonradan Erzurum'a göçtüğünü yazar.

Şiiri

Hakverdioğlu 2022'deki makalesinde Sebâtî'yi "Şirvânlı şâirlerin Hamza Nigârî sonrasında en önemli temsilcisi" diye niteler, sesinin güzelliğiyle ünlendiğini ve mürettep, yani tertip edilmiş bir divanı olduğunu belirtir. Divan, Hüsameddin'in tanıklığına göre şairin sağlığında basılmıştır. Hakverdioğlu'nun aktardığına göre Nagehan Koç 2006'da Sakarya Üniversitesi'nde bu divanın çeviriyazılı metnini ve incelemesini yüksek lisans tezi olarak hazırlamış, A. Çalışkan da 2017'de Sebâtî ve Divanı'ndan Seçmeler adıyla bir seçki yayımlamıştır. Bu iki çalışma görülemedi; tezin kaydına da çevrim içi erişilemedi.

Hakverdioğlu, Sebâtî'nin gazel ve kasideden çok tarih manzumelerine yöneldiğini, Amasya'daki pek çok kitabede imzasının bulunduğunu ve bu yönelişte şeyhinin ölüm tarihini içinde saklayan bir beytinden etkilenmiş olabileceğini yazar. Kitabelerden hangilerinin Sebâtî'ye ait olduğu makalede tek tek gösterilmez. Makalede Koç'un tezinden alıntılanarak tam metniyle yayımlanan iki tarih manzumesi şunlardır:

  • Tarih 1 — Âh kim söndi sirâc-ı bezm-i irfân ey dirîġ: Nigârî'nin oğlu Sirâceddin'in, şiirde Sirâcî mahlasını kullanan gencin, 1291'deki ölümüne yazılmış on beyitlik mersiye-tarih.
  • Tarih 2 — İrtiḥâl itdi diriġâ ‘ârif-i bi-llahımız: şeyhi Nigârî (Seyyid Mîr Hamza)'nin 1303'teki ölümüne yazılmış yedi beyitlik tarih manzumesi.

Kronoloji

1264 (1847-48): Erzurum'da doğar.

Safer 1291 (Mart 1874): Nigârî'nin oğlu Sirâceddin ölür; Sebâtî ölümüne tarih düşürür.

1303 (1885-86): Mîr Hamza Nigârî ölür; Sebâtî ölümüne tarih düşürür.

1314 (1896-97): Amasya idadisinin Farsça öğretmeni olur.

Safer 1321 (Mayıs 1903): Amasya'da ölür ve Şirvânî türbesinin önüne gömülür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Metin Hakverdioğlu, "Mir Hamza Nigârî ve Süfyânîler", Alevilik Araştırmaları Dergisi, yıl 6, sayı 12, 2016, s. 115-137 (Sebâtî: s. 128-132; Ağabali'nin Hümâ-yı Arş'ından ve Nagehan Koç'un tezinden aktarımlarla).
  • Metin Hakverdioğlu, "Anadolu'yu Aydınlatan Şirvânîler ve Amasya'daki Şirvânî Şairler", Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (ASOBİD), Amasya Özel Sayısı, 2022, s. 129-155. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2588764
  • Nagehan Koç, Hâfız Mehmed Sebâtî Dîvânı'nın Transkripsiyonlu Metni ve İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006 (Hakverdioğlu'nun aktarımıyla; tez görülemedi).

Çevrimiçi kaynaklar