Amasya'nın eğitim tarihi, Danişmendli, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde kurulan medreselerle başlar ve yüzyıllar boyunca bu kurumların çevresinde şekillenir. Şehir, İslamî dönemde sahip olduğu ilim merkezi niteliği yüzünden Bağdâdü'r-Rûm ve Kubbetü'l-Ulemâ gibi adlarla anılmıştır. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ise medrese düzeni gerilemiş, yerini devletin açtığı yeni tip okullara bırakmaya başlamıştır. Bu geçişin ilk halkası, 1860'ların ortasında yıkılan bir medresenin arsasında açılan Amasya Rüştiyesi oldu. Onu 1882'den sonra kurulan Amasya Darülmuallimini ile 1890'ların ikinci yarısında rüştiyenin yükseltilmesiyle doğan Amasya Mekteb-i İdadisi izledi. Bu okulların devamı niteliğindeki öğretmen okulları, Amasya Lisesi ve yükseköğretim kurumları da bugünkü eğitim ağını oluşturdu.
Medreseden Yeni Okula
Amasya'da ilmî müesseselerin sayısı 1398 ile 1592 arasında en üst düzeye ulaşmıştır. Şehir Paşa sancağı olmaktan çıkıp Sivas eyaletine bağlanınca bir duraklama başlamış, 1800'den sonra gerileme belirginleşmiş ve çok sayıda ilim ve hayır kurumu harap olmuştur. Hüsameddin, medreselerin eskiden kırk, elli ve altmış dereceli olmak üzere üç kademede sıralandığını, bir müderrisin en az beşer yıl ders okutarak bir üst dereceye geçebildiğini anlatır. Ona göre bu düzen 1100 (1688-89) yıllarına kadar korunmuş, sonra müderrisliklerin babadan oğula geçmesi eski usulü bozmuş, ders ve fikir yerine merasim ve adet geçmiştir. Kayıtlar dönüşümün ölçeğini de gösterir. 1870 tarihli Sivas Salnamesi'ne göre şehirde yirmi yedi ilkokulda 718 Müslüman öğrenci okumaktaydı. Otuz bir medresede ise yirmi altı hatip, yirmi üç imam, kırk dört müderris ve 278 öğrenci bulunuyordu. Ermenilere ait bir sıbyan okulunda da 195 öğrenci eğitim görüyordu.
Medreseler yeni okullar açıldıktan sonra da bir süre varlığını sürdürdü. 1903 tarihli maarif salnamesine göre Amasya kazasında on dokuz medresede 530 talebe okuyordu, sancağın öteki kazalarından Köprü'de altı medresede 288, Gümüşhacıköy'de üç medresede 184 talebe vardı. Aynı kayıtlar Sivas vilayetinde tespit edilen on yedi kütüphaneden onunun Amasya sancağında bulunduğunu gösterir. Şehir merkezindeki Abdüllatif Efendi, Şeyh İsmail Efendi, Sultan Bayezid ve Pervane Bey kütüphaneleri bu listenin başında gelir. Bu tablo, medrese eğitiminin gerilediği yıllarda bile Amasya sancağının vilayet içinde kültür kurumları bakımından en donanımlı bölge olduğunu gösterir.
Amasya Rüştiyesi
Yeni tip okulların ilk adımı rüştiyelerle atıldı ve Amasya'da bu adım bir medresenin arsasında gerçekleşti. Sarachâne Camii'nin doğusunda, Yeşilırmak kıyısındaki Alaca Yahyâ Medresesi'ni Amasya emîri Şâdgeldi Paşa 775 (1373-74) dolaylarında yaptırmış, II. Bayezid'in Amasya valiliği sırasında lalası Alaca Yahyâ Bey 875'te (1470-71) yenileyip vakıflarını düzenlediği için medrese onun adıyla anılmıştı. On dokuzuncu yüzyılda müderrisliğe varis olarak gelen Bakırcızâde Hâfız Nûreddîn Mehmed Efendi kadılık mesleğinde bulunduğundan işi vekâletle yürütmüş, medrese terk edilmiş bir hâlde kalmıştı. Hüsameddin'e göre Amasya mutasarrıfı Ziyâ Paşa 1281'de (1864-65) medreseyi yıktırarak yerine "mükemmel, âlî bir Rüşdiye Mektebi" yaptırdı. Başka bir anlatımda yıkım tarihi 1864, yıkımı yaptıran makam da Maarif Nezareti olarak geçer. Mektebin açılışı ise Hüsameddin'in bir başka kaydına göre 1282 (1865-66) yılıdır.
Okulun ilk kadrosuna dair birkaç isim Hüsameddin'in biyografilerinde yer alır. Şehreküstü Mahallesi'nde evinde öğrencilere yazı öğreten, talik ve sülüste usta bir hattat olan Ahmed Kâmilî Efendi, 1282'de açılan rüştiyenin hat muallimi oldu. Taşra rüştiyelerinde bir birinci muallim ile bir hat muallimi bulunması, öğrencisi çok olan yerlerde bunlara ikinci bir muallim eklenmesi olağandı, Amasya'daki okul da bu düzenle işledi. Hüsameddin kendi ikinci muallimi olarak Şeyhzâde Hâfız eş-Şeyh Mehmed Ali Efendi'yi anar. Şirvânî Hacı Mustafa Efendi'nin oğlu Enver Ahmed Efendi ise 1298'de (1880-81) ölen babasının yerine rüştiyenin üçüncü muallimi oldu ve on altı yıl bu görevde kaldı. Aynı yıl rüştiye muallimlerinden Arhavili Osman Remzi Efendi, müderris olarak atandığı Kâşifiye Medresesi'nin onarımıyla da uğraşıyordu.
Hüsameddin'in kendi öğrenimi, okulun 1880'lerdeki işleyişini en yakından gösteren kayıttır. 1296'da (1878-79) Balcı Mektebi'nde Kur'an'ı ezberleyen tarihçi, 1300'de (1882-83) rüştiyeye girdi. Dört yıl boyunca Türkçe, Arapça, Farsça, tarih, coğrafya, geometri ve hesap okudu, hat dersleri aldı ve 1304'te (1886-87) hocası Arhavili Osman Remzi Efendi'nin ilgisiyle okulu birincilikle bitirdi. Üçüncü sınıftayken Abdüllatif Efendi Kütüphanesi'ne bitişik fetvahanenin üstündeki odada kalarak Enver Ahmed Efendi'den Sa'dî'nin Bostan'ını, Firdevsî'nin Şehnâme'sini ve Hâfız Divanı'nı okudu. Rüştiyeden yine birinci olarak çıkanlar arasında 1301'de mezun olan Erzurûmîzâde Hüsnü Yusuf Efendi ile 1302'de mezun olan kardeşi Emîn Ali Mehmed Efendi de vardır.
Rüştiye, Amasyalı gençlerin İstanbul'daki yüksek okullara açılan kapısıydı. Okula ilk açıldığı yıl kaydolan Hacı Es'ad Ağazâde Hamdi Mehmed Bey buradan İstanbul'a gidip Mekteb-i Hukuk'a girdi ve savcılık, istinaf mahkemesi ve mutasarrıflık görevlerine yükseldi. Desterecizâde lakabıyla tanınan bir başka öğrenci Erzurum askerî idadisine, Saçlızâde diye bilinen bir akranı ile Hikmetzâde Hilmi Mehmed Bey ise Kuleli askerî idadisine geçip Harbiye'yi bitirdi. Merzifonlu Emîroğlu Sâmî Mehmed Bey Amasya'da rüştiyeyi okuduktan sonra Mülkiye'yi bitirmiş, 1326'da (1910) Halep maarif müdürü olmuştu. Okulun hat derslerinden yetişenler arasında mahkeme kâtipliğine, maliye kalemine ve şer'iye mahkemelerine geçenler de çoktur.
Ziyâ Paşa'nın yaptırdığı bina, Hüsameddin'in ifadesiyle "otuz sene efkâr-ı memleketi tenvîre hâdim olup pek çok ezkiyâ yetişdirmiş" olduğu hâlde 1311 (1893-94) yangınında yandı ve on beş yıl kadar boş bir arsa olarak kaldı. Eşraftan Topçuzâde Hacı Halil Efendi ile kardeşi Münib Bey 1328'de (1910) büyük bir para harcayarak bu arsaya bir ibtidai mektebi, cami tarafına da bir fetvahane yaptırdılar ve eski okulun adını yaşattılar. Osman Fevzi Olcay, Sarachâne Çarşısı'nı anlatırken "meşhur Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu ve fakat daha sonra tahribata uğratılan Rüşdiye Mektebi"ni bu çarşının bir durağı olarak anar. Hüsameddin'e göre koca bir sancak merkezi için tek okulun yetmediği ancak 1300 (1882-83) yılında anlaşılmış ve üç ibtidai mektebi daha açılmıştı. Fransız yazar Vital Cuinet 1891'de şehre geldiğinde Müslümanlara ait okullara dair rakamlar vermiştir. Ancak aktardığı sayılar kendi içinde tutarsız göründüğü için kesin kabul edilmemelidir. 1892 tarihli Sivas Salnamesi de Amasya'da bir rüştiye ve dört ilkokulun açıldığını kaydeder. Yangından sonra rüştiyenin yerini idadi aldı, eski Kürd Mektebi'nin yerine de bir kız ibtidai mektebi açıldı.
Rüştiyeler sancağın kazalarına da yayıldı. Havza'da 1300'de açılan ibtidai mektebi 1312'de (1894-95) rüştiyeye çevrildi, Mecidözü'nde 1306'da yapılan ibtidai mektebi de aynı yıl rüştiye oldu. 1898-1903 yıllarına ait maarif salnamelerine göre Amasya sancağındaki rüştiyelerden Merzifon'unkinde seksen yedi ile yüz beş, Ladik'tekinde seksen altı ile yüz yirmi, Mecidözü'ndekinde kırk altı ile altmış bir arasında öğrenci okuyordu. Aynı listelerde Amasya merkezinde ayrı bir rüştiye görülmez. Bu durum, merkezdeki rüştiyenin bu yıllarda idadiye dönüştürülmüş olmasıyla uyumludur.
Yenilik yalnızca devletten gelmedi. 1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra şehirde iki mektep daha açıldı. Zileli Hasan Efendi biri Tatar mahallesinde, öteki Sultan Bayezid Camii avlusunda olmak üzere iki mektep yaptırdı. Topçuzâde Halil Efendi ile kardeşinin eski rüştiyenin yerine yaptırdığı mektep de bu yıllara aittir, İttihat ve Terakkî Kulübü de Kazancı mahallesinde Ravza-yı İttihat adlı bir mektep açtı. Yumuk Osmanzâde Mehmed Hamdi Efendi Sultan Bayezid Camii avlusunda bir kütüphane yaptırarak okuma kültürünün yayılmasına katkıda bulundu. Aynı yıllarda şehirde yabancı okullar da faaliyet gösteriyordu. Ermenilere ait Bartevian Koleji'nin yanında 1883'te bir Fransız cemiyeti kilise ve mektep açmış, 1892'de Müslüman ailelerin çocuklarını bu okullara yazdırması yasaklanmıştır. Sancağın en büyük yabancı okulu ise Merzifon'daki Amerikan Koleji'ydi. Hüsameddin okulun 1300'de rüştiye ve idadi derecesinde bir programla açıldığını, içinde bir sanat atölyesi ve bir hastane bulunduğunu yazar. Maarif salnameleri ise kuruluş yılını 1280 olarak verir ve okulda 310 erkek, 200 kız öğrenci gösterir.
Osmanlı'da Öğretmen Okulları
Öğretmen yetiştirmek için özel okul açma fikri Tanzimat dönemine rastlar. Daha önce müderrisler medreselerde yetişiyor, Fâtih Sultan Mehmed döneminde ise sıbyan mekteplerine öğretmen hazırlamak için Ayasofya ve Eyüp medreselerinde pedagojik formasyon dersleri içeren özel bir program uygulanıyordu. Bu uygulama sonraki dönemlerde sürdürülmemiştir. II. Mahmud'un son yıllarında açılan rüştiye mekteplerinin öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere 16 Mart 1848'de İstanbul'un Fatih semtinde Dârülmuallimîn açıldı. Üç yıllık olan okulun başına sonradan Cevdet Paşa adını alacak Ahmed Cevdet Efendi getirildi. Onun hazırladığı nizamname 1850'lerin başında okulun kurumsal çerçevesini çizdi ve mektebe kabul şartlarını, okutulacak dersleri, mezunların durumunu düzenledi.
İlköğretimin öğretmenleri için ayrı bir yol izlendi. Sıbyan mekteplerinin Maarif Nezareti'ne bağlanmasından sonra 1868'de, iki yıllık Dârülmuallimîn-i Sıbyân açıldı. Bu okul bugünkü sınıf öğretmenliğinin temeli sayılır. Birkaç yıl sonra kapanan okul 1872'de yeniden açıldı. 1869 tarihli Maârif-i Umûmiyye Nizamnâmesi öğretmen yetiştiren kurumları bir çatı altında toplamayı hedeflemişti. İstanbul'daki Büyük Dârülmuallimîn bu plana göre rüştiye, idadi ve sultânî şubeleriyle kurulacaktı. İdadi şubesi ancak 1870'li yıllarda açılabildi, sultânî şubesi ise hiç açılmadı. Kız öğretmen yetiştirmek üzere 1870'te Dârülmuallimât kuruldu.
Taşrada öğretmen okulu açma girişimleri 1872'den itibaren görülür. Bosna'da 1873'te, Girit ve Konya'da 1874-1875'te dârülmuallimîn faaliyete geçmişti. II. Abdülhamid döneminde bu okulların sayısı arttı. 1882'den itibaren Kosova, Sivas, Amasya, Bursa, Selânik, Aydın, Halep, Ma'mûretülazîz, Van ve Musul vilayet merkezlerinde dârülmuallimînler açılmaya devam etti. Taşra dârülmuallimînleri genellikle iki yıllıktı ve çoğunlukla sıbyan şubesini barındırıyordu. Rüştiye şubesi açılması nadir görülen bir durumdu. 1905-1906 öğretim yılında ülkedeki dârülmuallimîn sayısı otuz altıya yükseldi. Bu okulların masrafları genellikle merkezden karşılanıyor, yerel imkânlardan da yararlanılıyordu. Bazı yerlerde eski medrese binalarından, müderrislerden ve öğrencilerinden faydalanılarak medrese-i muallimîn adıyla okullar açılmaya çalışıldı.
Amasya Darülmuallimini
Amasya Darülmuallimini, 1882'den sonra açılan taşra öğretmen okullarından biridir. Sivas, Bursa, Selânik ve Aydın gibi merkezlerle birlikte anılan okul, bölgeye öğretmen yetiştirmenin ilk düzenli adımı oldu. Okulun kuruluşuna ilişkin elimizdeki bilgiler bunlarla sınırlıdır. Binasına, kuruluş irade tarihine, ilk müdürüne ve mezun sayılarına dair doğrulanmış bir ayrıntıya ulaşılamamıştır. Taşra dârülmuallimînlerinin genel yapısı bilindiği için işleyişi hakkında dolaylı bir fikir edinmek mümkündür. Eğitim iki yıl sürüyor, öğrenciler genellikle yeni usûl okutulan ilk mekteplerde görev alacak biçimde yetiştiriliyordu.
Okulun sürekliliği de belirsizdir. 1898-1903 yıllarına ait maarif salnamelerinde Sivas vilayetinde yalnızca bir dârülmuallimîn bulunur ve bu okul Sivas'tadır. Burada da kadro bir müdür ile bir muallimden ibaretti, öğrenci sayısı 1898'de dokuz, 1903'te yirmi bir kişiydi. Amasya'daki okulun bu yıllarda salnamelere girmemesi, 1882'den sonra açılan kurumun kısa ömürlü olduğunu ya da sonradan yeniden kurulduğunu düşündürür, ancak bu konuda doğrudan bir belgeye rastlanmamıştır. Okulun Meşrutiyet yıllarında çalıştığı ise kesindir. Osman Fevzi Olcay'ın 1954'te kendi kaleme aldığı hâl tercümesine göre Olcay, idadiyi bitirip bir yıl İstanbul'da matematik okuduktan sonra Amasya'ya döndü, Mehmet Paşa Camii'nde medrese derslerine devam ederken 1327 (1911-12) yılında Amasya Darülmuallimini'ne kaydolarak buradan da bir belge aldı. Olcay daha sonra Amasya'daki bütün okulların hüsn-i hat muallimliğini üstlendi.
Taşra dârülmuallimînleri için 1890'lı yıllarda ortak bir ders programı hazırlandı. Dârülmuallimîn mezunu olmayan taşra öğretmenleri bir süre bu şubelere devam ederek eksiklerini tamamlıyordu. Yine de eleman yetersizliği yüzünden umulan sonuç alınamadı. 1913'te yürürlüğe giren Tedrîsât-ı İbtidâiyye Kanûn-ı Muvakkati ile her vilayette bir öğretmen okulu açılması benimsendi, ancak bunların yönetimi ve bütçesi yerel idarelere bırakıldı. 1915'te çıkarılan Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimât Nizamnâmesi'nin ardından savaş yıllarının güçlükleri de eklenince bu okullara olan rağbet azaldı. Giderler ve öğretmen maaşları vilayet bütçelerinden karşılanamadı. Millî Mücadele yıllarında koşullar ağırlaştı, Mondros Mütarekesi'nden sonra çoğu ülke sınırları dışında kalan taşra dârülmuallimînleri kendiliğinden kapandı. Amasya'daki okulun bu süreçte ne zaman ve nasıl sona erdiğine dair doğrulanmış bir kayda ulaşılamamıştır.
1922'de Amasya'daki ilk mekteplerde 114 muallim görev yapıyordu. Bunlardan yedisi dârülmuallim, yedisi muallimlik diplomasına sahipti. Dört kişi orta mektep, yirmi dokuz kişi ilk mektep, on bir kişi medrese mezunuydu. Sekiz kişi başka kaynaklardan yetişmişti, dokuz kişi ise ehliyetnamesiz çalışıyordu. Bu tablo, dârülmuallim mezunlarının şehirdeki öğretmen kadrosunun yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu gösterir. 1923-1924 ders yılı başında İstanbul dahil Türkiye'de on üç öğretmen okulu bulunuyordu. 8 Nisan 1923'te yürürlüğe giren 326 sayılı kanunla aynı yılın eylülünden itibaren bütün okulların masraf ve maaşları Maarif Vekâleti bütçesine alındı. Cumhuriyet döneminde bu okullar önce Muallim Mektebi, ardından Öğretmen Okulu adını aldı.
Amasya Mekteb-i İdadisi
İdadi mektepleri rüştiyeden sonra gelen ve yüksek öğrenime hazırlayan orta dereceli okullardı. Amasya'da bu kademenin kurumu Amasya Mekteb-i İdadisi oldu ve doğrudan rüştiyenin içinden çıktı. Okulun kuruluş yılı kaynaklarda farklı verilir. Bugünkü Amasya Lisesi kendi tarihini 1895'ten başlatır. Hüsameddin'in biyografilerinde rüştiye mektebinin 1314 (1896-97) yılında idadi derecesine çıkarıldığı, Enver Ahmed Efendi'nin de bu sırada Fars edebiyatı muallimi olduğu yazılıdır. Aynı yıl Erzurumlu Türbeli Hâfız Sebâtî Mehmed Efendi de idadinin Farsça muallimliğine getirildi. Hüsameddin'in şehrin ilim kurumlarını toplu olarak anlattığı bölümde ise idadinin 1315 (1897-98) yılında Beyler Sarayı'nın yerinde açıldığı, öğrencilerinin eski rüştiyeden geldiği belirtilir. Üç tarih arasındaki fark, idadi kararının alınması, öğretimin rüştiye kadrosuyla başlaması ve yeni binaya geçilmesi arasındaki süreden kaynaklanıyor olabilir. Okul ikinci sınıf idadi olarak açılmış, Maarif Nezareti 1330'un başlarında (1912) onu birinci sınıfa yükseltmiştir.
Arşiv belgelerine dayanan bir çalışma da idadi binasının eski Beyler Sarayı mevkiinde inşa edildiğini gösterir. Bina yaklaşık kare planlıdır ve ortasındaki iç avluda dört cepheli bir şadırvan bulunur. Sivas Vilayeti Salnamesi'nde yapının fotoğrafları yer alır, bu görüntüler binanın dönemindeki görünümünü bugüne ulaştırır. Olcay da okulu "Amasya Saraydüzü'ndeki İdadi Mektebi" diye anar, binanın önünde bir jandarma karakolu kulübesi bulunduğunu not eder. Mimarinin ayrıntılarına dair daha fazla bilgiye, çalışmanın tam metnine ulaşılamadığı için burada yer verilmemiştir.
Maarif salnameleri okulun ilk yıllarına dair sayılar verir. Sivas vilayetinde on dokuzuncu yüzyılın sonunda Sivas, Amasya ve Tokat'ta olmak üzere üç idadi vardı. Amasya Mekteb-i İdadisi'nde 1898'de 91, 1899'da 72, 1900'de 111, 1901'de 121 ve 1903'te 97 öğrenci okuyordu. Okul yalnızca Müslümanlara açık değildi, 1903'te öğrencilerinden dokuzu gayrimüslimdi. Gayrimüslimlerin bu okullara ilgisinin az olması, vilayette kendi cemaat okullarının çokluğuyla açıklanır. 1898-1903 salnamelerine göre Amasya kazasında gayrimüslimlere ait bir rüştiye ile on ibtidai mektebi bulunuyordu.
İdadi programlarında genel olarak matematik, coğrafya, tarih, edebiyat ve yabancı dil gibi derslere yer veriliyordu. Bu yönüyle medrese eğitiminden belirgin biçimde ayrılıyordu. Salnamelerdeki ders cetvellerine göre vilayetin üç idadisinde ortak olarak hendese, usûl-i defterî, coğrafya, ahlak, dinî ilimler, hesap, Fransızca, Türkçe, resim, hat ve Farsça okutuluyordu. Bu idadilerde müdür ve müdür muavinlerinin yanında geniş bir muallim kadrosu görev yapıyordu. Olcay okulun müdürünü "İdadi Mektebi Müdürü merhum Osman Remzi üstadımız" diye anar. Hüsameddin'in rüştiyedeki hocası olarak andığı Arhavili Osman Remzi Efendi ile aynı adı taşıyan bu müdürün aynı kişi olması güçlü bir ihtimaldir, ancak iki kayıt birbirine açıkça bağlanmamıştır.
Öğrenciler ve Mezunlar
Olcay'ın hatıraları, idadinin Meşrutiyet'e yakın yıllarındaki sınıflarını adlarıyla tanıtan nadir bir kaynaktır. Olcay ilköğrenimini Mehmet Paşa Mahallesi'ndeki Çukurkonak İlk Mektebi'nde başlamış, Çevikçe Mektebi'nde bitirmiş, ardından Saraydüzü İdadisi'ne kaydolup okulu pekiyi dereceyle tamamlamıştı. Sınıf arkadaşlarını öğrenci numaralarıyla hatırlar. 12 numaralı Hamamcı Hakkı Efendi oğlu Mehmet Hilmi, 22 numaralı Mehmet Alioğlu Şerafeddin, 4 numaralı Ahmet Emri, 58 numaralı Sabri ve 17 numaralı Karabacak Mehmet Ali ile Belediye Reisi Musa Efendi'nin oğlu Ali Rıza aynı sınıftaydı, Olcay'ın kendi numarası 95'ti. Müftü Abdurrahman Kâmil Efendi'nin oğullarından Sabri Efendi bir yıl önce mezun olmuştu. Bektaşzâde Ahmed ve Nuri Efendiler, Saatçi Yusuf Efendi'nin oğlu Nail, Telgrafçı Hasan Efendi'nin oğlu Hasip ve 86 numaralı Poli onun sınıfındaydı. Adından gayrimüslim olduğu tahmin edilen Poli'nin bu listede yer alması, salnamelerin idadide gösterdiği gayrimüslim öğrencilerle örtüşür.
İdadi mezunları kısa sürede devlet hizmetinde yer aldı. Amasya Kocacık Mahallesi'nde doğan Hacı İsa Efendizâde Es'ad Ahmed Bey okuldan şahadetnameyle çıkıp İstanbul'a gitti, Mülkiye'yi en yüksek dereceyle bitirdi, kaymakamlıklardan sonra Lazistan sancağı mutasarrıfı oldu. Kuvâ-yı Milliye teşkilatındaki hizmeti nedeniyle 1341'de (1923) Amasya mebusu seçildi, 1345 ve 1349 seçimlerinde de bu görevi sürdürdü. Saatçi Yusuf Efendi'nin oğlu Nail ise Askerî Tıbbiye'den doktor olarak çıktı. Olcay idadiden yalnızca mezun olmadı, sonradan aynı okulda ders de verdi. Balkan Savaşı'nda komutanı olan paşanın büyük oğlu Turgut'un "İdadi Okulunda öğrencilerimdendi" diyerek kendi öğrencisi olduğunu kaydeder.
İdadinin birinci sınıfa yükseltildiği 1912'de şehirdeki ibtidai mekteplerinin sayısı üçten altıya çıkarıldı ve tek kız mektebi yetmediği için Üçler Mahallesi'nde ikincisi açıldı. Bir ansiklopedi maddesi bu bilgiyi idadi sayısının altıya çıkması biçiminde aktarır, oysa Hüsameddin'in metninde altıya çıkarılan ibtidai mektepleridir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehrin ortaöğretimi sürekli değişim geçirdi. 1920'de bir lise, bir dârülhilafe ve bir idadiden oluşan üç orta mektep, 1921'de bir sultânî, bir dârülhilafe ve üç orta mektep kayıtlıdır. 1923'te bir sultânî, bir idadi ve bir dârülhilafe olmak üzere yine üç orta mektep sayılır. 1924'te sultânîlerden liselere çevrilen okullarda Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı. Merkez vilayet lisesinde o yıllarda müdür dahil on üç öğretmen görev yapıyordu.
Amasya Lisesi
Bugünkü Amasya Lisesi, Amasya Mekteb-i İdadisi'nin devamıdır. İdadi olarak hizmet veren okul, 1926'dan itibaren Amasya Ortaokulu adıyla eğitim verdi. Lise kısmı 1954-1955 öğretim yılında açıldı ve müdürlüğüne Emin Çakıroğlu getirildi. Ortaokul kısmı 1993-1994 öğretim yılından başlayarak kademeli olarak kaldırıldı. Okul 2008-2009 öğretim yılından itibaren adını koruyarak Anadolu Lisesi'ne dönüştü. Halen kullanılan binaya 2011-2012 öğretim yılının yarıyıl tatilinde taşınıldı. Okulun kendi kayıtlarına göre bugüne kadar, birçoğu yurt içinde ve yurt dışında tanınmış, yirmi binin üzerinde mezun vermiştir.
Cumhuriyet Döneminde Okul Ağı
Kurtuluş Savaşı yıllarında şehirde eğitim aksamış, ilk mekteplerdeki muallim sayısı 1923'teki 125'ten 1927'de seksen sekize düşmüştü. Harf inkılabından sonra yeni harflerle okuma yazma seferberliği başlatıldı ve eğitmenler görevlendirildi. 24 Kasım 1928 tarihli Millet Mektepleri Teşkilatı Talimnamesi, yeni harflerle okuma yazma bilmeyen ve on dört ile kırk beş yaş arasındaki kişileri mahallelerde açılan millet mekteplerine devama zorunlu tuttu.
İlkokul ağı bu dönemde genişledi. 1925'te kız mektebi olarak açılan Kılıcaslan Mektebi üç yıl sonra Kılıcaslan İlk Mektebi adını aldı ve ilk müdürü İsmet Şâkir oldu. Binası bir dönem Amasya Üniversitesi Rektörlüğü, bir süre Amasya Valiliği, son dönemde de Halk Eğitim Merkezi olarak kullanıldı. Amasya Lisesi kadar eski olan Yeşilırmak İlkokulu 1906'da kurulmuş, ilk müdürlüğünü Ethem Hoca yapmıştır. Plevne İlkokulu 1927'de, Üçler İlkokulu 1928'de açıldı. 1947'de Atatürk İlkokulu, 1958'de Yavuz Selim İlkokulu, 1959'da Bayezid ve Ziyâ Paşa ilkokulları, 1960'ta Mehmetçik, 1961'de Hürriyet, 1965'te Yazıbağları ilkokulları hizmete girdi.
Mesleki eğitim ve kadın eğitimi de aynı dönemde gelişti. Amasya Kız Enstitüsü 1943'te Akşam Kız Sanat Okulu olarak açıldı, 1957'den itibaren enstitü oldu ve ilk müdürü Nuran Tohumcu'dur. Erkek Sanat Enstitüsü 1947'de Orta Sanat Okulu adıyla eğitime başladı, ilk müdürlüğüne Hamdi Ciritlioğlu getirildi. 1961-1962 öğretim yılında Amasya Kız Öğretmen Okulu faaliyete geçti. Üç yıllık olan okulun ilk müdürü Kemal Uğur'dur ve okul 1965'te doksan beş mezun verdi. 2003'te Amasya'da dokuz genel lise, üç anadolu lisesi, bir fen lisesi, bir anadolu öğretmen lisesi ve on dokuz meslek lisesi olmak üzere toplam otuz üç lisede 14.137 öğrenci eğitim görüyordu.
Yükseköğretime Geçiş
1973 tarihli 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, hangi kademede olursa olsun öğretmen adaylarına yükseköğrenim şartı getirdi. Bunun üzerine 1974'ten itibaren iki yıllık eğitim enstitüleri kurulmaya başlandı. Amasya Eğitim Enstitüsü 1974-1975 öğretim yılında Amasya Kız Öğretmen Okulu'nun binalarında, aynı okulun idaresi ve öğretim elemanlarıyla öğretime açıldı. Açıldığında 38 öğrencisi ve 17 öğretim elemanı vardı. 1975-1980 arasında öğretim elemanı eksikliği, siyasi olaylar ve baskılar öğretmen yetiştirme politikasını yeniden şekillendirdi. Enstitü 1978 Mart'ında eğitime süresiz ara verdi, aynı yılın yazında "Hızlı Eğitim" adıyla yeniden açıldı ve 1979 Aralık'ında tekrar ara verdi. 1980 başında "Uzaktan Eğitim Programı" adıyla öğretime başlayan kurum, aynı yılın Eylül ayında kapandı. 1981'de ülkedeki enstitü sayısı on yediye indirildi. 1981-1982'de eğitime devam eden bu enstitülerden biri, 28 öğrencisiyle Amasya'dır. Kurum 1974-1982 arasında 1396 mezun vermiştir. 1975'te açılan Meslek Yüksekokulu da şehrin yükseköğretim birikimine katıldı.
Öğretmen yetiştirme sorumluluğu 1982'de üniversitelere geçti. 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile enstitü, iki yıllık ön lisans eğitimi veren Amasya Eğitim Yüksekokulu adıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne bağlandı. 1989'da alınan bir YÖK kararıyla öğretmenlerin en az lisans öğrenimi görmesi öngörüldü ve okul 1990-1991 öğretim yılından itibaren dört yıllık lisans düzeyine çıkarıldı. 2 Temmuz 1992 tarihli ve 3836 sayılı kanun, 1992-1993 öğretim yılından itibaren yüksekokulu Amasya Eğitim Fakültesi'ne dönüştürdü. 1993-1994'ten itibaren fizik, kimya, biyoloji, Türk dili ve edebiyatı, matematik ve tarih öğretmenliği programları açıldı. 1997'de sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitime geçilmesi yeni bir yapılanmayı gerektirdi ve 1998-1999'dan itibaren beden eğitimi, bilgisayar ve öğretim teknolojileri, eğitim bilimleri, ilköğretim, Türkçe eğitimi ve yabancı diller eğitimi bölümleri kuruldu.
Amasya Üniversitesi, 1 Mart 2006 tarihli ve 5467 sayılı kanunla kuruldu, kanun 17 Mart 2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Kurucu rektör Zafer Eren oldu. Eğitim Fakültesi bu çatı altında Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi adıyla çalışmayı sürdürdü. 2008-2009'dan itibaren bilgisayar ve öğretim teknolojileri ile rehberlik ve psikolojik danışmanlık, 2012-2013'ten itibaren de İngilizce öğretmenliği programları açıldı. 2023'te üniversite rektörlüğünü Süleyman Elmacı yürütüyordu. Eğitim, Tıp, Sağlık Bilimleri, Fen-Edebiyat, Mühendislik, Mimarlık ve İlahiyat fakülteleri, Merzifon İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve ilçelerdeki sekiz yüksekokul hizmet veriyordu. Aynı yıl şehirde Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne bağlı yirmi iki, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı otuz, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü'ne bağlı on altı ve Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı yirmi okul ile Temel Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı 203 okul bulunuyordu.
Kronoloji
1848: İstanbul'da, Fatih'te Dârülmuallimîn açıldı.
1864-1865: Ziyâ Paşa Alaca Yahyâ Medresesi'ni yıktırarak yerine rüştiye binası yaptırdı (başka bir anlatımda 1864).
1865-1866: Amasya Rüştiyesi öğretime açıldı.
1882: Taşra dârülmuallimînlerinin açılışı başladı, Amasya Darülmuallimini bu dönemde kuruldu. Aynı yıl (1300) şehirde üç ibtidai mektebi daha açıldı.
1886-1887: Hüseyin Hüsameddin rüştiyeyi birincilikle bitirdi.
1893-1894: Rüştiye binası 1311 yangınında yandı.
1895: Amasya Lisesi'nin kendi tarihçesine göre Amasya Mekteb-i İdadisi kuruldu.
1896-1897: Hüsameddin'e göre rüştiye idadi derecesine çıkarıldı.
1897-1898: İdadi, Beyler Sarayı'nın yerinde açıldı (1315).
1898-1903: Maarif salnamelerine göre idadide 72 ile 121 arasında öğrenci okudu.
1910: Topçuzâde Halil Efendi ile Münib Bey eski rüştiye arsasına ibtidai mektebi yaptırdı.
1911-1912: Osman Fevzi Olcay Amasya Darülmuallimini'ne kaydoldu.
1912: İdadi birinci sınıf idadiye yükseltildi, ibtidai mekteplerinin sayısı altıya çıktı.
1926: İdadi, Amasya Ortaokulu adıyla devam etti.
1954-1955: Lise kısmı açıldı.
1974-1975: Amasya Eğitim Enstitüsü öğretime başladı.
1982: Enstitü, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne bağlı Eğitim Yüksekokulu oldu.
1992: Yüksekokul, Eğitim Fakültesi'ne dönüştü (3836 sayılı kanun).
2006: Amasya Üniversitesi kuruldu (5467 sayılı kanun).
2011-2012: Amasya Lisesi bugünkü binasına taşındı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 272–274 (e-kitap s. 165). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page165.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 306 (e-kitap s. 175). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page175.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 315–316 (e-kitap s. 178). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page178.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 316 (e-kitap s. 179). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page179.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 335 (e-kitap s. 185). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page185.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 366–367 (e-kitap s. 195). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page195.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 391–392 (e-kitap s. 203). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page203.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 404 (e-kitap s. 207). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page207.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 759 (e-kitap s. 236). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page236.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 91–92 (e-kitap s. 293). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page293.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 188–190 (e-kitap s. 322). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page322.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 337 (e-kitap s. 367). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page367.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 344 (e-kitap s. 369). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page369.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 76–77 (e-kitap s. 500). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page500.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 555–556 (e-kitap s. 643). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page643.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 186 (e-kitap s. 64). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page64.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 224 (e-kitap s. 74). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page74.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 244 (e-kitap s. 80). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page80.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 199–202 (e-kitap s. 251). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page251.html
- Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları: Bildiklerim-Gördüklerim-İşittiklerim ile Amasya, sad. Turan Böcekçi, Mehmet H. Seçkiner, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2009, s. 36, 43–45, 52, 54–55 (hâl tercümesi; Mehmet Paşa, Gümüşlü ve Sarachâne bölümleri). egitim.amasya.edu.tr
- "Arşiv Belgeleri Işığında Amasya Mülkiye İdadi Mektebi Binası", araştırma makalesi.
Akademik çalışmalar
- Togay Seçkin Birbudak, "Sâlnâmelere Göre Sivas Vilayeti'nde Eğitim-Öğretim (1898–1903)", Kastamonu Eğitim Dergisi, 15(1), 2007, s. 303–316. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kefdergi/article/626726
- Cemil Öztürk, "Dârülmuallimîn", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 8, İstanbul 1993, s. 551–552. https://islamansiklopedisi.org.tr/darulmuallimin
Resmî kaynaklar
- Amasya Lisesi, "Tarihimiz" ve "Okulumuz Hakkında". https://amasyalisesi.meb.k12.tr/icerikler/tarihimiz_224510.html
Kitaplar
- İlim Heyeti, "Dârülmuallimîn", Türk Maarif Ansiklopedisi. https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/darulmuallimin
- Yılmaz Karadeniz, "Amasya", Türk Maarif Ansiklopedisi, 2022. https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/amasya
Diğer kaynaklar
- Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi, "Tarihçe". https://egitim.amasya.edu.tr/tarihce
Çevrimiçi kaynaklar









