Şehzade Ahmed'in hikâyesi Yenişehir Ovası'nda biter, ama ailesinin hikâyesi orada bitmez. Otuz yıla yakın Amasya sancakbeyliği yapan şehzadenin çocukları, babalarının yenilgisinin bedelini farklı coğrafyalarda ödediler: biri Amasya'da öldürüldü, biri İran'a sığındı, ikisi Mısır'da veba salgınında can verdi, en küçüğü ise Memlûk ordusunda amcasına karşı savaştıktan sonra Kahire'de boğduruldu. Ahmed'in kendi hayatı ayrı bir biyografide anlatılıyor; burada ona yalnızca oğullarını anlamaya yetecek kadar yer veriliyor. Şehzade Murad da ayrı bir yazının konusudur ve kısaca anılıyor. Ağırlık, kaynaklarda en az yer tutan iki oğulda, Osman ve Kasım'dadır.
Ahmed'in Oğulları
II. Bayezid'in büyük oğlu Ahmed'in çocuklarının sayısı ve adları kaynaktan kaynağa değişir. Genel kabule göre en az yedi oğlu ve dört kızı vardı. Oğulların adları Süleyman, Alaeddin, Osman, Murad, Ali, Mehmed ve Kasım olarak sıralanır; Ali ile Mehmed'in 1499 ve 1500 doğumlu oldukları ve 1513'te öldürüldükleri yazılsa da bu iki ad bağımsız bir kaynakla doğrulanamamıştır. Ahmed'in eşleri arasında Sittişah Hatun, Gülçiçek Hatun, Bülbül Hatun ve Feraşad Hatun anılır. Osman'ın annesinin Sittişah Hatun olduğu bilinir; öteki çocukların annelerini kesin biçimde ayırmak mümkün olmamıştır.
Oğulların bir bölümü 1509'dan sonra babalarının çevresindeki küçük sancaklarda görev aldı. Kaynaklara göre Osman 1509-1513 arasında Osmancık'ta, Alaeddin Bolu'da, Süleyman ise Çorum çevresinde bulundu. Büyük oğul Murad 1495'te Amasya'da doğmuştu ve Ahmed tahta çıkma daveti üzerine İstanbul'a doğru yola çıktığında şehirde babasının vekili olarak bırakıldı. Padişah oğullarına ayrılan bir sancağa bir torunun getirilmesi, Amasya sancakbeyleri arasında dikkat çeken bir istisnadır. Şehzade sarayında büyüyen bu çocuklar, sancağın bir idare mektebi sayıldığı düzende babalarının yükselişine bağlı bir gelecek bekliyorlardı; yükseliş gerçekleşmeyince o gelecek de ortadan kalktı.
Taht Mücadelesinin Seyri
Oğulların kaderini anlamak için babanın son iki yılına kısaca bakmak gerekir. Bayezid yaşlandıkça tahtı en çok sevdiği büyük oğlu Ahmed'e bırakmak istedi; ancak askerî çevreler padişahın sağlığında kimsenin tahta geçirilmesini kabul etmedi ve asıl destek Selim'den yana oldu. Selim, Bayezid'in tahttan çekilmesiyle Nisan 1512'de İstanbul'da padişah oldu. Ahmed bu sonucu tanımadı, Konya'da hükümdar gibi davrandı ve oğullarını iki yöne gönderdi: Alaeddin'i Bursa'yı ele geçirmeye, Murad'ı ise Safevî hükümdarı Şah İsmail'in yanına. Alaeddin Bursa'da babası adına hutbe okuttu, fakat Haziran 1512'de Bursa halkı yeni padişahtan yardım isteyince şehri bırakıp kaçtı.
Selim kışı Bursa'da geçirdi ve bu sırada hanedan içindeki rakiplerini ortadan kaldırmaya girişti. Önce kardeşi Korkut'u, kendi paşalarının ağzından yazılmış mektuplarla isyana çekerek, Mart 1513 civarında Kapıcıbaşı Sinan Ağa'ya boğdurdu. Sıra Ahmed'e geldi. Selim'in paşalarının kendi saflarına geçeceğini bildiren mektuplara inanan Ahmed, 24 Nisan 1513'te Yenişehir'de Selim'in düzenli ve ateşli silahlı ordusuyla karşılaştı. Kaynaklar ordu büyüklüklerinde uyuşmaz; bir anlatı Ahmed için 20.000-30.000, Selim için 8.000-10.000 kişi verir. Ahmed yenildi, yakalandı ve yay kirişiyle boğdurularak öldürüldü. Cenazesi Bursa'daki Muradiye Külliyesi'ne defnedildi.
Şehzade Osman
Osman, Ahmed'in oğulları arasında Amasya'yla bağı en açık biçimde anılan şehzadedir. Annesi Sittişah Hatun'dur; 1509-1513 arasında Osmancık sancağında bulunduğu yazılır. Babası Konya'ya çekilip Selim'e karşı hazırlık yaparken Amasya'da Safevî halifelerine bağlı Nur Ali'nin kuvvetleri Tokat ve Sivas yöresinde dolaşıyor, Selim'in casus raporlarına yansıyan baskı ve vergi şikâyetleri dile getiriliyordu. Bu raporlar Ahmed ailesine karşı yazılmıştır ve tarafsız bir gözlem sayılmaz. Kimi anlatılarda Osman da babasının Amasya'daki vekili olarak anılır; bu, Murad'ın vekilliğiyle birlikte düşünüldüğünde, şehirde yetki devrinin aile içinde kimde toplandığının tam olarak belirlenemediğini gösterir.
Osman'ın ölümü kaynaklarda iki farklı biçimde anlatılır. Birinci anlatıya göre Osman babasıyla birlikte Yenişehir Muharebesi'nde bulundu, yenilgiden sonra babasıyla birlikte yakalandı ve Sinan Ağa tarafından yay kirişiyle boğuldu; ölüm tarihi olarak 24 Nisan 1513 verilir. İkinci anlatıya göre ise Osman Amasya'da kalmıştı ve Selim'in emriyle şehirde öldürüldü; bu görüşü benimseyen yayınlar tarihi 14 Nisan 1513 olarak yazar. Çelişki kesinleştirilememiştir, ancak iki anlatı da Osman'ı Amasya'ya bağlar. Cenazesinin Amasya'daki Sultan Bayezid Camii'ne gömüldüğü yazılır; babası Bursa'da, kardeşleri Mısır'da ve İran'da yatarken Osman'ın büyükbabasının yaptırdığı caminin yanında toprağa verilmesi, ailenin dağılan mezarları arasında Amasya'da kalan tek kabir olması bakımından dikkat çeker.
Osman hakkında kaynaklarda bilgi sınırlıdır. Bilinenler babasının yanında yer aldığı ve onun yenilgisinin ilk bedelini ödeyenler arasında bulunduğudur. Selim'in hanedan siyaseti açık bir çizgi izliyordu: Şehinşah, Mahmud ve Âlemşah'ın oğullarını ortadan kaldırmış, ardından Ahmed'in soyuna yönelmişti. Haldun Eroğlu'nun aktardığına göre Selim'in öldürttüğü şehzadeler arasında Ahmed'in oğlu Osman ile torunu Mustafa da vardır. Bu iki isim, yeni padişahın hanedanı temizleme kararının Amasya hanedanına nasıl ulaştığını gösterir.
Torunlar: Mustafa ve Mehmed
Ahmed'in torunları arasında en çok sözü edilenler, Murad'ın oğulları Mustafa ve Mehmed'dir. Bir yayına göre ikisi de Amasya'da öldürüldü: Mehmed Eylül-Ekim 1512'de, Mustafa 14 Mayıs 1513'te. Bu bilgi Nevin Zeynep Yelçe'nin çalışmasına dayanır ve bağımsız bir kaynakla doğrulanamamıştır. Kimi yayınlar Murad'ın Mehmed Çelebi adlı bir oğlunun ve Korkut'un oğlunun da öldürüldüğünü ileri sürer; Mehmet Akman bu görüşü kabul etmez. Murad'ın Asitanşah Sultan adlı kızı da kayıtlarda geçer. Torunların babaları İran'a çekildikten sonra Amasya'da kaldıkları anlaşılmaktadır; Selim'in kararlarında kimin hangi gerekçeyle hedef alındığı belgelerle netleşmez.
Şehzade Murad Kısaca
Murad 1495'te Amasya'da doğdu ve babasının İstanbul'a gitmesi üzerine şehirde vekil bırakıldı. Kaynaklara göre 1512'de Nur Ali Halife'nin Anadolu seferine katıldı; Selim'in casuslarının raporlarına göre Şah İsmail onu Osmanlı tahtına aday göstermeyi tasarlıyordu. Bu destek gerçekleşmeyince İran'a yerleşti ve 16 Ekim 1519'da Kâşân'da ya da İsfahan'da eceliyle öldüğü yazılır; bazı kaynaklar onun Şah İsmail tarafından öldürüldüğünü ileri sürer. Safevî desteğinin Çaldıran Savaşı'na giden sebepler arasında sayıldığı da belirtilir. Murad'ın ayrıntılı hayatı kendi biyografisinde anlatılıyor.
Alaeddin ve Süleyman
Yenişehir'den sonra Alaeddin ve Süleyman Mısır'a kaçtı. Alaeddin'in Bolu sancağında görev yaptığı, amcakızı Neslişah Hanımsultan'la evlendiği ve bir kızı olduğu yazılır; Süleyman'ın ise iki kızı vardı. İkisinin de Kahire'de veba salgınında öldüğü kaydedilir ve ölüm tarihleri Nisan-Mayıs 1513 olarak verilir: Süleyman için 24 Nisan, Alaeddin için 14 Mayıs. İkisinin de Havşi Sultan Camii'nde defnedildiği yazılır. Aynı ailenin üç oğlu böylece Osmanlı topraklarının dışında, Mısır ve İran'da hastalıktan ölmüş oldu; Selim'in elinden doğrudan ölenler ise Osman ile iki torun sayılır.
Şehzade Kasım: Osmanlı'ya Karşı Savaşan Şehzade
Ahmed'in en küçük oğlu Kasım, bu ailenin en az bilinen ama en çarpıcı kaderli üyesidir. Osmanlı kroniklerinin hiçbirinde Kasım hakkında bilgi yoktur; hayatı neredeyse yalnızca Memlûk tarihçisi İbn İyas'ın Bedâyiü'z-zuhûr adlı eserinden izlenebilir. Haldun Eroğlu'nun bu eser üzerine yazdığı makale, Kasım'ı yabancı bir devletin ordusunda Osmanlı'ya karşı savaşan ilk Osmanlı şehzadesi olarak niteler. İbn İyas, Kasım'ın ölümünde 17 yaşında olduğunu yazar; bu rakama göre doğum 1501 civarıdır. Uzunçarşılı ise 1516'da onun 13 yaşında olduğunu kabul eder, İbn İyas'ın ifadesine dayanan hesap ise 15 yaş verir. Kasım'ın 1516'dan önceki hayatı ve babasıyla Selim arasındaki mücadeledeki rolü hakkında hiçbir bilgi bulunmaz.
İbn İyas'a göre Kasım, lalasıyla birlikte Cemaziyelevvel 922 (Haziran 1516) tarihinde Osmanlı topraklarından kaçarak Halep'e geldi ve Memlûk Sultanı Kansu Gavri'nin himayesine girdi. Kansu Gavri onu Kahire'ye götürdü; amacı, Osmanlı ile arası açılmış bir sultan olarak Selim'e karşı elinde bir koz bulundurmaktı. İbn İyas'ın verdiği bilgiye göre Selim, Kasım'ın hayatta olmasından çok rahatsızdı, çünkü Osmanlı ordusunun büyük bir bölümü Ahmed'in oğlunun tahta geçmesini istiyordu ve bir yenilgi hâlinde gidecek başka bir şehzade bulunmuyordu. Selim'in bu kaygıyla vesveseli bir ruh hâline girdiği yazılır.
Kansu Gavri bu hesabı 1516 yazında Mercidabık'ta denedi. Kasım, Memlûk ordusunda halifenin yanında yer aldı ve savaşa fiilen katıldı; Osmanlı kaynaklarından İdris-i Bitlisî savaşı uzun uzun anlatmasına rağmen Kasım'dan hiç söz etmez. Memlûk ordusu yenildi ve Kansu Gavri savaş alanında can verdi. Yerine geçen Tomanbay da selefi gibi Kasım'a yakın ilgi gösterdi. Kasım'ı öldürmekle görevlendirilmiş bir grubun varlığını öğrenen Tomanbay, onu yanına alıp Kahire'deki Kal'atü'l-Cebel'e yerleştirdi ve şehzadenin ve maiyetinin günlük masraflarını üstlendi. Ocak 1517'deki Ridaniye Muharebesi'nde Tomanbay, Kasım'ın emrine bir birlik verdi ve Memlûk sancağının altında durmasını istedi.
Ridaniye'de Osmanlı ordusu kazandı. Tomanbay, Kasım'la birlikte Mısır'ın Said bölgesine çekildi; bir süre sonra yakalanan Tomanbay idam edilince Kasım kaçtı ve uzun süre kendisinden haber alınamadı. İbn İyas, şehzadenin bu dönemde Mısır'da Yeşil Dağ denilen bölgede saklandığını ve birkaç kez suikast girişiminden kurtulduğunu yazar. Selim Mısır seferinden sonra İstanbul'a dönmüş, Mısır'a vali olarak Hayır Bey'i atamıştı. Selim'in Kasım'ın ortadan kaldırılması işini unutmadığı ve bu görevi Hayır Bey'e verdiği tahmin edilir.
Kasım, 17 Muharrem 924 (29 Ocak 1518) Cuma günü, yanındaki gulamların Hayır Bey ve Gümüş Boğa'ya haber vermesi üzerine yakalandı. Üzerindeki giysiler çıkarıldı, siyah bir elbise giydirilip yüzü örtüldü; İbn İyas bunun nedenini, Osmanlıların haberi duyunca bölgeye hemen müdahale edeceği korkusuna bağlar. Kaleye götürülen şehzade hapse atıldı. Hayır Bey, Mısır'daki Osmanlı emirleriyle toplandı; bu emirler Faik Bey, Sinan Bey, Mustafa Bey ve kale naibi Hayrettin Bey'di. Hayır Bey haberi hemen Selim'e iletmek istedi, ancak Faik Bey buna karşı çıktı: Türkmenlerin Kasım'ı kurtarmak için harekete geçebileceğini, Mısır'da fitne çıkabileceğini ve kendilerinin de öldürülebileceğini ileri sürdü. Tartışma akşama kadar sürdü ve sonunda şehzadenin öldürülmesine karar verildi. Cellat çağrıldı ve Kasım boğularak öldürüldü. Cenaze ertesi gün, 30 Ocak 1518'de kaleden indirildi.
Kasım için cenaze namazı Havşi Sultan Camii'nde Şafiî kadıü'l-kudatı tarafından kıldırıldı; melikü'l-ümera bütün camilerde namaz kılınacağını haberciler aracılığıyla duyurdu. Namazdan sonra sarığı naaşının üzerine konuldu, beyaz bayrak çekildi ve cenaze emirlerin omuzlarında taşınarak ağabeylerinin yanına defnedildi. Eroğlu, Kasım'ın Selim'in emri olmadan öldürülmüş olamayacağını belirtir, çünkü hanedan üyelerinin hükümdarın izni olmadan öldürülmesi kabul edilen bir uygulama değildi; Selim'in kararı zımnen vermiş olduğu, Mısır'daki Osmanlı emirlerinin de buna uyduğu söylenebilir.
İbn İyas'ın ilginç bir notu, ölüm haberinin İstanbul'da nasıl karşılandığıyla ilgilidir. Ona göre Selim bu habere Tomanbay'ın ölümünden bile fazla sevindi, çünkü halk Selim'den sonra tahta Kasım'ın geçmesini istiyordu. Selim'in şehzadenin öldüğüne kesin olarak inanması için başının gömülmeden önce kesilip gönderildiği de rivayet edilir; İbn İyas bu rivayeti aktarırken şehzadenin ölümünden hem Mısır halkının hem de Osmanlı halkının üzüntü duyduğunu ekler. Bu anlatılar tek bir kaynağa dayanır ve Osmanlı kayıtlarında doğrulanmamıştır.
Kızlar ve Aile Bağları
Ahmed'in kızları arasında Kamerşah, Fatma, Fahrihan ve Hanzade sultanlar anılır. Kamerşah, Midilli sancakbeyi Damat Mustafa Bey'le evlendirilmişti ve babasının yanına gömüldüğü yazılır. Fatma Sultan 1508'de Sultanzade Mehmed Bey'le evlenmiş, 1511'de dul kalmış ve 1512'de kardeşi Murad'ın ardından İran'a giderek Şah İsmail'in haremine katılmıştır. Böylece Ahmed'in çocuklarının bir kısmı İran'da, bir kısmı Mısır'da, bir kısmı Amasya'da ve Bursa'da toprağa verilmiştir; bu dağınıklık, bir hanedan kolunun ne kadar kısa sürede coğrafyaya dağıldığını gösterir.
Hanedan Hukukunun Gölgesi
Ahmed ailesinin başına gelenler bir rastlantı olmayıp Osmanlı hanedan hukukunun öngördüğü sonuçtu. Fatih Sultan Mehmed'in kanunnamesinde yer alan ve kardeş katlini nizâm-ı âlem için uygun gören hüküm, tahta çıkan şehzadeye rakiplerini ortadan kaldırma imkânı veriyordu. Bu uygulama pek çok padişahın kardeşlerini ve hanedan üyelerini öldürmesine yol açmış, Selim de aynı yolu izlemişti. Eroğlu'nun belirttiği gibi Osmanlı şehzadelerinin tahtta hak iddia etmesi alışıldık bir olguydu; Cem'in İtalya'ya, Şehzade Bayezid'in İran'a sürgünü gibi örnekler vardır. Ancak bu şehzadelerin hiçbiri rakip bir devletin ordusunda Osmanlı'ya karşı savaşmamıştı. Kasım'ın Mercidabık ve Ridaniye'de Memlûk saflarında yer alması bu yüzden bir ilk olarak değerlendirilir.
Amasya'da Geriye Kalan
Bugün Amasya'da bu ailenin görünür izi azdır. Osman'ın Sultan Bayezid Camii'ne gömüldüğü yazılır; Ahmed Bursa'daki Muradiye Külliyesi'nde yatar, öteki oğulları Mısır'da ve İran'da toprağa verilmiştir. Ahmed'in sancakbeyliği döneminde Amasya külliyeler, bir şairler meclisi ve canlı bir saray çevresi kazanmıştı; bunların ayrıntıları Ahmed'in biyografisinde yer alır. Oğullarının hikâyesi bu dönemin sonunu gösterir: şehzade sarayı bir hanedan kolunun yetiştiği yer olmuş, ama o kolun hayatta kalması yalnızca birkaç yıl sürmüştür.
Kronoloji
1495: Murad Amasya'da doğar.
1499-1501: Ali, Mehmed ve Kasım'ın doğum yılları olarak verilir (kesin değildir).
1509-1513: Osman Osmancık sancağındadır.
Nisan 1512: Selim padişah olur.
Haziran 1512: Alaeddin'in Bursa'daki hâkimiyeti sona erer.
1512: Murad, Nur Ali Halife'nin hareketine katılır ve İran'a yönelir.
Mart 1513 civarı: Korkut öldürülür.
14 Nisan 1513: Osman'ın Amasya'da öldürüldüğü yazılır.
24 Nisan 1513: Yenişehir Muharebesi; Ahmed yakalanıp boğdurulur.
Nisan-Mayıs 1513: Süleyman ve Alaeddin Kahire'de vebadan ölür.
14 Mayıs 1513: Murad'ın oğlu Mustafa'nın Amasya'da öldürüldüğü yazılır.
Haziran 1516: Kasım, İbn İyas'a göre Halep'e gelir.
1516 yazı: Mercidabık Savaşı; Kasım Memlûk ordusunda yer alır.
Ocak 1517: Ridaniye Muharebesi.
29-30 Ocak 1518: Kasım yakalanır ve boğdurularak öldürülür.
16 Ekim 1519: Murad İran'da ölür.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Haldun Eroğlu, "Osmanlı'ya Karşı Savaşan Osmanlı Şehzadesi: Şehzade Ahmet'in Oğlu Şehzade Kasım", DergiPark. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/114187
Diğer kaynaklar
- İbn İyas, Bedâyiü'z-zuhûr fî vekâyiü'd-duhûr, c. V (Eroğlu'nun makalesinde alıntılandığı biçimiyle).
- "Şehzade Osman (Şehzade Ahmed'in oğlu)", Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Osman_(Şehzade_Ahmed'in_o%C4%9Flu)
- "Şehzade Kasım (Şehzade Ahmed'in oğlu)", Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Kasım_(Şehzade_Ahmed'in_o%C4%9Flu)
- "Şehzade Ahmed (son of Bayezid II)", Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Ahmed_(son_of_Bayezid_II)
- "Şehzade Murad (Şehzade Ahmed'in oğlu)", Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Murad_(Şehzade_Ahmed'in_o%C4%9Flu)
- "Yenişehir Muharebesi (1513)", Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Yenişehir_Muharebesi_(1513)
- Nevin Zeynep Yelçe, The Making of Sultan Süleyman, 2009, s. 48-49, 64-65.
Çevrimiçi kaynaklar
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Osman_(Şehzade_Ahmed'in_oğlu)
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Kasım_(Şehzade_Ahmed'in_oğlu)
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/114187
- https://en.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Ahmed_(son_of_Bayezid_II)
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Şehzade_Murad_(Şehzade_Ahmed'in_oğlu)
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Yenişehir_Muharebesi_(1513)









