Amasya için sıkça kullanılan "Anadolu'nun Oxford'u" benzetmesi, 1861 kışında şehirde üç hafta kadar kalan genç bir Fransız helenistin seyahat kitabında açıkça kurulur. Georges Perrot, Souvenirs d'un voyage en Asie Mineure (Küçük Asya Seyahatinin Hatıraları) adlı kitabının Amasya bölümünde, yirmi beş bin nüfuslu şehirde on sekiz medresede iki bin kadar softa okuduğunu yazar ve şehrin vakıflarla geçinen kolejleriyle İngiliz üniversite şehrine benzediğini söyler. Bu bölüm, XIX. yüzyıl Amasya'sı hakkında Batı dillerinde yazılmış en ayrıntılı tanıklıklardan biri olarak bugün de okunur.
Perrot'yu Amasya'ya getiren, Fransız hükümetinin verdiği bir bilimsel görevdi. Aynı yolculukta Ankara'da Augustus'un Res Gestae yazıtının Yunanca çevirisini duvarların ardından çıkararak kopya etti ve adını daha otuzuna gelmeden Avrupa bilim çevrelerine duyurdu. Sonraki elli yılda Fransız arkeolojisinin en etkili adlarından biri oldu: École Normale Supérieure'ün müdürlüğünü yaptı, Académie des Inscriptions et Belles-Lettres'in daimî sekreterliğine yükseldi ve Charles Chipiez ile birlikte on ciltlik Histoire de l'art dans l'Antiquité'yi yazdı.
Gençliği ve Yunanistan Yılları
Georges Perrot, 12 Kasım 1832'de Paris'in güneydoğusundaki Villeneuve-Saint-Georges'da, o dönemde Seine-et-Oise ilinde doğdu. Académie des Inscriptions et Belles-Lettres'in kendi üyelerine ayırdığı biyografi sayfasına göre 1852'de École Normale Supérieure'e birincilikle girdi. Edebiyat agregasyonunu aynı kaynağın kariyer dökümü 1855'e, biyografi metni ise 1859'a yerleştirir; kaynak bu iki tarihi uzlaştırmaz.
1855-1858 yıllarını Atina'daki Fransız Arkeoloji Okulu'nun (École française d'Athènes) üyesi olarak geçirdi. Bu sürede Thasos adasını sistemli biçimde araştırdı, ardından Girit'e geçti ve Gortyn kanunlarının Louvre Müzesi'ne ulaşan ilk parçasını oradan gönderdi. Yunanistan'dan dönünce bir süre taşra liselerinde ders verdi: 1858-1859'da Angoulême lisesinde öğretmen, 1859'da Orléans, 1860'ta Versailles liselerinde retorik vekili oldu. Perrot, Souvenirs'in önsözünde Küçük Asya yolculuğuna çıkmadan önce Levant'ta üç yıl yaşadığını, bu birikimin yolculuktan tam yararlanmasını sağladığını yazar.
1861 Küçük Asya Görevi
Fransız hükümeti, III. Napolyon döneminde arkeolojik araştırmalara ayrılan özel ödeneklerden biriyle Perrot'yu Küçük Asya'ya gönderdi. Perrot'nun anlatımına göre, 1861 Mart'ının sonunda Devlet Bakanlığı'nın verdiği bilimsel bir görevle Fransa'dan ayrıldı. Yol arkadaşları, Roma'daki Fransız Akademisi'nin burslusu olan mimar Guillaume ile Paris Tıp Fakültesi'nden doktor Jules Delbet'ydi. Guillaume yola çıkmadan önce Verona tiyatrosunun restitüsyonunu bitirmeye çalışıyordu; Delbet ise görev kararlaştırıldıktan sonra fotoğrafçılığı öğrenmiş, üç haftada kendini dönemin ünlü fotoğrafçılarına öykünür hâle getirmişti. Dağlarda at sırtında yol almak ancak mayısta mümkün olacağı için Perrot önce İtalya üzerinden yavaş yavaş İstanbul'a geçti.
Heyetin en uzun ve en verimli durağı Ankara oldu. Perrot ile Guillaume her sabah yediden önce Hacı Bayram Camii'nin avlusundaki Augustus ve Roma Tapınağı'na gidiyordu. Tapınağın ön mekânının iç duvarlarında, XVI. yüzyıldan beri "Ankara Anıtı" (Monumentum Ancyranum) diye bilinen ve Augustus'un yetmiş altı yaşında kendi icraatını özetlediği metnin Latincesi bulunuyordu. Bu metnin elde yalnız aceleyle yapılmış, hatalı kopyaları vardı; en yenisi 1700 dolaylarında Tournefort'a aitti. Pococke ve Hamilton, hücrenin doğu duvarının dış yüzünde metnin Yunanca çevirisinden parçalar görmüş, birkaç satır yayımlamışlardı; ancak tapınağa yaslanmış Türk evleri bu yazının neredeyse tamamını gizliyordu. Perrot bu evlerin ara duvarlarını ve mermeri örten tuğla bölmeyi yıktırarak Yunanca metni ilk ayda karanlıkta, satır satır kopya etti. Latince metnin de, elde güvenilir bir kopyası bulunmadığı için, baştan ve titizlikle kopya edilmesi gerekiyordu. Heyet Ankara'da yaklaşık üç ay kaldı.
Ankara'dan sonra yol, Galatya ve Kapadokya üzerinden Pontus'a uzandı. Boğazköy'de ve Alacahöyük'te sekizer gün geçirdiler. Perrot'nun yazdığına göre heyet 25 Kasım 1861'de Çorum'dan Amasya'ya doğru yola çıktı.
Amasya'da Geçen Günler
Çorum'dan Amasya'ya iki günlük yolculuğun büyük kısmı ardıçlarla kaplı tekdüze kırlardan geçti. Manzara, Perrot'nun deyişiyle, ancak ikinci günün akşamına doğru yol Yeşilırmak vadisine indiğinde değişti: dut bahçeleri, yüzlerce ipekböceği evi, söğütler, kızılağaçlar ve meyve ağaçlarının üstüne yükselen kırmızı kiremitli evler. Şehre bir saat kala taş bir köprüyle ırmağı geçtiler ve bir dönemeçte Amasya karşılarına çıktı. Perrot onu Küçük Asya'da o güne kadar gördükleri en pitoresk şehir olarak niteler. Kitaptaki şehir tasviri, kale ve beş sıra suru, kral mezarları, Pontus saray yerinin Helenistik duvarları, Bayezid Camii'nin önündeki ağaçlı meydan, Roma'daki Tiber rıhtımlarını hatırlatan kazıklı evler, değirmenler ve su çarklarıyla sonraki yazarların en çok aktardığı sayfalardır.
Heyet, şehrin güneydoğusunda yüksekçe bir yerde oturan, yirmi yıla yakın zamandır Amasya'da yaşayan zengin bir İsviçreli tüccar ve sanayicinin evinde kaldı. Perrot ev sahibinin adını yalnızca "M. K..." diye verir. Beş aydır ilk kez çarşaflı bir yatakta uyuduklarını, evde bir piyano bulunduğunu, ev sahibinin Almanya'dan getirdiği genç eşini altı ay önce kaybettiğini anlatır. Perrot ertesi gün vali Salih Paşa'yı ziyaret etti. Jandarmaların konağın kapısından merdiven başına kadar iki sıra dizildiği bu kabul, yolculuk boyunca gördükleri en parlak karşılamaydı. Perrot, valiyi iltifatlara boğmasıyla ev sahibinin takılmalarına hedef oldu; şehirde onu sevmeyenlerin bile valinin kimsenin malına el uzatmadığını kabul ettiğini yazar.
Amasya bölümünün önemli bir kısmı, İsviçreli tüccarın Avrupa usulü kurduğu un değirmeni, elek tesisi ve ipek fabrikası etrafında döner. Perrot'ya göre bu tesisler köylünün buğdayını iyi fiyata alıyor, Samsun'a un ve ipek taşıyan katırcılara ve develere iş veriyor, fakir ailelerin kadınlarına ve çocuklarına ipek fabrikasında ücret kazandırıyordu. Buna karşılık yeni yöntemler dirençle karşılanmıştı. Kozaların içindeki krizalitleri güneşte öldürmek yerine buharla boğma usulü getirildiğinde şehirde büyük bir tepki doğmuş, imamlar ve mollalar bunun dine aykırı olduğunu bildiren bir mazbata imzalayıp İstanbul'a göndermişlerdi. Perrot, son dört yıldır ipekböceklerini kıran hastalığın da halk arasında bu yeniliklere verilen bir ceza olarak görüldüğünü kaydeder.
"Anadolu'nun Oxford'u" sözü bu bağlamda geçer. Perrot, Amasya'daki Hristiyanların nüfusun ancak dörtte birini oluşturduğunu, şehrin Selçuklulardan beri bir medrese şehri olmayı sürdürdüğünü yazar ve şu karşılaştırmayı yapar: yaklaşık yirmi beş bin nüfuslu Amasya'da on sekiz medresede iki bin softa okumaktadır; İngiliz üniversitelerinin kolejleri gibi her medresenin de taşrada çiftlikleri, şehirde evleri ve çarşıda dükkânları vardır; öğrenciler odalarda barınır, haftada bir ekmek, pirinç ve yağ yardımı alır, bazı medreseler küçük bir para da verir. Perrot, II. Mahmud döneminden beri bu gelirlerin İstanbul'daki Evkaf Nezareti'ne bağlı memurlar eliyle toplandığını da ekler. Medreselerde okutulan ilmi "ölü bir skolastik" diye küçümsemesi ise, dönemin Avrupalı gözlemcilerinin Osmanlı ilmiye geleneğine bakışını yansıtır.
Heyetin Amasya'daki kalışı, beş günlük bir Zile gezisiyle bölündü. Perrot ve Guillaume, Sezar'ın Pontus kralı II. Pharnakes'i yendiği ve zaferini üç kelimeyle bildirdiği savaşın yerini Hirtius'un anlatımını izleyerek arazide tespit etmek istiyordu. Aynı vesileyle Diyarbakır'dan, Bağdat'tan, Halep'ten ve Karadeniz kıyılarından tüccarların geldiği ünlü Zile panayırını gördüler. Panayırın ilk üç gününde şehir dışındaki geniş bir alanda cirit oynanıyordu; yaşlılar, bunun gençliklerindeki elli atlılı, sert oyunun sönük bir taklidi olduğundan yakınıyordu. Perrot bu gözlemin bilimsel karşılığını yıllar sonra verdi: 1871'de Académie'ye Sezar'ın Pharnakes'e karşı seferi üzerine bir bildiri sundu.
Perrot ve Guillaume Zile'deyken doktor Delbet Amasya'da kalmış, Hristiyan ve Müslüman hastaları ücretsiz tedavi ederek bu sayede ailelerin iç düzeni ve şehrin ekonomik durumu hakkında bilgi toplamıştı. Perrot'nun aktardığına göre yirmi beş bin nüfuslu şehirde gerçek anlamda tek bir hekim vardı: yakın zamanda yerleşmiş ve henüz itibar kazanamamış genç bir İtalyan. Paşanın hekimliğini şehirden hiç çıkmamış bir nalbant yapıyor, meclis ona kendisini çağıran herkese ücretsiz bakması için maaş ödüyordu. Sıtmayı kâğıda yazılmış dua ve ayetlerin suyuyla tedavi eden imamlar, ipek almak için şehre gelen Kırımlı bir Karay Yahudi tüccarın sakal kılının sıtmayı kestiği söylentisi yüzünden sokağa çıkamaz hâle gelmesi gibi anekdotlar da bu kısımdadır.
Aralığın ilk günlerinde kış birden bastırdı; dört gün yağan kar dağları ve vadiyi kapladı. Kar yolları kapatmadan Samsun'a ulaşmak gerekiyordu. Heyet 14 Aralık 1861'de Amasya'dan ayrıldı, karla kaplı yolu kimi yerde atlarından inip yürüyerek aştı ve 20 Aralık Cuma günü Samsun'dan İstanbul'a giden vapura bindi. Perrot'nun anlatımına göre Amasya, Ankara'dan sonra yolculuk boyunca en uzun kaldıkları şehir olmuştu.
Bir Seyyahın Bakış Açısı
Souvenirs, yalnız bir arkeoloğun not defteri değildir; Perrot kitabı önsözünde "iyi niyetle yazılmış bir kitap" diye tanıtır ve Doğu'da gördüğü her şeyi "sistemsiz ve önyargısız" anlatacağını söyler. Ne var ki Amasya bölümü, dönemin Avrupalı gezginlerinde sık görülen genellemelerle doludur. Perrot, Türklerin sanayiye ve yeniliğe karşı direncini dinî bir "kadercilik" ile açıklar, Samsun'daki bir İngiliz konsolos vekilinin müftüyü sakalından tutup ayağa kaldırmasını onaylar bir dille anlatır, Avrupalıların Doğu'da saygı görmek için önce sert davranmaları gerektiğini savunur. Öte yandan aynı sayfalarda, Avrupalı tüccarların "bilinen dürüstlükten uzak tutumlarının" Türklerin kuşkusunu çoğu zaman haklı çıkardığını, buharla koza boğmaya karşı çıkan zihniyeti Avrupa'da bir zamanlar Roger Bacon'a, Galileo'ya ve Kopernik'e karşı duran zihniyete benzettiğini ve kendi ülkesinde de aynı biçimde düşünenler bulunduğunu yazarak kendi toplumunu da eleştirir. Bu yüzden kitabın Amasya gözlemleri, sayılar ve olaylar bakımından değerli bir kaynak, yorumları bakımından ise ihtiyatla okunması gereken bir metindir.
Kitapları ve Akademik Hayatı
Yolculuğun bilimsel sonuçları iki büyük ciltte yayımlandı: Exploration archéologique de la Galatie et de la Bithynie (1862) ve Exploration archéologique de la Mysie, de la Phrygie, de la Cappadoce et du Pont (1872). Yolculuğun daha geniş okura yönelik anlatımı olan Souvenirs d'un voyage en Asie Mineure ise 1863'te yayımlandı ve 1867'de ikinci baskısını yaptı; dijital kopyası bulunan Michel Lévy Frères baskısı 1864 tarihini taşır. Amasya bölümü bu baskıda 439. sayfadan başlar.
Perrot 1864-1871 yıllarında Paris'teki Louis-le-Grand Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. 1867'de Atina cumhuriyetinin özel ve kamu hukuku üzerine asıl tezi ile Roma'nın Galatya eyaletini konu alan Latince tamamlayıcı teziyle doktor oldu; Küçük Asya yolculuğunun izi bu ikinci tezde de görülür. Aynı yıllarda Girit seyahat hatıralarını, Thasos üzerine bir incelemeyi ve Max Müller'in dil bilimi kitaplarının çevirilerini yayımladı.
Yükseköğretime École Normale Supérieure'de Gaston Boissier'nin Latin dili ve edebiyatı derslerinde vekil olarak girdi (Académie'nin kariyer dökümü 1868, biyografi metni 1869 tarihini verir); 1875'te orada Yunan dili ve edebiyatı hocası oldu. 1874-1876'da École pratique des Hautes Études'de Yunan eski eserleri çalışmalarını yönetti, 1879-1883'te Sorbonne'da arkeoloji profesörlüğü yaptı. 18 Aralık 1874'te, henüz kırk iki yaşındayken, François Guizot'dan boşalan koltuğa Académie des Inscriptions et Belles-Lettres üyesi seçildi. 1883-1904 yılları arasında École Normale Supérieure'ün müdürüydü; Dictionary of Art Historians bu görevi 1888-1902 olarak verir, ancak Académie'nin kendi kaydı 1883-1904 tarihlerini gösterir. 1903'te Institut de France'ın başkanlığını yaptı, 9 Aralık 1904'te Académie'nin daimî sekreteri oldu. Berlin-Brandenburg Bilimler Akademisi'nin kaydına göre 17 Temmuz 1884'te Prusya Bilimler Akademisi'ne muhabir üye seçilmişti.
Perrot'nun asıl anıtı, mimar Charles Chipiez ile birlikte elli yaşına yaklaşırken başladığı Histoire de l'art dans l'Antiquité'dir. Mısır'dan, Asur'dan, Fenike'den, Anadolu'dan ve Pers dünyasından başlayıp Yunan sanatına uzanan eser, 1882-1914 arasında her biri yaklaşık dokuz yüz sayfalık on cilt hâlinde yayımlandı ve İngilizceye de çevrildi. Perrot 1883-1913 arasında Revue archéologique'in yönetimini paylaştı; 1905'te Praksiteles üzerine bir kitap yayımladı. Académie'nin yazdığına göre seksen ikinci yaşına kadar ara vermeden çalıştı ve ölüm onu "elinde kalemle" buldu. 30 Haziran 1914'te Paris'te öldü. Légion d'honneur nişanının büyük subay rütbesini taşıyordu.
Amasya Tarihindeki Yeri
Perrot'nun Amasya'da geçirdiği üç hafta, uzun bilimsel hayatının küçük bir parçasıdır; ama şehir için bıraktığı metin önemlidir. 1861'deki nüfus tahmini, Hristiyanların oranı, medrese ve öğrenci sayıları, vakıf gelirlerinin yönetimi, Avrupa usulü sanayi tesislerinin kuruluşu ve karşılaştığı tepki, ipek hastalığı, hekimlik ve halk inançları üzerine verdiği bilgiler, Tanzimat dönemi Amasya'sına dair Osmanlı kaynaklarını tamamlayan bir dış tanıklıktır. Amasya'nın tarihî unvanları arasında anılan "Anadolu'nun Oxford'u" benzetmesi de bu kitapta, şehrin medreseleri İngiliz kolejleriyle karşılaştırılarak açıkça kurulmuştur.
Kronoloji
12 Kasım 1832: Villeneuve-Saint-Georges'da doğdu.
1852: École Normale Supérieure'e birincilikle girdi.
1855-1858: Atina'daki Fransız Arkeoloji Okulu üyesi; Thasos ve Girit araştırmaları.
Mart 1861: Küçük Asya'daki bilimsel görev için Fransa'dan ayrıldı.
1861: Ankara'da Res Gestae'nin Yunanca çevirisini ortaya çıkarıp kopya etti.
25 Kasım 1861: Çorum'dan Amasya'ya doğru yola çıktı.
14 Aralık 1861: Amasya'dan Samsun'a hareket etti; 20 Aralık'ta Samsun'dan vapura bindi.
1862: Exploration archéologique de la Galatie et de la Bithynie yayımlandı.
1863: Souvenirs d'un voyage en Asie Mineure yayımlandı (ikinci baskı 1867).
1867: Doktora; tamamlayıcı tezi Roma'nın Galatya eyaleti üzerine.
1871: Sezar'ın Pharnakes'e karşı seferi üzerine Académie'ye bildiri sundu.
1872: Exploration archéologique ikinci cildi (Misya, Frigya, Kapadokya ve Pontus) yayımlandı.
18 Aralık 1874: Académie des Inscriptions et Belles-Lettres üyeliğine seçildi.
1882: Chipiez ile Histoire de l'art dans l'Antiquité'nin ilk cildi.
1883-1904: École Normale Supérieure müdürü (Académie kaydına göre).
9 Aralık 1904: Académie'nin daimî sekreteri oldu.
30 Haziran 1914: Paris'te öldü.
Kaynakça
Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:
- Georges Perrot, Souvenirs d'un voyage en Asie Mineure, Paris: Michel Lévy Frères, 1864, önsöz; "Trois mois à Angora" ve "Amassia" bölümleri, s. 439 vd. https://archive.org/details/bub_gb_VHizelDj7E4C
- Académie des Inscriptions et Belles-Lettres, "PERROT Georges" (üye biyografisi ve kariyer dökümü). https://www.aibl.fr/membres/academiciens-depuis-1663/article/perrot-georges
- Berlin-Brandenburgische Akademie der Wissenschaften, "Georges Perrot" (tarihî üyeler). https://www.bbaw.de/die-akademie/akademie-historische-aspekte/mitglieder-historisch/historisches-mitglied-georges-perrot-2079
- Lee Sorensen (ed.), "Perrot, Georges", Dictionary of Art Historians. https://arthistorians.info/perrotg
Çevrimiçi kaynaklar






