Şehrin batısında, kale tepesinin arkasındaki bağların üstünde kalan Yuvacık, bugün kırk altı kişinin yaşadığı küçük bir Merkez köyüdür; ama adı değişmeden önce Amasya'nın en tanınmış yer adlarından birini taşıyordu. Bekir Başalan'ın yeni ve eski adları karşılaştırdığı tabloda Yuvacık'ın eski adı "Şeyhcui" olarak verilir. Bu ad, XV. yüzyılın başında köyü kendisine mülk olarak alan, orada cami, Mevlevî zaviyesi, imaret ve türbe yaptıran Mevlevî şeyhi Cemâleddîn Mehmed Cû'î Çelebi'den gelir. 2012 verilerini içeren eski köy kaydı Yuvacık'ı il merkezine 3 kilometre uzaklıkta gösterir.
Kelkis'ten Şeyh Cû'î'ye
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre bu yörenin eski adı Kelkis'tir. Yazar, Amasya'nın kuzey ve batı dağlarının birleştiği yerde yay biçiminde bir çember oluştuğunu, bu yayın bütününe eskiden Kelkis denirken ortasının sonradan "Şeyh Cû'î" adıyla tanındığını anlatır. Emevî halifeleri Velîd ve Hişâm ile Hamdânî Seyfüddevle zamanında Müslüman akıncıların şehre bu yönden saldırdığını, bu yüzden Arapça tarihlerde yerin "Kalis", bağların da "Batn-ı Kalis" diye kaydedildiğini; bağlarda ortaya çıkan cesetlerin o savaşların hatırası olduğunu da ekler. Bağların Şeyh Cû'î devrine kadar Kelkis diye bilindiğini ise şeyhin vakfiyesine dayandırır: şeyh burada uzun süre oturup cami, mevlevîhane, mektep ve türbe gibi hayır eserleri yaptırınca yöre onun adıyla anılmış, eski ad unutulmuştur.
1530 tarihli Karaman ve Rûm muhasebe defterinin dizini bu ad değişikliğinin yarım kalmış bir anını yakalar. Dizinde "Şeyh-Cû'î köyü" için okur "Kelkis köyü"ne gönderilir ve Kelkis, bir nahiyeye değil doğrudan Amasya şehrine bağlı köyler arasında, defterin 354. sayfasında yazılıdır. Aynı dizinde Amasya'nın nefsinde bir "Şeyh-Cû'î zaviyesi" de kayıtlıdır (s. 380). Buna göre XVI. yüzyılın ilk yarısında resmî kayıt eski adı kullanmaya devam ederken şeyhin adı halk arasında köyün ikinci adı olmuştu. Köy daha sonra Yuvacık adını aldı; Başalan bu değişikliğin tarihini vermez.
Şeyh Cû'î Mehmed Çelebi
Köye adını veren şeyh, Yasar'ın biyografi ciltlerinde ayrıntılı bir maddeyle anlatılır. Amasyalıdır ve âlimlerden Mevlânâ Fahreddîn Osmân bin Abdullah et-Türkmânî'nin oğludur. Hüsâmeddîn Hasan Hoyî, Mevlevîhane şeyhi Celâleddîn Mehmed ve Zileli Nusretzâde Cemâleddîn Habîb Çelebi'den okumuş, Amasya Mevlevîhanesi'nde yıllarca Mesnevî okutmuş, şeyhi Hüsâmzâde Celâleddîn Mehmed Dede ölünce Mevlevîhane'nin şeyhi olmuştur. Çelebi Sultan Mehmed döneminde hadis, tefsir ve Mesnevî derslerinde o kadar ün kazanmıştır ki sultan ara sıra derslerini dinlemiş, Amasya'nın batısındaki Kelkis köyü bütün bağlarıyla birlikte padişah tarafından ona mülk olarak verilmiştir.
Şeyh bu köyde bir cami, yanında bir Mevlevî zaviyesi ve imaret, kendisi için de bir türbe yaptırmış, mülklerini 817 (1414-15) yılında bu yapıların giderlerine vakfetmiş, zaviyenin şeyhliğine damadı Şeyh Ahmed Yoğurtçu Dede'yi getirmiş ve 819 yılının zilhicce ayında (Ocak-Şubat 1417) ölmüştür. Yasar onu takva sahibi, edip ve şair bir müderris olarak tanıtır; ağır riyazetleri yüzünden Cû'î mahlasını aldığını, Telvîh adlı usul kitabını otuz kez okuyup okuttuğunu ve Kur'an'a bir tefsir yazdığını söyler. Halepli tarihçi İbnü'l-Hanbelî'nin Dürrü'l-habeb fî târîhi Haleb adlı eserinden yaptığı aktarmaya göre, Karslı olup Halep'e yerleşen Burhâneddîn İbrâhim el-Karsevî'nin öğrencisi Şemseddîn bin Bilâl, hocasının hocalarından birinin "Şeyh Tefsiri" diye bilinen tefsirin sahibi Şeyh Cû'î er-Rûmî olduğunu ve bu zatın Telvîh'i baştan sona otuz kez okuduğunu söylemiştir. Yasar, şeyhin köyü büyük bir özenle imar ettiğini, bağlarını çiçeklerle ve meyve ağaçlarıyla donattığını, vakfiyesini ve hilafetnamesini kendi gözüyle gördüğünü belirtir.
Kaynak içinde küçük bir tutarsızlık vardır. Biyografi maddesinde şeyhin hocalarından biri Nusretzâde Cemâleddîn Habîb Çelebi diye anılırken, Yasar'ın Mevlevîhane'yi anlattığı birinci ciltte Şâdgeldi devrinin Mevlevî şeyhi "Zilevî Nusretzâde Şeyh Cemâleddîn Ahmed Dede" olarak geçer ve Cû'î Dede onun halifesi sayılır. Aynı bölüme göre Cû'î Dede kendi köyünde bir mevlevîhane yaptırıp oraya çekilince şehirdeki Mevlevîhane'nin şeyhliğine Mecdeddîn Küpeli Dede geçmiştir.
Tekke ve Bağlar
Yasar, Amasya tekkelerini sayarken "Şeyh Cû'î Tekkesi"ni Şeyh Cû'î bağlarının kuzeybatısında, köyün altında bir göl yakınında gösterir ve 817'de şeyhin kendisi tarafından yapılmış bir mevlevîhane olarak tanıtır. Tekkede ilk şeyh kurucusu Mehmed Cû'î Dede, ardından "Yoğurtçu Baba" diye tanınan halifesi Pîrî Ahmed Dede, sonra Ömer Âhî Dede olmuştur. Daha sonraki şeyhler "mesnevîhan" adıyla kaydedilmiştir; Yasar'ın listesi 1154 (1741-42) yılında İsmâil Dede ile başlar, İbrâhim Dede, Feyzullâh Dede, Seyyid Hasan Dede ve Seyyid Mustafa Dede ile sürer, 1204 (1789-90) yılında görevin şehirdeki Mevlevîhane'nin şeyhi Ahmed Efendizâde Feyzullâh Efendi'ye geçtiğini, sonraki yıllarda da birkaç kez el değiştirdiğini kaydeder. Yazarın kendi zamanı için hükmü kısadır: bu tekkeden artık iz kalmamıştır.
Köyün altındaki bağlar, Yasar'ın saydığı bahar mesirelerinin ilkidir. Kale tepesinin batısındaki bu bağlara halk "Cığcığı" derdi; şeyhin köyüne getirdiği suyun artanıyla aşağıdaki bağlar sulanır, suyu, köyü ve mezraası vakıf malı sayılırdı. Bahar geldiğinde Amasya'nın ileri gelenleri ve varlıklı aileleri nisanın yirmisinden itibaren bu bağlara göçer, Mayıs sonuna kadar orada kalırdı. Yazar havasını, ünlü kirazını ve zarif köşklerini anar; listesinde Ziyâre, Kirazlıdere ve Derbend bağları bunlardan sonra gelir. Bağların güneyinde, Karaman Dağı'nın doğu eteğine doğru uzanan yere ise 931 (1524-25) yılından sonra orada gömülen Molla Bahşî Halîfe'nin lakabından ötürü "Akbilek" denmiştir.
Köyden Bir Kurrâ Şeyhi
Yasar'ın biyografilerinden biri doğrudan "Amasya'nın Şeyh Cû'î karyesinden" bir âlime aittir. Hacı İbrâhim Efendi, köyden Yahyâ bin İbrâhim'in oğludur. Amasya'da hafız olmuş, kıraat ilmini Şeyhülkurrâ Hâfız Hacı Yûsuf Efendi ile Amasyalı Halîl Efendi'den, şer'î ilimleri Akdağlı Hacı Mustafa Efendi'den okumuş, Sultan Bayezid Camii'nde kıraat ve ilim dersleri vermiştir. Sultan Hatun Dârülkurrâsı şeyhi, 1151 (1738-39) yılında Feyziye Medresesi müderrisi ve 1163 (1749-50) yılında şeyhülesnaf olmuştur. Sivas valisi Zaralızâde Mehmed Paşa'nın zulmüne karşı çıkan bir olayın kışkırtıcılarından sayılarak müftü Hacı Mehmed Efendi ve başka iki Mehmed Efendi ile birlikte 1171 zilhiccesinde (Ağustos 1758) Magosa Kalesi'ne sürülmüş, 1173 muharreminde (Ağustos-Eylül 1759) affedilerek dönmüş, görevleri kendisine geri verilmiş ve 1179 zilhiccesinde (Mayıs 1766) ölmüştür.
Bugünkü Köy
Yuvacık'ın küçülmesi, elimizdeki sayılarda keskin bir kırılmayla görünür. Aynı köy kaydı 1985 için 1.218 kişi yazar, ama 1990'da sayı 213'e, 2000'de 137'ye düşmüştür. Beş yılda binden fazla kişinin kaybı olağan bir göçle açıklanamaz; köyün bir bölümünün o yıllarda şehre katılmış olması akla gelir, ancak kaynak bu konuda bir şey söylemez. Adrese dayalı kayıtlarda köy 2007'de 66 kişiydi; sayı 2020'de 39'a kadar indi, son yıllarda 44 ile 48 arasında dolaştı ve 2025'te 46 oldu. Bu 46 kişinin 28'i erkek, 18'i kadındır.
2023 il çevre raporunun köy içme suyu envanterine göre Yuvacık'ın şebekesi 1996'da yapılmıştır; su bir kaynaktan terfi ile alınır, yılda ortalama 2.519 metreküp çekilir ve miktar yeterli sayılır. Envanterde köyün nüfusu 46 olarak geçer. Şeyhin yaptırdığı cami, zaviye ve türbeden bugün ne kaldığına, köyün bugünkü camisinin eski yapının yerinde olup olmadığına dair yayımlanmış bir inceleme bulunamamıştır.
Kronoloji
817 (1414-15): Şeyh Cû'î Mehmed Çelebi köydeki cami, zaviye, imaret ve türbesi için vakıf kurar.
819 (1417): Şeyh Cû'î zilhicce ayında ölür.
1530: Köy, Amasya şehrine bağlı Kelkis köyü olarak deftere yazılır; Şeyh Cû'î zaviyesi ayrıca kayıtlıdır.
1171 (1758): Köyden Hacı İbrâhim Efendi Magosa'ya sürülür.
1996: Köyün içme suyu şebekesi yapılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1-4, Amasya Belediyesi, 2022, e-kitap s. 76, 101-102, 152, 157. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page101.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6-8, Amasya Belediyesi, 2022, e-kitap s. 542-544. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page542.html
- 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), II, Ankara: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 1997, dizin (Şeyh-Cû'î k., bk. Kelkis k.; Kelkis k., Şehr-i Amasya: 354; Şeyh-Cû'î zv.: 380). https://www.devletarsivleri.gov.tr/cdn?fileId=62
- TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET, "Yuvacık Köyü" (arşiv kaydı, 5 Mart 2016). https://web.archive.org/web/20160305043845/http://www.yerelnet.org.tr/koyler/koy.php?koyid=235008
Akademik çalışmalar
- Bekir Başalan, "Amasya İlinde İsimleri Değiştirilen Yerleşim Yeri Adları Üzerine Bir İnceleme", Folklor Akademi Dergisi, 7(3), 2024, s. 1382-1391 (s. 1386). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4249891
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Amasya İli 2023 Yılı Çevre Durum Raporu, Amasya, 2024, s. 73. https://webdosya.csb.gov.tr/db/ced/icerikler/amasya_-cdr2023-20241022130528.pdf
Diğer kaynaklar
- TÜİK Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçları (2007-2025), derleme: nufusune.com, "Yuvacık Köyü Nüfusu". https://www.nufusune.com/2091-amasya-merkez-yuvacik-koy-nufusu
Çevrimiçi kaynaklar
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page101.html
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page542.html
- https://www.devletarsivleri.gov.tr/cdn?fileId=62
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4249891
- https://webdosya.csb.gov.tr/db/ced/icerikler/amasya_-cdr2023-20241022130528.pdf
- https://www.nufusune.com/2091-amasya-merkez-yuvacik-koy-nufusu






