Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
‘Āşıḳ olur mı diyen sen meh-liḳāyı sevmezin
Ümmet olur mı diyen kim Muṣṭafā'yı sevmezin
Zāhidi gör kim güzeller sevmegi inkār ider
Ās̱im olmaz mı diyen nūr-ı Ḫudā'yı sevmezin
Cān virürler ayaġuñ ṭopraġına ṭāliblerüñ
Nice müflis ola diye kīmyāyı sevmezin
Yāre didüm vaṣluñı Ḥaḳ'dan temennā eylerem
Didi dil-ber nāz idüp ben bu du‘āyı sevmezin
‘Adli'nüñ feryādını işitmiş işiginde yār
Ḫışm ile dimiş sürüñ ben ol gedāyı sevmezin
Günümüz Türkçesiyle
1. "Ay yüzlü güzeli sevmem" diyen sen, hiç âşık olabilir misin? "Mustafa'yı (Hz. Muhammed'i) sevmem" diyen kimse ümmetten olabilir mi?
2. Güzelleri sevmeyi inkâr eden zâhidi gör; "Allah'ın nurunu sevmem" diyen günahkâr olmaz mı? (Güzellerin güzelliği Allah'ın nurunun yansıması sayılır.)
3. Seni isteyenler, ayağının toprağına can verirler; "kimyayı sevmem" diyen kimse nasıl olur da yoksul kalır? Beyit iki türlü okunabilir: ikinci mısra "kimse yoksul kalayım diye kimyayı sevmez mi der" anlamında da anlaşılabilir. Her iki okuyuşta da sevgilinin ayağının toprağı, bakırı altına çeviren kimyaya (iksire) benzetilir ve onu isteyen kimsenin yoksul kalmayacağı söylenir.
4. Sevgiliye, "Senin vuslatını Hak'tan dilerim" dedim; gönül alan güzel naz ederek, "Ben bu duayı sevmem" dedi.
5. Sevgili, kapısının eşiğinde Adlî'nin feryadını işitmiş; öfkeyle "Kovun, ben o dilenciyi sevmem" demiş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "sevmezin"dir; eski Anadolu Türkçesindeki bu biçim "sevmem" demektir. Kafiye "-âyı" sesine dayanır: meh-likâyı, Mustafâ'yı, Hudâ'yı, kîmyâyı, duâyı, gedâyı. Bayram neşrinde 100 numarayla, divanın "nûn" harfiyle biten redifler bölümünde yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Nüsha farkları küçüktür: 2. beyitte T, M1 ve M2 "sevmegi" yerine "sevmege", son beyitte OR, T, M1 ve M2 "feryādını" yerine "feryādın", T, M1 ve M2 de "yār" yerine "nigār" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri, redifteki "sevmem" sözünün kimin ağzından çıktığına göre kurulmuştur. İlk üç beyitte bu söz, sevgiden kaçan birine yöneltilen bir suçlamadır; son iki beyitte ise sevgilinin kendi ağzından çıkar ve âşığı geri çevirir. Böylece gazelin başında sevmeyeni kınayan âşık, sonunda "sevmem" sözünü kendisi işitir.
Matla aşk ile iman arasında bir denklik kurar. Ay yüzlü güzeli sevmeyen âşık olamayacağı gibi, Peygamber'i sevmeyen de onun ümmetinden sayılamaz. İkinci beyit aynı mantığı zâhide yöneltir. Zâhid divan şiirinde dış ibadete takılıp kalan, aşkı ve güzeli hor gören sofu tipidir. Şair, güzellerdeki güzelliği "Allah'ın nuru" olarak anar; bu yüzden güzelleri sevmeyi inkâr etmek, o nuru sevmemek ve günaha girmek anlamına gelir. Ümmet, Mustafâ, zâhid, âsim (günahkâr), nûr-ı Hudâ ve duâ kelimeleri gazelde bir dinî kelime ağı oluşturur; bu ağ, sevgilinin "bu duayı sevmem" cevabıyla dördüncü beyitte beklenmedik bir yere bağlanır.
Üçüncü beyit, eski kimya (simya) inancından yararlanır. "Kîmyâ" sözlük anlamıyla bakırı altına çevirdiğine inanılan iksirdir. Sevgilinin ayağının toprağı bu iksire benzetilir: âşıklar o toprağa can verir, çünkü onu elde eden yoksul kalmaz. "Müflis" (iflas etmiş, yoksul) ile "kîmyâ" arasındaki ilgi beytin dayanağıdır. İkinci mısraın söz dizimi kapalıdır ve yukarıda iki okuyuşla verilmiştir.
Dördüncü beyitte âşık, vuslatı Hak'tan dilediğini söyler. Sevgili ise naz ederek bu duayı sevmediğini bildirir; dua, istenen kişinin kendisi tarafından reddedilir. Makta bu reddi daha da sertleştirir: sevgili eşiğinde Adlî'nin feryadını duyar ve öfkeyle "kovun, ben o dilenciyi sevmem" der. "Gedâ" (dilenci) sözü Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir durumu taşır: âşık sevgilinin kapısında dilenen bir yoksul yerine konur, oysa şiiri yazan bir padişahtır. "Sürün" emri ve "eşik" kelimesi, kapıda bekleyen dilencinin kovulduğu bir saray sahnesini hatırlatır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 138, şiir no. 100 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






