Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Şāhum ḫayālüñ eylemese gözlerüm maḳām
Eşküm ḥabābın itmezidi lālegūn ḫıyām
Kāfir gözini yār Müselmān ider gibi
Müjgānı tutmış iki ṭaraf tīġ-i bī-niyām
Göñlüm evinde gözleri gūyā bir iki mest
Ceng idüp itdi şīşeci dükkān işin temām
Nāṣıḥ ḳo beni cānuma ḫoş gelmedi sözüñ
Var ögüdüñi başuña vir ḥāṣıl-ı kelām
‘Aks-i lebi gözüñde ṣanasın yine ‘Adlī
Rengīn mey ile aṣılu dükkān öñinde cām

Günümüz Türkçesiyle

1. Şahım, senin hayalin gözlerimi kendine konak yapmasaydı, gözyaşlarım kabarcıklarını lale renginde (kanlı, kızıl) çadırlar hâline getirmezdi. Yani gözyaşının kızıl kabarcıkları, gözde konaklayan şahın hayali için kurulmuş çadırlardır.

2. Sevgili, sanki kâfir gözünü Müslüman ediyormuş gibi, kirpikleri iki yandan kınsız (kınından çekilmiş) kılıçlar tutmuştur. Gözün iki yanındaki kirpikler, zorla din değiştirtilen bir kâfirin başında bekleyen kılıçlara benzetilir.

3. Gönlümün evinde sevgilinin gözleri sanki bir iki sarhoştur; kavga edip şişecinin dükkânının işini bitirdiler (dükkânı darmadağın ettiler). Gönül, kırılgan camlarla dolu bir şişeci dükkânı gibidir.

4. Ey öğüt veren, bırak beni; sözün canıma hoş gelmedi. Kısacası, git, öğüdünü kendi başına ver.

5. Ey Adlî, sevgilinin dudağının gözündeki aksi, sanırsın yine bir dükkânın önüne asılmış, renkli şarapla dolu bir kadehtir. Gözyaşıyla kızaran gözde dudağın kırmızısı görünür; bu görüntü dükkân önünde asılı duran kırmızı şaraplı kadehe benzetilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazelin ikinci beytinin aidiyeti tartışmalıdır. Sehî Beg'in Heşt Bihişt'i, "Kāfir gözini yār Müselmān ider gibi" beytini Mevlânâ Hadîdî maddesinde, Hadîdî'nin şiirlerinden biri olarak verir. Sehî'ye göre Hadîdî Rumeli'de Ferecik kasabasındandır, orada hatiplik yapmış, geçimini demircilikle sağladığı için "demir" anlamına gelen hadîd kelimesinden mahlas almıştır; Tevârîh-i Âl-i Osmân'ı da nazımla yazmıştır. Gazelin kendisi ise Bayram neşrinde beş nüshadan yalnız T'de (44b-45a) bulunur; OR, İBB, M1 ve M2'de yoktur. Tek nüshaya dayanan bir gazelde tezkirenin başka bir şaire verdiği beytin yer alması, aidiyet konusunda kesin bir şey söylemeyi zorlaştırır.

Gazel beş beyittir ve muzâri bahrinin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "-âm" sesine dayanır: makām, hıyām, bî-niyām, temām, kelām, cām. Tek nüshaya dayandığı için neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgilinin hayalini bir padişah gibi yolculuğa çıkarır. Şah konaklayacağı yere çadır kurdurur; âşığın gözüne konan hayal için de gözyaşının kabarcıkları lale renginde çadırlar olur. "Habâb" sözlük anlamıyla su kabarcığıdır, "hıyâm" ise çadırlar demektir; yuvarlak ve içi boş kabarcığın çadıra benzetilmesi, kanlı gözyaşının kızıllığıyla birleşince beytin tablosu tamamlanır. Sevgiliye "şâhum" diye seslenilmesi Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir durumu taşır: âşık kendini bir şahın kulu yerine koyar, oysa şiiri yazan bir padişahtır.

İkinci beyit, aidiyeti tartışılan beyittir ve gazelin en çarpıcı benzetmesini içerir. Divan şiirinde sevgilinin gözü, merhametsiz ve kan dökücü olduğu için sık sık "kâfir" diye anılır. Burada göz iki yanından kirpiklerle çevrilmiştir; şair bu kirpikleri kınından çekilmiş kılıçlara, gözü de kılıç zoruyla Müslüman edilmek istenen bir kâfire benzetir. "Kâfir" ile "Müselmân" arasında tezat, "müjgân" ile "tîğ" arasında teşbih vardır.

Üçüncü beyitte gönül bir ev, sevgilinin iki gözü de bu evde kavgaya tutuşan bir iki sarhoştur. Sarhoşlar kavga ederek "şişeci dükkânının işini bitirmiş", yani bütün camları kırmışlardır. Mahmur ve baygın bakışlı göz divan şiirinde sarhoşa benzetilir; gönlün kırılması da cam ve şişe ile anlatılır. Beyit bu iki bilinen benzetmeyi tek bir sahnede birleştirir.

Dördüncü beyit konuşma diline iner. Âşık, kendisine aşktan vazgeçmesini öğütleyen nâsıha "bırak beni" der ve "öğüdünü kendi başına ver" diye sözü keser. "Hâsıl-ı kelâm" (sözün kısası) ifadesi bu kestirip atma tavrını pekiştirir.

Makta, üçüncü beyitteki dükkân imgesine geri döner. Adlî'nin gözündeki dudak aksi, bir dükkânın önüne asılmış ve renkli şarapla dolu bir kadehe benzetilir. Dudağın kırmızısı ile şarabın rengi, gözün yuvarlaklığı ile kadehin biçimi arasında ilgi kurulur. "Mey", "cām", "mest" ve "dükkān" kelimeleri gazelin son iki beyti arasında bir tenasüp ağı oluşturur.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 137, şiir no. 99 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr
  • Sehî Beg, Heşt Bihişt, hzl. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), Mevlânâ Hadîdî maddesi, s. 130-131.