Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ṣubḥa dek nālānum iy ḫurşīd-ruḫ sen māhdan
Nice bir feryād idem ḳorḳmaz mısın Allāh'dan
Zülfi zencīrin uzatmaz gör nice ser-fitnedür
Açılup Mecnūn olan diller çıḳadur çāhdan
Nālesinden ‘āşıḳuñ yā Rab nice ḫandān olur
Āh elinden ol sitemkāruñ ḳayurmaz āhdan
Ḳapuña varmaġa kūyuñ itlerinden ḳorḳaram
Ben gedā bu ḥürmeti umar mıdum sen şāhdan
Ḫāk-i pāyine yüzüñ bir kerre sür sen ‘Adliyā
Başuña devlet yetürdi saña ol Allāh'dan

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey güneş yanaklı, sen ay (yüzlü) yüzünden sabaha dek inliyorum; daha ne zamana kadar feryat edeyim, Allah'tan korkmaz mısın.

2. Bak, ne fitne başıdır ki saçının zincirini uzatmıyor; (uzatsa) çözülüp Mecnun olan gönüller kuyudan çıkacak. Anlaşıldığı kadarıyla kuyu, sevgilinin çene çukurudur ve saç zinciri oraya düşen gönüllere uzatılacak bir ip yerindedir.

3. Ya Rabbi, (sevgili) âşığın iniltisine nasıl da güler; ah o zalimin elinden, ahtan hiç kaygılanmaz.

4. Mahallendeki köpeklerden korktuğum için kapına varamıyorum; ben dilenci, senin gibi bir şahtan bu hürmeti mi umardım.

5. Ey Adlî, onun ayağının toprağına yüzünü bir kere sür; o (toprak) sana Allah'tan başına devlet (mutluluk ve talih) ulaştırdı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan" ekidir; kafiye "-âh" sesine dayanır: mâh, Allâh, çâh, âh, şâh. "Allâh" kelimesi matlada ve maktada iki kez kafiye yerinde kullanılmıştır. Bayram neşrinde 119 numarayla yer alır ve beş nüshadan yalnız M2'de (30b) bulunur; OR, T, M1 ve İBB'de yoktur. Bir önceki gazel (118) de yalnız bu nüshada, 30a-30b varaklarında yer alır. Tek nüshaya dayandığı için neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel âşığın sevgiliye sitemiyle açılır. Matlada sevgilinin yanağı güneş ("hurşîd-ruh"), yüzü aydır ("mâh"); âşık sabaha kadar onun yüzünden inler. Gece boyu süren inleme ile sabah arasında, ay ile güneş arasında bir tenasüp vardır: ay yüzlü sevgili yüzünden geçen gece, güneş doğana kadar sürer. İkinci mısradaki "Allah'tan korkmaz mısın" sözü konuşma dilinden alınmış bir sitemdir ve beyte samimi bir ton katar.

İkinci beyitte saç bir zincirdir. Zincir divan şiirinde iki yönlü bir imgedir: deliler zincire vurulur, ama zincir aynı zamanda kuyuya sarkıtılacak bir ip de olabilir. Adlî bu iki anlamı birleştirir. Gönüller "Mecnûn" olmuştur, yani aşktan delirmiştir; sevgili saç zincirini uzatsa bu gönüller kuyudan çıkacaktır. "Ser-fitne" sözlük anlamıyla fitnenin başı, kargaşa çıkaran demektir; sevgili, kuyudakileri kurtaracak zinciri uzatmadığı için fitnecidir. "Zencîr", "Mecnûn" ve "çâh" kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Üçüncü beyit inleme ile gülme arasında bir tezat kurar. Âşık inledikçe sevgili güler, âşığın ahı ona hiç dokunmaz. "Âh elinden" sözü hem bir yakınma ünlemi ("ah, onun elinden") hem de âşığın ahının etkisi olarak okunabilir; mısra sonundaki "âhdan" ile birlikte "âh" kelimesi tekrarlanarak vurgulanır.

Dördüncü beyitte sevgilinin mahallesindeki köpekler, divan şiirinde sevgilinin kapısını bekleyen ve âşığı uzak tutan bekçiler olarak görülür. Âşık kendine "gedâ" (dilenci), sevgiliye "şâh" der ve şahtan böyle bir muamele beklemediğini söyler. "Hürmet" sözlük anlamıyla hem saygı hem de dokunulmazlık, yasak demektir; beyitte bu kelime acı bir alayla kullanılmıştır. Gedâ ile şâh arasındaki tezat, bir padişahın kendini dilenci olarak gösterdiği bir ironi taşır.

Makta, âşığın kendi kendine verdiği bir öğüttür. Sevgilinin ayağının toprağına yüz sürmek, divan şiirinde en büyük alçakgönüllülüğün ve bağlılığın ifadesidir. "Devlet" sözlük anlamıyla hem talih, mutluluk hem de iktidar, saltanat demektir. Toprağa yüz süren âşığın başına devlet yetişir; baş ile ayak, toprak ile devlet arasında tezat vardır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 157, şiir no. 119 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr