Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Nūn-ı nergisdür gözüñ üstinde cānā rā ḳaşın
Lālelerde lāmdır yüzüñde zülf-i ‘anberīn
Eşküm aḳçesini ṣu ḳoyar cihān ocaġına
Āl yapraḳlu ‘alem çekdükde āh-ı āteşīn
İy gözi āhū ḫaṭı ‘anber-feşānuñ yādına
Bir deriye ṣarılup ḳaldı Ḫuten'de müşg-i Çīn
Nāḫun-ı gül-berg-i yārüñ her biri āyinedür
‘Adliyā kendüyi görirse n’ola ol nāzenīn
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, gözün nergis kelimesinin nûn harfidir, kaşın da onun üstündeki râ harfi; yüzündeki amber kokulu zülüf ise lâle kelimesindeki lâm harfidir. (Göz nergise, yanak lâleye benzetilir; nûn harfinin yuvarlak karnı göze, kıvrık râ harfi kaşa, uzun ve kıvrık lâm harfi yanağa düşen saç lülesine benzer.)
2. Ateşli ahım al yapraklı sancağını çektiğinde (yani alevleri kızıl bir bayrak gibi yükseldiğinde), gözyaşımın akçesi (gümüş para gibi beyaz damlaları) dünyanın ocağına su koyar. Beyit iki türlü okunabilir: gözyaşı, ahın dünyayı saracak ateşini söndürür; ya da "ocağına su koymak" sözü, gözyaşının dünyanın ocağını söndürüp onu yıkıma uğratması anlamına gelir.
3. Ey ceylan gözlü, ayva tüyleri amber saçan sevgili; Çin miski senin (ayva tüylerinin) hatırasıyla bir deriye sarınıp Hoten'de kalakaldı.
4. Gül yaprağına benzeyen sevgili tırnaklarının her biri bir aynadır; ey Adlî, o nazlı güzel (tırnaklarında) kendini görse buna şaşılır mı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel dört beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "-în" sesine dayanır: ‘anberîn, âteşîn, Çîn, nâzenîn. Matladaki "kaşın" kelimesi bu sese ancak yaklaşır. Bayram neşrinde 120 numarayla yer alır. Beş nüshadan yalnız ikisinde, T (44a) ve M2'de bulunur; OR, İBB ve M1'de yoktur. Neşirde bunu izleyen 121-126 numaralı gazeller T nüshasında 36b-38b varaklarında yer alırken bu gazelin aynı nüshada 44a'da bulunması dikkat çekicidir, ama neşir bunun sebebi hakkında bilgi vermez. Neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkat çeken yeri, harf benzetmesine dayanan matlaıdır. Divan şiirinde sevgilinin yüzü çoğu zaman bir yazı sayfası gibi okunur ve güzellik unsurları Arap harflerinin biçimlerine benzetilir. Adlî burada çiçek adlarının kendi harflerini kullanır. Osmanlı yazısında "nergis" kelimesi nûn ile başlar, ikinci harfi râdır; "lâle" ise lâm ile başlar. Nûn harfinin yuvarlak çanağı ve noktası göze, onun üstüne düşen kıvrık râ kaşa benzetilir. Nergis zaten divan şiirinde gözün karşılığıdır; böylece benzetme iki kat işler: göz hem nergistir hem de nergis kelimesinin ilk harfidir. İkinci mısrada lâle yanağı, uzun ve ucu kıvrık lâm harfi de yanağa düşen saç lülesini karşılar. Göz, kaş, yüz ve zülüf ile nergis ve lâle arasında açık bir tenasüp vardır.
İkinci beyitte renklerle ve paralarla bir tablo kurulur. Ateşli ah al yapraklı bir sancak gibi yükselir; gözyaşı ise "akçe"dir. Akçe sözlük anlamıyla hem Osmanlı'nın gümüş parası hem de beyazımsı demektir; bu yüzden "akçe" ile "al" arasında bir renk karşıtlığı sezilir. Ateş ile su, ah ile gözyaşı arasındaki tezat beytin asıl dayanağıdır. "Ocağına su koymak" sözünün ne yöne çekileceği açık değildir; gözyaşı ya ahın ateşini söndürerek dünyayı korur ya da dünyanın ocağını söndürüp onu harap eder.
Üçüncü beyit bir hüsn-i ta‘lîl örneğidir. Misk, sözlük anlamıyla misk ceylanının göbeğindeki bir keseden elde edilen kokudur ve divan şiirinde Çin ile Hoten'e bağlanır. Şair, miskin deri bir kese içinde bulunmasını kendine göre bir sebebe bağlar: Çin miski, sevgilinin amber saçan ayva tüylerini hatırlayınca utanıp bir deriye sarınmış ve Hoten'de kalmıştır. Beyitte "âhû" (ceylan), "müşg" (misk), "deri", "Huten" ve "Çîn" kelimeleri arasında tenasüp vardır; ceylan gözlü sevgilinin, kokusunu ceylandan alan miski geride bırakması da beyte ince bir alay katar.
Makta, sevgilinin gül yaprağı gibi pembe ve parlak tırnaklarını aynaya benzetir. Ayna divan şiirinde güzelin kendi güzelliğini seyrettiği nesnedir; tırnaklar ayna olunca nazlı sevgilinin kendini her an görebilmesi, şair için şaşılacak bir şey değildir. Beyit, sevgilinin kendi güzelliğine hayranlığını hafif bir takılmayla anlatır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 158, şiir no. 120 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






