Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Ne ḫāṣıyyet ḳomış yā Rab Ḫudā bu ḥüsn ile sende
Ḳomadı mihr-i ruḫsāruñ ḳarār u ṣabrumı bende
Kerem ḳıl bir naẓar daḫı beni bī-cān idüp gitme
Ki sensüz bir nefes olmaz ḳarārı rūḥumuñ tende
Raḳīb-i ḫār ile niçün açılup gül gibi her dem
Güzellik gülşeni içre idersin ḥālüme ḫande
Cigerde dāġ-ı hicrüñle ölürsem āh u zārumdan
Fiġān ide civārumda olanlar ḥaşre dek sinde
Ḫayāl-i ḥadd ü zülfüñle eger ḫāk olsam iy meh-rū
Bitiser lāle vü sünbül benüm ḳabrümüñ üstinde
Senüñ vaṣf-ı ruḫuñ bülbül seḥer gülşende söylerken
İşitdi gül ḥayāsından ḳızardı oldı şermende
Düzüp saf leşker-i ġamzeñ urup yaġmaladı Rūm'ı
Çeküp müşgīn ‘alem zülfüñ tamāmet ḥükm ider Hind'e
Ġazelde naẓm-ı güftāruñ yazup evrāḳ-ı gül üzre
‘Acemler Rūm'dan ‘Adlī iletsünler Semerḳand'e

Günümüz Türkçesiyle

1. Ya Rabbi, Allah bu güzellikle birlikte sende ne özellik bırakmış; yanağının güneşi (ve sevgisi) bende ne huzur bıraktı ne sabır.

2. Lütfet, bir kez daha bak; beni cansız bırakıp gitme. Çünkü sen olmadan ruhum bedende bir nefes bile duramaz.

3. Diken gibi olan rakiple her an gül gibi açılıp (neşelenip) güzellik gül bahçesinde neden benim hâlime gülüyorsun.

4. Ciğerimde ayrılığının yarasıyla ah ve iniltilerimden ölürsem, yanımda yatanlar mezarda kıyamete kadar feryat eder.

5. Ey ay yüzlü, yanağının ve zülfünün hayaliyle toprak olursam mezarımın üstünde lâle ve sümbül biter. (Lâle yanağa, sümbül saça benzetilir.)

6. Bülbül seher vakti gül bahçesinde senin yanağının güzelliğini anlatırken gül bunu işitti; utancından kızardı, mahcup oldu.

7. Bakışının ordusu saf düzüp saldırdı ve Rûm'u yağmaladı; zülfün misk kokulu sancağını çekip Hind'e tamamen hükmediyor. (Divan şiirinde Rûm beyazlığı, Hind siyahlığı çağrıştırır; siyah saç Hind'e hükmeder.)

8. Ey Adlî, şiirinin sözlerini gazel hâlinde gül yapraklarına yazıp Acemler Rûm'dan Semerkand'e götürsünler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel sekiz beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Belirli bir redif yoktur; kafiye "-nde" sesine dayanır: sende, bende, tende, hande, sinde, üstinde, şermende. Son iki beyitte bu ses, yer adlarına eklenen yönelme ekiyle sağlanır: "Hind'e" ve "Semerkand'e". Neşirde divanın he harfi bölümünde (Ḥarfü'l-hā’) yer alır. Bayram neşrinde 121 numaradadır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 30a, T 36b-37a, M1 38a-38b, M2 30b-31a, İBB 21a). Nüsha farkları azdır: T'de matlaın ikinci mısraında "bende" yerine "tende", ikinci beyitte "bî-cân" yerine "bî-çâre" okunur; üçüncü beyitteki "açılup" T, M1 ve M2'de "açılmış"tır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk yarısı aşk ıstırabının alışılmış çizgisinde ilerler. Matlada "mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem güneş hem de sevgi demektir; sevgilinin yanağının güneşi aynı zamanda onun sevgisidir ve âşıkta ne huzur bırakır ne sabır. İkinci beyitte can ile beden, nefes ile ruh arasında kurulan bağ, bir bakışın hayat verdiği eski bir mazmuna dayanır. Üçüncü beyitte rakip dikendir, sevgili güldür; gülün açılması divan şiirinde gülmek diye anılır. Sevgili, dikenle yan yana açılan gül gibi rakiple neşelenir ve âşığın hâline güler. Gül ile diken ve gülmek ile âşığın acıklı hâli arasında tezat vardır.

Dördüncü ve beşinci beyitler âşığın ölümünü ve mezarını konu alır. "Sin" sözlük anlamıyla mezar demektir; âşık ölünce iniltisi o kadar sürer ki yanındaki ölüler bile kıyamete dek feryat eder. Beşinci beyitte sevgilinin yanağının ve saçının hayaliyle toprak olan âşığın mezarında lâle ile sümbül biter. Lâle yanağın, sümbül saçın karşılığı olduğundan beyit bir hüsn-i ta‘lîl taşır: mezardaki çiçekler, âşığın toprağa kadar götürdüğü hayalin kendisidir. Altıncı beyitte de benzer bir sebep uydurulur. Bülbül sabahleyin bahçede sevgilinin yanağını över; gül bunu işitince utanıp kızarır. Gülün kırmızılığı, sevgilinin yanağı karşısında duyduğu mahcubiyete bağlanır.

Yedinci beyit savaş ve fetih imgeleriyle kurulmuştur. Sevgilinin bakışı saf düzen bir ordudur ve Rûm'u yağmalar; zülfü misk kokulu bir sancak çekip Hind'e hükmeder. Divan şiirinde Rûm beyaz yüzü, Hind ise siyahlığı ve siyah saçı çağrıştırır; Rûm ile Hind arasındaki tezat, beyaz yüz ile siyah saç arasındaki karşıtlığın coğrafyaya taşınmış hâlidir. Leşker, saf, yağma, sancak ve hüküm kelimeleri arasında tenasüp vardır. Beytin bir ironisi de vardır. Şiiri yazan Rûm'un padişahıdır ve kendi ülkesinin sevgilinin bakışınca yağmalandığını söyler.

Makta bir övünme beytidir. Adlî kendine seslenir ve gazelinin gül yapraklarına yazılıp Acemler tarafından Rûm'dan Semerkand'e götürülmesini diler. Acem, divan şiirinde Farsça şiirin ve onun usta şairlerinin diyarıdır; Rûm'da yazılmış Türkçe bir gazelin Acemler eliyle doğuya taşınması, şiirin değerine dair bir iddiadır. Gül yaprağına yazılmak, sözün inceliğini ve güzelliğini gösteren bir imgedir. Yedinci beyitteki Rûm ile Hind'in ardından maktada Rûm ve Semerkand anılır; böylece gazel geniş bir coğrafya üzerinde kapanır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 159, şiir no. 121 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr