Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
O gül bu bülbüli diler çü zār eylemege
Göñül daḫı diler anı hezār eylemege
Ṣaçuñla dil bir idüp ḳaşlaruñ ḳarār itmiş
Ḳarārumı aluban bī-ḳarār eylemege
Çü naḳş-ı dil-keşe meyl eylerimiş ol fettān
Yüz üzre çehremi nakş-ı nigār eylemege
Ḳadüñle zülfüñ ucından elemlerümi benüm
Ḳıyāmete degin olmaz şümār eylemege
Göñül ki ḳan yuduban la‘l ü güher eyledi cem‘
Gözüm diler ayaġuña nis̱ār eylemege
Ṣaçuña ‘Adli göñül cem‘ idüp ki cān atdı
İver mi zülfüñ anı tārmār eylemege
Günümüz Türkçesiyle
1. O gül, bu bülbülü inletmek istediğine göre, gönül de onu (bu iniltiyi) bin kat artırmak ister. ("Hezâr" hem bin hem de bülbül demektir; mısra "gönül de onu bülbül yapmak ister" diye de anlaşılabilir.)
2. Kaşların saçınla anlaşıp (birlik olup) huzurumu alarak beni huzursuz etmeye karar vermiş.
3. O gönül ayartan (sevgili) gönül çekici resimlere meyledermiş; öyleyse (gönlüm) yüzümü yere sürerek çehremi sevgilinin resmi hâline getirmek ister. Beyit tam açık değildir; "yüz üzre" hem "yüzüstü, yüzünü yere koyarak" hem de "yüz türlü" diye anlaşılabilir.
4. Senin boyun ve zülfünün ucu yüzünden çektiğim acıları kıyamete kadar saymak mümkün değildir.
5. Gönül kan yutarak lâl ve inci biriktirdi (kanlı ve parlak gözyaşlarını topladı); gözüm de bunları senin ayağına saçmak ister.
6. Adlî gönlünü toplayıp canını saçına attı; zülfün onu darmadağın etmek için acele eder mi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel altı beyittir ve müctes bahrinin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eylemege"dir; kafiye "-âr" sesine dayanır: zâr, hezâr, bî-karâr, nigâr, şümâr, nisâr, târmâr. Bütün beyitlerin aynı mastar biçimiyle bitmesi, her beyitte bu mastarı yöneten bir fiil aramayı gerektirir; çoğu beyitte bu "dilemek"tir (diler), ikinci beyitte "karâr itmek", dördüncü beyitte "olmaz"dır. Bayram neşrinde 122 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 29a, T 37a, M1 38b-39a, M2 31a, İBB 20a). Nüsha farkları birkaç kelimededir: matlaın ikinci mısraındaki "anı" M1'de "âh u", T ve M2'de "âh-ı" biçimindedir; üçüncü beyitte "ol fettân" T'de "figân" okunur; beşinci beyitteki "kan" kelimesi OR'da yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla gül ile bülbül mazmununa dayanır. Gül sevgili, bülbül âşıktır; gül bülbülü inletmek ister, gönül de bu iniltiyi artırmak ister. "Hezâr" sözlük anlamıyla hem bin sayısı hem de bülbül demektir ve beyitte iki anlamı birlikte çağırır: gönül iniltiyi bin kat artırmak da, âşığı bir bülbüle çevirmek de ister. Bu, bir tevriye örneğidir. Nüshalardaki "âh u" ve "âh-ı" okumaları mısraı "gönül de ahı bin kat artırmak ister" yönüne çeker ve bin anlamını öne çıkarır. Bülbül, gül, zâr ve hezâr arasında tenasüp vardır.
İkinci beyit "karâr" kelimesinin üç kez kullanılmasıyla dikkat çeker. Kaşlar saçla birlik olup bir karar vermiştir; bu karar, âşığın karârını, yani huzurunu alıp onu "bî-karâr" etmektir. Aynı kökten gelen kelimelerin farklı anlamlarla yan yana gelmesi bir cinas ve iştikak oyunudur. "Dil bir etmek" deyimi sözlük anlamıyla anlaşmak, aynı ağızdan konuşmak demektir; "dil" Farsçada gönül anlamına da geldiğinden kelime beytin geri kalanındaki gönül temasıyla bağ kurar.
Üçüncü beyit gazelin en kapalı yeridir. Sevgili "fettân", yani gönül ayartıcı olarak anılır ve gönül çekici resimlere meyleder. "Nigâr" sözlük anlamıyla hem resim, nakış hem de sevgili demektir; âşık kendi yüzünü sevgilinin beğeneceği bir resme çevirmek ister. "Yüz üzre" sözünün yüzü yere koymayı mı, yoksa yüz sayısını mı anlattığı açık değildir. Nakş, dil-keş, çehre ve nigâr kelimeleri resim alanından bir tenasüp kurar.
Dördüncü beyitte sevgilinin boyu ile zülfünün uzunluğu acıların sonsuzluğuna bağlanır. "Kıyâmet" kelimesi sözlük anlamıyla "kıyâm" (ayakta durma) ile aynı köktendir ve divan şiirinde sevgilinin boyuyla birlikte anılır; uzun boy ve uzun saç, sayısı kıyamete dek bitmeyecek acıların karşılığıdır. Beşinci beyitte âşığın gönlü kan yutarak lâl ve inci biriktirir; kanlı gözyaşı lâle, beyaz gözyaşı inciye benzer. "Nisâr" sözlük anlamıyla bir büyüğün ayağına saçılan para ve mücevher demektir; göz bu mücevherleri sevgilinin ayağına saçmak ister.
Makta toplamak ile dağıtmak arasında bir tezatla kapanır. Adlî gönlünü "cem‘" eder, yani toplar, ve canını sevgilinin saçına atar. Divan şiirinde saç dağınık ve perişandır; mısra, toplanmış gönlü dağıtmaya hazır bir zülfü anlatır. Beşinci beyitteki "cem‘" kelimesi maktada yeniden kullanılır ve iki beyit arasında bir bağ kurar: önce gözyaşları toplanıp saçılmaya hazırlanır, sonra toplanan gönül saçın dağıtmasına bırakılır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 160, şiir no. 122 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






