Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Mest olupdur bāde-i la‘linden ol māh-ı temām
Nāzdandur ṣanmañ anuñ şīvesin vaḳt-i ḫırām
Mīve-i vaṣluñ heves ḳılan senüñ nā-puḫtedür
Sā‘id-i sīmīnüñi öpmek durur sevdā-yı ḫām
Geh yüzüñ şevḳı gehi zülfüñ perīşānlıḳları
İşümi ḫavf u recā itmiş durur her ṣubḥ u şām
Sünbül oldı ca‘d-ı müşk-efşānuñuñ efgendesi
Fülfül oldı ḫāl-i ‘anber-bāruña hindī ġulām
‘Adli'ye vaṣluñ ümīdi dōstum emr-i ba‘īd
Bir selāmuñdur recāsı senden ancaḳ ve's-selām

Günümüz Türkçesiyle

1. O dolunay (yüzlü sevgili) kendi dudağının lal renkli şarabından sarhoş olmuştur; salınarak yürürkenki edasını nazdan sanmayın (o sarhoşluktandır).

2. Vuslatının meyvesini isteyen kişi henüz pişmemiş, ham biridir; gümüş gibi beyaz kolunu öpmek ham bir hayaldir.

3. Bazen yüzünün özlemi, bazen zülfünün dağınıklığı her sabah ve akşam benim işimi korku ile ümit arasında bırakmıştır.

4. Sümbül, misk saçan kıvırcık saçının ayağa düşmüş kulu oldu; karabiber de amber kokulu benine Hintli bir köle oldu.

5. Dostum, Adlî için vuslatının ümidi çok uzak bir iştir; senden umduğu yalnızca bir selamdır, o kadar (ve's-selâm).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "-âm" sesidir: temâm, hırâm, hâm, şâm, gulâm, selâm. Bayram neşrinde 94 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur. Neşirde kaydedilen farklar şunlardır: T matlada "la‘linden" (onun dudağından) yerine "la‘lüñden" (senin dudağından) okur; OR'da matlaın ikinci mısraındaki "vakt-i hırâm" eksiktir; T ikinci beyitte "vasluñ" yerine "vaslın" der; OR dördüncü beyitte "hâl" (ben) yerine "hâr" (diken) okur; T, M1 ve M2'de "hindî" yerine "hind ü" vardır; aynı üç nüsha makta başında "‘Adli'ye" yerine "‘Adli vü" okur; M2'de "ancak" yerine "artuk" geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla sevgiliyi "mâh-ı temâm", yani dolunay olarak anar ve onun salınarak yürüyüşüne bir sebep bulur. Sevgilinin edalı yürüyüşü naz sanılmamalıdır, çünkü o kendi dudağının şarabından sarhoş olmuştur. "Bâde", "la‘l" ve "mest" kelimeleri şarap çevresinde birleşir; la‘l hem kırmızı bir değerli taş hem de dudak için kullanılır ve rengi şarabı çağırır. Neşirdeki "la‘linden" okuyuşu sevgiliyi kendi güzelliğiyle sarhoş eden bir varlık gibi gösterir; T'nin "la‘lüñden" okuyuşunda ise mısra doğrudan sevgiliye hitap eder.

İkinci beyit meyve imgesiyle kurulur. Vuslat bir meyvedir; onu isteyen kişi "nâ-pühte", yani pişmemiş, olgunlaşmamıştır. Gümüş gibi kolu öpmek de "sevdâ-yı hâm", ham bir arzudur. "Mîve", "nâ-pühte" ve "hâm" arasında tenasüp vardır: meyve olgunlaşır, insan da aşkta pişer. Beyit, vuslatı istemenin bile aşkta acemiliğin işareti sayıldığını söyler.

Üçüncü beyitte iki karşıtlık yan yana durur: yüz ile zülf, korku ile ümit. Sevgilinin yüzü âşığa ümit, zülfünün dağınıklığı korku verir; "her subh u şâm" (her sabah ve akşam) ifadesi bu ikiliği günün iki ucuna taşır. Yüzün aydınlığı ile sabah, zülfün karanlığı ile akşam arasında da bir karşılık sezilir. Dördüncü beyit bir güzellik tablosudur. Sümbül kokusu ve kıvrımıyla saça, karabiber (fülfül) siyahlığıyla bene benzetilmiştir; ama şair benzetmeyi tersine çevirip bu bitkileri sevgilinin saçına ve benine kul yapar. "Sünbül" ile "fülfül" ses bakımından birbirine yakındır; "müşk" (misk) ve "anber" iki güzel koku olarak tenasüp kurar. "Hindî gulâm" (Hintli köle) ifadesi karabiberin rengini koyu tenli bir köleye bağlar.

Makta bir söz oyunuyla kapanır. Adlî vuslattan ümidini kesmiştir, sevgiliden yalnız bir selam bekler. Mısra "ve's-selâm" ile biter; bu söz sözlük anlamıyla "vesselam, işte o kadar" demektir ve hemen önündeki "selâm" kelimesiyle aynı kökten gelir. Böylece beklenen tek şey de, sözün sonu da "selâm" olur. "Ümîd" ve "recâ" kelimelerinin aynı beyitte geçmesi, üçüncü beyitteki "havf u recâ" ikiliğini hatırlatır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 132, şiir no. 94 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr