Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Yüzüñ ayını ḳoyup ben güne nāẓır degülem
Naẓar itmege senüñ ġayruña ḳādir degülem
Gözlerüñ tīġ çeker ḳaṣdı bu kim cānum ala
Ṣanemā ivme ki ben ṣanma ki ḥāżır degülem
Nergisüñ siḥriyile dār-ı cihān ṭoldı fiten
Var daḫı'y şūh-ı cihān dime ki sāḥir degülem
Mey ü maḥbūb sevüp cān virürem gerçi raḳīb
Hele ben sencileyin müfsid ü kāfir degülem
Gerçi yaġmur gibi yaġdurdı ġamuñ başuma ṭaş
Ḥaḳ bilür geçmedi dem ben aña şākir degülem
Ġamuña cān virüben ġāyet ucuz avlamışam
Ṣatun almaḳda dimen ben daḫı tācir degülem
‘Adli'ye derd ü ġamuñ oldı çün ol demde naṣīb
Ḫāk olup sine girem terk ide āḫir degülem
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzünün ayını bırakıp güneşe bakacak değilim; senden başkasına bakmaya gücüm yetmez.
2. Gözlerin kılıç çekiyor, niyeti canımı almak; ey put gibi güzel, acele etme, ama sakın hazır olmadığımı da sanma.
3. Nergis gözünün büyüsüyle dünya evi fitnelerle doldu; ey dünyanın cilveli güzeli, hadi şimdi de "ben büyücü değilim" de bakalım.
4. Ey rakip, şarabı ve güzeli sevip onlar uğruna can verdiğim doğru; ama hiç değilse senin gibi fesatçı ve kâfir değilim.
5. Senin derdin gerçi başıma yağmur gibi taş yağdırdı; Allah bilir ki ona şükretmeden bir an bile geçmedi.
6. Canımı senin derdine verip onu çok ucuza elde ettim; alışverişte "ben de tüccar değilim" demem. (Can verip dert almak âşığa kârlı bir alışveriş gibi gelir; kendini iyi pazarlık eden bir tüccar sayar.)
7. Adlî'ye o anda senin derdin ve gamın nasip olduğuna göre, toprak olup mezara girsem de sonunda onu bırakacak değilim. (M1 ve M2'deki "olmadı" okuyuşuyla birinci mısra "nasip olmadığına göre" anlamına gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "degülem" (değilim), kafiyesi "-ir" sesidir: nâzır, kâdir, hâzır, sâhir, kâfir, şâkir, tâcir, âhir. Neşirde 91 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 24a, T 29b-30a, M1 30a-30b, M2 24a, İBB 16b); ancak beşinci beyit T'de yoktur. Nüsha farkları şunlardır: ikinci beyitte OR "gözlerüñ" yerine "gözlerüm" okur; dördüncü beyitte İBB "rakîb" yerine "diye" der; altıncı beyitte T, M1 ve M2 "ṣatun" yerine "ṣatup", T "dimen" yerine "dimez" yazar; maktada M1 "oldı çün" yerine "olmadı çün", M2 "oldı" yerine "olmadı" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir "değilim" dizisidir. Her beyitte âşık kendisi hakkında bir şeyi reddeder ve bu ret beyitten beyite başka bir anlam kazanır: güneşe bakan değildir, hazır olmayan değildir, fesatçı ve kâfir değildir, şükretmeyen değildir, derdi bırakacak değildir. Kimi beyitlerde ret olumsuz bir şeyi uzaklaştırır, kimilerinde ise "değil değilim" söyleyişiyle olumlu bir iddiaya döner.
Matlada sevgilinin yüzü aya benzetilir ve güneşe tercih edilir. "Nâzır" sözlük anlamıyla bakan, gözeten; "nazar" bakış demektir. "Nâzır" ile "nazar" aynı kökten gelir ve iki mısra arasında bir iştikak sanatı kurar. Ay ile güneş arasında tenasüp vardır. İkinci beyitte gözler kılıç çeken bir cellada döner. Âşık sevgiliye acele etmemesini söyler, ama hemen ardından "hazır olmadığımı sanma" der; yani ölüme hazırdır. "Ṣanemâ" (ey put) ile "ṣanma" (sanma) kelimeleri ses bakımından birbirine yakındır ve mısraın içinde yan yana gelir. OR'daki "gözlerüm" okuyuşu kılıç çekenin âşığın kendi gözleri olduğunu düşündürür, ama beytin geri kalanıyla daha zayıf bir uyum kurar.
Üçüncü beyitte "nergis" gözdür; divan şiirinde göz, biçimi ve süzgünlüğü yüzünden nergis çiçeğine benzetilir. Gözün büyüsü dünyayı fitneyle doldurmuştur. Âşık sevgiliye "hadi bir de büyücü değilim de" diye takılır; burada "değilim" sözü sevgilinin ağzına konmuş bir inkârdır ve âşık bu inkârın boşa olduğunu söyler. Sihir, fitne ve sâhir arasında tenasüp vardır.
Dördüncü beyit rakibe döner. Âşık şarap ve güzel sevdiğini, onlar için can verdiğini kabul eder; bunlar şeriat ölçüsünde kusur sayılır. Ama rakip gibi "müfsid", yani sözlük anlamıyla fesat çıkaran, bozguncu ve kâfir değildir. Kendi kusurunu kabul edip rakibin daha büyük kusurunu göstermek beyte bir iğneleme katar. İBB'deki "diye" okuyuşunda rakibe seslenilmez; söz genel bir savunmaya dönüşür.
Beşinci beyitte sevgilinin derdi âşığın başına yağmur gibi taş yağdırır; yağmur ile taş arasında bir benzetme, şikâyet ile şükür arasında tezat vardır. İkinci mısradaki "ben ona şâkir değilim diye bir an geçmedi" söyleyişi olumsuzu olumsuzla kaldırır: âşık her an şükretmiştir. Altıncı beyit alışveriş diliyle kurulur. Âşık canını verip karşılığında sevgilinin derdini almış ve bunu çok ucuz bulmuştur. "Dimen", Eski Anadolu Türkçesinde "demem" anlamına gelen olumsuz geniş zaman biçimidir; âşık "ben de tüccar değilim" demez, yani alışverişten anladığını söyler. Satmak, almak, ucuz ve tâcir arasında tenasüp vardır. Can gibi en değerli şeyi verip dert almayı kâr saymak beytin ironisidir.
Makta derdin âşığa bir "nasip" olarak verildiğini söyler. "Ol demde" (o anda) sözüyle hangi anın kastedildiği beyitte açıklanmaz. "Sin" sözlük anlamıyla mezar demektir; "hâk olup sine girmek" ölüp toprağa karışmayı anlatır. Âşık ölse de bu derdi bırakmayacaktır. Toprak ve mezar arasında tenasüp vardır. M1 ve M2'deki "olmadı" okuyuşu beytin mantığını zayıflatır, çünkü nasip olmayan bir derdin bırakılmayacağını söylemek gazelin bütünüyle uyuşmaz.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 129, şiir no. 91 (nüsha bilgisi s. 129 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






