İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Ağa-Sülûkîzâde el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 196 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya a’yânından olup 1127’de vefât eden el-Hâc [629] Mustafa Ağa bin Osmân Ağa bin Ali Ağa bin Pir Mehmed Çelebi bin Hızır Çelebi bin Sülûkî Mehmed Çelebi bin Hamza Çelebi bin Abdullah Çelebi bin Muhyiddîn Mehmet Çelebi bin İskender Bey bin Halîl Paşa’nın oğludur. Halk dilinde “Sülûkoğlu” demekle meşhûrdur.

Pederinin irtihâlinde Halîl Paşa ve Memi Çelebi bin İskender Bey ve Osmâncık’da Ferruhşâd Çelebi vâkıflarına mütevellî olup teayyün etdi. İran muhârebâtında nakdî mu’âvenetler ederek meclis-i a’yân azâsı olup 1156 senesi evâ’ilinde vefât etdi. Üçler Mahallesi hânedânından idi. Oğulları; İbrâhim, Halîl, Osmân, Hüseyin Ağalardır.

Hacı Osmân Ağa 1193’de fevt olup oğulları es-Seyyid Mehmed, Ahmed Ağalardır. Mütevellî el-Hâc Hüseyin Ağa da 1222’de vefât edib oğulları Mustafa, Mehmed Ağalardan Mustafa Ağa, 1269’da ve bunun oğlu Osmân Ağa 1294’de vefât etdi. Bunun oğlu Mustafa Efendi 1318’de Isparta sancağı jandarma hesab me’mûru oldu.

Es-Seyyid Mehmed Ağa evlâdından eş-Şeyh Saîd Mehmed Efendi bin Şerîf Osmân Ağa bin es-Seyyid Mehmed Ağa bin el-Hâc Osmân Ağa da meşâyih-i Nakşibendiyyeden [630] olup 1267’de vefât etdi. Bunun mahdûmu es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed Nuri Şemseddîn Efendi olup 1280’de Beşiktaşî Yahyâ Efendi Dergâhı şeyhi olduğu halde 1298’de vefât etdi.⁷⁷

Dipnotlar

  • 77 Bu malumâtı kuyûd-ı vakfiye ve evrâk-ı resmîyeden ve Şeyh Mehmed Nuri Efendi mu’asır ve musâhibi Amasyalı Bakırcızâde Hâfız Mehmed Nureddin Efendi’den aldım.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya ayanından olup 1127'de [1715] vefat eden Hacı Mustafa Ağa'nın oğludur. Mustafa Ağa, Osmân Ağa'nın oğludur; Osmân Ağa, Ali Ağa'nın, o Pir Mehmed Çelebi'nin, o Hızır Çelebi'nin, o Sülûkî Mehmed Çelebi'nin, o Hamza Çelebi'nin, o Abdullah Çelebi'nin, o Muhyiddîn Mehmed Çelebi'nin, o İskender Bey'in, İskender Bey de Halîl Paşa'nın oğludur. Halk dilinde "Sülûkoğlu" diye tanınır.

Babasının ölümü üzerine Halîl Paşa ile İskender Bey'in oğlu Memi Çelebi vakıflarına ve Osmâncık'taki Ferruhşâd Çelebi vakıflarına mütevelli olup öne çıktı. İran savaşlarında para yardımları yaparak ayan meclisi üyesi oldu ve 1156 [1743-44] yılı başlarında vefat etti. Üçler Mahallesi'nin köklü ailelerindendi. Oğulları İbrâhim, Halîl, Osmân ve Hüseyin Ağalardır.

Hacı Osmân Ağa 1193'te [1779] vefat etti; oğulları Seyyid Mehmed ve Ahmed Ağalardır. Mütevelli Hacı Hüseyin Ağa da 1222'de [1807-08] vefat etti; oğulları Mustafa ve Mehmed Ağalardır. Bunlardan Mustafa Ağa 1269'da [1852-53], onun oğlu Osmân Ağa 1294'te [1877] vefat etti. Osmân Ağa'nın oğlu Mustafa Efendi 1318'de [1900-01] Isparta sancağı jandarma hesap memuru oldu.

Seyyid Mehmed Ağa'nın soyundan Şeyh Saîd Mehmed Efendi de Nakşibendî şeyhlerindendi ve 1267'de [1850-51] vefat etti. Saîd Mehmed Efendi, Şerîf Osmân Ağa'nın oğludur; Şerîf Osmân Ağa, Seyyid Mehmed Ağa'nın, o da Hacı Osmân Ağa'nın oğludur. Saîd Mehmed Efendi'nin oğlu Seyyid Şeyh Mehmed Nuri Şemseddîn Efendi 1280'de [1863-64] Beşiktaşlı Yahyâ Efendi Dergâhı'nın şeyhi oldu ve 1298'de [1880-81] vefat etti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mütevellî: vakfı yöneten kişi
  • vâkıf: vakfı kuran kişi
  • teayyün: öne çıkma, tanınma
  • nakdî mu'âvenet: para yardımı
  • evâ'il: başlangıç, ilk günler
  • hânedân: köklü aile
  • fevt olmak: ölmek
  • jandarma hesab me'mûru: jandarma teşkilatının mali işlerine bakan memur
  • meşâyih-i Nakşibendiyye: Nakşibendî tarikatının şeyhleri
  • kuyûd-ı vakfiye: vakıf kayıtları
  • evrâk-ı resmîye: resmî belgeler
  • mu'asır ve musâhib: çağdaş ve sohbet arkadaşı

Sülûkîzâdeler Ailesi

Madde, Hüsameddin'in kitabında soyu en uzun sayılan ailelerden birini anlatır. Başlıktaki Hacı Ahmed Ağa'nın babası Mustafa Ağa'dan geriye doğru on bir ad sayılır ve soy Halîl Paşa'ya ulaştırılır; ileriye doğru ise Ahmed Ağa'nın soyundan gelen Mustafa Efendi'ye, 1318 yılına kadar gelinir. Ailenin adı, bu zincirdeki Sülûkî Mehmed Çelebi'den gelir ve halk dilinde "Sülûkoğlu" biçiminde söylenir. Sülûk sözcüğü tasavvufta bir yola girip ilerleme anlamına gelir; adın bu çevreden doğmuş olabileceği düşünülebilir, ancak metin bunu söylemez ve doğrulayan bir kaynak da bulunamadı.

Ailenin kentteki konumu vakıf mütevelliliğine dayanır. Ahmed Ağa'nın Halîl Paşa ve Memi Çelebi vakıflarının yanında Osmâncık'taki Ferruhşâd Çelebi vakıflarının da mütevellisi olması, ailenin vakıf yönetimini uzun süre ellerinde tuttuğunu gösterir. Metinde mütevelli olarak ayrıca 1222'de ölen Hacı Hüseyin Ağa anılır. Halîl Paşa ve İskender Bey'in kimliğine, vakıflarının bugünkü durumuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Ahmed Ağa'nın İran savaşlarında "para yardımı" yaparak ayan meclisine girmesi ise, seferlerin masrafının yerel zenginlerden de karşılandığını düşündürür; bu bir çıkarımdır ve metin bunu açıkça belirtmez.

Soyun son halkaları on dokuzuncu yüzyıla uzanır. 1318'de jandarma hesap memuru olarak anılan Mustafa Efendi, soyun bu dönemde devlet memurluğuna yöneldiğini gösterir.

Yahyâ Efendi Dergâhı ve Mehmed Nuri Şemseddîn Efendi

Maddenin son bölümü, ailenin Seyyid Mehmed Ağa koluna ait bir şeyhi anlatır. Beşiktaşlı Yahyâ Efendi Dergâhı, ansiklopedi kaydına göre İstanbul Beşiktaş'ta, Yıldız Mahallesi'ndeki Yahyâ Efendi Çıkmazı'ndadır. Kuruluşu 1538'e kadar götürülebilir; Yahyâ Efendi 1571'de ölmüş ve II. Selim, kabri üzerine Mimar Sinan tasarımı bir türbe yaptırmıştır. Tekkeler 1925'te kapatılmış, cami-tevhidhâne cami olarak kullanılmıştır; Yahyâ Efendi Türbesi bugün de İstanbul'da en çok ziyaret edilen makamlardandır.

Aynı kayıt Mehmed Nûri Şemseddin Efendi'yi de anar. Ona göre Nakşibendî olan Şemseddin Efendi, II. Mahmud tarafından 1836'da Yahyâ Efendi türbedarlığına getirilmiş ve ölümüne, yani 1886'ya kadar bu görevde kalmıştır. Ayrıca onu, Kırşehir'deki Hacı Bektaş Tekkesi'nin şeyhliğine atanan Taşköprülü Seyyid Hüseyin Efendi'nin oğlu olarak gösterir ve Miftâhu'l-kulûb adlı eseriyle tanındığını yazar. Mezarı, türbede gömülü olan tekke şeyhleri arasında sayılır.

Bu bilgiler Hüsameddin'inkinden iki noktada ayrılır. Hüsameddin 1280'de (1863-64) şeyh olduğunu ve 1298'de (1880-81) öldüğünü söylerken ansiklopedi 1836'dan 1886'ya uzanan bir görev süresi verir. Ayrıca Hüsameddin onu Şeyh Saîd Mehmed Efendi'nin oğlu olarak tanıtır, ansiklopedi ise babasını Taşköprülü bir şeyh olarak anar. Bu farklar ya aynı adı taşıyan iki ayrı kişinin karıştırılmasından ya da kaynakların farklı aile bilgisine dayanmasından kaynaklanıyor olabilir; bunu çözecek bir kaynak bulunamadı. Hüsameddin dipnotta bilgiyi vakıf kayıtlarından, resmî belgelerden ve Şeyh Mehmed Nuri Efendi'nin çağdaşı ve sohbet arkadaşı Amasyalı Bakırcızâde Hâfız Mehmed Nureddin Efendi'den aldığını belirtir.

Kaynakça

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.