İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Çelebi-Babazâde el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 143 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya musikişinaslarından Baba Tanburî demekle meşhûr Mehmed Çelebi bin İlyas bin Hamza oğludur. Hattât-ı meşhûr Ebü’l-fazl Mehmed Efendi’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz u temeşşuk ve ulemâdan tahsîl-i ilm ü marifet etdi.

Şâkirdâna ta’lîm-i hat ederek hayli müddet Sultân Bâyezîd evkâfının kâtibi oldu. 945’de Amasya vâlisi olan Şehzâde Sultân Mustafa’ya Divân kâtibi ve ba’dehû musâhibi olduğu halde 958’de vefât etdi. İlm ü marifetden behre-dâr, latife-gû, mizac-gîr, “Yeşil Çelebi” demekle meşhûr bir hattat idi. Biraderi İlyas Çelebi evladından İmam-i Sultâni Evliya Mehmed Efendi’dir. Evlâdına “Yeşil oğulları” dendi. Yeşilzâde Mehmed Çelebi de maruftur.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya musikişinaslarından, "Baba Tanburî" diye tanınan Mehmed Çelebi bin İlyas bin Hamza'nın oğludur. Ünlü hattat Ebü'l-Fazl Mehmed Efendi'den çeşitli yazı türlerini alıp meşk ederek öğrendi; âlimlerden de ilim ve marifet tahsil etti.

Öğrencilere yazı öğreterek uzun bir süre Sultan Bâyezîd vakıflarının kâtipliğini yaptı. 945 [1538-39] yılında Amasya valisi olan Şehzade Sultan Mustafa'nın divan kâtibi, daha sonra da musahibi (sohbet arkadaşı) olduğu hâlde 958 [1551] yılında öldü. İlimden ve marifetten nasipli, latifeci, insanların gönlünü bilen, "Yeşil Çelebi" diye tanınan bir hattattı. Kardeşi İlyas Çelebi'nin evladından, padişah imamı Evliya Mehmed Efendi'dir. Onun soyuna "Yeşiloğulları" dendi. Yeşilzâde Mehmed Çelebi de tanınmış biridir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mûsikî-şinâs: musiki bilen, musikişinas
  • hutût-ı mütenevvi'a: çeşitli yazı türleri (sülüs, nesih, talik vb.)
  • ahz u temeşşuk: alıp meşk ederek öğrenme
  • şâkirdân: öğrenciler
  • ta'lîm-i hat: güzel yazı öğretme
  • musâhib: hükümdar ya da şehzadenin sohbet arkadaşı
  • behre-dâr: nasipli, pay sahibi
  • latîfe-gû: şakacı, nükteli konuşan
  • mizac-gîr: karşısındakinin huyunu bilip ona göre davranan

Baba Tanburî ve Amasya Musikisi

Ahmed Çelebi'nin babası "Baba Tanburî" Mehmed Çelebi, Hüsameddin'in kitabında başka bir yerde de geçer. Edâyî Receb Bey'in biyografisinde, onun Amasya'da Topal Hattatzâde Fazlullah Fazlî Çelebi'den yazı ve edebiyat, "Baba Çelebi diye tanınan Tanbûrî Mehmed Çelebi bin İlyas"tan da ilm-i edvâr, yani musiki nazariyatı öğrendiği yazılıdır. Buna göre Baba Tanburî, şehirde musiki nazariyatı okutan bir hocaydı. Amasya'da daha önce de güçlü bir musiki çevresi bulunuyordu: musiki nazariyatçısı Lâdikli Mehmed Çelebi, Şehzade Bâyezîd'in Amasya valiliği sırasında onun çevresinde bulunmuş ve şehzade tahta çıkınca İstanbul'a gitmiştir. Baba Tanburî'ye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Şehzade Mustafa'nın Divanında

Hüsameddin, Şehzade Mustafa'nın 945 yılında Amasya valisi olduğunu söyler. Bugünkü kaynaklar ise şehzadenin Manisa'dan ayrılıp Amasya'ya 21 Safer 948 [16 Haziran 1541] tarihinde gönderildiğini kaydeder. Ahmed Çelebi'nin şehzadenin divan kâtipliğine geçişi de bu yüzden en erken 948 yılına konabilir. Şehzadenin Amasya'daki maiyetine dair bir araştırmada, 1548 yılında divan kâtibinin Fazlî Çelebi olduğu belirtilir. Hüsameddin'in Ahmed Çelebi'yi önce divan kâtibi, sonra musahip olarak göstermesi, iki görevin farklı yıllarda yürütüldüğünü düşündürür; ancak bunu doğrulayan bir belge görülemedi. Şehzade Mustafa'nın kendisi de hattattı; nesih yazıyla yazdığı Süleymânnâme adlı eser bugün Viyana'da korunmaktadır. Ahmed Çelebi gibi bir hattatın onun yakın çevresine girmesi bu bakımdan anlaşılır bir durumdur.

Hocası Ebü'l-Fazl Mehmed Efendi

Hüsameddin'in "hattât-ı meşhûr" dediği Ebü'l-Fazl Mehmed Efendi'nin kim olduğu açık değildir. Aynı adı taşıyan en tanınmış kişi, İdrîs-i Bitlisî'nin oğlu, Anadolu ve baş defterdarı Ebülfazl Mehmed Efendi'dir (ölümü 982 / 1574); ancak onun hakkındaki kaynaklar şair ve edip olduğunu söyler, hattatlığından söz etmez. Bu yüzden iki kişinin aynı olduğu söylenemez.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler