Amasya kadı’l-kudâtı İmâdzâde Mevlânâ Mü’eyyideddîn Mehmed Çelebi bin kadı’l-kudât Mevlânâ İmâdeddîn Ömer Çelebi bin kadı’l-kudât Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Çelebi bin Mevlânâ Necîbeddîn Mûsâ bin Mehmed bin Mahmûd el-Hâllâtî mahdûmu ve Amasya emîr-i kebîri Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Çelebi mahdûmu Emîr Burhâneddîn Ahmed Çelebi kerîmezâdesidir.
Amasya ve Kayseriye’de tahsîl-i ulûm edib ders-i âm ve pederinin zaman-ı kazâsında nâibi, ba’dehû Tokat kadısı oldu. Kadı Burhân’ın Tokat’a tasallutuyla bir müddet ma’zûl ve ba’dehû Ankara kadı’l-kudâtı olup 801’de ma’zûlen Amasya’ya geldi.
802’de Amasya’da mâlik olduğu Helkîs Bahçesi bütün müştemilâtıyla beraber vâlidesi tarafından ceddi olan Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Çelebi’nin câmiine vakfedib sonra vefât etdi. Meşâhîr-i kudât-ı sütûde simâttan idi.
Bu zâtın vakfiyesi Sultân Bâyezîd hatîbi Fâzılzâde [365] Mustafa Âkif Efendi’nin hânesinde bulup istinsâh etmişdim. Pek târîhî bir vakfiye idi. Aynen buraya nakletmek isterdim hayfâ ki Taş musluk harîkinde yandı. Evlâddan olduğunu iddi’â eden Köprülü Bâkîzâde Hâfız Mehmed Muhyiddîn Efendi bu vakfiye için merhûm ile hayli nizâ’ etmişdi.
Bu vakfiyenin ta’rîf etdiği hudûda nazaran Amasya’da Sa’at Kulesi’nin önünden i’tibâren Leğen Kayası denilen yere kadar müşârün-ileyhin vakfetdiği bahçedir. Bugün Hükûmet Konağı, Belediye dâ’iresi ve havâlisi bu vakfın dâ’ire-i şümûlü dâhilindedir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya kadılkudâtı (baş kadısı) İmâdzâde Mevlânâ Müeyyidüddîn Mehmed Çelebi'nin oğludur. Müeyyidüddîn Mehmed Çelebi, kadılkudât Mevlânâ İmâdeddîn Ömer Çelebi'nin; o, kadılkudât Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Çelebi'nin; o, Mevlânâ Necîbeddîn Mûsâ'nın; o, Mehmed'in; Mehmed de Mahmûd el-Hâllâtî'nin oğludur. Annesi tarafından da Amasya Emîr-i Kebîri Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Çelebi'nin oğlu Emîr Burhâneddîn Ahmed Çelebi'nin kız torunudur.
Amasya ve Kayseri'de ilim tahsil ederek ders-i âm oldu. Babasının kadılığı sırasında onun naibi, ardından Tokat kadısı oldu. Kadı Burhân'ın Tokat'a saldırması yüzünden bir süre görevsiz kaldı; daha sonra Ankara kadılkudâtı oldu ve 801'de [1398-99] görevden alınarak Amasya'ya geldi.
802'de [1399-1400] Amasya'da sahibi olduğu Helkîs Bahçesi'ni bütün eklentileriyle birlikte anne tarafından atası olan Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Çelebi'nin camiine vakfetti, sonra öldü. Övgüye değer tanınmış kadılardandı.
Bu zatın vakfiyesini Sultan Bâyezîd Camii hatibi Fâzılzâde Mustafa Âkif Efendi'nin evinde bulup kopyalamıştım. Çok tarihî bir vakfiye idi. Aynen buraya aktarmak isterdim; ne yazık ki Taşmusluk yangınında yandı. Ailenin soyundan geldiğini iddia eden Köprülü Bâkîzâde Hâfız Mehmed Muhyiddîn Efendi, bu vakfiye yüzünden merhum Âkif Efendi ile epey çekişmişti.
Bu vakfiyenin tarif ettiği sınırlara göre, Amasya'da Saat Kulesi'nin önünden Leğen Kayası denilen yere kadar uzanan alan, adı geçen zatın vakfettiği bahçedir. Bugün Hükümet Konağı, Belediye dairesi ve çevresi bu vakfın sınırları içinde kalmaktadır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kadı'l-kudât: kadıların kadısı, baş kadı
- kerîmezâde: kız torunu, kızının çocuğu
- nâib: kadının vekili, yardımcısı
- ma'zûl: görevden alınmış, görevsiz
- müştemilât: bir mülkün eklentileri
- sütûde simât: övülmüş nitelikleri olan
- istinsâh: elle kopyalama
- harîk: yangın
- nizâ': çekişme, kavga
- dâ'ire-i şümûl: kapsam alanı
İmâdîler
Ahmed Çelebi'nin ailesi, Amasya'da beylikler devrinde kadılık makamını kuşaktan kuşağa elinde tutan bir ilmiye ailesidir. Hüsameddin kitabın on birinci cildinde Amasya'daki iki büyük ilmiye sülalesinden söz eder: İmâdîler ve Ziyârîler. Ona göre İmâdîler, Kazasker İmâdüddîn Ömer bin el-Hallâtî'nin evladıdır ve Amasya kadılkudâtı Mevlânâ Müeyyedüddîn Mehmed bin İmâd Çelebi bu zatın oğludur. Hüsameddin aynı yerde dikkat çekici bir siyasi ayrıntı da verir: İmâdîler, Amasya emirliğinin Osmanlı yönetimine katılmasına karşıydılar; Muslihîler diye anılan başka bir aile ise bu katılmanın büyük taraftarıydı. Yine aynı yerde, 788'de [1386] Yıldırım Bâyezid'in ordusu Osmancık'a yaklaştığında şehzadeyi karşılayanlar arasında bulunan Muslihî ailesinden Abdurrahman Celâleddîn'in, Mevlânâ Müeyyedüddîn görevden alınmış olduğu için Amasya kadılkudâtlığına getirildiğini kaydeder.
Bu bilgi, maddede anlatılan kariyerin neden Amasya dışında geçtiğini anlamaya yardım eder. Babasının makamı Osmanlı yanlısı bir aileye geçtikten sonra Ahmed Çelebi'nin Tokat'ta, ardından Ankara'da kadılık yapması, ailenin Amasya'daki etkisinin Osmanlı himayesiyle birlikte zayıfladığını düşündürür. Ancak bu bir çıkarımdır; Hüsameddin iki olay arasında açık bir bağ kurmaz.
Gümüşlü Camii
Helkîs Bahçesi'nin vakfedildiği cami, bugün Gümüşlü Camii diye bilinen yapıdır. Caminin ilk yapım tarihi 1326, yaptıranı ise Tâceddin Mahmud Çelebi'dir. Ahşap çatılı ilk yapı 1419 depreminde yıkılmış, ikinci kez 1491'de Defterdar Mahmud Bey tarafından yaptırılmıştır. 1612 yangınında büyük hasar gören caminin onarımını Şemseddin Paşa, 1688'deki onarımını ise Gümüşlüzâde İbrahim Bey yaptırmıştır; bugünkü adı bu son onarımdan sonra yerleşmiştir. 1721'de bir yangın daha geçiren yapıyı vakfın mütevellisi Mustafa Ağa onartmış, 1903'te kuzey cephesine bir son cemaat yeri eklenmiştir. Cami bugün Hükümet Köprüsü'nün karşısında, Yavuz Selim Meydanı'na yukarıdan bakan küçük bir yükseltinin üzerindedir. Yani Ahmed Çelebi'nin bahçesi ile vakfedildiği cami birbirine çok yakın, aynı kıyı kesimindedir.
Helkîs Bahçesi'nin Yeri
Bahçenin adı, Amasya'nın eski bir yer adını yaşatır. Bugün Hükümet Köprüsü denilen köprü eskiden Helkıs Köprüsü diye anılırdı; kimi kaynaklarda bu adın iç kalenin Helkıs Kapısı'ndan geldiği belirtilir. Hüsameddin'in sınır olarak gösterdiği Saat Kulesi de bu köprünün batı yanındadır. Kule 1865'te Amasya Mutasarrıfı Şair Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, kısa süre sonra yangın geçirmiş, 1940'ta bitişiğindeki ahşap köprünün betonarme olarak yeniden yapılması sırasında yıkılmış ve 2002'de aslına uygun biçimde yeniden inşa edilmiştir.
Hüsameddin'in "bugün" dediği Hükümet Konağı da bu çevrede yer alan, Ziya Paşa döneminde yapılmış ahşap binadır. Nurcan Yazıcı'nın arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre eski konağın yerine yeni hükümet konağının yapımına 1864'te başlanmış, inşaat 1865'te bitmiş, bina 1946'da yanıncaya kadar kullanılmıştır. Böylece Hüsameddin'in tarif ettiği alan, bugünkü kent merkezinin Hükümet Köprüsü ile Gümüşlü Camii arasındaki kesimine karşılık gelir. Vakfiyenin aslının ve Hüsameddin'in kopyasının kaybolmuş olması yüzünden bu sınırları başka bir belgeyle karşılaştırmak mümkün olmadı.
İmâdzâde Ahmed Çelebi hakkında Hüsameddin'in verdiklerinin dışında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar