İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Paşa Çelebi-Emîr-i Kebîr Fahreddîn Devâtdâr

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 115–116 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Esbak Amasya hükümdârı ve beylerbeyi el-Hâc Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh bin el-Hâc Musliheddîn Kutluşâh bin Emîr Bahâ’eddîn Kürt Bey’in mahdûmu ve Emîr Seyyidüddîn Mehmed ve Musliheddîn Mustafa Beylerin birâderidir. Pederinin devr-i hükûmetinde devâtdârî, ya’nî mektupçusu ve baş-kâtibi olup Eretna Hân oğlu Emîr Nâsıreddîn Mehmed Bey’e, bâdehû Bâbuk Şahzâde Emîr Alaeddîn Ali Paşa’ya, daha sonra Kastamonu hükûmdârı Candâroğlu Bâyezîd Bey’e dâmâd olarak nüfûz ve kuvvet buldu.

783 senesi rebiülevvelinde Sivas hükümdârı Kadı Burhâneddîn Ahmed Kayseri harbinde pederi esir ve maktûl olduğundan iki sonrakilerin nüfûz ve kuvveti, Amasya ümerâsının ittihâdı ve müzâhereti sâyesinde Amasya Emîr-i Kebîri, ya’nî müstakîllen hükümdârı oldu.

Hatta meşâhîr-i fuzalâdan Mevlânâ Hüsâmeddîn el-Kâtî Miftâhî [359] emîr-i müşârün-ileyhin nâmına şerh etdiği kitâbın birinci varakası zahrına yazdığı şu ibâresiyle i’lân etmişdir: “Bi-resmî hizâneti’l-emîri’l-âlim el-‘âdil, el-mü’eyyed el-muzaffer el-mücâhid el-mürâbıt nusreti’l-guzâti’l-mücâhidîn melîk-i mülûk-i ümerâi’t-Türk ve’l-Ermen fahrü’d-devle ve’d-dîn zahîrü’l-mülûk ve’n-nevâvîn Ahmed Çelebi e’azze’llâhu ensârehû ve dâ’afe iktidârahû”

Ancak bir tarafdan Kadı Burhân, diğer tarafdan Kastamonu Emîri olan kayın pederi Bâyezîd Bey’in, Amasya emâretini istilâya kıyâm etmeleri üzerine muhâfaza-yı mevki’ ve emâret için bunlardan daha kavî olan Osmanlı hükümdârı Sultân Murâd-ı Hünkârın himâyesini 788’da kabûl etdi.

789’da müşârün-ileyh Hünkâr tarafından Amasya beylerbeyi olup 790’da Kosova muharebesine Amasya’dan asker ve erzâk göndermekle iştirâk edib ma’iyyetinde kalan kuvvetle Kadı Burhân’ın tasallutlarına karşı durdu. Bunun için Yıldırım Sultân Bâyezîd Hân’ın cülûsunda pâye-i vezâretle taltîf edildi.

795 senesi evâsıtında Yıldırım Sultân’ın Rumeli gazâsıyla [360] meşgûl olduğu esnâda Kadı Burhân, Amasya vilâyeti mülhakâtından Tokat’ı istilâya kıyâm etdikde ma’iyyetine aldığı kuvvetle Tokat’a gidip Tokat emîri Şeyh Necîb ile birleşti. Bununla beraber Artukâbâd’a gitdi.

Fakat Artukâbâd’a vusûlünde hastalanıp sene-i mezbûre zilhiccesinde orada vefât etdi. Cesedi gâlibâ oraya defnedildi. Amasya’da kabrini çok aradım. Şüphe etdiğim birkaç yeri hafr etdirdim. Bir türlü bulamadım. Benim tahmînime göre Narlı Bahçe Mezârlığının şimâlinde dört sütûn üzerine mebnî bir kubbe içinde medfûn bulunan zât olacakdır. Bu kubbe Amasya vâlisi olan Şehzâde Sultân Ahmed’in türbesi diye irâe edilmektedir.

Emîr müşârün-ileyh “Devâtdâr Ahmed Paşa” diye meşhûr olup âlim, âkil, müdebbir, âdil, halîm, muhibb-i ulemâ ve meşâyih, kerîm bir emîr-i kebîr idi. Zevcelerinden Canıbek Hâtun binti Mehmed Bey bin Eretna Hân ile Dilşâd Hâtun binti Ali Paşa bin Esen Bey bin Babukşâh, kuyûd-ı vakfiyeden anlaşıldı. Mahdûmları Şâdgeldi, Keygeldi, [361] Mehmed, Mustafa, Burak Çelebilerle kerîmesi Ehlî Hâtun pek meşhûrdur.

Çelebiler hamâmı demekle meşhûr olan yukarı hamâm, Çelebi Ahmed Paşa’nın mülkü olup evlâdına intikâl etmişdi. Mu’ahharan Amasya vâlisi olan Sultân Bâyezîd-i Sânî halîlesi ve Şehzâde Sultân Ahmed’in vâlidesi Bülbül Hâtun bunların evlâdından mezkûr hamâmı iştirâ ve hayrâtına vakfetmişdi.

Şâdgeldi Bey, Bâyezîd Paşa’nın dâmâdı olup Timûr Hân’ın emriyle Devletşâh üzerine Amasya emîri olmuşdu. Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın Amasya’ya vürûduyla münazil olup 816’da halîlesi ve evlâdıyla beraber İznik kasabasına kaldırılmıştı. Mahdûmu Mehmed Bey meşhûrdur.

Keygeldi Bey, Sivas emâretine nasb edilen Şehzâde Sultân Süleyman ma’iyyetine me’mûren Sivas’a gitdiği “Acâ’ibü’l-Makdûr fi Nevâ’ib-i Timûr” adlı eserde Ceygeldi diye mezkûrdur. Amasya civârında Kızılca Çiftliği bunun mülkü olduğundan oraya Keygeldi Çiftliği ve sonra “Keygel” karyesi dendi. Kızılca nâm-ı diğer Keygel karyesi diye mukayyeddir. [362]

Burâk Bey, Osmanlı Devletine pek sâdık bir emîr idi. Bunun evlâdı 1260 târihine kadar Amasya’da yaşadı. Bir kolu da İstanbul’da yaşamakdadır. Bunlara “Ebûbekir Beyzâdeler” denir. Bu sülâleden Hüseyin Paşa, Ömer Paşa, Ebûbekir Paşa pek meşhûrdur.

Dâmâdlarından Yahşî Beyzâde vezîr Bâyezîd Paşa, Eretnazâde Mehmed Bey bin Horus Ali Bey, yine Eretnazâde Abdullah Bey bin Eretna Bey de meşhûr olup Abdullah Beyzâde Ali Paşa ile İbrâhim Bey ve Mehmed Beyzâde Ahmed Bey meşâhîr-i ümerâdandır.

Mu’allimi olan Hüsâmeddîn el-Kâtî, Mevlânâ Hüsâmeddîn Ebû Nasr el-Hasen bin Abdulmü’min el-Hûyî olup evlâdına “Hûyluoğulları” denmişdir. Bunlara “Kâtîoğulları” ve tahfifen “Katoğulları” da denmekde idi. Mevlânâ Hayreddîn Hızır ibn-i Mevlânâ Hüsâmeddîn el-Kâtî “Hûyluoğlu” demekle meşhûr idi. Bunun mahdûmu Kutbeddîn Mûsâ Çelebi’dir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Amasya'nın eski hükümdarı ve beylerbeyi el-Hâc Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh'ın oğludur; Şâdgeldi, el-Hâc Musliheddîn Kutluşâh'ın, Kutluşâh da Emîr Bahâeddîn Kürt Bey'in oğludur. Emîr Seyyidüddîn Mehmed ve Musliheddîn Mustafa Beylerin kardeşidir. Babasının hükümdarlığı döneminde onun devâtdârı, yani mektupçusu ve baş kâtibi idi. Önce Eretna Han'ın oğlu Emîr Nâsıreddîn Mehmed Bey'e, ardından Bâbuk Şahzâde Emîr Alâeddîn Ali Paşa'ya, daha sonra da Kastamonu hükümdarı Candaroğlu Bâyezîd Bey'e damat olarak nüfuz ve güç kazandı.

783 yılının Rebîülevvel ayında [Haziran 1381] babası, Sivas hükümdarı Kadı Burhâneddîn Ahmed ile yapılan Kayseri savaşında esir düşüp öldürülünce, bu son iki kayınpederinin nüfuz ve gücü ile Amasya beylerinin birliği ve desteği sayesinde Amasya'nın Emîr-i Kebîri, yani bağımsız hükümdarı oldu.

Nitekim tanınmış âlimlerden Mevlânâ Hüsâmeddîn el-Kâtî Miftâhî, bu emir adına şerh ettiği kitabın ilk yaprağının arka yüzüne yazdığı bir ibareyle bunu ilan etmiştir. Bu Arapça ibarenin anlamı şudur: "Âlim, âdil, Allah'ın desteğine mazhar, muzaffer, cihat eden, sınır boylarında nöbet tutan, gazilerin ve mücahitlerin yardımcısı, Türk ve Ermeni emirlerinin hükümdarlar hükümdarı, devletin ve dinin övüncü (Fahrüddevle ve'd-dîn), hükümdarların ve naiplerin dayanağı Ahmed Çelebi'nin hazinesi (kitaplığı) için; Allah yardımcılarını aziz, gücünü kat kat eylesin."

Ancak bir yanda Kadı Burhân, öbür yanda kayınpederi Kastamonu Emîri Bâyezîd Bey Amasya emirliğini ele geçirmeye kalkışınca, mevkiini ve emirliğini korumak için bunlardan daha güçlü olan Osmanlı hükümdarı Sultan Murâd Hünkâr'ın himayesini 788'de [1386] kabul etti.

789'da [1387] adı geçen Hünkâr tarafından Amasya beylerbeyi yapıldı. 790'da Kosova savaşına Amasya'dan asker ve erzak göndererek katıldı, yanında kalan kuvvetle de Kadı Burhân'ın saldırılarına karşı durdu. Bu hizmeti yüzünden Yıldırım Sultan Bâyezîd Han tahta çıkınca vezirlik rütbesiyle ödüllendirildi.

795 yılının ortalarında [1393] Yıldırım Sultan Rumeli'deki gazalarla uğraşırken Kadı Burhân, Amasya vilayetine bağlı yerlerden Tokat'ı ele geçirmeye kalkıştı. Bunun üzerine Ahmed Paşa maiyetine aldığı kuvvetle Tokat'a gidip Tokat emîri Şeyh Necîb ile birleşti ve onunla birlikte Artukâbâd'a gitti.

Fakat Artukâbâd'a varınca hastalandı ve aynı yılın Zilhicce ayında [Ekim-Kasım 1393] orada öldü. Cesedi büyük ihtimalle oraya gömüldü. Amasya'da kabrini çok aradım; şüphelendiğim birkaç yeri kazdırdım, fakat bir türlü bulamadım. Benim tahminime göre Narlı Bahçe Mezarlığı'nın kuzeyinde, dört sütun üzerine kurulmuş bir kubbenin içinde gömülü olan zat o olmalıdır. Bu kubbe, Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in türbesi diye gösterilmektedir.

Adı geçen emir "Devâtdâr Ahmed Paşa" diye tanınmıştır. Âlim, akıllı, tedbirli, adaletli, yumuşak huylu, âlimleri ve şeyhleri seven, cömert bir büyük emirdi. Eşlerinden Eretna Han oğlu Mehmed Bey'in kızı Canıbek Hatun ile Babukşâh oğlu Esen Bey oğlu Ali Paşa'nın kızı Dilşâd Hatun'un adları vakfiye kayıtlarından anlaşıldı. Oğulları Şâdgeldi, Keygeldi, Mehmed, Mustafa ve Burak Çelebiler ile kızı Ehlî Hatun çok tanınmıştır.

Çelebiler Hamamı diye bilinen Yukarı Hamam, Çelebi Ahmed Paşa'nın mülkü olup evlatlarına geçmişti. Sonraları Amasya valisi Sultan II. Bâyezîd'in eşi ve Şehzade Sultan Ahmed'in annesi Bülbül Hatun bu hamamı onların evlatlarından satın alarak hayır eserlerine vakfetmişti.

Şâdgeldi Bey, Bâyezîd Paşa'nın damadı idi ve Timur Han'ın emriyle Devletşâh'ın yerine Amasya emîri olmuştu. Çelebi Sultan Mehmed Han Amasya'ya gelince görevinden alındı ve 816'da [1413-14] eşi ve çocuklarıyla birlikte İznik kasabasına gönderildi. Oğlu Mehmed Bey tanınmış bir kişidir.

Keygeldi Bey'in, Sivas emirliğine atanan Şehzade Sultan Süleyman'ın maiyetinde görevli olarak Sivas'a gittiği "Acâ'ibü'l-Makdûr fî Nevâ'ib-i Timûr" adlı eserde yazılıdır; orada adı Ceygeldi diye geçer. Amasya civarındaki Kızılca Çiftliği onun mülkü olduğundan oraya Keygeldi Çiftliği, sonra da "Keygel" köyü denmiştir. Kayıtlarda "Kızılca, diğer adıyla Keygel köyü" diye yazılıdır.

Burak Bey, Osmanlı Devleti'ne çok sadık bir emirdi. Onun soyu 1260 [1844] yılına kadar Amasya'da yaşadı; bir kolu da İstanbul'da yaşamaktadır. Bunlara "Ebûbekir Beyzâdeler" denir. Bu sülaleden Hüseyin Paşa, Ömer Paşa ve Ebûbekir Paşa çok tanınmıştır.

Damatlarından Yahşî Beyzâde vezir Bâyezîd Paşa, Horus Ali Bey oğlu Eretnazâde Mehmed Bey ve yine Eretna Bey oğlu Eretnazâde Abdullah Bey de tanınmış kişilerdir. Abdullah Bey'in oğulları Ali Paşa ile İbrâhim Bey ve Mehmed Bey'in oğlu Ahmed Bey ünlü emirlerdendir.

Hocası olan Hüsâmeddîn el-Kâtî, Mevlânâ Hüsâmeddîn Ebû Nasr el-Hasen bin Abdülmü'min el-Hûyî'dir; evlatlarına "Hûyluoğulları" denmiştir. Bunlara "Kâtîoğulları", kısaca "Katoğulları" da denirdi. Mevlânâ Hüsâmeddîn el-Kâtî'nin oğlu Mevlânâ Hayreddîn Hızır "Hûyluoğlu" diye tanınırdı. Onun oğlu da Kutbeddîn Mûsâ Çelebi'dir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mahdûm: oğul
  • birâder: kardeş
  • devâtdâr: divit taşıyan; hükümdarın yazı işlerine bakan mektupçu, baş kâtip
  • emîr-i kebîr: büyük emir; burada bağımsız hükümdar
  • ittihâd ve müzâheret: birlik ve destek
  • varaka zahrı: yaprağın arka yüzü
  • himâye: koruma altına alma
  • pâye-i vezâret: vezirlik rütbesi
  • tasallut: saldırı, musallat olma
  • mülhakât: bir merkeze bağlı yerler
  • hafr etdirmek: kazdırmak
  • müdebbir: tedbirli, iş bilir
  • kuyûd-ı vakfiye: vakıf kayıtları
  • kerîme: kız evlat
  • halîle: eş, zevce
  • iştirâ: satın alma
  • münazil: görevden indirilmiş
  • karye: köy
  • mukayyed: kayıtlı

Kutluşahlar ve Amasya Emirliği

Ahmed Paşa'nın mensup olduğu aile, tarih kitaplarında Kutluşahlar ya da Şadgeldiler adıyla anılan ve XIV. yüzyılın ortalarında Amasya'da hüküm süren küçük bir beyliktir. Adını kurucusu Hacı Kutluşah'tan alan bu ailenin kökeni tartışmalıdır. Müneccimbaşı onu "Kutlu Şâh el-Kürdî" diye kaydeder; çağdaşı Safedî ise Moğol emirlerinden sayar ve "el-Vaşakî" lakabıyla anar. Hüsameddin bu rivayetleri aktarmakla birlikte Kutluşah'ın aslen Buşaklu oymağından bir Türk olduğunu savunur. Beylik sırasıyla Eretnaoğulları'na, Kadı Burhâneddin'e ve Osmanlılar'a tâbi oldu.

Ahmed Paşa'nın babası Hacı Şâdgeldi, Kutluşah'ın ikinci büyük oğludur ve 1359'da Amasya emirliğine getirilmiştir. Eğitimini Amasya'da Mevlânâ Fahreddin İlyas'tan aldığı, başlangıçta Eretna'ya bağlı kaldığı, onun ölümünden sonra ise kendi başına hareket ettiği bilinir. Bugünkü kaynaklarda Şâdgeldi'nin yerine geçen oğlu "Fahreddin Ahmed" diye anılır; maddedeki "Fahrüddevle ve'd-dîn" lakabı da bu adın kaynağıdır.

Kadı Burhâneddin ile Mücadele ve Osmanlı Himayesi

Hüsameddin, Şâdgeldi'nin ölümünü 783 Rebîülevvelinde [Haziran 1381] Kayseri savaşına bağlar. Kadı Burhâneddin üzerine yazılmış bugünkü ansiklopedi maddesi de Kadı Burhâneddin'in, Sivas'ta hükümdarlığını ilan etmeden önce başlıca rakibi Amasya hâkimi Hacı Şâdgeldi'yi yenip öldürttüğünü yazar, ancak olayı 1381 sonbaharına koyar. Aynı maddeye göre Şâdgeldi'nin oğlu Ahmed Bey, babasının intikamını almak için kayınpederi Candaroğlu Kötürüm Bâyezîd'den destek alarak harekete geçmiş, fakat 785 [1383-84] yılında bozguna uğramıştır. Kadı Burhâneddin 1384'te Amasya üzerine yürüyerek emîri üst üste yenmiştir. Hüsameddin'in Candaroğlu'nu 788'de Ahmed Paşa'nın düşmanları arasında saymasına bakılırsa, kayınpeder ile damat arasındaki ittifak birkaç yıl içinde bozulmuş olmalıdır.

Ahmed Paşa'nın bu kıskaçtan kurtulmak için Osmanlılar'a sığınması, bugünkü araştırmalarda da Amasya'nın Osmanlı tarihine girişinin başlangıcı sayılır. Eray Turan ile Ayşe Atıcı Arayancan'ın çalışmasına göre Amasya Emîri Ahmed Bey, Kadı Burhâneddin'in harekete geçmesi karşısında Balkanlar'daki gazalarıyla itibar kazanmış olan I. Murad'ın himayesini istemiş, bunun ardından Şehzade Bâyezid (Yıldırım) Amasya'ya gönderilen ilk Osmanlı sancak beyi olmuştur. Başka bir yayında Bâyezid'in 1386'da Amasya sancak beyliğine getirildiği, 1389'da ise Amasya idaresini Fahreddin Ahmed'e bırakarak Kosova Savaşı'na katıldığı belirtilir. Hüsameddin bu dönemde şehzadenin Amasya'daki varlığından söz etmez, Ahmed Paşa'yı doğrudan Osmanlı beylerbeyi olarak gösterir.

Burada bir tarih farkına dikkat çekmek gerekir. Hüsameddin Kosova savaşını 790 yılına koyar; oysa 790 yılı miladi 1388 Ocağı ile 1389 Ocağı arasına düşer. Kosova Savaşı 1389 yazında yapıldığına göre doğru hicri yıl 791'dir. Nitekim Hüsameddin bir önceki maddede, Kosova'da ölen Kutlubeyzâde Ahmed Bey için 791 tarihini verir.

Ölümü ve Amasya'nın İlhakı

Hüsameddin'e göre Ahmed Paşa, Kadı Burhâneddin'in Tokat'a saldırısı sırasında Tokat emîri Şeyh Necîb ile birleşmiş ve 795 Zilhiccesinde [Ekim-Kasım 1393] Artukâbâd'da hastalanarak ölmüştür. Artukâbâd, bugünkü Tokat'ın Artova ilçesinin eski adıdır; yer adı kayıtlarda Artukova olarak da geçer ve tarihî sınırları Artova, Sulusaray, Yeşilyurt ile Zile'nin doğusunu kapsar.

Bu ölüm tarihi bazı kaynaklarla uyuşur, bazılarıyla uyuşmaz. Kutluşahlar Beyliği'nin 1393'te doğrudan Osmanlı topraklarına katıldığı bilgisi Ahmed Paşa'nın o yıl ölmesiyle örtüşür. Buna karşılık Kadı Burhâneddin maddesinde, Timur'un 1394 başında Erzurum'dan geri dönmesinin ardından Kadı Burhâneddin'in "kendi topraklarına saldıran Amasya Emîri Ahmed Bey üzerine yürüdüğü" kaydedilir. Bu kayıt doğruysa ya Ahmed Paşa 1394'te hâlâ hayattadır ya da kaynaklar Amasya'daki Osmanlı yöneticisini eski emirin adıyla anmaya devam etmektedir. Turan ve Arayancan ise Amasya üzerindeki nüfuz mücadelesinin ancak 1398'de, Yıldırım Bâyezid'in şehri kesin olarak Osmanlı sınırlarına katmasıyla sona erdiğini belirtir.

Hüsameddin'in mezar konusundaki tahmini de üzerinde durulmaya değer. Narlı Bahçe Mezarlığı'nın kuzeyindeki dört sütunlu kubbe halk arasında Şehzade Ahmed'in türbesi diye gösterilmektedir. Oysa II. Bâyezid'in oğlu Şehzade Ahmed 1513'te öldürüldükten sonra Bursa'da kendi türbesine gömülmüştür; annesi Bülbül Hatun da Bursa'ya yerleşmiş ve öldüğünde oğlunun türbesine defnedilmiştir. Dolayısıyla Amasya'daki kubbenin Şehzade Ahmed'in mezarı olmadığı açıktır. Bu kubbenin altında gerçekten Ahmed Paşa'nın yattığı ise Hüsameddin'in kendi kanaatidir ve başka bir kaynakla doğrulanamamıştır.

Çelebiler Hamamı ve Bülbül Hatun Vakfı

Maddede adı geçen Çelebiler Hamamı, Bülbül Hatun'un vakfiyeleri üzerine yapılan araştırmalarda da karşımıza çıkar. Bülbül Hatun, oğlu Şehzade Ahmed Amasya sancak beyi iken onun yanında kalmış, bütün mal varlığını Amasya ve Lâdik'te yaptırdığı hayır kurumlarına vakfetmiş, vakfının işleyişini 1511 ve 1513 tarihli iki vakfiyeyle düzenlemiştir. Ahmet Gündüz'ün bu vakfiyelere dayanan incelemesine göre vakıf malları arasında iki hamam vardır: imarete bitişik, Bülbül Hatun Hamamı diye bilinen "yeni hamam" ile Çelebiler Hamamı olarak bilinen "eski hamam". İkincisi vakfa şer'î belgelerle, mübadele ve değiştirme (istibdal) yoluyla geçmiştir.

Mustafa Vâzıh Efendi de Çelebiler Hamamı denilen iki harap hamamın Bülbül Hatun tarafından satın alınıp onarıldıktan sonra vakfa eklendiğini yazar. Bunlardan biri caminin hemen bitişiğindeki Aşağı Hamam, öbürü Madenüs Köprüsü başında, Selçuklu sarayının yanındaki Yukarı Hamam'dır. Gündüz bu kayıtları karşılaştırarak Vâzıh'ın Yukarı Hamam dediği yapının vakfiyedeki "eski hamam", yani Çelebiler Hamamı olduğu sonucuna varır. Böylece Hüsameddin'in "Çelebiler Hamamı diye meşhur olan Yukarı Hamam" ifadesi hem vakfiyelerle hem de Vâzıh'ın anlatımıyla doğrulanmış olur. 1715 yılına ait vakıf muhasebesinde "Amasya'da Yukarı Hamam" kaleminden 80 kuruş gelir kaydedilmesi, hamamın XVIII. yüzyılda hâlâ çalıştığını gösterir.

Keygel Köyü

Keygeldi Bey'in adını taşıyan köy, bugün Amasya Merkez ilçesine bağlı Eskikızılca köyüdür. Köyün adı 1926 kayıtlarında "Kızılca ya da Geygel" olarak geçer. Amasya'da adı değiştirilen yerleşim yerleri üzerine yapılan bir incelemede de Eskikızılca'nın önceki resmî adının Kızılcaatik, yani "eski Kızılca" olduğu görülür. Hüsameddin'in "Kızılca nâm-ı diğer Keygel" kaydı, bu ikili adın XX. yüzyıl başına kadar yaşadığını gösterir.

Hocası Hüsâmeddîn el-Kâtî Meselesi

Maddenin son paragrafı dikkatle okunmalıdır. Hüsameddin, Ahmed Paşa'nın hocası Hüsâmeddîn el-Kâtî'yi Hasan b. Abdülmü'min el-Hûyî ile aynı kişi sayar. Oysa bu iki ad, bugünkü kaynaklarda farklı dönemlere yerleştirilir. Hasan b. Abdülmü'min el-Hûyî, eserlerindeki kayıtlara göre Kastamonu'da hüküm süren Çobanoğulları'ndan Muzafferüddin Yavlak Arslan (1280-1291) ve oğlu Emîr Mahmud dönemlerinde yaşamış bir münşî, şair ve sözlükçüdür; Nüzhetü'l-küttâb adlı eserini 684 [1285], Gunyetü'l-kâtib adlı risalesini 690 [1291] yılında yazmıştır. Hüsâmeddin Hasan el-Kâtî ise Ebherî'nin mantık kitabı Îsâgûcî'ye yazılan ilk ve en meşhur şerhin sahibidir; yaklaşık 1290'da doğduğu ve 1359'da öldüğü kaydedilir.

Her iki tarih de Ahmed Paşa'nın emirliği (1381 sonrası) ile bağdaşmaz. Hüsameddin'in aktardığı ithaf ibaresi Ahmed Çelebi'yi "Türk ve Ermeni emirlerinin hükümdarlar hükümdarı" diye andığına göre kitap onun emirliği sırasında kitaplığına konmuş olmalıdır. Bu durumda ya ibareyi yazan kişi Kâtî'nin kendisi değil, onun ailesinden biridir (Hüsameddin'in andığı oğlu Hayreddin Hızır gibi), ya da kitap Ahmed Paşa'ya sonradan sunulmuş eski bir şerhtir. Bu nokta kaynaklarla çözülemedi; okurun Hüsameddin'in bu kısımdaki kimlik eşleştirmesini ihtiyatla karşılaması yerinde olur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 115–116. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.