İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebû Tâlib Ali Çelebi-es-Seyyid Celâleddîn Hüseynî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 103 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Horasanlıdır. Es-Seyyid Cemâleddîn Ahmed bin Utbe Umdetü’t-Tâlib fi Neseb-i Âl-i Ebî Tâlib adlı eserinde peder ve sülâle-i tâhiresini şöyle beyân ve sevk ediyor: “Mûmâ ileyh es-Seyyid Ebu Tâlib Ali el-Horasânî, es-Seyyid Azizeddîn Yahyâ bin Ebil-fazl Mehmed bin [315] Fahreddîn Ali el-Murteza bin Muhammed el-Mutahhar zil-fahr bin Zekiyyeddîn Ebil Hasan Ali bin Ebilfazl Muhammed bin Ebihaşim Ali bin Muhammed bin Hamza bin Ahmed er-Dâc bin Muhammed bin İsmâil bin Muhammed el-Erkat bin Abdullah el-Bâhir bin Zeynel Abidin Ali bin Hüseyin eş-Şehîd bin emîri’l-mü’minin Ali bin Ebî Tâlib mahdûmudur.”

Evâ’il-i hâlinde Sivas’a gelip oranın emîr ü hâkimi olan Kadı Burhâneddîn Ahmed Kayseri’den hürmet ve ri’âyet gördü. Sivas’ın Yıldırım Sultân Bâyezîd Hân eline geçdiği esnâda şehzâdesi Sultân Süleyman’ın da ri’âyetini gördü. Fakat Türkistan hükümdârı olan Topal Timur Hân’ın Sivas’ı vurduğu esnâda 803’de Sivas’dan kaçıp Amasya’ya ilticâ etdi. Amasya hükümdârı Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın da mazhar-ı iltifât ve ikrâmı olup 823 senesi hilâlinde Amasya’da vefât etdi. Sâdâd-ı Hüseyniyyeden âlim, müteşerri’, pek muhterem bir zât idi. Bunlara “Âl-i Mutahhar” denirdi. Mahdûmu es-Seyyid Mutahhar Çelebi Amasya’nın a’yân-ı sâdâtındandır. İlk Amasya nakîbü’l-eşrâfı budur.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Horasanlıdır. Es-Seyyid Cemâleddîn Ahmed bin Utbe, Umdetü't-Tâlib fî Neseb-i Âl-i Ebî Tâlib (Ebû Tâlib Soyunun Nesebi Hakkında Dayanak) adlı eserinde onun babasını ve temiz soyunu şöyle sıralar: "Adı geçen es-Seyyid Ebû Tâlib Ali el-Horasânî, es-Seyyid Azîzeddîn Yahyâ'nın oğludur; Yahyâ, Ebu'l-Fazl Mehmed'in; o, Fahreddîn Ali el-Murtazâ'nın; o, Muhammed el-Mutahhar Zi'l-Fahr'ın; o, Zekiyyeddîn Ebu'l-Hasan Ali'nin; o, Ebu'l-Fazl Muhammed'in; o, Ebû Hâşim Ali'nin; o, Muhammed'in; o, Hamza'nın; o, Ahmed ed-Dâc'ın; o, Muhammed'in; o, İsmâil'in; o, Muhammed el-Erkat'ın; o, Abdullah el-Bâhir'in; o, Zeynelâbidîn Ali'nin; o, şehid Hüseyin'in; o da müminlerin emîri Ali bin Ebî Tâlib'in oğludur."

Hayatının başlarında Sivas'a gelip oranın emîri ve hâkimi olan Kadı Burhâneddîn Ahmed Kayserî'den saygı ve iltifat gördü. Sivas Yıldırım Sultan Bâyezîd Han'ın eline geçtiği sırada onun şehzadesi Sultan Süleyman'ın da himayesini gördü. Fakat Türkistan hükümdarı Topal Timur Han'ın Sivas'ı vurduğu sırada, 803'te [1400-01], Sivas'tan kaçıp Amasya'ya sığındı. Amasya hükümdarı Çelebi Sultan Mehmed Han'ın da iltifat ve ikramına mazhar oldu ve 823 [1420-21] yılı içinde Amasya'da vefat etti. Hüseynî seyyidlerinden, âlim, dinin hükümlerine bağlı, çok saygın bir zattı. Bu aileye "Âl-i Mutahhar" (Mutahhar ailesi) denirdi. Oğlu es-Seyyid Mutahhar Çelebi Amasya'nın ileri gelen seyyidlerindendir. Amasya'nın ilk nakîbüleşrafı (seyyidlerin işlerine bakan başkan) odur.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • sülâle-i tâhire: temiz soy; Hz. Peygamber'in ailesine dayanan nesil
  • beyân ve sevk etmek: açıklayıp sıralamak
  • mûmâ ileyh: adı geçen kişi
  • evâ'il-i hâl: hayatının başları
  • ri'âyet: gözetme, himaye
  • ilticâ etmek: sığınmak
  • mazhar-ı iltifât ve ikrâm: ilgi ve ağırlama görmüş
  • hilâl: (bir yılın) içinde
  • sâdât-ı Hüseyniyye: Hz. Hüseyin soyundan gelen seyyidler
  • a'yân-ı sâdât: seyyidlerin ileri gelenleri
  • nakîbü'l-eşrâf: seyyid ve şeriflerin soy kayıtlarını tutan, işlerine bakan başkan

Soy Kaydının Kaynağı: İbn İnebe ve Umdetü't-tâlib

Hüsameddin'in "Cemâleddîn Ahmed bin Utbe" diye andığı müellif, nesep ilminin tanınmış adlarından İbn İnebe'dir. Adının İbn Ukbe, İbn Utbe, İbn Anbese biçimlerinde de okunduğu bilinir; Hüsameddin'in yazımı bu okumalardan birine dayanır. 748'de [1347] Hille'de doğmuş, İsfahan, Herat, Semerkant, Belh ve Mekke'ye ilmî seyahatler yapmış, 4 Safer 828'de [26 Aralık 1424] Kirman'da vefat etmiştir. Hz. Ali'nin oğlu Hasan neslinden gelir; annesi tarafından Hüseynî sayıldığı da olur.

Hüsameddin'in yararlandığı Umdetü't-tâlib fî ensâbi âli Ebî Tâlib, Ebû Tâlib soyunun, özellikle Hz. Ali neslinin ayrıntılı nesep kitabıdır ve üç ayrı nüshası vardır. İlki 802'de [1400] Timur'a sunulmuş geniş bir metindir; ikincisi 812'de [1409-10] nesep âlimi Nakîb Celâleddin Hasan b. Amîdüddin Ali el-Hüseynî için yazılmış kısa nüshadır ve bugün eser denince bu metin anlaşılır; üçüncüsü müellifin ölümünden bir yıl önce Müşa'şa'î hükümdarı için hazırlanmıştır. Eserin yazıldığı yıllar Ebû Tâlib Ali el-Horasânî'nin hayatta olduğu yıllara denk düşer; bu bakımdan metindeki soy zinciri, kişiyi bizzat tanıyan bir çağdaşın kaydı olarak değer taşır. Soy zincirinin Ali el-Murtazâ ve Muhammed el-Mutahhar adlarını içermesi, Hüsameddin'in aileye neden "Âl-i Mutahhar" dendiğini söylediğini de açıklar.

Sivas'tan Amasya'ya

Seyyidin Sivas'ta sığındığı Kadı Burhâneddin, 782'den [1381] 800'e [1398] kadar Sivas ve Kayseri merkezli bir devlet yönetmiş, kadılık, emirlik ve şairliği bir arada yürütmüş bir hükümdardır. Akkoyunlu Karayülük Osman Bey'le yaptığı savaşta esir düşmüş ve Sivas surlarının önünde, muhtemelen Zilkade 800'de [Temmuz 1398], öldürülmüştür. Bunun üzerine Sivaslılar Türkmen ve Timur tehdidine karşı Yıldırım Bayezid'den yardım istemiş, Bayezid de oğlu Süleyman Çelebi'yi göndermiş; Osmanlı kuvvetleri Karayülük'ü yenerek şehre hâkim olmuş, Tokat, Niksar ve Kayseri de Osmanlı idaresine geçmiştir. Hüsameddin'in "Sivas Yıldırım'ın eline geçtiğinde şehzadesi Süleyman'ın himayesini gördü" sözü bu olayla birebir örtüşür.

Timur'un Sivas'ı alması üzerine 803'te [1400-01] Amasya'ya sığınan seyyid, burada Çelebi Mehmed'in himayesine girmiştir. Çelebi Mehmed'in Amasya'yı Fetret Devri boyunca kendisine merkez edindiği ve 1413'te padişah olduktan sonra şehri lalası Yörgüç Paşa'ya bıraktığı bilinir. Hüsameddin'in onu "Amasya hükümdarı" diye anması bu yerel bağı yansıtır.

"İlk Amasya Nakîbüleşrafı" Sözü Üzerine

Hüsameddin, seyyidin oğlu Mutahhar Çelebi'yi Amasya'nın ilk nakîbüleşrafı sayar. Osmanlılarda seyyid ve şeriflerle ilgilenen bir makamın ilk kez Yıldırım Bayezid zamanında, 802 Ramazanında [Mayıs 1400], kurulduğu ve buraya Bursa'daki Seyyid Muhammed Nattâ' el-Hüseynî'nin getirildiği bilinmektedir. "Nakîbüleşraf" unvanı ise ancak II. Bayezid'in 900'de [1494] Seyyid Mahmud'u maaşla bu göreve atamasıyla resmî olarak kullanılmaya başlanmış, ondan önce görevliler "nâzır" diye anılmıştır. Merkezdeki nakîbüleşrafın dışında başka şehirlerde seyyidler arasından seçilen nakîbüleşraf kaymakamları bulunurdu. Buna göre Mutahhar Çelebi'nin Amasya'daki görevi, kurumun henüz yeni şekillendiği yıllarda seyyidlerin yerel temsilciliği biçiminde düşünülmelidir; Hüsameddin bu göreve sonraki dönemin unvanıyla ad vermiş olmalıdır. Ebû Tâlib Ali el-Horasânî'nin kendisine ve oğluna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 103–103. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.