İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebû Tâlib Çelebi-Acem Hoca

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 103 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

[316] Tebrîzlidir. Şehzâde Sultân Ahmed bin Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî’nin Amasya vâliliği zamanında İrân’dan gelip Amasya’da iştihâr ve teayyün etdi. Üçlerin başı olan Mîr Gıyâseddîn Şirâzî sâyesinde şehzâdeye fevkalâde hulûl ederek matbah emîni oldu.

Şâh İsmâil Safevî tarafından âdetâ Amasya’da yerleştirilmiş bir câsûs gibi hareket ederek Sünnîleri, hâssaten ulemâyı kendisinden tenfîr etmiş olduğundan Şehzâde Sultân Ahmed’in 918 senesinde katl ve ihnâkı esnâsında zehresi çâk olarak vefât etdi. Müteneffizân-ı asrdan bir adamdı. Münîrî Efendi Mecmu’âsında beşûş, latîfe-gû, gâyet mizâc-gîr olduğu yazılıdır. Mahdûmları Ali, Hasan Çelebilere “Acemoğulları” dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Tebrizlidir. II. Sultan Bâyezîd Han'ın oğlu Şehzade Sultan Ahmed'in Amasya valiliği sırasında İran'dan gelip Amasya'da tanınmış ve itibar kazanmıştır. "Üçler" diye anılanların başı olan Mîr Gıyâseddîn Şîrâzî sayesinde şehzadeye son derece yakınlaşarak matbah emini, yani saray mutfağının sorumlusu oldu.

Şah İsmâil Safevî tarafından âdeta Amasya'ya yerleştirilmiş bir casus gibi davranıp Sünnîleri, özellikle âlimleri kendisinden soğuttuğu için, Şehzade Sultan Ahmed'in 918 [1512-13] yılında öldürülüp boğdurulduğu sırada korkudan ödü patlayarak öldü. Çağının nüfuzlu kişilerinden biriydi. Münîrî Efendi'nin Mecmua'sında güler yüzlü, nükteci, insanların gönlünü almayı çok iyi bilen biri olduğu yazılıdır. Oğulları Ali ve Hasan Çelebilere "Acemoğulları" denildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • iştihâr ve teayyün etmek: tanınmak ve ileri gelenlerden sayılmak
  • Üçler: tasavvufta veliler sıralamasında bir derece; burada şehzade çevresindeki bir zümreye mi işaret ettiği açık değildir
  • hulûl etmek: birinin yanına sokulmak, gözüne girmek
  • matbah emini: saray mutfağının harcamalarından ve işleyişinden sorumlu görevli
  • tenfîr etmek: nefret ettirmek, uzaklaştırmak
  • katl ve ihnâk: öldürme ve boğma
  • zehresi çâk olmak: ödü patlamak, korkudan ölmek
  • müteneffizân-ı asr: çağının sözü geçen kişileri
  • beşûş: güler yüzlü
  • latîfe-gû: şaka ve nükte yapan
  • mizâc-gîr: karşısındakinin huyuna göre davranmayı bilen

Şehzade Ahmed'in Amasya Sarayı

Acem Hoca'nın hayatı, Amasya'nın en uzun süre bir şehzadenin elinde kaldığı döneme bağlıdır. II. Bayezid'in Amasya'da doğan büyük oğlu Şehzade Ahmed, babası 1481'de tahta çıkınca onun yerine Amasya sancakbeyi olmuş ve otuz yıla yakın burada kalmıştır. Hüsameddin kitabının birinci cildinde Amasyalı Münîrî Çelebi'nin bir münşeat mecmuasından söz eder; buna göre bu mecmua, 886-917 [1481-1512] yılları arasında Amasya valisi olan Şehzade Ahmed'in babası II. Bayezid'e ve başka beylere yazdığı arz ve mektupları toplamaktadır ve Veliyyüddin Efendi Kütüphanesi'ndeki münşeatlar arasında bulunmuştur. Metinde Acem Hoca'nın huyunu anlatırken başvurulan "Münîrî Efendi Mecmuası" büyük ihtimalle bu eserdir. Şehzade Ahmed babası gibi şairlere ve bilginlere sarayını açmış, Amasyalı kadın şair Mihrî Hatun da kasidelerinin çoğunu ona sunmuştur. Tebriz'den gelen bir adamın böyle bir sarayda kısa sürede yükselmesi, bu çevrenin İranlı edip ve görevlilere ne kadar açık olduğunu gösterir.

Safevî Tehlikesi ve Acem Hoca'ya Yöneltilen Suçlama

Hüsameddin'in Acem Hoca'yı "Şah İsmail'in Amasya'ya yerleştirdiği bir casus gibi" anması, döneminin siyasî havasıyla birlikte okunmalıdır. II. Bayezid devrinin son yıllarında Anadolu'yu sarsan en büyük olay İran kaynaklı Şahkulu isyanıydı ve Amasya'yı da içine almıştı. Şehzade Ahmed kuvvetleriyle Şahkulu'nun üzerine yürümüş, fakat yenilip geri çekilmek zorunda kalmıştı. Taht için İstanbul'a gittiğinde Amasya'da yerine bıraktığı oğlu Şehzade Murad, Safevî halifelerinden Nur Ali'ye on bin kişiyle katılmış, isyancılar Yahşi Beyzâde Ahmed Paşa tarafından Amasya'dan çıkarılmış, Murad da Şah İsmail'in yanına giderek İran'da birkaç yıl idarecilik yaptıktan sonra orada ölmüştür. Şehzade sarayındaki İranlı bir görevlinin Sünnî âlimlerce şüpheyle karşılanması bu ortamda anlaşılır bir durumdur. Ancak Acem Hoca'nın gerçekten Safevîler hesabına çalıştığına dair Hüsameddin'in anlatısı dışında bir belgeye ulaşılamamıştır; metindeki "âdeta casus gibi" ifadesi de bir suçlamadan çok çağdaşlarının ona bakışını yansıtır.

Ölüm Tarihi

Acem Hoca'nın ölümü, metne göre Şehzade Ahmed'in öldürülmesiyle aynı günlere rastlar. Şehzade Ahmed, kardeşi Selim'in 1512'de tahta çıkmasından sonra da taht mücadelesini sürdürmüş, Bursa yakınlarında Yenişehir'de yapılan savaşı kaybederek yakalanmış ve idam edilmiştir. Bu savaşın ve idamın tarihi kimi kaynaklarda 24 Nisan 1513, kimi çalışmalarda 1514 olarak verilir. 24 Nisan 1513 tarihi hicrî 919 yılının ilk aylarına düşer; Hüsameddin'in verdiği 918 [1512-13] yılı ise olaylar zincirinin başladığı, Selim'in tahta çıktığı yıldır. Aradaki fark Hüsameddin'in yuvarlak bir tarih vermesinden ileri gelmiş olabilir. Acem Hoca'nın kendisine ve oğullarına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.