İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebû Tâlib Efendi-Hâfız Bahâr

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 104 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya ulemâsından ve hâssaten müfessir-i meşhûr Amasya müftüsü Hızır Efendi’den tahsîl-i ilm edib Hızır Paşa Medresesi mu’îdi, Ok Meydânı’nda kâin Atik Ali Paşa ve Şerefeddîn Hamza Türbesi türbedâr ve cüz-hânı, ba’dehû Hızır Paşa Câmii imâmı olarak iştihâr etdi. [317]

Câm’i-i mezkûrda Hızır Paşa Medresesi talebesine Mesnevî, Gülistân, Bostân gibi âsâr-ı sûfiyye ve edebiyye okutur; halka tefsîr ve hadîsden naklederek va’z u nasîhat eder; bahar mevsiminde Hızır Paşa Mahallesi’ndeki menzil ve bahçesi sünbülistân ve mahfel-i yârân olurdu. 1099 senesi hudûdunda vefât etdi.

Müderris Abdî Efendi Tezkire-i Şu’arâ-yı Amasya’sında bunu zikredib edebiyât-ı Arabî ve Fârisiyyede mâhir, latîf, şâir, beşûş, meclis-ârâ, her dem bahâr bir zât idi; şiirinde “Tâlibî” tahallüs ederdi. “Hâfız Bahâr” demekle iştihâr etmişdi, diyor. Mahdûmu Ali Efendi’ye “Bahâroğlu” dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya âlimlerindendir. Başta ünlü müfessir ve Amasya müftüsü Hızır Efendi olmak üzere hocalardan ilim tahsil ederek Hızır Paşa Medresesi'nin muîdi (müderris yardımcısı), Ok Meydanı'nda bulunan Atik Ali Paşa ve Şerefeddîn Hamza türbelerinin türbedarı ve cüzhanı (türbede Kur'an cüzü okuyan görevli), daha sonra da Hızır Paşa Camii imamı olarak tanındı.

Adı geçen camide Hızır Paşa Medresesi öğrencilerine Mesnevî, Gülistân, Bostân gibi tasavvufî ve edebî eserler okutur; halka tefsir ve hadisten nakiller yaparak vaaz ve nasihatte bulunurdu. Bahar mevsiminde Hızır Paşa Mahallesi'ndeki evi ve bahçesi bir sümbül bahçesine, dostların toplandığı bir meclise dönerdi. 1099 [1687-88] yılı sularında vefat etti.

Müderris Abdî Efendi Tezkire-i Şuarâ-yı Amasya (Amasya Şairleri Tezkiresi) adlı eserinde ondan söz ederek şöyle der: Arap ve Fars edebiyatında usta, ince ruhlu, şair, güler yüzlü, meclislere neşe veren, her daim bahar gibi bir zattı; şiirlerinde "Tâlibî" mahlasını kullanırdı ve "Hâfız Bahâr" adıyla tanınmıştı. Oğlu Ali Efendi'ye "Bahâroğlu" denildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • müfessir: Kur'an'ı yorumlayan âlim
  • tahsîl-i ilm: ilim öğrenme
  • mu'îd: medresede dersleri öğrencilerle tekrar eden müderris yardımcısı
  • kâin: bulunan
  • türbedâr: türbenin bakımına bakan görevli
  • cüz-hân: vakıf şartı gereği her gün belli cüzleri okuyan kişi
  • âsâr-ı sûfiyye ve edebiyye: tasavvufî ve edebî eserler
  • menzil: ev, konak
  • sünbülistân: sümbül bahçesi
  • mahfel-i yârân: dostların toplandığı meclis
  • hudûd: (tarih için) sıraları, sularında
  • meclis-ârâ: meclisi süsleyen, sohbetiyle neşelendiren
  • tahallüs: şairin mahlas kullanması

Hızır Paşa Camii ve Medresesi

Hâfız Bahâr'ın bütün hayatı, Amasya'da adını taşıyan mahallede bulunan Hızır Paşa külliyesinin çevresinde geçmiştir. Cami, II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hayrüddin Hızır Paşa tarafından 1466 yılında yaptırılmıştır. Yapı başlangıçta cami, medrese, hamam ve şadırvandan oluşan bir külliyeydi; bunlardan bugün yalnızca cami ile hamam ayaktadır. Cami, erken Osmanlı mimarisinde görülen ve Amasya'da Bayezid Paşa ile Yörgüç Paşa camilerinde de örneği bulunan zaviyeli, ters T planlı yapılar grubundandır; ancak arazinin dik eğimi yüzünden girişi kuzeyden değil doğu cepheden verilmiş, şadırvan da bu tarafa yerleştirilmiştir. Pek çok kez hasar görüp onarıldığı için özgün örtü sistemi kesin olarak bilinmemektedir.

Hızır Paşa'nın 870 [1465] tarihli vakfiyesi, Ebû Tâlib Efendi'nin bulunduğu görevlerin kaynağını da gösterir. Hızır Paşa bu vakfiye ile bir medrese ve bir cami yaptırmış, bunların ihtiyacı için müderris ve muîd gibi kadrolar ihdas etmiş; Suluova, Doğantepe, Ladik ve Amasya merkezde tarım arazileri, bağ ve bahçeler, iki han ve bir hamam vakfetmiştir. Oğlu Mehmed Paşa 1493'te babasının vakfına on üç köy, iki mezra, yedi değirmen ve bir dükkân daha eklemiştir. Vakfın muhasebe kayıtları Cumhuriyet dönemine kadar sürer. Ebû Tâlib Efendi'nin muîdlik ve imamlık maaşları, iki yüzyıl önce kurulan bu vakfın gelirlerinden ödenmiş olmalıdır.

Hocası Hızır Efendi

Metinde "ünlü müfessir, Amasya müftüsü Hızır Efendi" diye anılan hocanın, XVII. yüzyıl Amasya'sının en tanınmış âlimlerinden Hızır b. Muhammed el-Amâsî olması kuvvetle muhtemeldir. Yaklaşık 1006'da [1597] Amasya'da doğan Hızır b. Muhammed, on altı yaşında Sultan Bayezid Medresesi'ne muîd olmuş, 1041'de [1631] Yörgüç Paşa Medresesi müderrisliğine geçmiş, 1058'den [1648] başlayarak dört kez Amasya müftülüğüne getirilmiştir. Amasya mutasarrıfı Köprülü Mehmed Paşa ile şer'î bir meselede anlaşmazlığa düşüp azledilmiş, daha sonra şehir kethüdası Mumcuzâde'nin şikâyetleri yüzünden Kıbrıs'a sürülmüş, Fazıl Ahmed Paşa'nın himmetiyle geri getirilmiştir. Hüsameddin'e göre 1084 [1673] yılında müftü iken vefat etmiş ve Hilkat Gâzi Kabristanı'na gömülmüştür. Derslerinin dolup taştığı, birkaç yüz öğrenci yetiştirdiği söylenir; öğrencileri arasında aynı adı taşıyan bir "Hızır Efendi" ile "Tefsîrî Muhammed Efendi" de vardır. Hızır b. Muhammed'in günümüze ulaşan eserleri daha çok belagat ve fıkıh usulü üzerinedir; Hüsameddin'in onu neden özellikle "müfessir" diye nitelediği bu kaynaklardan anlaşılamamaktadır. Ebû Tâlib Efendi'nin 1099 sularındaki ölümü, bu hocadan ders almasıyla tarih bakımından uyumludur.

Abdî Efendi'nin Tezkiresi ve Tâlibî Mahlası

Hâfız Bahâr'ı anlatan Tezkire-i Abdî, Hüsameddin'in birinci ciltte kaynakları arasında saydığı bir eserdir. Hüsameddin'e göre bu tezkireyi Amasya'daki meşhur Abdullah Paşa Medresesi'nin müderrisi Amasyalı Abdî Efendi tertip etmiş; eser 1000-1081 [1591-1671] yılları arasında Amasya'da yetişen şairlerin şiirlerini ve çok kısa hayat hikâyelerini içerir, kenarlarına da şehirde olan depremler ve garip olaylar kaydedilmiştir. Hüsameddin tezkireyi Amasya'da oldukça eksik bir nüsha hâlinde bulmuştur. Abdî Efendi'nin oğlu Şeyh Ali Efendi de nakîbüleşraf kaymakamı iken 1110'da [1698-99] Amasya seyyidlerinin defterini yazmıştır. Tâlibî'nin tezkirede yer alması, şiir hayatının bu yıllar içinde başladığını gösterir. Ebû Tâlib Efendi'nin şiirlerinden günümüze ulaşan bir örneğe, Atik Ali Paşa ve Şerefeddîn Hamza türbelerine dair de başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.