Tahranlıdır. İran beylerinden ve kumandanlarından olup Revân muhâfızı ve başkumandanı Emîr Gûne oğlu Tahmasp Kulu Han ile araları açıldığından Sultân Murâd’a kaçıp sığınmışdı. 1045 senesi muharreminin yirmi sekizinci günü Amasya beyi ve Bevvâb-ı Sultânî Ömer Bey de Amasya mütesellimi oldu.
Ömer Bey, Derviş Bey’in birâderi Osmân Bey’in oğludur. Eben an ced servet ü sâmân ile ma‘rûf, asâlet ve şecâat ile mevsûf bir merd-i necîb idi. Ordu’dan Amasya’ya geldi.
Safer evâsıtında nakîb es-Seyyid Ca’fer Efendi’nin yerine Mansurzâde es-Seyyid Mehmed Çelebi nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olup yirmi üçüncü günü Revân muhâfızı Tahmasp Kulu Hân fena halde sıkışdığından eman ile gelip arz-ı dehâlet ve Revân Kalesi’ni Sultân Murâd’a teslim ve itâat eylediğinden Sultân Murâd, Tebriz üzerine gitdi. Tebriz’e girip rebîülevvelde İstanbul’a müteveccihen avdet etdi. [74]
Cumâdelâhire gurresinde Kadı Abdülkerim Efendi’nin yerine Kadı-i sâbık Hasan Efendi Amasya kadısı oldu. Cumâdelâhire evâsıtında Sultân Murâd’ın Tokat’a geldiği anlaşıldıkta Amasya’da şenlikler ve debdebeli alaylar tertîbâtıyla iştigâl edildi. Amasya Mütesellimi Ömer Bey, şehir kethüdâsı Bâlî Bey, Kadı Hasan Efendi, Müftü Mustafa Efendi, ufak bir hatanın zuhûruna meydan vermemeğe candan çalışıyorlardı.
Cumâdelâhirenin yirmi ikinci Pazar günü Sultân Murâd’ın İnepazar’a geldiği tebşir edildikte ertesi günü Amasya’ya duhûlü zan olunurken Sultân Murâd İnepazar’da durmadı. Akşamüzeri ezânî saat on birde oradan hareket ve yatsı ezanı okunurken Çalan Köprübaşı’na muvâsalat etdi.⁶³⁹
Sultân Murâd, Hoca Ahmed Paşa’nın Çalan Köprübaşı’ndaki muazzam bahçe ve köşkünde gece saat sekize kadar istirahat edib Enderun Ağaları ve dülbend gulâmı geldi. Otağ-ı Hümâyûn ile Erkân-ı Devlet’in çadırları gece Hacılar Meydanı’na kuruldu.
Fakat Sultân Murâd, Amasya’ya gece saat sekizde girip İçerişehir’de Sultân Bâyezîd Câmii karşısında ırmak üzerinde kâin yine Hoca Ahmed Paşa’nın mükellef konağına indi. İstikbâl alayı tertîbâtı suya düşdü.
Pazartesi günü Amasyalılar, Mütesellim Ömer Bey’in delâleti ve Hoca [75] Ahmed Paşa’nın vesâteti ile Sultân Murâd’a mükemmel donanmış bir at, otuz top a‘lâ dokunmuş Amasya kumaşı, otuz pâre Amasya sahtiyanı, dört kese kuruş, hediye-i şükrâniyye takdîm etdiler. Hoca Ahmed Paşa da mükemmel donanmış bir at verdi.
Bu hediyelerin takdîminden sonra Sultân Murâd, tebdil atıyla Amasya’yı gezip ziyâretgâh olan makâmâtı, türbeleri ziyaret ve Sultân Bâyezîd Câmi-i Şerîfi’nde ikindi namazını edâ ederek ulemâ, sulehâ ve fukarâya pek çok atiyyeler, sadakalar ihsan etdi.
Akşam salı gecesi Amasya’nın içinden ve kaleden yer yer toplar atılarak her taraf donanıp süslendi. Muazzam şenlikler ve alaylar yapıldı. Sultân Murâd, Hoca Ahmed Paşa’yı Salı gecesi huzuruna kabûl edib sorduğu şeylere güzel cevaplar aldı. Hoca Ahmed Paşa’ya beş yüz kese sikke-i hasene ve Sultân Bâyezîd evkâfı tevliyetini verdi.
Hoca Ahmed Paşa, birâderzâdesi olup hânesinde misafir bulunan Rumeli Kazaskeri Hocazâde Abdullah Efendi’nin istifasıyla Mısır kazâsını talep ve kabulüne tavassut ederek yeğenini bir badireden kurtardı.
Çünkü Sadr-ı a’zam Tabanıyassı Mehmed Paşa’nın tahrîkâtıyla Abdullah Efendi’nin aleyhinde ba’zı tertîbâta Abdullah Efendi muttali‘ olduğu anda hayatından ümidini kesmişdi. Çünkü Sultân Murâd’ın sağı solu yoktu. Ufak bir hatasıyla yahut birinin si‘âyesiyle büyük başları kestiriyordu. [76]
Amasya’nın ulemâ ve şuarâsından Hocazâde Abdullah Remzi Efendi tanzim eylediği bir kasîde ile te’lîf etdiği Kasîde-i Bürde Şerhi’ni, Şeyhzâde Abdî Efendi de medhiyesini Sultân Murâd’a takdîm ederek iltifat ve ihsanlara mazhar oldular.
Cumâdelâhirenin yirmi dördüncü Salı günü Sultân Murâd sabahleyin Amasya’dan hareketle Gelgiras’a gitdi. Buradan kalkıp Hacı Hamza kasabasına vardığı anda Amasya Mütesellimi Ömer Bey’in celbini irade edib recebin ikinci günü Çerkes menzilinde yetişen bîçârenin boynunu vurdurdu fakat sebebi bir türlü anlaşılamadı.⁶⁴⁰[77]
Sultân Murâd’ın Amasya Mütesellimi Ömer Bey’in celb ve idâmından sonra Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu. Ömer Bey’in emlâk ü emvâli bâ-fermân-ı âli Sivas’tan gelen Defterdâr Ebû Bekir Efendi tarafından müsâdere ve fürûht edilerek esmânı İstanbul’a gönderildi. Yetim ve muhtaç bir halde kalan bir kerimesiyle oğlu Osmân Çelebi’ye bir hânesi kaldı. Bunlara yevmiye verildi.
Ramazânın gurresinde Müftü Şeyh Ya’kûbzâde Mustafa Efendi’nin azline binâen kibâr-ı müderrisînden Dursunzâde diğer Mustafa Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniye müderrisi ve zilka’dede Şeyhî Bey’in ref‘iyle Şâtır Ali Ağa kethüdâyeri oldu.
1046 senesi muharreminde hey’et-i sâbıka ber-karar olup saferde Amasya Beyi Elkâs Bey hasmı olup Sultân Murâd’a fevkalâde hulûl eden Emîr Gûne oğlu Yûsuf Paşa, Tahmasp Kulu Hân si‘âyesiyle ma‘zûl olduğundan Amasya sancağı Trablusşam Beylerbeyi Mustafa Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Tahranlıdır. İran beylerinden ve komutanlarından olup Revan muhafızı ve başkomutanı Emîrgûne oğlu Tahmasp Kulu Han ile araları açıldığından Sultan Murad'a kaçıp sığınmıştı. 1045 [1635] yılı muharreminin yirmi sekizinci günü Amasya beyi oldu; padişah kapıcılarından (bevvâb-ı sultânî) Ömer Bey de Amasya mütesellimi oldu.
Ömer Bey, Derviş Bey'in kardeşi Osmân Bey'in oğludur. Atalarından beri servet ve eşyasıyla tanınan, soyluluk ve yiğitlikle anılan, asil bir adamdı. Ordugâhtan Amasya'ya geldi.
Safer ayı ortalarında nakîb Seyyid Cafer Efendi'nin yerine Mansurzâde Seyyid Mehmed Çelebi nakîbü'l-eşrâf vekili oldu. Ayın yirmi üçüncü günü Revan muhafızı Tahmasp Kulu Han iyice sıkışınca eman dileyerek gelip bağlılığını bildirdi, Revan Kalesi'ni Sultan Murad'a teslim edip itaat etti. Bunun üzerine Sultan Murad Tebriz üzerine yürüdü. Tebriz'e girip rebîülevvel ayında İstanbul'a doğru geri döndü.
Cemâziyelâhir başında Kadı Abdülkerim Efendi'nin yerine önceki kadı Hasan Efendi Amasya kadısı oldu. Cemâziyelâhir ortasında Sultan Murad'ın Tokat'a geldiği anlaşılınca Amasya'da şenlikler ve gösterişli alaylar hazırlamakla uğraşıldı. Amasya Mütesellimi Ömer Bey, şehir kethüdası Bâlî Bey, Kadı Hasan Efendi ve Müftü Mustafa Efendi en küçük bir kusura meydan vermemek için canla başla çalışıyorlardı.
Cemâziyelâhirin yirmi ikinci Pazar günü Sultan Murad'ın İnepazar'a geldiği müjdelenince, ertesi gün Amasya'ya girmesi bekleniyordu. Ancak Sultan Murad İnepazar'da durmadı. Akşamüzeri ezanî saat on birde oradan hareket etti ve yatsı ezanı okunurken Çalan Köprübaşı'na ulaştı.
Sultan Murad, Hoca Ahmed Paşa'nın Çalan Köprübaşı'ndaki büyük bahçe ve köşkünde gece saat sekize kadar dinlendi; Enderun ağaları ile dülbend gulâmı geldi. Padişah otağı ile devlet ileri gelenlerinin çadırları gece Hacılar Meydanı'na kuruldu.
Fakat Sultan Murad, Amasya'ya gece saat sekizde girip İçerişehir'de Sultan Bayezid Camii'nin karşısında, ırmak üzerinde bulunan, yine Hoca Ahmed Paşa'ya ait gösterişli konağa indi. Karşılama alayı için yapılan hazırlıklar boşa gitti.
Pazartesi günü Amasyalılar, Mütesellim Ömer Bey'in aracılığı ve Hoca Ahmed Paşa'nın ricasıyla Sultan Murad'a şükran hediyesi olarak tam donanımlı bir at, otuz top iyi dokunmuş Amasya kumaşı, otuz parça Amasya sahtiyanı ve dört kese kuruş sundular. Hoca Ahmed Paşa da tam donanımlı bir at verdi.
Bu hediyeler sunulduktan sonra Sultan Murad, kılık değiştirip atla Amasya'yı gezdi; ziyaret yeri olan makamları ve türbeleri ziyaret etti, Sultan Bayezid Camii'nde ikindi namazını kıldı. Âlimlere, erdemli kimselere ve yoksullara pek çok bağış ve sadaka verdi.
Salı gecesi akşam Amasya'nın içinden ve kaleden yer yer top atılarak her yan donatılıp süslendi. Büyük şenlikler ve alaylar yapıldı. Sultan Murad, Hoca Ahmed Paşa'yı salı gecesi huzuruna kabul edip sorduğu sorulara güzel cevaplar aldı. Hoca Ahmed Paşa'ya beş yüz kese güzel sikke (sikke-i hasene) ve Sultan Bayezid vakıfları mütevelliliğini verdi.
Hoca Ahmed Paşa, kardeşinin oğlu olup evinde konuk bulunan Rumeli Kazaskeri Hocazâde Abdullah Efendi'nin istifası üzerine Mısır kadılığını istedi ve bunun kabul edilmesine aracılık ederek yeğenini bir tehlikeden kurtardı.
Çünkü Sadrazam Tabanıyassı Mehmed Paşa'nın kışkırtmasıyla Abdullah Efendi aleyhinde bazı düzenler kurulduğunu öğrendiği anda Abdullah Efendi hayatından umudunu kesmişti. Zira Sultan Murad'ın sağı solu belli olmazdı. Küçük bir kusurla ya da birinin çekiştirmesiyle büyük başları kestirirdi.
Amasya'nın âlim ve şairlerinden Hocazâde Abdullah Remzi Efendi düzenlediği bir kaside ile yazdığı Kasîde-i Bürde Şerhi'ni, Şeyhzâde Abdî Efendi de bir övgü şiirini Sultan Murad'a sunarak iltifat ve bağışlara kavuştular.
Cemâziyelâhirin yirmi dördüncü Salı günü Sultan Murad sabahleyin Amasya'dan hareketle Gelgiras'a gitti. Oradan kalkıp Hacı Hamza kasabasına vardığı anda Amasya Mütesellimi Ömer Bey'in getirtilmesini emretti ve recebin ikinci günü Çerkes konağında kendisine yetişen zavallının boynunu vurdurdu; fakat sebebi bir türlü anlaşılamadı.
Sultan Murad'ın Amasya Mütesellimi Ömer Bey'i getirtip öldürmesinden sonra Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu. Ömer Bey'in mülk ve malları, padişah fermanıyla Sivas'tan gelen Defterdar Ebû Bekir Efendi tarafından müsadere edilip satıldı; bedelleri İstanbul'a gönderildi. Yetim ve muhtaç kalan bir kızıyla oğlu Osmân Çelebi'ye bir ev kaldı. Bunlara günlük maaş bağlandı.
Ramazan başında Müftü Şeyh Yâkûbzâde Mustafa Efendi'nin görevden alınması üzerine büyük müderrislerden Dursunzâde, diğer adıyla Mustafa Efendi, Amasya müftüsü ve Sultaniye müderrisi oldu. Zilkade ayında Şeyhî Bey'in görevden alınmasıyla Şâtır Ali Ağa kethüdâyeri oldu.
1046 [1636-37] yılı muharreminde önceki düzen yerine geldi. Safer ayında Amasya Beyi Elkâs Bey, kendisinin düşmanı olup Sultan Murad'a çok yakınlaşan Emîrgûne oğlu Yûsuf Paşa'nın (Tahmasp Kulu Han) çekiştirmesiyle görevden alındığından, Amasya sancağı Trablusşam Beylerbeyi Mustafa Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- bevvâb-ı sultânî: padişah kapıcıları
- mütesellim: sancak beyinin yokluğunda yerine bakan vekil
- nakîbü'l-eşrâf: Peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan görevli
- kethüdâyeri: sancakta kethüda görevi yapan yönetici
- ezanî saat: gün batımından başlayarak sayılan eski saat düzeni
- Otağ-ı Hümâyûn: padişahın büyük çadırı
- İçerişehir: Amasya'nın eski çarşı ve kale çevresindeki iç kesimi
- mütevelli, tevliyet: vakıf yöneticisi ve bu görev
- sahtiyan: ince işlenmiş keçi derisi
- tebdil: kılık değiştirme
- mürtezika: vakıf gelirinden pay alan görevliler
- müsâdere: mal ve mülke devletçe el koyma
- şuarâ: şairler; ulemâ: âlimler
- si'âye: çekiştirme, kötüleme
- ma'zûl: görevden alınmış
Revan Seferi ve Padişahın Amasya'ya Uğraması
Metindeki olayların arka planı IV. Murad'ın Revan seferidir. Padişah 28 Mart 1635'te Üsküdar'dan yola çıkmış, ordu 17 Temmuz'da Kars'a varmış ve Revan önüne 26-28 Temmuz arasında gelmiştir. Kale yaklaşık on gün süren kuşatmadan sonra 8 Ağustos 1635'te (23 Safer 1045) teslim olmuştur. Hüsameddin'in Tahmasp Kulu Han'ın teslimiyle ilgili verdiği gün, yani safer ayının yirmi üçü, bu tarihe uyar. Padişah ardından Tebriz'e yönelmiş, 11 Eylül'de boşaltılmış şehre girmiş, kışın yaklaşması ve hastalığı yüzünden daha ileri gitmeyip dönmüştür. Üsküdar'a 17 Aralık 1635'te ulaştığı kaydedilir. Hüsameddin'in anlattığı Amasya uğrağı bu dönüş yolunun bir durağıdır.
Hüsameddin'in dipnotundan anlaşıldığına göre bu uğrak, dönemin tarihçilerinde yer almaz. Yazar olayı Enderun ağalarının tuttuğu bir sefername ile bir cihadnameye dayandırır. İki metnin günleri farklıdır; Hüsameddin, seferin gözlemcilerince yazılan sefernamedeki tertibi, yani Amasya'ya 22-23 Cemâziyelâhir'de girişi ve 24'ünde çıkışı tercih ettiğini söyler. Süheyl Ünver'in yayımladığı Revan seferi kronolojisi bu tercihi destekler: kronolojide padişah Tokat'tan İnepazar ve Turhal üzerinden Amasya'ya gelir, Amasya'ya varış günü pazartesi (ayın 23'ü), ertesi gün ise Gülkiraz olarak kaydedilir. Aynı metinde padişahın Amasya'da, Sultan Bayezid Camii'nin karşısındaki Ahmed Paşa Sarayı'na indiği yazılıdır. Bu da Hüsameddin'in "Hoca Ahmed Paşa'nın konağı" kaydıyla örtüşür. Hüsameddin ayrıca 1046 tarihli bir maliye defterinde "sabık Amasya mütesellimi Ömer Bey'in çiftlik bedeli 10.000 akçe" kaydını bulduğunu belirtir ve bunu sefernamenin doğruluğuna kanıt sayar.
Dipnotun ilk kaydı da dikkat çekicidir. İnepazar'dan Amasya'ya olan mesafe altı saatlik yol olduğu halde padişahın bu yolu iki buçuk saatte aldığı belirtilir. Sultan Murad'ın bu seferde sert bir disiplin uyguladığı, görevini ihmal eden kadıları ve vezirleri cezalandırdığı ansiklopedilerde de yazılıdır. Hüsameddin'in aktardığı tablo, yani kimseye güvenilmeyen ve küçük bir kusurun bile bedelinin ağır olduğu bir padişah çevresi, buna uyar.
Tahmasp Kulu Han ve Revan Teslimi
Hüsameddin, Revan muhafızı Tahmasp Kulu Han'ın sıkışınca eman dileyerek gelip kaleyi teslim ettiğini yazar. Başka bir anlatımda, görüşmeler sürerken padişah Tahmasb Kulı Han'ın bizzat gelmesini şart koşmuş, han önce elçiler göndermiş, sonunda tam yetkili bir temsilci olan Murad Ağa'nın imzaladığı teslim belgesiyle kale devredilmiştir. İki anlatım teslim olayının ana çizgisinde birleşir; ayrıntıda farklıdır. Ansiklopedi maddesine göre padişah han'ı büyük bir törenle kabul etmiş, kalede bulunan Mazenderanlı tüfekçileri serbest bırakmış ve kalenin onarımını emretmiştir. Han annesiyle birlikte Osmanlı hizmetine geçmiş, Sünnî mezhebine girmiş, adı Yûsuf Paşa'ya çevrilmiş ama eski adıyla anılmaya devam etmiştir. Halep beylerbeyiliği verilmiş, iki ay sonra şikâyetler üzerine görevden alınıp padişahın yakın çevresine alınmıştır. Metnin son cümlesindeki "Emîrgûne oğlu Yûsuf Paşa" ile "Tahmasp Kulu Han" bu nedenle aynı kişidir ve Elkâs Bey'in düşmanıdır. Hüsameddin, Elkâs Bey'in görevden alınmasını bu kişinin padişah katındaki nüfuzuyla ilişkilendirir. Elkâs Bey'e dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Revan Osmanlı ordusu ayrıldıktan sonra 1 Nisan 1636'da (24 Şevval 1045) yeniden Safevîlerin eline geçmiştir. Hüsameddin'in 1046 muharreminden sonra anlattığı olaylar bu kaybın ardına denk düşer. Sultan Murad bu kaybın ardından Bağdat'a yönelmiştir.
Ömer Bey'in İdamı
Ömer Bey'in ölümü, Amasya'ya misafir olan padişahın, şehrin yönetimini elinde tutan mütesellimi hiç beklenmedik biçimde ortadan kaldırması olarak anlatılır. Hüsameddin sebebini bulamadığını açıkça yazar. Başka kaynaklarda Ömer Bey'e dair bilgiye rastlanmadı. Mal varlığının satılması ve geriye kalan yetim çocukların maaşa bağlanması, olayın ağır sonuçlarını gösterir.
Metnin sonunda Amasya sancağının Trablusşam beylerbeyi Mustafa Paşa'ya verilmesi, bir sonraki maddede anlatılan Amasyalı Mustafa Paşa'nın göreve gelişidir; iki maddede safer 1046 tarihi aynı olduğundan bunların aynı kişi olduğu düşünülebilir, ancak metin bunu açıkça söylemez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 562–563. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar