İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Hüseyin Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 571–572 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Alıc Beyzâde Çolak Hüseyin Paşa’dır. 1058 senesi evâil-i muharreminde Amasya ve Karahisar-ı Şarkî sancakları mutasarrıfı [99] oldu. Vusûlüne kadar Amasya a‘yânından Siyavuş Ağa’yı Amasya mütesellimi nasb etdi.

Siyavuş Ağa, Pirinççi Mahallesi eşrâfından Abdî Ağa’nın oğlu bir sipâhi idi. Mütesellim oldukta herkesin dedikodusuna mevzu olan Bağdatlıoğlu Osmân Ağa’yı şehir kethüdâlığından kaldırıp Kuba Mahallesi eşrâfından Kara Abdî Bey şehir kethüdâsı oldu.

Bu yüzden safer evâilinde mütesellim Siyavuş Ağa, mukaddemen bir hâtunun ırzına tasallut ve bir çocuk tevlîd eylediği davasıyla müttehem olarak mevkiinden atıldı. Zu‘amâdan Sarı Ali Bey Amasya mütesellimi oldu.

Dava bilmuhâkeme sâbit olmakla bîçâre Siyavuş Ağa i’dâm edildi. Sâbık şehir ağası Bağdatlıoğlu’nun tezvîri denildi. Bu esnada Konya Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa idi. Muharrem evâilinde yeniçeri ağalığından azledilen Köprülü Hamamcı Mehmed Ağa da Erzurum beylerbeyi oldu.

Rebîülevvelde Sivas Vâlisi Vardar Ali Paşa’nın azliyle üzerine serdâr olan Halep Vâlisi Vezîr İbşir Mustafa Paşa Sivas vâlisi olup bütün kuvvetiyle Sivas üzerine hareket ve Ali Paşa da Abaza-vâri dâd-hâhâne Üsküdar’a müteveccihen Tokat’a azîmet etdi.

Konya Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa, Amasya ve Karahisar-ı Şarkî Beylerbeyi Amasyalı Çolak Hüseyin Paşa, İbşir Paşa’ya yardım etmeye me’mûr olmuşlardı. Fakat Köprülü Mehmed Paşa, Hüseyin Paşa’nın hasm-ı bî-emânı idi. Her ikisi de bütün kuvvetlerini alıp İbşir Paşa’nın yanına gideceklerdi. [100]

Şâyân-ı dikkatdir ki, Vardar Ali Paşa’nın isyankâr hareketi, millete kan ağlatan, zimâm-ı idâresini kadınların eline veren Deli Sultân İbrâhim’in delileri bile güldüren evâmir ve ahkâmı aleyhine yapılmış bir ihtilâl idi.

Bu ihtilâl bayrağı altına koşanlar da, bir takım zalemenin zulüm ve kahrıyla inleyen mağdurlardı. Ali Paşa, Tokat’a gelince maiyetindeki kuvvet pek ziyade artmış, muntazam bir cemiyet-i ihtilâliyye şeklini almışdı.

Bundan dolayı Hüseyin Paşa, Girit Harbi’nden geldiği anda ihtilâlin ehemmiyetini takdîr ederek tedârikâtını gördükten sonra kethüdâsı Hacı Efendizâde Sarı Mehmed Ağa ile İbşir Paşa’nın ordusuna iltihak etmek üzere hareket etmişdi.

Vardar Ali Paşa, olanca kuvvetiyle rebîülâhirin evâilinde Amasya’ya geldi. Mütesellim Sarı Ali Bey ile ba’zı a‘yân ve halk Vardar’ı istikbâl ederek lazım gelen mümâşâtı yaptı. Samsunlular da Amasya’ya koşup mutasarrıfları Dilâver Paşa’dan ağır şikâyetler dermeyân ve Vardar’ın cemiyetine iltihâk etdiler.

Ali Paşa, Amasya’dan kalkıp Gelgiras, Gümüş, Osmâncık, Hacı Hamza’dan Çerkeş’e geldikte rebîülâhirin yirmi altıncı günü kendisine bir menzil kadar yaklaşan Hüseyin Paşa ile Köprülü Mehmed Paşa’yı davet ve muvâfakatlarını almaya bezl-i gayret etdi.

Fakat her ikisi de cevab-ı red verdiğinden Vardar Ali Paşa, bunların üzerine yürüdü. Paşaların kuvvetlerini perişan ve kendilerini esir etdi. [101] Hatta Ali Paşa, bunların ikisini de i’dâm edecekti. Merhamet edib bırakmışdı.

İbşir Paşa, Hüseyin ve Mehmed Paşalar’ın inhizâm ve esâretlerini duyduğu anda bütün kuvvetiyle gelip Vardar Ali Paşa’yı harben bozdu. Kendisini esir aldı. Paşaları esaretten kurtarıp Ali Paşa’nın başını kesti. İstanbul’a gönderdi.

Hayfâ ki, Köprülü Mehmed Paşa, bu inhizam ve esâreti, Hüseyin Paşa’nın kasten yardım etmediğine, Ali Paşa taraftarı olduğuna hamlederek İbşir Paşa’yı kandırdı.

Kezâlik Köprülü Mehmed Paşa, İstanbul’a karşı kendisini inhizam ve esaret töhmetinden kurtarmak için vâlide kethüdası ve hâmisi olan Mimâr Kasım Ağa’ya yazdı. İbşir Paşa’nın da vâkıayı Köprülü Mehmed Paşa’nın tasviri gibi arz etdi.

Bizzarûre çıkan irade üzerine kırk yıldan ziyade kazalarda imrâr-ı hayat ve muhârebelerde vatana hizmet eden Koca Gâzi Hüseyin Paşa, kethüdâsı Sarı Mehmed Ağa, hazinedârı Ali Ağa, silahdârı Yeniçerioğlu Hasan Ağa, Sarı Mehmed Ağa’nın kethüdâsı Türedi Hüseyin Ağa, yok yere i’dâm edildi.

Kesilen şu mağdurların başları İstanbul’da “Bâb-ı Hümâyûn” pişgâhında Vardar Ali Paşa’nın başı altında sırasıyla dizilip teşhir edilerek Deli Sultân İbrâhim’in mecnûnâne ma’rifetleri, garazkârânın zâlimâne hareketleri [102] halka gösterilmiş oldu. İşte bunlar, Deli Sultân’ın hal’ine efkâr-ı umûmiyeyi hazırladı.

İkinci bir zulüm olarak bu mağdurların bütün metrûkâtı müsâdere edilerek hanümânlarının, yetimlerinin yürekleri dağlandı. Gâzi Hüseyin Paşa ile etbâı bu mücâzâta asla müstahâk değillerdi. Köprülü Mehmed Paşa, kendi garaz ve nefsâniyeti uğruna bunları feda etdi.

Bu mağdurların metrûkâtını kabza me’mûren dergâh-ı âlî çavuşânlarından Hakâlalı Yûsuf Çelebizâde Mûsâ Ağa geldi. Mahlûl olan Amasya sancağı da Bolu Beyi Mehmed Zemân Bey’e tevcîh edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Alıc Beyzâde Çolak Hüseyin Paşa'dır. 1058 [1648] yılı muharreminin başlarında Amasya ve Karahisar-ı Şarkî sancaklarının mutasarrıfı oldu. Kendisi gelinceye kadar Amasya ileri gelenlerinden Siyavuş Ağa'yı Amasya mütesellimi (vekili) atadı.

Siyavuş Ağa, Pirinççi Mahallesi'nin ileri gelenlerinden Abdî Ağa'nın oğlu, bir sipahiydi. Mütesellim olunca herkesin dedikodusunu yaptığı Bağdatlıoğlu Osman Ağa'yı şehir kethüdalığından aldı; yerine Kuba Mahallesi'nin ileri gelenlerinden Kara Abdî Bey şehir kethüdası oldu.

Bu yüzden safer başlarında mütesellim Siyavuş Ağa, daha önce bir kadının namusuna saldırdığı ve ondan bir çocuk doğduğu iddiasıyla suçlanarak görevinden atıldı. Zeamet sahiplerinden Sarı Ali Bey Amasya mütesellimi oldu.

Dava yargılama sonunda sabit görülünce zavallı Siyavuş Ağa idam edildi. Bunun eski şehir ağası Bağdatlıoğlu'nun bir düzmecesi olduğu söylendi. Bu sırada Konya beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa idi. Muharrem başlarında yeniçeri ağalığından azledilen Köprülü Hamamcı Mehmed Ağa da Erzurum beylerbeyi oldu.

Rebîülevvelde Sivas Valisi Vardar Ali Paşa'nın azliyle, onun üzerine serdar (komutan) tayin edilen Halep Valisi Vezir İbşir Mustafa Paşa Sivas valisi oldu ve bütün kuvvetiyle Sivas üzerine yürüdü. Ali Paşa da Abaza Paşa gibi hakkını aramak üzere Üsküdar'a doğru yönelerek Tokat'a gitti.

Konya Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa ile Amasya ve Karahisar-ı Şarkî Beylerbeyi Amasyalı Çolak Hüseyin Paşa, İbşir Paşa'ya yardım etmekle görevlendirilmişlerdi. Fakat Köprülü Mehmed Paşa, Hüseyin Paşa'nın amansız düşmanıydı. İkisi de bütün kuvvetlerini alarak İbşir Paşa'nın yanına gideceklerdi.

Dikkat çekicidir ki Vardar Ali Paşa'nın isyan hareketi, milleti kan ağlatan, yönetimin dizginini kadınların eline veren Deli Sultan İbrâhim'in delileri bile güldüren emir ve hükümlerine karşı yapılmış bir ayaklanmaydı.

Bu ayaklanma bayrağı altına koşanlar da birtakım zalimlerin zulmü ve baskısı altında inleyen mağdurlardı. Ali Paşa Tokat'a geldiğinde maiyetindeki kuvvet çok artmış, düzenli bir ihtilal topluluğu biçimini almıştı.

Bundan dolayı Hüseyin Paşa, Girit Savaşı'ndan döner dönmez ayaklanmanın önemini kavrayarak hazırlıklarını yaptıktan sonra kethüdası Hacı Efendizâde Sarı Mehmed Ağa ile İbşir Paşa'nın ordusuna katılmak üzere yola çıkmıştı.

Vardar Ali Paşa, rebîülâhirin başlarında bütün kuvvetiyle Amasya'ya geldi. Mütesellim Sarı Ali Bey ile bazı ileri gelenler ve halk Vardar'ı karşılayarak gereken yumuşak davranışı gösterdiler. Samsunlular da Amasya'ya koşup mutasarrıfları Dilâver Paşa'dan ağır şikâyetlerde bulundular ve Vardar'ın topluluğuna katıldılar.

Ali Paşa, Amasya'dan kalkıp Gelgiras, Gümüş, Osmancık ve Hacı Hamza üzerinden Çerkeş'e geldiğinde, rebîülâhirin yirmi altıncı günü kendisine bir konak mesafesi kadar yaklaşmış olan Hüseyin Paşa ile Köprülü Mehmed Paşa'yı yanına çağırdı ve onların desteğini almak için büyük çaba harcadı.

Fakat ikisi de reddettiği için Vardar Ali Paşa üzerlerine yürüdü; paşaların kuvvetlerini dağıttı, kendilerini de esir aldı. Ali Paşa ikisini de idam edecekti; merhamet edip bırakmıştı.

İbşir Paşa, Hüseyin ve Mehmed paşaların yenilip esir düştüğünü duyar duymaz bütün kuvvetiyle gelerek Vardar Ali Paşa'yı savaşta bozdu ve kendisini esir aldı. Paşaları esaretten kurtarıp Ali Paşa'nın başını kesti ve İstanbul'a gönderdi.

Ne yazık ki Köprülü Mehmed Paşa bu yenilgi ve esareti, Hüseyin Paşa'nın bile bile yardım etmemesine ve Ali Paşa yanlısı olmasına yorarak İbşir Paşa'yı kandırdı.

Aynı şekilde Köprülü Mehmed Paşa, İstanbul'a karşı kendisini yenilgi ve esaret suçlamasından kurtarmak için valide kethüdası ve koruyucusu olan Mimar Kâsım Ağa'ya yazdı. İbşir Paşa da olayı Köprülü Mehmed Paşa'nın anlattığı gibi İstanbul'a bildirdi.

İster istemez çıkan padişah emri üzerine, kırk yıldan fazla gazalarda ömür sürmüş ve savaşlarda vatana hizmet etmiş olan Koca Gazi Hüseyin Paşa, kethüdası Sarı Mehmed Ağa, hazinedarı Ali Ağa, silahdarı Yeniçerioğlu Hasan Ağa ve Sarı Mehmed Ağa'nın kethüdası Türedi Hüseyin Ağa boş yere idam edildiler.

Kesilen bu mağdurların başları İstanbul'da Bâb-ı Hümâyûn'un önünde, Vardar Ali Paşa'nın başının altında sırayla dizilip teşhir edildi; böylece Deli Sultan İbrâhim'in delice işleri ve kin güdenlerin zalimce davranışları halka gösterilmiş oldu. İşte bunlar Deli Sultan'ın tahttan indirilmesi için kamuoyunu hazırladı.

İkinci bir zulüm olarak bu mağdurların bütün mirasına el konuldu; ev halkının ve yetimlerinin yürekleri dağlandı. Gazi Hüseyin Paşa ile adamları bu cezayı asla hak etmemişlerdi. Köprülü Mehmed Paşa, kendi kini ve hırsı uğruna onları feda etti.

Bu mağdurların geride bıraktıklarını teslim almakla görevli olarak Divan-ı Hümayun çavuşlarından Hakâlalı Yûsuf Çelebizâde Mûsâ Ağa geldi. Boşalan Amasya sancağı da Bolu Beyi Mehmed Zemân Bey'e verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • vusûl: varış, ulaşma
  • ırzına tasallut: namusuna saldırma
  • tevlîd: doğurtma, çocuk sahibi olma
  • müttehem: suçlanan, zan altında olan
  • bilmuhâkeme: yargılama sonucunda
  • tezvîr: düzmece, iftira
  • dâd-hâhâne: hakkını arayarak, adalet isteyerek
  • hasm-ı bî-emân: amansız düşman
  • şâyân-ı dikkat: dikkate değer
  • zimâm-ı idâre: yönetimin dizgini
  • evâmir ve ahkâm: emirler ve hükümler
  • zaleme: zalimler
  • cemiyet-i ihtilâliyye: ayaklanmacı topluluk
  • istikbâl: karşılama
  • mümâşât: idare etme, uyum gösterme
  • dermeyân: ileri sürme
  • menzil: bir günlük yolculuk mesafesi, konak
  • bezl-i gayret: çaba harcama
  • inhizâm: bozgun, yenilgi
  • hayfâ ki: ne yazık ki
  • hamletmek: yormak, bir şeye bağlamak
  • imrâr-ı hayat: ömür sürme
  • pişgâh: ön, önü
  • garazkârân: kin güdenler
  • hal': tahttan indirme
  • metrûkât: ölenin geride bıraktığı mallar
  • mücâzât: ceza
  • mahlûl: sahibi kalmamış, boşalmış görev ya da dirlik

Varvar Ali Paşa İsyanı

Hüsameddin'in burada anlattığı olaylar, on yedinci yüzyıl Anadolu'sunun en çok yankı uyandıran isyanlarından birine aittir. Hüsameddin'in "Vardar" dediği kişi, kaynaklarda Varvar Ali Paşa olarak geçer. Ahmet Önal'ın maddesi isyanın seyrini şöyle verir: Sivas Beylerbeyi Ali Paşa, Ramazan 1057'de [Ekim 1647] istenen 30.000 kuruşu ve İpşir Mustafa Paşa'nın eşi Perihan Hanım'ı göndermeyi reddedince azledilmiş, katli için üç kez kapıcıbaşı ve haseki yollanmış, o ise bunları şehre sokmamıştı. İstanbul'daki iktidar hizipleri meseleye karışınca gerilim bir valinin direnişi olmaktan çıkmıştı: Kösem Sultan, bazı vezirler ve yeniçeri ileri gelenleri, Evliya Çelebi'nin aktardığına göre, Ali Paşa'ya mektuplar yazarak asker toplayıp Üsküdar'a gelmesini ve Sadrazam Hezarpâre Ahmed Paşa ile Cinci Hüseyin Efendi gibi kişileri istemesini önermişlerdi.

Ali Paşa'nın kendi gerekçesi de kaynaklarda bellidir. Padişahın durumu yüzünden devlet işlerinin kadınların elinde kaldığını, beylerbeyilerin kısa sürede azledildiğini, bu yüzden halkın perişan, memleketin harap olduğunu ileri sürüyor; idarecilerin üç yıl dolmadan değiştirilmemesini istiyordu. Hüsameddin'in isyanı "yönetimin dizginini kadınların eline veren" padişaha karşı bir ayaklanma olarak yorumlaması, Ali Paşa'nın bu söylemiyle aynı çizgidedir. Hükümet önce onu "Celâlî" ilan ederek desteğini zayıflatmaya çalıştı. Muharrem 1058'de [Şubat 1648] Köprülü Mehmed Paşa'ya üzerine yürümek için hazırlanması emredildi, Rebîülevvel 1058'de [Nisan 1648] de İpşir Mustafa Paşa Sivas valiliğiyle birlikte Ali Paşa'ya karşı toplanan kuvvetlerin serdarlığına getirildi. Hüsameddin'in verdiği bu tarih bugünkü araştırmayla örtüşür. Yalnız Hüsameddin İpşir'i o sırada Halep valisi olarak anar; M. Münir Aktepe'nin maddesinde ise İpşir'in Halep valiliği 1650 sonlarına konur, 1647-1648'de ise Sivas valisi sıfatıyla serasker olduğu yazılır.

Çerkeş Yöresindeki Savaş

Ahmet Önal'ın maddesine göre Ali Paşa 10 Rebîülâhir [4 Mayıs 1648] tarihinde Sivas'tan ayrıldı. Tokat'a geldiğinde Canik Mutasarrıfı Dilâver Paşa'nın zulmünden şikâyet eden halk ondan yardım istemiş, o da birkaç yüz levendle bir ağasını Dilâver Paşa'nın üzerine yollamıştı. Hüsameddin aynı şikâyeti Amasya'ya koşan Samsunlulara bağlar ve Dilâver Paşa'yı onların mutasarrıfı olarak anar; iki kayıt aynı olayı farklı duraklarda anlatıyor görünür. Ali Paşa yedi bin askerle bir süre Turhal ovasında konakladıktan sonra yoluna devam etti.

Savaşın kendisi Çankırı yöresinde, Kurşumlıdağı denilen dağın eteğinde oldu ve bir saat sürdü. Ali Paşa, Köprülü Mehmed Paşa ile "Amasyalı Kör Hüseyin" ve Divriği Beyi Kara Sefer paşaları ve "Amasyalı Hacı Efendizâde"yi yenerek esir aldı. Bu son ad büyük ihtimalle Hüsameddin'in Hüseyin Paşa'nın kethüdası olarak andığı Hacı Efendizâde Sarı Mehmed Ağa'dır. Burada dikkat çekici bir ayrıntı vardır: Önal'ın kullandığı kaynaklar Hüseyin Paşa'yı "Kör" lakabıyla anar, Hüsameddin ise "Çolak" der ve bu adı Bağdat'ta sakatlanan sol koluna bağlar. Evliya Çelebi'ye göre bu zaferden sonra Ali Paşa'ya katılanlarla ordusu 37.000 kişiye ulaşmıştı.

Çerkeş'te ise talih döndü. Ali Paşa, kendisine katılmaya geldiğini sandığı İpşir Mustafa Paşa'nın saldırısına uğradı; hazırlıksız yakalanan ordusu kısa sürede dağıldı, kaçmaya çalışırken yakalandı ve kısa bir yargılamanın ardından idam edildi; başı İstanbul'a gönderildi. Bu olay 26 Rebîülâhir 1058 [20 Mayıs 1648] tarihindedir. Hüsameddin aynı tarihi, Ali Paşa'nın Hüseyin ve Köprülü paşaları kendi tarafına çağırdığı gün olarak verir. Bugünkü araştırmada bu, isyanın bittiği gündür; dolayısıyla Hüsameddin'in sıralamasındaki savaş ve esaret bu tarihten önceye düşmelidir. Hüsameddin'in kitabının biyografi cildinde ise Çerkeş havalisindeki savaşın 1058 rebîülevvelinde olduğu yazılıdır; yazar kendi içinde de iki ayrı tarih vermiştir.

Evliya Çelebi bu olayların görgü tanığıdır. O sırada hamisi Defterdarzâde Mehmed Paşa da Kars'a gitmeyip İstanbul'a doğru yola çıkmış, Ankara'da Varvar Ali Paşa ile iş birliği yapmıştı; Evliya iki paşa arasında ulaklık etmişti. Varvar Ali Paşa'yı bahadır, dilaver, hünerli ve mert bir er olarak anlatması bu yakınlıkla birlikte okunmalıdır. Ali Paşa aynı zamanda şairdi; hayatını Makālât adlı 177 beyitlik bir mesnevide anlatmıştır.

Hüseyin Paşa'nın İdamı ve Köprülü

Hüsameddin'in en sert cümleleri, Hüseyin Paşa'nın idamında Köprülü Mehmed Paşa'yı suçladığı yerlerdir. Bu iddia başka kaynaklarda aynı açıklıkla yer almaz. Köprülü'nün bu savaşta yenilip esir düştüğü, İpşir Paşa tarafından kurtarıldığı ise genel kabul görür. Hüsameddin'in biyografi cildinde verdiği ek bilgiler, olayın kaynak tabanını da gösterir: İpşir Paşa'nın arz ve inhası üzerine Köprülü'ye hilat, Hüseyin Paşa'nın idamı için de padişah fermanı gelmiş; Hüseyin Paşa 1058 cemaziyelevvelinin sonlarında kethüdası, hazinedarı ve silahdarıyla birlikte öldürülmüştür. Hüsameddin, Naîmâ'nın Köprülü ile Hüseyin Paşa'nın İpşir Paşa'nın maiyetine verildiğini yazdığı halde Hüseyin Paşa'nın idamından açıkça söz etmediğini, olayın ise Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sinde ve Amasya sicillerinde kayıtlı olduğunu belirtir. Aynı yerde Hüseyin Paşa'nın Amasya mirlivası Derviş Bey'in damadı olduğu, mallarına el konulduğu için oğlu Derviş Mehmed Çelebi'ye bir evden başka bir şey kalmadığı, yetimin vasisinin Hüseyin Paşa'nın kayınbiraderi Ebûbekir Bey olduğu da yazılıdır.

Hüsameddin'in Köprülü'ye karşı tutumu, Köprülü'nün bu yıllardaki siyasî konumuyla ilgili bugünkü tartışmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Christopher Whitehead'in arşiv belgelerine dayanan çalışması, Köprülü'nün sonraki yıllarda İpşir Mustafa Paşa çevresindeki hizipte yer aldığını ileri sürer. Bu, Hüsameddin'in "İbşir Paşa'yı kandırdı" yorumunu doğrulamaz, ama iki paşa arasındaki yakınlığın 1648'den sonra da sürdüğünü gösterir. Köprülü'nün hamisi olarak anılan Mimar Kâsım Ağa, Köprülü maddesinde de Vâlide Turhan Sultan'ın kethüdası olarak geçer ve 1656'da Köprülü'yü sadarete aday gösteren kişi olarak anılır.

Başlar ve Bir Saltanatın Sonu

Hüsameddin, Bâb-ı Hümâyûn önünde dizilen başların Sultan İbrâhim'in tahttan indirilmesine kamuoyunu hazırladığını söyler. Sultan İbrâhim, Varvar Ali Paşa'nın öldürülmesinden iki buçuk ay kadar sonra, 18 Receb 1058 [8 Ağustos 1648] tarihinde tahttan indirildi. Feridun Emecen, saltanatın son yılında taşrada Varvar Ali Paşa isyanıyla başlayan olaylar dizisinin, merkezdeki çekişmelerle birlikte huzursuzluğu artırdığını belirtir. Hüsameddin'in kurduğu doğrudan neden-sonuç bağı ise yazarın kendi yorumudur.

Siyavuş Ağa'nın yargılanıp idamı, Bağdatlıoğlu Osman Ağa ile Kara Abdî Bey arasındaki şehir kethüdalığı çekişmesi ve Divan çavuşu Mûsâ Ağa'nın görevi gibi yerel ayrıntılar başka kaynaklarda bulunamadı; bunlar Amasya şer'iyye sicillerinden geldiği anlaşılan kayıtlardır. Siyavuş Ağa'nın ailesinin oturduğu Pirinççi Mahallesi bugün de Amasya'da aynı adla yaşar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.