Amasyalıdır. İn’âm Beyzâde olup Hoca Ömer Efendi’nin akrabasındandır. 1030 senesi Şevvâlinin onuncu günü ikinci defa Amasya [35] mutasarrıfı oldu. Kendisi Karahisar-ı Şarkî’de ikâmet ve Amasya sancağını mütesellim ile idâre ederek tarafından Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu.
Zilhiccede Amasya Müftüsü Hızır Efendi terfî‘an Konya mollası olup, Sultân Bâyezîd Müderrisi Dursunzâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu sene Habeş Beylerbeyi Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendizâde Mahmûd Paşa Habeşliler’in hücûmuyla şehîden vefât etdi.
1031 senesi muharreminin beşinde Galatasaray ulûfecilerinden onbirinci bölükte mukayyed sipâhi Sarı Ca’fer Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup geldi. Rebîülevvelde Lâdikli Tayyar Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi olup tarafından birâderi Hüseyin Bey Sivas mütesellimi oldu. Kendisi de bir müddet sonra geldi.
Rebîülâhir gurresinde Amasyalı Himmetzâde el-Hâc Ramazân Efendi Amasya kadısı ve Kalavun Yûsuf Paşa Mar’aş vâlisi olmuşdu. Bu esnada İstanbul baş defterdâr vekîli Sandûkîzâde Abdülkerim Paşa, şıkk-ı sâni defterdârı Şengelzâde Hüseyin Efendi, matbah-ı âmire emîni Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi.
Kezâlik İstanbul Kadısı Hocazâde Abdullah Efendi, reîsü’l-küttâb Lâ‘lî Ali Efendi, çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey, sipâhiler ağası Haydar Ağa, Batum Beylerbeyi Hoca biraderi Ahmed Paşa Amasyalılardı. Bunlar Hâce-i Sultânî Ömer Efendi’nin uluvv-i himmeti sâyesinde bu mevkîlere yükselmişlerdi. [36]
Fakat Mutasarrıf es-Seyyid Ali Paşa’nın ve mütesellimi Mustafa Bey’in tecâvüzkârâne hareketlerinden Amasya ve Karahisar-ı Şarkî a‘yânı müştekîlerdi. Mütesellim Mustafa Bey, bütün harekâtının mes’ûliyeti, emri ve yeri Mutasarrıf Paşa’ya ait olduğunu iddia ederek ma‘zûr ve mecbûr olduğunu beyân etmekte idi.
1031 senesi recebinin dokuzuncu günü İkinci Sultân Osmân’ın acıklı bir surette hal‘ u katliyle Deli Sultân Mustafa’nın cülûsu hâilesinde Hâce-i Sultânî Ömer Efendi ile mahdûmu Abdullah Efendi ihtifâ eylediğinden Amasya sancağı Bolu Beyi Mustafa Bey’e tevcîh ve hareketi ta‘cîl edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. İn'âm Beyzâde'dir ve Hoca Ömer Efendi'nin akrabasındandır. 1030 [1621] yılı şevvalinin onuncu günü ikinci kez Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi Karahisar-ı Şarkî'de oturup Amasya sancağını mütesellimle yönetti; adına Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey Amasya mütesellimi oldu.
Zilhicce ayında Amasya Müftüsü Hızır Efendi terfi ederek Konya mollası (büyük kadısı) oldu; Sultan Bayezid Müderrisi Dursunzâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu yıl, Habeş Beylerbeyi Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendizâde Mahmûd Paşa, Habeşlilerin saldırısında şehit olarak vefat etti.
1031 [1621-22] yılı muharremin beşinde, Galatasaray ulûfecilerinden on birinci bölükte kayıtlı sipahi Sarı Ca'fer Ağa padişah vakıfları mütevellisi olarak geldi. Rebîülevvelde Lâdikli Tayyar Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi oldu; adına kardeşi Hüseyin Bey Sivas mütesellimi oldu. Kendisi de bir süre sonra geldi.
Rebîülâhir ayının başında Amasyalı Himmetzâde Hacı Ramazân Efendi Amasya kadısı, Kalavun Yûsuf Paşa da Maraş valisi olmuştu. Bu sırada İstanbul baş defterdar vekili Sandûkîzâde Abdülkerim Paşa, ikinci defterdar Şengelzâde Hüseyin Efendi, mutfak (matbah-ı âmire) emini Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi de Amasyalıydı.
Aynı şekilde İstanbul Kadısı Hocazâde Abdullah Efendi, reisülküttâb Lâ'lî Ali Efendi, çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey, sipahiler ağası Haydar Ağa, Batum Beylerbeyi Hoca'nın kardeşi Ahmed Paşa da Amasyalılardı. Bunlar, padişahın hocası Ömer Efendi'nin yüksek himmeti sayesinde bu makamlara yükselmişlerdi.
Ancak Mutasarrıf Seyyid Ali Paşa'nın ve mütesellimi Mustafa Bey'in zorbaca davranışlarından Amasya ve Karahisar-ı Şarkî ileri gelenleri şikâyetçiydi. Mütesellim Mustafa Bey ise bütün hareketlerinin sorumluluğunun, emrinin ve yerinin Mutasarrıf Paşa'ya ait olduğunu ileri sürerek kendisinin mazur ve mecbur olduğunu açıklıyordu.
1031 yılı recebinin dokuzuncu günü İkinci Sultan Osman'ın acıklı biçimde tahttan indirilip öldürülmesi ve Deli Sultan Mustafa'nın tahta çıkması karışıklığı sırasında padişahın hocası Ömer Efendi ile oğlu Abdullah Efendi gizlendiğinden, Amasya sancağı Bolu Beyi Mustafa Bey'e verildi ve bir an önce yola çıkması emredildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağı elinde bulunduran, yöneten görevli
- mütesellim: sancak beyi adına sancağı yöneten vekil
- terfî'an: terfi ederek; mollâ: büyük şehirlerin yüksek dereceli kadısı
- ulûfeci: üç aylık maaşla geçinen kapıkulu süvarisi
- matbah-ı âmire emîni: saray mutfağının harcamalarına bakan görevli
- reîsü'l-küttâb: divan kâtiplerinin başı, devletin yazışma ve dış ilişkilerinden sorumlu yüksek görevli
- çavuşbaşı: divan çavuşlarının başı
- sipâhiler ağası: kapıkulu sipahi bölüğünün komutanı
- hâce-i sultânî: padişahın hocası
- uluvv-i himmet: yüksek gayret, cömert himaye
- tecâvüzkârâne: haddini aşarak, saldırganca; müştekî: şikâyetçi
- ma'zûr ve mecbûr: mazeretli ve zorunlu
- hal' u katl: tahttan indirip öldürme; hâile: felaket, korkunç olay
- ihtifâ: saklanma, gizlenme
- ta'cîl: acele ettirme
Hoca Ömer Efendi ve Amasyalı Devlet Adamları
Bu madde, Amasya'nın II. Osman devrinde imparatorluk merkezindeki ağırlığını en açık gösteren sayfalardan biridir. Hüsameddin aynı anda İstanbul'da görev yapan Amasyalıları tek tek sayar: baş defterdar vekili Sandukîzâde Abdülkerim Paşa, ikinci defterdar Şengelzâde Hüseyin Efendi, saray mutfağı emini Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi, İstanbul kadısı Hocazâde Abdullah Efendi, reisülküttap Lâ'lî Ali Efendi, çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey, sipahiler ağası Haydar Ağa ve Batum beylerbeyi, Hoca'nın kardeşi Ahmed Paşa. Bütün bunları da padişah hocası Ömer Efendi'nin himayesine bağlar.
Ömer Efendi'nin bu nüfuzu başka kaynaklarda da doğrulanır. Feridun Emecen'in II. Osman maddesine göre genç padişah tahta çıktıktan sonra Şeyhülislâm Esad Efendi'nin yetkilerini kısıtlamış, ulema tayinlerinde ve başka işlerde hocası Ömer Efendi'yi yetkili kılmış, bütün bu icraatında akıl hocaları Ömer Efendi ile Dârüssaâde Ağası Mustafa Ağa olmuştur. Aynı madde, Sadrazam Ali Paşa'nın bir süre Ömer Efendi'yi padişahın yanından uzaklaştırdığını, paşanın ani ölümünden sonra Ömer Efendi'nin yeniden itibar kazandığını da anlatır. Murat Akgündüz'e göre Ömer Efendi'ye II. Osman tarafından şeyhülislâmlık payesi verilmiş, Sivas'taki padişah haslarından bir kısmı tahsis edilmiştir; buna rağmen onun padişah hocalığı sıfatını kullanarak halktan rüşvet aldığı ileri sürülmüştür.
Hüsameddin, Ömer Efendi'nin soyunu biyografi ciltlerinde kardeşi Hoca Ahmed Paşa'nın hayatı içinde verir. Oraya göre kardeşler, Amasya'da türbesi ziyaretgâh olan Halvetî büyüklerinden İğnecizâde Pîr Safiyyüddîn'in soyundan Mehmed Efendi bin Abdurrahman Efendi'nin oğullarıdır ve "İğnecizâde" diye anılırlar. Ahmed Paşa, Amasya'da Türâbî Mustafa ve Harşeneli İbrâhim efendilerden okuduktan sonra Atabeg Gâzi Medresesi müderrisi olmuş; ağabeyi padişahın hocası ve "müsteşar-ı saltanatı" olduğu için 1027 recebinde Sivas defterdarı, 1028'de Karaman beylerbeyi, 1029'da Teke sancağıyla Halep defterdarı, 1030 rebîülevvelinde Batum ve 1031 muharreminde Trabzon beylerbeyi olmuştur. Bu biyografi, 1031 recebindeki felaketle "kardeşinin devleti sona erdiği için" azledilip Amasya'ya döndüğünü ve yedi yıl açıkta kaldığını da ekler. Ahmed Paşa sonraki yıllarda yeniden yükselmiş, IV. Murad 1045'te Amasya'ya geldiğinde onun konağına inmiş, kendisi de 1069'da mallarına el konmasının üzüntüsüyle ölmüştür. Hüsameddin'e göre Kâtib Çelebi ona "Hoca Paşa" demiş, Naîmâ ise uzun süren işsizliği yüzünden rakiplerinin taktığı "Kehleli" lakabını kaydetmiştir.
Listede adı geçen öteki iki Amasyalının hayatı da Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde bu himaye ağını doğrular. İkinci defterdar Şengelzâde Hüseyin Efendi, Diyarbekir defterdarı Sengel Ahmed Efendi'nin oğlu olarak Divan-ı Hümâyun kâtipliğinden yetişmiştir. Aynı sayfadaki bir başka Amasyalı defterdar Hüseyin Efendi'nin hayatında ise Hoca Ömer Efendi'ye intisap ederek 1028'de muhasebeci, 1031'de Anadolu defterdarı olduğu, ama "1031 recebinde II. Osman'ın şehadeti ve Hoca Ömer Efendi'nin ikbalinin sona ermesi üzerine" azledilip Amasya'ya sürüldüğü ve orada üç yıl kadar sürgün olarak kaldığı yazılıdır.
Reisülküttap Lâ'lî Ali Efendi Meselesi
Hüsameddin'in reisülküttap olarak andığı Lâ'lî Ali Efendi, bu göreve dair arşiv belgelerinden yeniden kurulan listede görünmez. Recep Ahıshalı'nın Rüus, Mühimme ve Tahvil defterlerine dayanan çalışmasına göre Yaycızâde Küçük Hamza Efendi 3 Rebîülevvel 1029'da (7 Şubat 1620) beşinci defa reisülküttap olmuş ve recep 1031 sonlarına (Haziran 1622) kadar bu görevde kalmıştır. Ahıshalı, seferler sırasında reisülküttapların orduyla gittiğini ve merkezde yerlerine vekil bırakıldığını, bu yüzden listelerde karışıklıklar olduğunu da hatırlatır. Hüsameddin bir önceki bölümde Lâ'lî Ali Efendi'yi "Ayşe Sultan kethüdâsı" olarak anar. Onun reisülküttaplığı, ancak bir vekillik ya da Hüsameddin'in kullandığı kaynaklardaki bir karışıklık olarak açıklanabilir; mevcut belgelerle doğrulanamadı.
Muhaşşî Sinan Efendizâde Mahmûd Paşa
Habeş beylerbeyiyken öldürülen Mahmûd Paşa'nın babası olarak anılan Muhaşşî Sinan Efendi, Amasya'nın XVI. yüzyılda yetiştirdiği en tanınmış âlimlerden biridir. Eyyüp Said Kaya'nın ansiklopedi maddesine göre 893'te (1488) Amasya sancağının Sonusa köyünde (bugün Erbaa'ya bağlı Uluköy) doğmuş, Beyzâvî tefsirine yazdığı hâşiye yüzünden "Muhaşşî" lakabıyla anılmış, 954'te (1547) İstanbul kadısı ve Anadolu kazaskeri olmuş, 12 Safer 986'da (20 Nisan 1578) İstanbul'da vefat etmiştir. Hüsameddin'in kaydı tarih bakımından dikkat ister: babası 1578'de ölen bir kişinin 1030'da (1621) beylerbeyi olarak savaşta ölmesi mümkündür, ama bu durumda Mahmûd Paşa ileri bir yaşta olmalıdır. Kaya'nın maddesinde Sinan Efendi'nin çocuklarından söz edilmez; Mahmûd Paşa ve Habeş'teki ölümü hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey ve Şikâyetler
Mütesellim Mustafa Bey'in bağlı olduğu Yörgüç Paşa ailesi, Amasya'nın en köklü beylik ailelerinden biridir. Fahameddin Başar'ın ansiklopedi maddesine göre aileye adını veren Yörgüç Paşa, 1414'te Şehzade Murad'ın lalası olarak Amasya'ya gelmiş, II. Murad tarafından 1423'te Rum beylerbeyiliğine getirilmiş ve Zilhicce 845'te (1442) ölerek Amasya'da yaptırdığı caminin türbesine gömülmüştür. Amasya'daki camisi bugün ayaktadır. Hüsameddin'in kitabında bu ailenin XVII. yüzyılda da Yörgüç Paşa vakfının mütevelliliğini çoğunlukla elinde tuttuğu ve aileden sancak beyleri ile beylerbeyleri çıktığı görülür. Maddede anılan Mustafa Bey'e dair ise Hüsameddin dışında bilgiye rastlanmadı.
Hüsameddin, Seyyid Ali Paşa'nın Amasya'yı Karahisar-ı Şarkî'den bir vekil eliyle yönettiğini, Amasya ve Karahisar ileri gelenlerinin hem paşadan hem mütesellimden şikâyetçi olduğunu, mütesellimin ise bütün sorumluluğu paşaya yüklediğini yazar. Bu kısa kayıt, sancakların uzaktan, vekil eliyle yönetildiği dönemde halkın kime şikâyet edeceğini bilemediği bir düzeni iyi anlatır. Seyyid Ali Paşa'nın sonraki tavrı da dikkat çekicidir: bir sonraki maddede, Amasya'yı kaybeden paşanın Abaza Mehmed Paşa'nın isyanına katıldığı görülecektir.
II. Osman'ın Sonu ve Ömer Efendi'nin Gizlenmesi
Hüsameddin'in "acıklı bir surette hal' u katl" diye andığı olay, II. Osman'ın 1622'deki tahttan indirilişi ve öldürülüşüdür. Emecen'in maddesine göre arpalıkları kesilen ve sıkıştırılan ulema ile ocaklarının geleceğinden kaygılanan yeniçeriler birleşmiş, isyancılar önce padişahı bütün bu işlere teşvik ettiği iddiasıyla Dârüssaâde Ağası Süleyman Ağa ile Hoca Ömer Efendi'nin idamını istemiş, II. Osman bu isteği kabul etmemiştir. Avni Erdemir'in II. Osman'ın şiirleri üzerine çalışması da isyancıların, padişahı yanlış yönlendirdiklerine inandıkları hocası Ömer Efendi, Süleyman Ağa, Dilaver Paşa, Kaymakam Hâfız Ahmed Paşa, Defterdar Bâkî Paşa ve Nasuh Ağa'nın idamını talep ettiğini aktarır. Aynı çalışmaya göre padişahın hacca gitme kararında da Ömer Efendi'nin tabir ettiği bir rüyanın payı vardır. I. Mustafa maddesine göre âsiler 8 Receb 1031'de (19 Mayıs 1622) saraya girmiş ve Mustafa'yı yeniden tahta çıkarmıştır.
Ömer Efendi'nin sonu konusunda kaynaklar ayrılır. Kimi kaynaklarda Hâile-i Osmâniyye sırasında öldürüldüğü yazılır. Akgündüz ise onun ölüm tarihini 1630 olarak verir. Hüsameddin'in "Ömer Efendi ile oğlu Abdullah Efendi gizlendi" kaydı, hocanın isyanda hemen öldürülmediği yönündeki görüşü destekler. Bir sonraki maddede ise II. Osman'ın öldürülmesinin taşrada yarattığı öfkenin, Amasya'yı da içine alan büyük bir isyana dönüştüğü görülecektir.
Öteki Kayıtlar
Sivas beylerbeyi olan Tayyar Mehmed Paşa'nın yerine Sivas mütesellimi olarak bıraktığı kardeşi Hüseyin Bey'in hayatı Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde yer alır: Hüseyin Bey babasının sağlığında Lâdik voyvodası olmuş, kardeşinin Sivas valiliğinde kaymakam ve mütesellim olarak bulunmuş, 1041'de Canik sancak beyi olmuş ve 1045'te Revan kalesine yapılan hücumda şehit düşmüştür. Abdülkadir Özcan'ın ansiklopedi maddesine göre de Tayyar Mehmed Paşa'nın Sivas beylerbeyliği 1031 şevvaline (Ağustos 1622) konur; Hüsameddin'in rebîülevvel kaydıyla arada birkaç aylık fark vardır.
Müftülüğe getirilen Dursunzâde Mehmed Efendi ile Konya mollası olan Cumâzâde Hızır Efendi'nin tarihleri, Hüsameddin'in kendi biyografi ciltleriyle tam örtüşmez. Biyografide Hızır Efendi'nin Konya mollalığı 1032 zilhiccesine konur. Amasya kadısı yapılan Himmetzâde Hacı Ramazân Efendi'nin biyografisinde ise ilk Amasya kadılığının 1039'da olduğu, 1050'de ikinci kez Amasya kadısı ve 1057'de Sivas mollası olduğu yazılıdır; bu maddedeki 1031 kaydı orada geçmez.
Sarı Ca'fer Ağa, Hacı Efendizâde İbrâhim Efendi, Hocazâde Abdullah Efendi, çavuşbaşı Hacı Beyzâde Mehmed Bey ve sipahiler ağası Haydar Ağa hakkında Hüsameddin dışında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 548–548. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 538. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page538.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 167-168 ("Ahmed Paşa-Hoca Paşa"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page167.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 23 (Hüseyin Bey-Tayyar Paşa Birâderi, Hüseyin Efendi-Defterdâr, Hüseyin Efendi-Sengelzâde), s. 116 ("Hızır Efendi-Cumazâde"), s. 231 ("Ramazân Efendi-Himmetzâde"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page23.html
Akademik çalışmalar
- Feridun Emecen, "Osman II", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007. https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-ii
- Feridun Emecen, "Mustafa I", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mustafa-i
- Murat Akgündüz, "Osmanlı Padişahlarını Yetiştiren Hocalar: Muallim-i Sultânîler", İstem, yıl 5, sayı 9, 2007, s. 49-59. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260710
- Avni Erdemir, "Sultan II. Osman (Fârisî) ve Dîvânçesi", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 21, İstanbul 2018, s. 161-234. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3169869
- Recep Ahıshalı, "Arşiv Belgelerinden Oluşturulmuş Reisülküttablar Listesi", Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 50, İstanbul 2023, s. 1-88. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3482068
- Eyyüp Said Kaya, "Sinan Efendi (Muhaşşî)", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/sinan-efendi
- Fahameddin Başar, "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- Abdülkadir Özcan, "Tayyar Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/tayyar-mehmed-pasa
Diğer kaynaklar