Boluludur. “Rum Beyoğlu” demekle meşhûr Deli Behram Paşa’nın oğludur. 1031 senesi recebinin on ikinci günü Amasya sancağı beyi olup vusûlüne kadar Amasya alaybeyi Abdülbâkî Bey Amasya mütesellimi oldu. Mutasarrıf es-Seyyid Ali Paşa’nın Amasya’daki emvâl ü emlâkini ahz u kabza me’mûren çavuşândan Abdülfettah Ağazâde Mehmed Ağa geldi.
Şa’bânda şıkk-ı sânî defterdârı Hüseyin Efendi, çavuşbaşı Mehmed Bey, sipâhiler ağası Haydar Ağa, yeniçeri ocağında silahdâr ağası Kara Hasan [37] Ağa ve bunlardan sonra Batum Beylerbeyi Hoca Ahmed Paşa, ma‘zûl ve menfî olarak Amasya’ya geldiler.
Yine şa’bânın evâsıtında Mirlivâ Mustafa Bey mükemmel kapısı halkıyla Amasya’ya geldi. Bu esnada Abdullah Paşa Evkâfı Mütevellîsi Abdullah Paşazâde Veli Bey vefât eylediğinden tevliyet mahdûmu Abdî ve ammizâdesi Hacı Mustafa Beylere verildi.
Fakat İstanbul’da Sultân Osmân’ın felâketi, taşralara pek sûzeşli aksetmiş, halk yeniçerilerden ve yeniçerilikten teneffür edecek vaziyetler göstermişdi.
Halkın bu vaziyeti, Erzurum Vâlisi Abaza Mehmed Paşa’yı intikâma sevk ederek kıyâm ve Karahisar-ı Şarkî Mutasarrıfı es-Seyyid Ali Paşa da Abaza Paşa’ya iltihâk etdi.
Abaza Mehmed Paşa, Sultân Osmân’ın kanını yeniçerilerden talep ve dava ederek yeniçerileri Erzurum’dan sürüp çıkardı. Kalesini zabt ve sekbânlar tedârik etmekte idi. Kendisine iltihâk eden beyler ve sipâhilerle cemiyeti günden güne kesb-i ehemmiyet ediyordu.
Amasya zu‘amâsından ve sipâhilerinden Seyyid Ahmed Bey, Lâdikli Seyyid Han Bey, Kağnılızâde Aydın Ağa, Gevüklü Kara Mehmed Ağa, Köse Mehmed Ağa, Sarhoş Mehmed Ağa, Köprülü Müezzinzâde kardeşi Hasan Ağa, Köprülü Yanık Kadızâde Şeyh Mehmed Ağa, Merzifonî Karakaş oğlu Ahmed Ağa, Kazovalı Kör İbrâhim Ağa ve emsali azılı ve serbâz adamlar Abaza Paşa’ya iltihâk etmişlerdi. [38]
Mirlivâ Mustafa Bey’le Alaybeyi Bâkî Bey, Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı olan Çerkes Murtezâ Paşa’ya yardım etmeye me’mûr olup, kethüdâyeri Murâd Beyzâde Mustafa Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Şevvâlin yirmisinde birâderi Bayram Paşa nüfûzuna dayanıp Yörgüç Paşa evkâfı mütevellîsi, ya’nî hilâf-ı şart-ı vâkıf-ı evkâfın müstevlîsi olan Lâdikli Kurd Ağazâde Mahmûd Bey ref‘ edilip yerine altmış dördüncü bölükte mukayyed sipâhi Veli Beyzâde Hüseyin Bey mütevellî oldu.
Ancak Sivas Eyâleti, cemiyeti büyüyen Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa’ya ilâveten tevcîh edildiğinden Amasya sancağı, zilhiccede Sivas Beylerbeyi Tayyar Mehmed Paşa’ya ber-vech-i hâss verildi. Abaza Paşa’nın isyanı kolaylıkla bertaraf olur zannedildi.
Günümüz Türkçesiyle
Boluludur. "Rum Beyoğlu" adıyla tanınan Deli Behram Paşa'nın oğludur. 1031 [1621-22] yılı recebinin on ikinci günü Amasya sancak beyi oldu. Kendisi gelinceye kadar Amasya alaybeyi Abdülbâkî Bey Amasya mütesellimi oldu. Mutasarrıf Seyyid Ali Paşa'nın Amasya'daki mal ve mülkünü almak üzere görevlendirilen çavuşlardan Abdülfettah Ağazâde Mehmed Ağa geldi.
Şaban ayında ikinci defterdar Hüseyin Efendi, çavuşbaşı Mehmed Bey, sipahiler ağası Haydar Ağa, yeniçeri ocağında silahdar ağası Kara Hasan Ağa ve bunlardan sonra Batum Beylerbeyi Hoca Ahmed Paşa, görevlerinden alınmış ve sürgün edilmiş olarak Amasya'ya geldiler.
Yine şabanın ortalarında Mirliva Mustafa Bey, mükemmel kapısındaki adamlarıyla Amasya'ya geldi. Bu sırada Abdullah Paşa Vakfı Mütevellisi Abdullah Paşazâde Veli Bey vefat ettiğinden mütevelliliği oğlu Abdî ile amcasının oğlu Hacı Mustafa Bey'e verildi.
Ancak İstanbul'da Sultan Osman'ın uğradığı felaket taşralarda çok acı karşılanmış, halk yeniçerilerden ve yeniçerilikten nefret edecek bir tutum göstermişti.
Halkın bu durumu, Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa'yı öç almaya yöneltip ayaklanmasına yol açtı; Karahisar-ı Şarkî Mutasarrıfı Seyyid Ali Paşa da Abaza Paşa'ya katıldı.
Abaza Mehmed Paşa, Sultan Osman'ın kanını yeniçerilerden isteyip dava ederek yeniçerileri Erzurum'dan sürüp çıkardı. Kaleyi ele geçirdi ve sekbanlar topluyordu. Kendisine katılan beyler ve sipahilerle topluluğu günden güne önem kazanıyordu.
Amasya zeametlerinin sahiplerinden ve sipahilerinden Seyyid Ahmed Bey, Lâdikli Seyyid Han Bey, Kağnılızâde Aydın Ağa, Gevüklü Kara Mehmed Ağa, Köse Mehmed Ağa, Sarhoş Mehmed Ağa, Köprülü Müezzinzâde'nin kardeşi Hasan Ağa, Köprülü Yanık Kadızâde Şeyh Mehmed Ağa, Merzifonlu Karakaş oğlu Ahmed Ağa, Kazovalı Kör İbrâhim Ağa ve benzeri azılı ve gözü pek adamlar Abaza Paşa'ya katılmışlardı.
Mirliva Mustafa Bey ile Alaybeyi Bâkî Bey, Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı olan Çerkes Murtezâ Paşa'ya yardım etmekle görevlendirildi; kâhyası Murâd Beyzâde Mustafa Ağa da Amasya mütesellimi oldu.
Şevvalin yirmisinde kardeşi Bayram Paşa'nın nüfuzuna dayanarak Yörgüç Paşa vakfı mütevellisi olan, yani vakfedenin şartına aykırı biçimde vakfa el koyan Lâdikli Kurd Ağazâde Mahmûd Bey görevden alındı; yerine altmış dördüncü bölükte kayıtlı sipahi Veli Beyzâde Hüseyin Bey mütevelli oldu.
Ancak Sivas Eyaleti, topluluğu büyüyen Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa'ya ek olarak verildiğinden, Amasya sancağı zilhicce ayında Sivas Beylerbeyi Tayyar Mehmed Paşa'ya hass olarak verildi. Abaza Paşa'nın isyanının kolayca bastırılacağı sanılıyordu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- vusûl: varış, gelme
- emvâl ü emlâk: mallar ve mülkler; ahz u kabz: alıp teslim alma, el koyma
- çavuşân: divan çavuşları
- ma'zûl ve menfî: görevden alınmış ve sürgün edilmiş
- mükemmel kapı halkı: bir beyin eksiksiz maiyeti, hizmetli ve askerleri
- tevliyet: vakıf yöneticiliği, mütevellilik; ammizâde: amca oğlu
- sûzeşli: yakıcı, içe dokunan
- teneffür: tiksinme, nefret etme
- kıyâm: ayaklanma; iltihâk: katılma
- sekbân: ücretle tutulan tüfekli asker
- cemiyet: (burada) etrafında toplanan kuvvet
- zu'amâ: zeamet sahipleri
- azılı ve serbâz: gözü kara, canını hiçe sayan
- hilâf-ı şart-ı vâkıf: vakfı kuranın şartına aykırı olarak; müstevlî: zorla el koyan
- ber-vech-i hâss: has, yani beylerbeyinin kendi geliri olarak
Bolulu Mustafa Bey ve Sürgündeki Amasyalılar
Bolu beyi iken Amasya'ya gönderilen Mustafa Bey'i Hüsameddin "Rum Beyoğlu" diye tanınan Deli Behram Paşa'nın oğlu olarak tanıtır. Bu adla bilinen bir Behram Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; XVI. yüzyılın Behram Paşaları ile bir bağ kurulamadı.
Maddenin asıl önemi, II. Osman'ın öldürülmesinin Amasya'daki sonuçlarını göstermesidir. Bir önceki maddede Hoca Ömer Efendi sayesinde yükseldiği söylenen Amasyalılar, padişahın ölümünden hemen sonra görevlerinden alınıp memleketlerine sürülür: ikinci defterdar Hüseyin Efendi, çavuşbaşı Mehmed Bey, sipahiler ağası Haydar Ağa, yeniçeri silahdar ağası Kara Hasan Ağa ve Hoca'nın kardeşi Batum beylerbeyi Ahmed Paşa. Hüsameddin'in biyografi ciltleri bu kişilerden bazılarının sonraki hayatını da verir. Ahmed Paşa 1032'de Amasya ve Niksar'daki bazı haslarla ikamete memur edilmiş ve yedi yıl açıkta kalmıştır. Hoca Ömer Efendi'ye intisap ederek Anadolu defterdarlığına kadar yükselen bir başka Amasyalı Hüseyin Efendi de 1031 recebinde azledilip Amasya'ya gönderilmiş ve orada üç yıl kadar sürgün olarak yaşamıştır. Mutasarrıf Seyyid Ali Paşa'nın Amasya'daki mallarına el konması da aynı tasfiyenin parçasıdır.
Abaza Mehmed Paşa İsyanının Başlangıcı
Hüsameddin, II. Osman'ın öldürülmesinin taşrada derin bir öfke doğurduğunu ve bu havanın Erzurum valisi Abaza Mehmed Paşa'yı ayaklanmaya yönelttiğini yazar. Müctebâ İlgürel'in ansiklopedi maddesine göre Abaza, Canbolatoğlu'nun hazinedarı iken yakalanmış, yeniçeri ağası Halil Ağa'nın aracılığıyla bağışlanmış, önce Maraş, sonra 1621'de Erzurum beylerbeyi olmuştu. II. Osman'ın öldürülmesi üzerine yeniçerileri "padişah katili" ilan etmiş, topladığı sekbanlarla Erzurum'daki yeniçerileri yok etmeye girişmiş, sancaklara kendi adamlarını atayıp halktan vergi toplamaya başlamıştır. Ocak aleyhine İstanbul'da ve Anadolu'da başlayan hareket askerler arasında büyük bir huzursuzluk yaratmış, Abaza bundan yararlanmıştır. Hüsameddin'in "halk yeniçerilerden ve yeniçerilikten nefret edecek bir tutum göstermişti" cümlesi bu tabloyla uyuşur.
Bünyamin Tan'ın Ali Cevâd'ın Abaza biyografisi üzerine çalışması, olayların sırasını biraz daha ayrıntılı verir. Abaza sipahilerin bağlılığını sağladıktan sonra yeniçerileri Erzurum'dan çıkarmış, yeniçeriler de İstanbul'a gelip onu şikâyet etmiştir (13 Muharrem 1032 / 17 Kasım 1622). Bunun üzerine Erzurum eyaleti Abaza'dan alınıp eski Diyarbekir beylerbeyi Mustafa Paşa'ya verilmiş, Abaza'ya da Sivas'a gitmesi emredilmiştir; ama Abaza Erzurum'dan çıkmayı reddetmiştir. Hüsameddin ise Sivas eyaletinin Abaza'ya Erzurum'a "ilâveten" verildiğini ve bunun üzerine Amasya sancağının has olarak Sivas'tan ayrılıp Tayyar Mehmed Paşa'ya bırakıldığını yazar. İki anlatım, hükûmetin isyanı ilk aşamada atamalarla yatıştırmaya çalıştığı konusunda birleşir. Hüsameddin'in "Abaza Paşa'nın isyanı kolaylıkla bertaraf olur zannedildi" cümlesi bu iyimserliği anlatır; isyan gerçekte 1628'e kadar sürecektir.
Abaza'ya Katılan Amasyalılar
Hüsameddin, Abaza'ya katılan Amasya zeamet sahiplerinden ve sipahilerinden on kişinin adını verir. Bu listenin birkaç adı başka kaynaklarda da izlenebilir. Turan Açık'ın Amasya şer'iyye sicillerine dayanan "Kara Mehmed Ağa'nın Ardından" başlıklı çalışması, listede "Gevüklü Kara Mehmed Ağa" diye geçen kişiyi ayrıntılı olarak inceler. Açık'a göre bu ad sicillerde "Güveylü" ya da "Üyüklü" diye de okunabilir; Kara Mehmed Ağa dergâh-ı âlî çavuşu, mültezim, muhassıl ve 1615'te bir süre Amasya mütesellimi olmuş, Amasya'nın çeşitli yerlerinde on altı ambar dolusu hububatla ticaret yapan, çok mülk sahibi bir kapıkulu sipahisiydi. Açık, onun kayınpederi Aydın Ağa ile birlikte Abaza'nın kapı halkına girdiğini ve isyan sırasında Amasya'da birçok kişi üzerinde haksız tasarruflarda bulunduğunu belirtir. Sicillerde Kara Mehmed Ağa'nın 1042 (1633) başında ölmüş göründüğünü, Hüsameddin'in onun ölümüne dair verdiği tarihlerin ise birbirini tutmadığını da kaydeder.
Listede adı geçen Kağnılızâde Aydın Ağa, 4-10 numaralı maddede Amasya beyinin kâhyası ve mütesellimi olarak görülen kişidir. Hüsameddin'in biyografi ciltlerine ve Açık'ın aktarımına göre Aydın Ağa, Hoca Ömer Efendi'ye intisap ederek yükselmiş, Lehistan seferinden dönüşte sipahiler kethüdâsı olmuş, 1031 recebinde padişahın öldürülmesi üzerine Amasya'ya kaçmış ve arkadaşlarıyla birlikte Abaza'ya katılmıştır. Abaza ordusunda bölükbaşı ve paşanın güvendiği adam olmuş, 1034'te devlete itaat ederek affedilmiş, sonra Bayram Paşa'nın himayesiyle 1036'da Habeş, 1037'de Yemen beylerbeyi olmuştur. Açık, bu ailenin adının sicillerde "Kanlı Ali Ağazâde" diye geçtiğini belirtir; Hüsameddin'in basılı metnindeki "Kağnılı" okuması bu yüzden tartışmalıdır.
Lâdikli Seyyid Han Bey'in hayatı da Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde yer alır. Oraya göre Lâdik'teki Ahmed-i Kebîr er-Rifâî zaviyesinin mütevellisi soyundan gelen bu seyyid, 1008'de Celâlî Karayazıcı'nın topluluğuna girmiş, 1013'te Amasya ulemasının öğütleriyle devlete sığınıp zeametini geri almış, 1017'de Sivas alaybeyi, sonra Bayezid ve Divriği sancak beyi olmuştur. 1031'de Abaza'ya uyarak II. Osman'ın kanını dava etmiş, 1032'de Erzincan beyi olmuştur. Bu kişi 4-16 numaralı maddede Abaza'nın atadığı Sivas beylerbeyi olarak yeniden karşımıza çıkar.
Böylece listenin hem eski Celâlîlerden hem de Hoca Ömer Efendi'nin himayesiyle yükselip padişahın ölümüyle her şeyini yitiren sipahilerden oluştuğu görülür. Abaza'nın "Sultan Osman'ın kanı" davası, bu iki kesimi aynı safta toplamıştır. İlgürel'in maddesine göre Trablusşam valisi Seyfoğlu Yûsuf Paşa ile Maraş beylerbeyi Kalavun Yûsuf Paşa'nın da katılmasıyla Abaza'nın çevresinde kısa zamanda otuz bin kişi toplanmıştır.
Vakıf Kayıtları
Mütevellisi değişen Abdullah Paşa vakfı, Amasya'nın Sofular Mahallesi'ndeki Dârülhadis Camii'nin vakfıdır. Ansiklopedideki "Dârülhadis Camii" maddesine göre Abdullah Paşa Camii ya da Sofular Camii diye de anılan yapıyı II. Bayezid devri ricalinden Beylerbeyi Hacısinanbeyzâde Abdullah Paşa (ö. 896/1490-91) cami ve dârülhadis olarak yaptırmış, vakfiyesini oğlu Defterdar Abdülkerim Bey 907'de (1501-1502) düzenlemiştir. Yapı bugün ayaktadır ve cami olarak kullanılmaktadır. Hüsameddin'in biyografi ciltleri, vakfın mütevelliliğinin XVII. yüzyıl boyunca Abdullah Paşa soyundan gelen ve "Hacı Paşazâde" diye anılan aile içinde el değiştirdiğini gösterir.
Yörgüç Paşa vakfına el koyan Lâdikli Kurd Ağazâde Mahmûd Bey, sonradan sadrazam olacak Bayram Paşa'nın kardeşidir. Yusuf Halaçoğlu'nun ansiklopedi maddesine göre Lâdikli Kurd Ağa'nın oğlu olan Bayram Paşa yeniçeri ocağından yetişmiş, 1622'de turnacıbaşı, 1623'te zağarcıbaşı, aynı yıl yeniçeri kethüdâsı ve yeniçeri ağası olmuş, I. Ahmed'in kızı Hanzâde Sultan'la evlenmiş ve 1637'de sadrazam olmuştur. Hüsameddin'in "kardeşi Bayram Paşa'nın nüfuzuna dayanarak" ifadesi, Bayram'ın henüz ocakta yükselmeye başladığı yıllara düşer. Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde ise vakfa yeni mütevelli olan Veli Beyzâde Hüseyin Bey'in Yörgüç Paşa soyundan, altmış dördüncü bölükte kayıtlı bir sipahi olduğu, 1031 başlarında Bayram Paşa'nın kardeşi Mahmûd Bey'in Yörgüç Paşa vakfına mütevelli olduğu, sonra mütevelliliğin yeniden aileye döndüğü yazılır. Vakfın kurucusunun soyundan gelenlere ait bir görevin dışarıdan birinin eline geçmesi ve sonra geri alınması, Hüsameddin'in "hilâf-ı şart-ı vâkıf" diye vurguladığı vakıf hukuku ilkesinin uygulamadaki karşılığıdır.
Bulunamayanlar
Listedeki Köprülüler, Hüsameddin'in aynı yılların Köprü kazasını anlattığı sayfada da görünür: kasabanın tanınmış ileri gelenleri arasında Müezzinzâde Ahmed Paşa ile Yanık Kadızâde Şeyh Mehmed Ağa sayılır. Köse Mehmed Ağa, Serhoş Mehmed Ağa ve Gevüklü Kara Mehmed Ağa da orada nüfuzlu Amasya sipahi ağaları arasında anılır. Bunun dışında Deli Behram Paşa, Abdülfettah Ağazâde Mehmed Ağa, yeniçeri silahdar ağası Kara Hasan Ağa ve listedeki öteki sipahiler (Seyyid Ahmed Bey, Köse Mehmed Ağa, Sarhoş Mehmed Ağa, Köprülü Müezzinzâde'nin kardeşi Hasan Ağa, Köprülü Yanık Kadızâde Şeyh Mehmed Ağa, Merzifonlu Karakaş oğlu Ahmed Ağa, Kazovalı Kör İbrâhim Ağa) hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Çerkes Murtezâ Paşa ve Karahisar savunması bir sonraki maddede ele alınmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 548–549. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 539. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page539.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 27 ("Aydın Paşa-Kağnılızâde"), s. 167 ("Ahmed Paşa-Hoca Paşa"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page27.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 23 (Hüseyin Efendi-Defterdâr, Hüseyin Bey-Yörgüç Paşazâde), s. 25 (Abdullah Paşa evlâdı), s. 337 ("Seyyid Abdullah Hân Bey-Seyyid Hânzâde"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page337.html
Akademik çalışmalar
- Müctebâ İlgürel, "Abaza Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1988, s. 11-12. https://islamansiklopedisi.org.tr/abaza-pasa
- Bünyamin Tan, "Ali Cevâd'ın Celâlî Âbâza Mehmed Paşa Biyografisi". https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/345620
- Turan Açık, "Kara Mehmed Ağa'nın Ardından: 17. Yüzyılın İlk Yarısında Amasya'da Bir Kapıkulu Sipahisinin Düşündürdükleri", Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 11/1, 2016, s. 1-46.
- Yusuf Halaçoğlu, "Bayram Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/bayram-pasa
- "Dârülhadis Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/darulhadis-camii