Amasyalıdır. Amasya Fatihi olan Melik Dânîşmend Ahmed Gâzi mahdûmudur. Sülâlesi cild-i sânîde yazılmışdır. Amasya’da doğup büyüdü. Buna Melik Seyfeddîn İsmâil Gâzi de dendi. 491’de Amasya emîri ve sâir bilâd-ı Dânîşmendiyye hükümdârı oldu.
492’de Kayseriyye Emîri ve Dânîşmend Gâzi’nin oğulluğu Emîr Gümüş Teğin Gâzi ile ve sonra Konya Hükümdârı [113] Sultân Kılıç Arslan ile araları açıldı. Bu esnâda ehl-i salîb orduları Amasya ve bilâd-ı Dânîşmendiyye üzerine yürüdü.
Melik İsmâil Gâzi, bu kadar sademâta göğüs gererek mukavemet edib neticede salîb ordularını târumâr edib 500’de her iki hasmı da vefât eylediğinden Anadolu Hükümdârı oldu. Merkez-i hükûmeti Amasya idi.
Bu esnâda Amasya kadı’l-kudâtı Alâeddîn Ebu Nasr Mehmed el-Harizmî olup vezîri de Mehmed bin Beşir el-Bağdadî idi. Bunların marifetiyle Melik Gâzi İsmâil Bey Amasya’da nâmına sikke kestirdi. Hutbe okuttu. Sikkelerinde lakabı bazen Şemseddîn ve bazen Seyfeddîn idi.
Her halde Âl-i Selçuk’dan Tuğrul Bey Selçuk hükümdârı Sultân Gıyaseddîn Mehmed Şâh’dan aldığı kuvvetle Anadolu‘ya gelip Kılıç Arslanzâde Sultân Mes’ûd’u Konya tahtına iclâs edib İsmâil Gâzi ile mükerreren muhârebe etdi. Bu muhârebelerin birinde 516’da, yahut 506’da vefât etdi.
Amasya‘da muazzam bir câmii ve türbesi olduğu kayden [114] anlaşıldı. Kuyûd-ı Vakfiye idâresindeki “Amasya Cihât Defteri”nde “Vakf-ı câmi-i şerîf Melik İsmâil Gâzi nâm-ı diğer Câmi-i Enderûn, der İçerişehir, der Amasya” yazılıdır.
Bu câmi-i şerîf, el-yevm Loğ Minare demekle meşhûrdur. Kezâlik türbesi de Şamlılar Mahallesi’nde el-yevm Alagöz Baba Türbesi demekle meşhûr eski kubbe olup, Melik İsmâil Gâzi türbesi olduğu rivâyet edilmekdedir. Fakat Cihât Defteri’nde Melik müşârün-ileyhin kabri Merzifon kasabası civârında Sehmü’d-devle köyünde olduğu yazılıdır.
Bu câmi-i şerîfin ve türbesinin mevkûfâtı defter-i mezkûrda İçerişehir’de Yağıbasan Hânı ve Suluova’da Kolay ve Kulu köyleri olduğu yazılıdır. Hân-ı Yağıbasan, İçerişehir’in Kurşunlu Mahallesi’nde olduğu sonra bu hâna Kurşunlu Hân ve şimdi Kurşunlu Mahallesi dendiği cild-i evvelde yazıldı.
Melik İsmâil Gâzi, Ehl-i Salîb Muhârebâtı’nda harâb olan Ziyâre kasabasını da binâ edib Kasaba-i Dânîşmendiyye tesmiye etdiği ve sonra Ziyâre Mahallesi dendiği de kayd [115] edilmişdir. Melik Şemseddîn İsmâil bin Dânişmend nâmına darb etdirdiği sikkesi “Meskûkât-ı İslâmiye Kataloğu”nda vardır.
Melik Gâzi İsmâil Bey’in Sunkur, Yağıbasan diye iki şehzâdesi görülmekdedir. Gâliba halîlesi Ayşe Gâzi binti el-emir Yağıbasan bin Mehmed bin Alparslan olmalıdır. Sunkur Gâzi, Melik İsmâil Gâzi’nin mahdûmu olduğu muhakkaktır. Fakat Yağıbasan Gâzi, Melik müşârün-ileyhin mahdûmu olmasında ihtilâf vardır.
Amasya‘da Yağıbasan Hânı ve Melik İsmâil Gâzi’nin câmi-i şerîfi mevkûfâtından olduğu gösteriyor ki Melik müşârün-ileyhin Yağıbasan adlı bir mahdûmu vardır. Cemâleddîn İsmâil bin Nizameddîn Yağıbasan da Melik İsmâil Gâzi’nin hafîdidir. Amasya’da Şamice Mahallesi’nde medfûn olan Melik Gâzi İsmâil Bey bin Melik Bayram Bey bu Melik İsmâil Gâzi’nin evlâdındandır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalı'dır. Amasya'yı fetheden Melik Dânişmend Ahmed Gazi'nin oğludur. Soyu ikinci ciltte yazılmıştır. Amasya'da doğup büyüdü. Ona Melik Seyfeddîn İsmâil Gazi de denmiştir. 491'de [1097-98] Amasya emiri ve Dânişmendli ülkesinin öteki bölgelerinin hükümdarı oldu.
492'de [1098-99] Kayseri emiri ve Dânişmend Gazi'nin evlatlığı Emîr Gümüş Teğin Gazi ile, sonra Konya hükümdarı Sultan Kılıç Arslan ile araları açıldı. Bu sırada haçlı orduları Amasya'nın ve Dânişmendli ülkesinin üzerine yürüdü.
Melik İsmâil Gazi bu kadar sarsıntıya göğüs gererek direndi, sonunda haçlı ordularını darmadağın etti. 500'de [1106-07] iki düşmanı da öldüğünden Anadolu hükümdarı oldu. Yönetim merkezi Amasya idi.
Bu sırada Amasya başkadısı Alâeddîn Ebû Nasr Mehmed el-Hârizmî, veziri de Mehmed bin Beşîr el-Bağdâdî idi. Bunların aracılığıyla Melik Gazi İsmâil Bey, Amasya'da kendi adına sikke bastırdı, hutbe okuttu. Sikkelerindeki lakabı bazen Şemseddîn, bazen Seyfeddîn idi.
Her hâlde Selçuklu hanedanından Tuğrul Bey, Selçuklu hükümdarı Sultan Gıyâseddîn Mehmed Şah'tan aldığı kuvvetle Anadolu'ya gelip Kılıç Arslan'ın oğlu Sultan Mes'ud'u Konya tahtına oturttu ve İsmâil Gazi ile defalarca savaştı. Bu savaşlardan birinde 516'da [1122-23] ya da 506'da [1112-13] öldü.
Amasya'da büyük bir camisi ve türbesi olduğu kayıtlardan anlaşıldı. Vakıf Kayıtları İdaresi'ndeki "Amasya Cihât Defteri"nde "İçerişehir'de, Amasya'da, Enderûn Camii adıyla da bilinen Melik İsmâil Gazi'nin cami vakfı" yazılıdır.
Bu cami bugün Loğ Minare adıyla ünlüdür. Türbesi de Şamlılar Mahallesi'nde bugün Alagöz Baba Türbesi adıyla ünlü eski kubbe olup Melik İsmâil Gazi'nin türbesi olduğu rivayet edilmektedir. Ancak Cihât Defteri'nde Melik'in mezarının Merzifon kasabası yakınında Sehmü'd-devle köyünde olduğu yazılıdır.
Bu caminin ve türbesinin vakıf malları, sözü edilen defterde İçerişehir'deki Yağıbasan Hanı ile Suluova'daki Kolay ve Kulu köyleri olarak gösterilmiştir. Yağıbasan Hanı'nın İçerişehir'in Kurşunlu Mahallesi'nde olduğu, sonradan bu hana Kurşunlu Han, şimdi de mahalleye Kurşunlu Mahallesi dendiği birinci ciltte yazılmıştır.
Melik İsmâil Gazi'nin haçlı savaşlarında harap olan Ziyâre kasabasını da yeniden yapıp Dânişmendiyye Kasabası adını verdiği, sonra buraya Ziyâre Mahallesi dendiği de kaydedilmiştir. Melik Şemseddîn İsmâil bin Dânişmend adına bastırdığı sikke "Meskûkât-ı İslâmiye Kataloğu"nda (İslâm sikkeleri kataloğu) vardır.
Melik Gazi İsmâil Bey'in Sunkur ve Yağıbasan adlı iki oğlu görülmektedir. Muhtemelen eşi Ayşe Gazi, Emîr Yağıbasan bin Mehmed bin Alparslan'ın kızıdır. Sunkur Gazi'nin Melik İsmâil Gazi'nin oğlu olduğu kesindir. Ancak Yağıbasan Gazi'nin sözü edilen Melik'in oğlu olması konusunda görüş ayrılığı vardır.
Amasya'da Yağıbasan Hanı'nın Melik İsmâil Gazi'nin cami vakfının malları arasında olması, sözü edilen Melik'in Yağıbasan adlı bir oğlu bulunduğunu gösterir. Cemâleddîn İsmâil bin Nizâmeddîn Yağıbasan da Melik İsmâil Gazi'nin torunudur. Amasya'da Şamice Mahallesi'nde gömülü olan Melik Gazi İsmâil Bey bin Melik Bayram Bey, bu Melik İsmâil Gazi'nin soyundandır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Dânişmendiyye: Dânişmendli ülkesi, Dânişmendli hanedanına ait topraklar
- ehl-i salîb: haçlılar
- sademât: sarsıntılar, vurucu darbeler
- târumâr etmek: darmadağın etmek
- kâdı'l-kudât: başkadı
- sikke kestirmek: kendi adına para bastırmak
- hutbe okutmak: cuma hutbesinde kendi adının anılmasını sağlamak; bağımsız hükümdarlığın bir belirtisi
- iclâs etmek: oturtmak
- mükerreren: tekrar tekrar
- kuyûd-ı vakfiye: vakıf kayıtları
- cihât defteri: vakıf gelirlerinin ve giderlerinin yazıldığı defter
- mevkûfât: bir vakfa bağlanan mülkler
- halîle: eş
- hafîd: torun
- müşârün-ileyh: adı yukarıda geçen kişi
Dânişmendliler ve Amasya
Dânişmendli hanedanının kurucusu Dânişmend Gazi, Sultan Alparslan'ın hizmetine girmiş, Malazgirt Savaşı'na katılmış, zaferden sonra kendisine iktâ olarak verilen Sivas'ı 1071'de fethetmiş, ardından Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri ve çevresini ele geçirmiştir. Bu hanedan, 1071'den 1178'e kadar Sivas, Tokat, Amasya, Kayseri ve Malatya çevresinde hüküm sürmüştür. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan Dânişmendli topraklarını ilhak edince Amasya Selçuklu Devleti'ne katılmış, Selçuklular zamanında şehir "Dârü'l-izz" unvanıyla anılmıştır. Hüsameddin, İsmâil Gazi'yi doğrudan Dânişmend Gazi'nin oğlu olarak gösterir. Bugünkü araştırmalar ise hanedanın sıralamasını farklı verir.
Hüsameddin'in Anlattığı Olaylar ve Bugünkü Kronoloji
Metindeki olaylar zinciri, bugün Dânişmendli tarihinden bilinen şu olayları çağrıştırır: Dânişmend Gazi'nin oğlu Gümüştegin, Kılıç Arslan ile birlikte Ağustos 1101'de Merzifon yakınında haçlıları bozguna uğratmıştır; Malatya'yı 1102'de almış, ardından Kılıç Arslan'la arası bozulmuş, Maraş yakınlarında yenilmiş (1103) ve 1104'te ölmüştür. Kılıç Arslan da 1107'de ölmüştür. Hüsameddin'in verdiği tarihler olan 491, 492 ve 500 bu aralığa denk gelir. Ancak o dönemde haçlılara karşı Dânişmendlilerin başında bulunan ve Kılıç Arslan'la anılan kişi, kaynaklarda Gümüştegin'dir; İsmâil adı geçmez. Metindeki "Gümüş Teğin Gazi" ile "Kılıç Arslan"ı İsmâil'in rakibi gösteren sıralama, bu olayların başka bir hükümdarla ilişkilendirildiğini düşündürür. Bu bir yorumdur ve tek kaynakla sınanamaz.
Öte yandan Dânişmendli hükümdar listesinde İsmâil adı, Yağıbasan'ın ölümünden sonra, 1160'lı yıllarda yer alır. Bu İsmâil, Zünnûn'un kardeşi İbrâhim'in oğludur; Yağıbasan'ın karısının onunla evlenerek onu hükümdar ilân ettiği rivayet edilir; kaynaklar tahta kimin geçtiği konusunda ayrışır. Bu hükümdara "Şemseddîn İsmâil" denmiş ve 1166'dan 1172'ye kadar hüküm sürmüştür. Hüsameddin'in İsmâil Gazi'ye verdiği "Şemseddîn" lakabı da bu ada uyar. İki ayrı İsmâil'in tek kişi gibi anlatılmış olması mümkündür; ancak bu çıkarım kesin bir bilgiye dayanmaz. Yağıbasan'ın İsmâil'in oğlu olup olmadığı tartışması da bununla ilgilidir: Niksar'da bulunan 552 (1157) tarihli kitabede Yağıbasan'ın babası olarak "Melik Gazi" anılır, hanedan listelerinde ise bu ad Emîr Gazi'ye aittir; İsmâil adı kitabede geçmez.
Selçuklu Müdahalesi ve Mes'ud'un Tahta Çıkışı
Hüsameddin, Tuğrul Bey'in Büyük Selçuklu sultanından aldığı güçle Mes'ud'u Konya tahtına oturttuğunu yazar. Dânişmendli hanedanı üzerine yazılmış ansiklopedi maddesine göre ise Gümüştegin'in büyük oğlu Emîr Gazi, damadı Mes'ud'u destekledi ve Mes'ud onun sayesinde 1116'da Anadolu Selçuklu tahtına çıktı. Bu iki anlatım birbirinden ayrılır. Hüsameddin'in kitabındaki olay sırası, Dânişmendli desteğini gösteren bugünkü bilgiyle uyuşmamaktadır.
Loğ Minare Camii ve Enderun
Hüsameddin'in "muazzam bir cami" dediği yapı, bugün Amasya'da Hatuniye Mahallesi'ndeki Enderun Camii, yani halk arasındaki adıyla Loğ Minare Camii'dir. İnşa tarihi kesin bilinmemektedir. Hüsameddin bazı belgelerde 612 (1215-16) tarihinden itibaren "Câmi-i Enderun" ya da "Câmi-i Gazi Bey" adıyla geçtiğini belirtir. Cami büyük ihtimalle Dânişmendlilerden Şemseddin İsmâil Gazi Bey zamanında (1166-1172) yapılmıştır. Bu tarih, yukarıda anılan İsmâil'in hükümdarlık yıllarıyla örtüşür ve metnin İsmâil'ini bu yapının bânisi olarak göstermesi açısından dikkat çekicidir. Camiye 879'da (1474-75) II. Bayezid'in annesi Gülbahar Hatun, 911'de (1505-06) yine saraya mensup Gülçiçek Hatun çeşitli köy, mezra ve akarlar vakfetmiştir.
Yapı uzun zamandır harap durumdadır; 1939 depreminde harabeye dönmüş, kalıntılarından bir kilise üzerine inşa edildiği ve sütunlu revaklarının bulunduğu anlaşılmıştır. Güneydoğu köşesinde kırmızı tuğladan yapılmış, yaklaşık 13 metre çapında bir minare ayaktadır. Yüksekliği 15 metreye yakın olan bu minare büyük bir loğ taşına benzediği için cami halk arasında "Loğ Minare" adıyla anılır. Enderun adının yapının İçkale'de bulunmasından kaynaklandığı sanılır.
Türbe ve Mezar Sorunu
Hüsameddin, Şamlılar Mahallesi'ndeki Alagöz Baba Türbesi'nin Melik İsmâil'e ait olduğu rivayetini aktarır, ama vakıf defterinin bu rivayetle çeliştiğini de kendisi bildirir: Defter, mezarı Merzifon yakınındaki bir köyde gösterir. Okuduğumuz kaynaklarda bu türbenin kime ait olduğuna dair başka bilgi bulunmamaktadır, bu nedenle konu çözülmemiştir.
Yağıbasan Hanı ve Kurşunlu
Sivas-Amasya meliki Yağıbasan, 1150'de Karadeniz kıyısındaki Ünye, Samsun ve Bafra'yı almıştır. Anadolu Selçuklu sultanı I. Mes'ud'un damadı olan Yağıbasan'a Amasya, Ankara ve Kapadokya'nın verildiği kaydedilir. Yağıbasan, Niksar'da yaptırdığı medresenin haziresinde gömülüdür. Amasya'daki Yağıbasan Hanı ve Dânişmend Gazi Sarayı, kaynaklarda anıldığı hâlde günümüze ulaşmamıştır. Hüsameddin'e göre cami vakfının malları arasında gösterilen han bu yapıdır ve adı sonradan Kurşunlu Han'a, oradan mahalle adına dönüşmüştür.
Doğrulanamayanlar
Alâeddîn Ebû Nasr Mehmed el-Hârizmî ile Mehmed bin Beşîr el-Bağdâdî'ye, Ziyâre'nin Dânişmendiyye adıyla yeniden yapılışına, Sunkur Gazi ile Yağıbasan Gazi'nin Melik İsmâil'in oğulları olduğuna ve Sehmü'd-devle köyündeki mezara dair okunan kaynaklarda bilgi bulunamadı. Sikkelerin kimliği ile "Amasya Cihât Defteri" kaydı da kitap dışında doğrulanamamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 298–299. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar