795 senesinde vefât eden Türk ümerâsından Lala Şâhin Paşa bin İzzeddîn Balabân Bey'in oğludur. İki def'a Anadolu beylerbeyi oldukdan sonra şehzâde Alâ'eddîn Bey'e lala ve ihnâkında 846 evâhirinde Amasya vilâyeti beylerbeyi oldu.⁵⁶⁵
Fakat devşirmelerden Kara Hızır'ın bu cinâyeti Edirne'de şâyi' olduğu anda Türkleri fevkalâde sinirlendirdi. Her tarafda nümâyişler tertîb [214] edildi. Türklerle devşirmeler birbirine girdi. Sultân Murâd'a tahtından inmesi açıkdan açığa söylendi.
Âkıbetin vahâmetini anlayan Sultân Murâd 847 senesi evâ'ilinde Türk ricâlinin ve Türklerin istediklerine karşı koyamadı. Bi'z-zarûre Manisâ'dan şehzâdesi Sultân Mehmed'i celb ederek tahta çıkardı. Kendisi de en ziyâde sevdiği İshâk Paşa'yı alıp Manîsâ'ya çekildi.
Şu'arâdan biri Sultân Murâd'a hitâben şu kıt'ayı söylemişdir:
Be kişi hey ne turfa iş etdin
İşin altun iken gümüş etdin
Getirip on iki yaşar danayı
Geçirip yerine kömüş etdin⁵⁶⁶
Şehzâde Alâ'eddîn Bey'in ihnâkında kadı Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi ma'zûl olup yerine Kara Sinânzâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin Yûsuf Amasya kadısı oldu. Müftü Sinâneddîn Yûsuf Çelebi de fetvâdan mahcûr olup yerine de İbni Midâs, Paşmakçıoğlu demekle meşhûr Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi müftü oldu.
Şehzâdenin mu'allimi olan Hatîbzâde Tâceddîn İbrâhim Efendi, İznik'de Orhâniyye müderrisi olarak Amasya'dan kaldırıldı. Şehzâdenin şeyhi olan es-Seyyid Sadreddîn Mehmed Horasânî de Amasya civârında [215] Yenice köyüne gönderildi. Şehzâdenin ümerâsından her biri bir tarafa mîrlîvâ oldu.
847 senesinde sadr-ı esbak Halîl Paşazâde kibâr-ı ümerâdan Muhyiddîn Mehmed Bey bin İskender Bey, yapdırdığı türbesi mesâlihine emlâkini vakf etdi. Tescîl eden Amasya kadısı müşârün-ileyh Muhyiddîn Mehmed Çelebi'nin imzâsı vakfiyesi bâlâsında görülmekdedir.
Lâkin Kara Sinânoğlu'nun Amasya kadılığı Muslihzâdeler'i gayrete düşürmüşdü. 847 senesi şa'bânında Muhyiddîn Mehmed Çelebi Tokat'a nakl olunup yerine Muslihzâde Celâleddîn Abdulgaffâr Çelebi Amasya kadısı oldu. Buna da "Molla Beylik" denirdi.
Sultân Mehmed Hân-ı Sânî, tahta çıkıp İshâk Paşa gitdikde yerini tutan Zağnos Paşa şehzâdeye hulûl ederek Türkleri gücendiriyordu. Vezîr-i a'zam Halîl Paşa ile vezîr-i sâlis Bergoslu Halîl Paşa dîvânda Zağnos Paşa'dan çekinmeğe başlamışlardı.
Zağnos⁵⁶⁷ Paşa, mühtedîlerin gözdesi sayılırdı. Buna mukâbil Candârlızâde Halîl Paşa da Türklerin gözdesiydi. Bergoslu Halîl Paşa Candârlızâde'yi istihlâf edecek mevki'de idi.
Zağnos Paşa'nın ahvâl ve etvârı Sultân Murâd'ın idâresini aratdırıyordu. Bu hâle vâkıf olan Sultân Murâd-ı Sânî, Manîsâ'dan [216] Halîl Paşa'ya gönderdiği mektûblarda kendisinin Edirne'ye celb ve iclâs edilmesini yazıyor, kuvvetli te'mînât veriyordu.
Bundan başka henüz çocuk sayılan Sultân Mehmed'in cülûsuyla Edirne'de hâkim olan tefrika Avrupa'ya, Karaman ve Candâroğulları'na cür'et vermiş, bunlar müttefikan Türkiye devletine karşı i'lân-ı harb etmişlerdi.
Vezîr-i a'zam Halîl Paşa, düvel-i müttefikanın harbini güzel bir vesîle ittihâz etdi. Derhâl Sultân Murâd'ı getirdip tahta çıkardı. Şehzâde Sultân Mehmed'i Zağnos Paşası'yla beraber Manîsâ'ya gönderdi. İshâk Paşa'nın da adı batdı.
Sultân Murâd'ın ikinci def'a cülûsuna her iki taraf da memnûn olmuşlardı. Çünkü i'lân edilen harbin kanlı olacağı anlaşılıyordu. Mâhir bir kumandâna ihtiyâc vardı. Sultân Murâd, aradıkları kumandân idi. Sultân Murâd, ikinci def'a cülûsunu müte'âkib orduyu alıp harbe gitdi.
Osmanlı Türkleri Avrupa harbiyle meşgûl olduğu esnâda Kastamonu hâkimi Candârzâde İbrâhim Bey'in oğlu Kızıl Ahmed Bey'le kardaşı Hızır Bey Amasya vilâyetine tâbi' Canik ve Bafra taraflarına tecâvüz etmişlerdi.
Amasya ve Tokat beylerbeyileri Mehmed ve Balabân Paşalar birlikde olarak kuvvetleriyle Hızır ve Kızıl Ahmed Beyler'in üzerine gitdiler. Harben bunları perîşân ederek her ikisini de tutup Amasya kalesinde habs etdiler. [217]
Varna muhârebesinde en ziyâde fedâkârâne çalışan ve dehşetli zâyi'ât veren, sonra muhârebeyi kazanan da Türkler'di. Bu muhârebede Amasyalılar'dan Hacı Şâdgeldi evlâdından Bosna fâtihi Îsâ Beyzâde İshâk, Şâdî Beyzâde Burâk, Yörgüç Paşazâde Hızır ve Mustafa Beyler şehîd olmuşlardı.
Varna muhârebesinde inhizâma ramak kalmış, Sultân Murâd firâra mecbûriyet göstermişdi. Müşârün-ileyhin atının dizginini tutup geri çeviren, muzafferiyete bâ'is olan, Yörgüç Paşa birâderi Hızır Paşa idi. Hızır Paşa'nın gayreti sâyesinde 848 senesinde Varna muhârebesi kazanılmışdı.
Varna muhârebesinden avdetde sipâhîlerle yeniçeriler ya'nî Türklerle devşirmeler eski cidâle avdet etdiler. Edirne'de Buçuk Tepe vak'asında Sultân Murâd'ı bir günde iki def'a hal' ve iclâs ederek mes'ele büyüdü.
Nihâyet erkân-ı devletin uzlaşmasıyla ya'nî Halîl Paşa'nın himmetiyle Sultân Murâd yoldan çevrilerek üçüncü def'a cülûsunda dâ'im olabildi. Bu yüzden Candârlızâde Halîl Paşa Sultân Mehmed'in ve gayr-i Türkler'in husûmet-i şedîdesini kazanmış oldu.⁵⁶⁸
848 senesi evâ'ilinde Amasya kazâsından ma'zûl bulunan Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi Amasya kadılığına i'âde ve birâderi [218] olan Amasya kadısı Abdulgaffâr Çelebi Sivas'a nakl edildi.
Fakat Amasya beylerbeyi Şâhin Paşazâde Mehmed Paşa, Hızır ve Kızıl Beyler'in tecâvüzâtına meydân verdiğinden dolayı medhûl olmuşdu. Bunu idrâk eden Mehmed Paşa, Bolu dâhilinde yapdırdığı zâviye ve mescidi mesâlihine emlâk ve akârâtını Amasya mahkemesinde vakf etdi. Hâkim-i müseccil Abdurrahmân el-Muslihî idi.
Mehmed Paşa'nın ihtiyârlığı, büyük bir ma'zeretdi. Bu ma'zerete binâ'en tekâ'üd edildi. Sultân Murâd'ın cülûsunda hizmeti sebk eden yeniçeri ağası sekbânbaşı Hasan Ağazâde Hızır Ağa Amasya beylerbeyi oldu. Debbâğlar şeyhi Pîr Sun'ullâh el-Halvetî bu esnâda vefât edib Sarac-hâne Câmii şark tarafındaki hazîreye defn edildi. Yerine Zekeriyyâ-yı Halvetî geçdi.
Günümüz Türkçesiyle
795 [1392-93] yılında ölen Türk beylerinden, İzzeddîn Balabân Bey oğlu Lala Şâhin Paşa'nın oğludur. İki kez Anadolu beylerbeyi olduktan sonra şehzade Alâeddin Bey'e lala oldu ve onun boğdurulması üzerine 846 [1442-43] yılının sonlarında Amasya vilâyeti beylerbeyi oldu.
Fakat devşirmelerden Kara Hızır'ın bu cinayeti Edirne'de duyulduğu anda Türkleri son derece sinirlendirdi. Her tarafta gösteriler düzenlendi. Türklerle devşirmeler birbirine girdi. Sultan Murad'a tahtından inmesi açıkça söylendi.
Sonucun vahametini anlayan Sultan Murad, 847 [1443-44] yılının başlarında Türk devlet adamlarının ve Türklerin isteklerine karşı koyamadı. Çaresiz Manisa'dan oğlu Sultan Mehmed'i çağırıp tahta çıkardı. Kendisi de en çok sevdiği İshak Paşa'yı alıp Manisa'ya çekildi.
Şairlerden biri Sultan Murad'a hitaben şu kıtayı söylemiştir:
Be kişi, hey, ne tuhaf iş ettin
İşin altın iken gümüş ettin
Getirip on iki yaşında danayı
Geçirip yerine kömüş (manda) ettin
Şehzade Alâeddin Bey'in boğdurulması sırasında kadı Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi görevden alındı, yerine Yusuf oğlu Kara Sinânzâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi Amasya kadısı oldu. Müftü Sinâneddîn Yûsuf Çelebi de fetva vermekten men edildi; yerine "İbni Midâs" ve "Paşmakçıoğlu" diye ünlü Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi müftü oldu.
Şehzadenin hocası Hatîbzâde Tâceddîn İbrâhim Efendi, İznik'te Orhâniyye Medresesi müderrisi olarak Amasya'dan uzaklaştırıldı. Şehzadenin şeyhi es-Seyyid Sadreddîn Mehmed Horasânî de Amasya çevresinde Yenice köyüne gönderildi. Şehzadenin beylerinden her biri bir yana sancak beyi oldu.
847 yılında eski sadrazamlardan Halîl Paşa soyundan, ileri gelen beylerden İskender Bey oğlu Muhyiddîn Mehmed Bey, yaptırdığı türbenin giderleri için mülkünü vakfetti. Vakfiyeyi tescil eden Amasya kadısı, adı geçen Muhyiddîn Mehmed Çelebi'nin imzası vakfiyenin üst kısmında görülmektedir.
Fakat Kara Sinânoğlu'nun Amasya kadılığı Muslihzâdeler'i harekete geçirmişti. 847 yılı şabanında Muhyiddîn Mehmed Çelebi Tokat'a nakledilip yerine Muslihzâde Celâleddîn Abdulgaffâr Çelebi Amasya kadısı oldu. Ona da "Molla Beylik" denirdi.
Sultan II. Mehmed Han tahta çıkıp İshak Paşa gidince onun yerini tutan Zağnos Paşa şehzadeye sokulup Türkleri gücendiriyordu. Sadrazam Halîl Paşa ile üçüncü vezir Bergoslu Halîl Paşa, divanda Zağnos Paşa'dan çekinmeye başlamışlardı.
Zağnos Paşa, dönmelerin gözdesi sayılırdı. Buna karşılık Çandarlızâde Halîl Paşa da Türklerin gözdesiydi. Bergoslu Halîl Paşa, Çandarlızâde'nin yerine geçecek konumdaydı.
Zağnos Paşa'nın tutum ve davranışları Sultan Murad'ın yönetimini aratıyordu. Bu durumu öğrenen II. Murad, Manisa'dan Halîl Paşa'ya gönderdiği mektuplarda kendisinin Edirne'ye çağrılıp tahta oturtulmasını yazıyor, güçlü güvenceler veriyordu.
Bundan başka, henüz çocuk sayılan Sultan Mehmed'in tahta çıkmasıyla Edirne'de baş gösteren ayrılık Avrupa'ya, Karaman ve Candaroğulları'na cesaret vermiş, bunlar birleşerek Türkiye devletine karşı savaş ilân etmişlerdi.
Sadrazam Halîl Paşa, müttefik devletlerin savaşını iyi bir vesile saydı. Hemen Sultan Murad'ı getirtip tahta çıkardı. Şehzade Sultan Mehmed'i Zağnos Paşası'yla birlikte Manisa'ya gönderdi. İshak Paşa'nın adı da battı.
Sultan Murad'ın ikinci kez tahta çıkmasından her iki taraf da memnundu. Çünkü ilân edilen savaşın kanlı olacağı anlaşılıyordu. Usta bir komutana ihtiyaç vardı. Sultan Murad, aranan komutandı. Sultan Murad, ikinci kez tahta çıkışının ardından orduyu alıp savaşa gitti.
Osmanlı Türkleri Avrupa savaşıyla uğraşırken Kastamonu hâkimi Candarzâde İbrâhim Bey'in oğlu Kızıl Ahmed Bey ile kardeşi Hızır Bey, Amasya vilâyetine bağlı Canik ve Bafra taraflarına saldırmışlardı.
Amasya ve Tokat beylerbeyleri Mehmed ve Balabân Paşalar birlikte kuvvetleriyle Hızır ve Kızıl Ahmed Beyler'in üzerine gittiler. Savaşarak bunları darmadağın edip her ikisini de yakaladılar ve Amasya kalesinde hapsettiler.
Varna Savaşı'nda en fedakârca çalışan ve ağır kayıplar veren, sonra savaşı kazanan da Türklerdi. Bu savaşta Amasyalılardan Hacı Şâdgeldi soyundan Bosna fatihi Îsâ Bey oğlu İshak, Şâdî Bey oğlu Burâk, Yörgüç Paşa oğulları Hızır ve Mustafa Beyler şehit olmuşlardı.
Varna Savaşı'nda yenilgiye ramak kalmış, Sultan Murad kaçmaya mecbur kalmıştı. Murad'ın atının dizginini tutup geri çeviren, zaferin sebebi olan kişi Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa idi. Hızır Paşa'nın gayreti sayesinde 848 [1444-45] yılında Varna Savaşı kazanılmıştı.
Varna Savaşı'ndan dönüşte sipahilerle yeniçeriler, yani Türklerle devşirmeler eski çekişmeye döndüler. Edirne'de Buçuk Tepe olayında Sultan Murad'ı bir günde iki kez tahttan indirip yeniden oturttular ve mesele büyüdü.
Sonunda devlet ileri gelenlerinin uzlaşmasıyla, yani Halîl Paşa'nın gayretiyle Sultan Murad yoldan çevrilerek üçüncü kez tahta çıkışında kalıcı olabildi. Bu yüzden Çandarlızâde Halîl Paşa, Sultan Mehmed'in ve Türk olmayanların şiddetli düşmanlığını kazanmış oldu.
848 yılının başlarında Amasya kadılığından alınmış olan Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi Amasya kadılığına geri getirildi; kardeşi olan Amasya kadısı Abdulgaffâr Çelebi Sivas'a nakledildi.
Fakat Amasya beylerbeyi Şâhin Paşazâde Mehmed Paşa, Hızır ve Kızıl Beyler'in saldırılarına meydan verdiği için gözden düşmüştü. Bunu anlayan Mehmed Paşa, Bolu sınırları içinde yaptırdığı zaviye ve mescit için mülk ve arazisini Amasya mahkemesinde vakfetti. Kaydı yapan hâkim Abdurrahmân el-Muslihî'ydi.
Mehmed Paşa'nın yaşlılığı büyük bir özürdü. Bu özre dayanılarak emekliye ayrıldı. Sultan Murad'ın tahta çıkışında hizmeti geçen yeniçeri ağası, sekbanbaşı Hasan Ağazâde Hızır Ağa Amasya beylerbeyi oldu. Debbağlar şeyhi Pîr Sun'ullâh el-Halvetî bu sırada ölüp Saraç-hâne Camii'nin doğusundaki mezarlığa gömüldü. Yerine Zekeriyyâ-yı Halvetî geçti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ihnâk: boğma, boğdurma
- cülûs: tahta çıkma
- hal' ve iclâs: tahttan indirme ve yeniden tahta oturtma
- mühtedî: sonradan Müslüman olmuş kişi
- devşirme: Osmanlı'da hıristiyan ailelerden toplanıp saray ve ordu için yetiştirilen gençler
- kömüş: Anadolu'da manda, mandanın erkeği
- Zağnos: Hüsameddin'e göre bir cins doğan; kargaya (zağ) benzetilen bir kuş adı
- tekâ'üd: emekliye ayrılma
- ma'zûl: görevden alınmış
- kâ'im-makâm: vekil
- mîrlîvâ: sancak beyi
Şehzadenin Ölümünün Ardından
Hüsameddin, Alâeddin'in boğdurulmasından sonra Amasya'daki değişiklikleri sıralar: kadı, müftü, hoca ve şeyhin yer değiştirmesi, şehzadenin maiyetindeki beylerin dağıtılması. Bu ayrıntılar okuduğumuz başka kaynaklarda bulunmaz; yazarın Amasya vakfiyeleri ve yerel kayıtlardan topladığı bilgilere dayanır.
Mehmed Paşa'nın kimliği ve Bolu'daki zaviyesi için başka kaynaklarda bir bilgiye rastlanmadı.
Kıta: Sultan Murad ve Dana
Metindeki dörtlük, II. Murad'ın tahtı on iki yaşındaki oğlu Mehmed'e bırakmasını eleştirir. Hüsameddin onu "şairlerden biri"nin Sultan Murad'a hitabı diye verir. Başka bir araştırma aynı beyitleri, padişahın tahtı oğluna bıraktıktan sonra pişmanlığını bir içki meclisinde dile getirdiği şiir olarak aktarır. İki anlatı birbirinden farklıdır: biri şiiri dışarıdan bir şairin, öbürü padişahın kendisinin söylediğini yazar. Şiirin anlamı ise açıktır: altın ile gümüş benzetmesinde Murad'ın tecrübesi altına, Mehmed'in değeri gümüşe benzetilir; dana ile manda benzetmesinde de tecrübesiz bir genç ile deneyimli bir hükümdar karşılaştırılır. Hüsameddin 566 numaralı dipnotta "kömüş" sözünün manda anlamına geldiğini ve "câmûs" sözünün bunun Arapçalaşmış biçimi olduğunu, bozulmuş biçimi olmadığını açıklar.
Tahttan Çekilme ve Dönüş
Hüsameddin, Murad'ın Mehmed'i tahta çıkarmasını 847 [1443-44] yılı başına bağlar. Başka kaynakta bu olay Cemâziyelevvel 848'e, yani Ağustos 1444'e konur: II. Murad Mihalıç'ta kapıkulu askeri ve beyler önünde oğlu II. Mehmed lehine resmen tahttan indi, Bursa civarında zühd ve takva hayatına çekildi. Bu tarih farkı dikkat çekicidir. Aynı kaynak, bu kararda büyük oğlunun ölümünün ve uç beylerinden gördüğü muhalefetin etkili olmuş olabileceğini yazar.
Çandarlı Halil Paşa'nın o dönemde güç kazandığı, II. Mehmed'in lalaları Zağanos Paşa ve Şehâbeddin Paşa ile arasındaki çekişmenin sertleştiği, Halil Paşa'nın ısrarıyla II. Murad'ın Varna'ya ordunun başında gittiği ve savaştan sonra Manisa'ya döndüğü başka kaynaklarda da anlatılır. Hüsameddin'in "Halil Paşa'nın himmetiyle" dediği şey budur.
Zağanos Paşa'nın kökeni konusunda kaynaklar birleşmez: kimi araştırmalarda Rum, Arnavut ya da Türk asıllı diye tanıtılır; vakfiyesinde adının "Zağanos b. Abdullah" geçmesi onun devşirme olduğuna işaret eder. Hüsameddin ise 567 numaralı dipnotta adın "hâlis Türkçe" olduğunu savunur. Bunun bir tür doğan olduğunu yazar.
Varna'da Hızır Paşa
Hüsameddin, Varna'da yenilgi eşiğinde atının dizginini tutup Murad'ı geri çeviren kişinin Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa olduğunu yazar. Ansiklopedik kaynakta aynı olay, Murad'ın geri çekilmesine Dayı Karaca Bey'in engel olması biçiminde geçer. Varna'ya dair başka bir yazıda ise atının eyerini tutup bırakmayanın Anadolu beylerbeyi olduğu yazılır. Üç anlatı arasında bir ad farkı vardır; ayrıntıyı belgeleyecek tek bir kayıt bulunmamaktadır. Savaşın tarihi, yani 10 Kasım 1444 (28 Receb 848), kaynaklarda aynıdır. Yörgüç Paşa'nın oğulları Hızır ve Mustafa'nın Varna'da şehit düştüğü de ansiklopedik kaynakta belirtilir ve Hüsameddin'in verdiği bilgiyle örtüşür.
Buçuktepe Olayı
Hüsameddin Buçuk Tepe olayını Varna'dan hemen sonraya yerleştirir ve Murad'ın bir günde iki kez indirilip oturtulduğunu yazar. Bu olay, başka bir çalışmada "Buçuktepe Vakası (1446)" adıyla ele alınır. Çalışmaya göre Edirne'de çıkan bir yangının söndürülmesinde yeniçerilerin yeterince ilgilenilmediği ve II. Mehmed'in akçenin ayarını düşürdüğü gerekçesiyle yeniçeriler isyan etmiş, olay 1446'da yaşanmıştır. Çandarlı Halil Paşa maddesinde de II. Murad'ın Edirne yangınının ve onu izleyen yeniçeri isyanının ardından tahta geçirildiği yazılıdır. "Bir günde iki kez" ayrıntısı, okuduğumuz kaynaklarda bulunmadı.
Hüsameddin'in "Millî Asabiyet" Yorumu
Hüsameddin, 568 numaralı dipnotta Sultan Murad'ın defalarca indirilip oturtulmasının asıl sebebinin, 829'dan itibaren Türk olmayanlara yeniçeri ağalığı, beylerbeyilik ve vezirlik verilmesinden doğan "millî asabiyet" olduğunu savunur ve bunun Türkiye Tarihi'nde hiç anılmadığını, bu bilgiyi araştırmaları sırasında bulduğu vesika ve eski evraktan çıkardığını yazar. Modern kaynaklar aynı dönemi daha çok vezirler arasındaki rekabet üzerinden anlatır: bir yanda Çandarlı Halil Paşa, öbür yanda Zağanos Paşa ve Şehâbeddin Paşa. Bu çekişmenin bir yönünün Türk-devşirme ayrımına dayandığı ise bazı yazılarda da anılır. Hüsameddin dayandığı vesikaları metinde göstermez; bu nedenle iddia, onun kendi tanıklığı olarak okunmalıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 472–474. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-ii
- "Çandarlı Halil Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/candarli-halil-pasa
- "Zağanos Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/zaganos-pasa
- "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 566-567. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- Yunus İnce, "Sultanın İsyankâr Kullarının İlk İsyanı: Buçuktepe Vakası (1446)", Journal of History Studies, 10/5 (2018), s. 83-101.
Diğer kaynaklar