Vâlî-i sâbıkdır. 825 senesi şa'bânında Amasya beylerbeyi olarak Ankara'dan geldi. Amasya vilâyeti bunun zamânında Amasya, Sivas, Tokat, Karahisâr-ı Şarkî, Canik, Çorum sancaklarından müteşekkil bir vilâyet-i cesîme idi. "Rûmiyye Vilâyeti" denirdi. [199]
Amasya yeniçerilerinin zâbiti "Sekbânbaşı" nâmıyla yâd edilirdi. Bu esnâda sekbânbaşı Timur Ağa, alaybeyi Osmân Paşazâde Kaya Bey'di. Mevlânâ İsrâfîl Amasya vilâyetinin şeyhu'l-islâmı sayılırdı.
Tokat ve Sivas etrâfında eşkıyâ türemişdi. Köyleri basıp malları yağmâ, insânları katl ve ifnâ ederlerdi. Yörgüç Paşa, Sivas beyi Horozoğlu el-Hâc Ahmed Bey'le birleşdi. Bütün kuvvetiyle çalışıp eşkıyâyı târumâr etdi.
825 senesi zilhiccesinde vefât eden Amasya müftüsü Mevlânâ İsrâfîl Çelebi yerine Tokâdî Kara Sinan Çelebi demekle meşhûr fuzalâdan Sinâneddîn Yûsuf Çelebi müftî-i benâm oldu. İsrâfîlzâde Mevlânâ Nasûh Çelebi de müderris olmuşdu.
826 senesi evâ'ilinde Yıldırım Hân oğlu Sultân Mustafa'ya esîr olan vezîr-i a'zam Bâyezîd Paşa maktûlen vefât etdi. Birâderi Hamza Paşa halâs olup Aydın iline me'mûr oldu. Bu esnâda Amasyalı Halifetzâde İzzeddîn Hasan Çelebi kazaskerdi.
827 senesinde Çorum ve Osmâncık havâlîsinde türeyen Kızıl Koca Oğulları ve avenesi nehb ü gâretle halkı titretmişlerdi. Yörgüç Paşa bunları dâma düşürmek için mahdûmu Hızır Bey'e bir velîme cem'iyyeti tertîb ederek sergerdelerini ziyâfete da'vet etdi.
Eşkıyâ Yörgüç Paşa'nın bu da'vetini za'fına haml ederek Amasya şehrini yağmâ etmek üzere icâbet etdiler. Büyük ve kıymetli hediyyeler tertîb ederek müsellah avenesiyle beraber Merzifon'a kadar geldiler. [200]
Yörgüç Paşa, mahdûmu Hızır Bey'i Merzifon'a gönderip istikbâl etdirdi. Hızır Bey eşkıyâ ve avenesini alıp gâyet debdebeli bir alay ile Amasya şehrine indirdi. Eşkıyâ ve avenesi onar onar a'yân hânelerine tevzî' edildi.
Yörgüç Paşa, verdiği ta'lîmât ile eşkıyâyı ve avenesini bir gece içinde tutup bağlatdı. Cümlesini de Kal’a-i Bâlâ bedeninde olan mağaralara habs edib saman buğuyla öldürdü.⁵⁵⁸
827 senesi ramazânında meşâhîr-i fuzalâdan Pîr İlyâs Halvetî Zâviyesi şeyhi Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahmân Çelebi irtihâl-i dâr-ı na'îm edib yerine Şeyh Hamîdeddîn Mehmed Çelebi bin İbrâhim geçdi. Halvetiyye şeyhi oldu.
828 senesinde Köprü dâhilinde "Koca Kayası" demekle meşhûr kalede ikâmet eden Taşanoğlu Haydar Bey bin Kâsım Bey bin Haydar Bey, kalenin metânetine ve zehâ'ir ve erzâkının kesretine mağrûr olarak Yörgüç Paşa'ya itâ'at etmez, kimseye boyun eğmez bir hâlde idi.
Yörgüç Paşa, mükerreren hükûmete itâ'at etmesini teklîf etdiği hâlde dinlemezdi. Yörgüç Paşa, Haydar Bey'in mahdûmu Kâsım Bey'le müsteşâr-ı umûru Tayfûr Bey'i celb ve istimâlet ederek harben kaleyi aldı. Haydar Bey'i Amasya'ya gönderdi. Kâsım ve Tayfûr Beyler'e ze'âmetler verdi. [201]
828 senesi recebinde Amasya sarâyında ikâmet eden Sultân Murâd'ın büyük mahdûmu Mehmed Çelebi sagîren vefât edib şehzâdegân türbesine defn edildi. Târîh-i vefâtı seng-i mezârında mahkûkdur.
829 senesinde Rûmeli beylerbeyi Amasyalı Şâdî Beyzâde Şâh Melik Paşa iken Yıldırım Hân Oğlu Sultân Mustafa üçüncü def'a kıyâm ederek Rûmeli beylerini birbirine düşürdü.
Çünkü Şâh Melik Paşa ansızın azl olunup yerine Sırp mühtedîlerinden "Kraloğlu" demekle meşhûr İshâk Paşa gönderilmişdi. Hâlbuki bu târîhe kadar mühtedî beylere mîrlivâlıkdan ziyâde rütbe verilmezdi.
Rûmeli beyleri İshâk Paşa'yı kabûl etmeyip öz Türklerden bir beylerbeyi gönderilmesini ricâ, Sultân Murâd-ı Sânî de kabûl etmelerini irâde ederek muhâlefet edenleri terbiyeye kıyâm etmişdi.
Tam bu sırada Sultân Mustafa kıyâm edib muhâlif beyler kendisine itâ'at ederek vak'a kesb-i ehemmiyet etmişdi. Bu husûsda ricâl-i devlet iki taraf oldu. Ricâlin içinde muhâlifleri iltizâm edenler de vardı. Vezîr-i a'zam Candarlızâde İbrâhim Paşa bunlardandı.
Amasya'da üstâdü'l-küll sayılan Sa'deddîn Taftazânî tilmîzi ve Amasya müftüsü meşhûr Kara Sinan Efendi irtihâl-i dâr-ı bekâ etdi. Yerine diğer Tokâdî Şeyh Mehmed Çelebizâde Tâceddîn İbrâhim Efendi Amasya müftüsü oldu.
Sultân Murâd-ı Sânî, büyük bir kuvvetle Sultân Mustafa üzerine gitdi. Köstendil civârında yapdığı kanlı muhârebede Yıldırım Hân Oğlu Sultân [202] Mustafa'yı tutup kendi gözü önünde boğdurdu.
İkinci Murâd Edirne'ye avdetinde Candârlızâde İbrâhim Paşa'yı azl edib yerine Tokatlı Fahreddîn oğlu Hacı İvaz Paşa'yı vezîr-i a'zam yapdı. Muhâliflerden hayli beyler dûçâr-ı felâket oldu.
830'da Canik beyi olan Alp Arslanoğlu Hüseyin Bey ba'zı ümerânın tahrîkâtıyla Yörgüç Paşa'nın evâmirine itâ'at etmez olmuşdu. Yörgüç Paşa, kendi kölelerinden Polad Bey'i bir kuvve-i kâfiye ile gönderdi.
Hüseyin Bey, yapdığı münâsebetsizlikden nedâmet ederek afvını istirhâm eylediyse de Polat Bey bîçâreyi tutup bağladı. Mukayyed olarak Amasya'ya gönderdi. Yörgüç Paşa'nın mu'ahharan arzıyla afv edilip Rûmeli'nde Gümülcine sancağı beyi oldu.
Bu hizmetlerine mükâfâten Yörgüç Paşa'ya vezâret verildi. Kendisine Sultân Murâd'ın i'timâdı fevkalâde olup nâmına sikke ve akçe darbına müsâ'ade-i mahsûsa aldı. Bunlara "Yörgüç Paşa Akçesi" dendi. Yörgüç Paşa'nın kadr ve i'tibârı yükseldi.
830 senesi cemâziyelâhiresinin on beşinde Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Şâh Çelebi vefât edib yerine mahdûmlarının büyüğü olan Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi on altısında Amasya kadısı oldu.⁵⁵⁹ Buna "Şâh Çelebi" denirdi. [203]
831 senesinde merkez-i saltanat olan Edirne ve Bursa'da ricâl arasında şedîd bir buhrân vardı. Devşirmelerin beylerbeyiliğe terfî'i mes'elesi bu buhrânı tevlîd etmişdi. Devşirmelerin dîn-i islâmın emr etdiği müsâvâtı, hizmetleri mukâbilinde mükâfâtı istiyorlardı.
Milliyetine sarılmış olan Türk erleri de kendi kölelerimize kendi elimizle ve rızâmızla kendi hükûmet ve istiklâlimizi veremeyiz, bunun âkıbeti Türklük için mühlik olur diyorlardı.
İkinci Sultân Murâd, devşirmeleri tatmîn etmek tarafdârı idi. Çünkü hizmetleri büyükdü. Nihâyet vezîr-i a'zam Hacı İvaz Paşa, Fenârîzâde Mehmed Şâh Efendi gibi ricâl-i devlet maktûl oldu. Candârlızâde İbrâhim Paşa mesmûmen vefât etdi. Kazasker Ferîdeddîn Mehmed Çelebi azl edildi.
Türkler'den Âsâyiş Beyzâde Sinan Paşa Rûmeli ve devşirmelerden Karaca Paşa Anadolu beylerbeyi oldu. Anadolu beylerbeyi Amasyalı Hamza Paşa ma'zûl olup Osmâncıklı Koca Nizâmeddîn Mehmed Paşa vezîr-i a'zam, Ankaralı Veliyyeddîn Efendi kazasker oldu.
Vezâretle nişâncı olan Kırşehirli Şeyhî Paşa da ma'zûl olup Bergamalı Hatîb Paşa demekle meşhûr olan Hibetullâh Çelebi vezâretle nişâncı oldu. Erkân-ı hükûmet tamâmiyle değişdi.
Kazasker-i sâbık Ferîdeddîn Mehmed Çelebi, Çelebi Sultân'ın Merzifon'da binâ eylediği medresenin ilk müderrisi olup Seyyid Şerîf Cürcânî tilmîzi idi. Ma'zûlen Merzifon'a gelip sâniyen Sultâniyye müderrisi oldu. [204] Fakat Bâyezîd Paşa birâderi Hamza Paşa'nın âkıbeti anlaşılamadı.
Bu sene meşâyih-i Zeyniyye'den es-Seyyid Sadreddîn Mehmed bin es-Seyyid Hüseyn el-Hüseynî el-Horasânî Amasya'ya gelip ilm ve siyâdetine göre hürmet gördü. Amasya müftüsü Tokatlı Tâceddîn Çelebi vefât edib yerine kibâr-ı fuzalâdan Amasyalı Pîr Sun'ullâh Çelebi müftü oldu.
Sivas, Dârende, Divriği taraflarında zuhûr eden vekâyi'i tahkîk, müsebbiblerini tenkîl etmek üzere Yörgüç Paşa 832 senesinde Amasya'dan kalkıp Dârende'ye gitdi. Yerine kayınbirâderi olan Emîneddîn Mehmed Paşa'yı kâ'im-makâm-ı vâlî nasb etdi.
Emîneddîn Mehmed Paşa, Hacı Şâdgeldi Paşazâdeler'den Mustafa Bey'in mahdûmudur. Yörgüç Paşa'nın eski kethüdâsı olan el-Hâc Mehmed Ağa ile Amasya vilâyetini güzelce idâre etdi. Mehmed Paşa, Yörgüç Paşa'ya "Enişte Paşa" derdi.⁵⁶⁰
Yörgüç Paşa, Dârende'den Sivas'a buradan da Kayseriyye ve Niğde havâlîsine kadar gidip hayli ıslâhât yapdı. Birçok eşkıyâ kesdi. 833 senesinde Amasya'ya avdet edib kayınbirâderi Emîneddîn Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi oldu.
Yörgüç Paşa'nın Amasya'da başlatdığı câmi, medrese ve imâreti 834 senesinde hitâma erdi. Pek mutantan bir sûretde resm-i güşâdını [205] yapdı. Müşârün-ileyhin Köprü ve Gümüş kasabalarında kâ'in câmileri de hitâma ermişdi. Bu sene Hacı Şâdgeldi evlâdından Dâvud Beyzâde Mehmed Şâh Bey vefât edib ceddi türbesi civârına defn edildi.⁵⁶¹
Irâk hükümdârı Karakoyunlu Mîrzâ İskender Şâh bin Kara Yûsuf Şâh, Türkistân hükümdârı Aksak Timûr Hân Oğlu Şâhruh Mîrzâ harbinde mağlûben Tokat'a geldiği Yörgüç Paşa tarafından Sultân Murâd'a arz edilmişdi. Sudûr eden irâde üzerine İskender Şâh büyük bir ihtişâm ve saltanatla 834 senesinde Amasya'ya gelip kendisine tahsîs edilen konağa indirildi. Etbâ'ı da mevâki'-i muhtelifede yerleşdirildi.
Ancak İskender Şâh'ın etbâ'ı çokdu. İskender Mîrzâ bunları i'âşede müşkilâta uğramışdı. Bu sebebden etbâ'ı Amasya köylerini hattâ kasabalarını basıp emvâl ve eşyâyı nehb ü gâret, bu uğurda katl-i nüfûs ediyorlardı. Halkın şikâyetleri tevâlî etdiği hâlde İskender Mîrzâ kendisine mükerreren yapılan ihtârâta rağmen aldırış etmedi.
Halk, etbâ'a karşı kendilerini müdâfa'a etmeğe mecbûr olduğundan halk ile etbâ' arasında cereyân eden arbedeler hadd-i ma'rûfu tecâvüz etmişdi. Bundan dolayı Yörgüç Paşa, İskender Mîrzâ'yı ve etbâ'ını 835 senesinde cebren Amasya'dan çıkarıp Âzerbaycân'a doğru yolcu etdi.
836 senesinde "Ahi Darbhâneci" demekle meşhûr olan darbhâne emîni Bedreddîn Mahmûd Çelebi, Amasya'nın Pervâne Bey Mahallesi'nde başlatdığı [206] zâviyesi hitâma erdi. Bu tekkenin şeyhliğini es-Seyyid Sadreddîn Mehmed Horasânî'ye verdi. Buna "Horasânî Baba" denirdi.
Lâkin Yörgüç Paşa'nın nâmına sikke darb etdirmesi, tûl müddet devâm eden vilâyeti, gördüğü hizmetlerin ehemmiyeti, kendisine gurûr ve azamet, fazla ru'ûnet vermiş, etbâ'ına i'timâdı, lâubâliyâne harekâtı halkı şikâyetlere mecbûr etmişdi. 837 senesinde şikâyetler tevâlî ediyordu.
İkinci Sultân Murâd, kendisini tevhîm eden halkın bu şikâyetleri üzerine 838 senesinde Yörgüç Paşa'yı Edirne'ye celb edib muhâfız nasb etdi. Büyük şehzâdesi olan Sultân Ahmed'i de Amasya vâlîsi nasb ederek Şeyhî Paşa'yı terfîk edib Amasya'ya gönderdi.
Günümüz Türkçesiyle
Eski valilerdendir. 825 [1422] yılı şaban ayında Amasya beylerbeyi olarak Ankara'dan geldi. Amasya vilâyeti onun zamanında Amasya, Sivas, Tokat, Doğu Karahisar (Şebinkarahisar), Canik ve Çorum sancaklarından oluşan büyük bir eyaletti. Bu eyalete "Rûmiyye Vilâyeti" (Rum Eyaleti) denirdi.
Amasya yeniçerilerinin komutanı "sekbanbaşı" adıyla anılırdı. O sırada sekbanbaşı Timur Ağa, alaybeyi Osman Paşazâde Kaya Bey'di. Mevlânâ İsrâfîl, Amasya vilâyetinin şeyhülislâmı sayılırdı.
Tokat ve Sivas çevresinde eşkıya türemişti. Köyleri basıp malları yağmalar, insanları öldürüp yok ederlerdi. Yörgüç Paşa, Sivas beyi Horozoğlu el-Hâc Ahmed Bey'le birleşti. Bütün gücüyle çalışıp eşkıyayı perişan etti.
825 yılı zilhiccesinde ölen Amasya müftüsü Mevlânâ İsrâfîl Çelebi'nin yerine, âlimler arasında "Tokatlı Kara Sinan Çelebi" diye ünlenen Sinâneddîn Yûsuf Çelebi adı sanı bilinen bir müftü olarak geçti. İsrâfîlzâde Mevlânâ Nasûh Çelebi de müderris olmuştu.
826 [1422-23] yılının başlarında Yıldırım Han'ın oğlu Sultan Mustafa'ya esir düşen sadrazam Bâyezîd Paşa öldürülerek can verdi. Kardeşi Hamza Paşa kurtulup Aydın iline görevlendirildi. O sırada Amasyalı Halifetzâde İzzeddîn Hasan Çelebi kazaskerdi.
827 [1423-24] yılında Çorum ve Osmancık çevresinde türeyen Kızıl Koca Oğulları ile yandaşları, yağma ve talanla halkı titretmişti. Yörgüç Paşa onları tuzağa düşürmek için oğlu Hızır Bey'e bir düğün yemeği ayarlattı ve elebaşlarını bu ziyafete çağırdı.
Eşkıya, Yörgüç Paşa'nın bu çağrısını onun zayıflığına yorup Amasya şehrini yağmalamak üzere kabul etti. Büyük ve değerli armağanlar hazırlayarak silâhlı adamlarıyla birlikte Merzifon'a kadar geldiler.
Yörgüç Paşa, oğlu Hızır Bey'i Merzifon'a gönderip onları karşıladı. Hızır Bey, eşkıyayı ve adamlarını çok gösterişli bir alayla Amasya şehrine indirdi. Eşkıya ve adamları onar onar şehrin ileri gelenlerinin evlerine dağıtıldı.
Yörgüç Paşa, verdiği talimatla eşkıyayı ve adamlarını bir gece içinde yakalatıp bağlattı. Hepsini yukarı kalenin (Harşena) yamacındaki mağaralara kapatıp saman dumanıyla boğarak öldürdü.
827 yılı ramazanında ünlü âlimlerden, Pîr İlyâs Halvetî Zaviyesi şeyhi Gümüşlüzâde Pîr Abdurrahmân Çelebi ölüp cennet yurduna göç etti; yerine İbrâhim oğlu Şeyh Hamîdeddîn Mehmed Çelebi geçti. Halvetiyye şeyhi oldu.
828 [1424-25] yılında Köprü sınırları içinde, "Koca Kayası" adıyla ünlü kalede oturan Taşanoğlu Haydar Bey (Kâsım Bey oğlu, Haydar Bey torunu), kalenin sağlamlığına, erzak ve cephane bolluğuna güvenerek Yörgüç Paşa'ya itaat etmiyor, kimseye boyun eğmiyordu.
Yörgüç Paşa, hükûmete itaat etmesini defalarca teklif ettiği hâlde Haydar Bey dinlemedi. Bunun üzerine Haydar Bey'in oğlu Kâsım Bey ile danışmanı Tayfur Bey'i yanına çekip gönüllerini kazandı ve kaleyi savaşarak aldı. Haydar Bey'i Amasya'ya gönderdi. Kâsım ve Tayfur Beylere zeamet (büyük tımar) verdi.
828 yılı recebinde Amasya sarayında oturan Sultan Murad'ın büyük oğlu Mehmed Çelebi küçük yaşta ölüp şehzadeler türbesine gömüldü. Ölüm tarihi mezar taşına kazılıdır.
829 [1425-26] yılında Rumeli beylerbeyi, Amasyalı Şâdî Bey oğlu Şâh Melik Paşa iken, Yıldırım Han oğlu Sultan Mustafa üçüncü kez ayaklanıp Rumeli beylerini birbirine düşürdü.
Çünkü Şâh Melik Paşa ansızın görevden alınmış, yerine Sırp asıllı dönmelerden "Kraloğlu" diye ünlenen İshak Paşa gönderilmişti. Oysa bu tarihe kadar dönme beylere sancak beyliğinden fazla rütbe verilmezdi.
Rumeli beyleri İshak Paşa'yı kabul etmeyip öz Türklerden bir beylerbeyi gönderilmesini istedi. Sultan II. Murad ise onların İshak Paşa'yı kabul etmesini isteyerek karşı çıkanları yola getirmeye kalkışmıştı.
Tam bu sırada Sultan Mustafa ayaklandı ve karşı çıkan beyler ona bağlandı; olay önem kazandı. Devlet ileri gelenleri bu konuda iki tarafa ayrıldı. Muhalifleri tutanlar da vardı. Sadrazam Çandarlızâde İbrâhim Paşa bunlardandı.
Amasya'da "üstadların üstadı" sayılan Sa'deddîn Taftazânî'nin öğrencisi, ünlü Amasya müftüsü Kara Sinan Efendi öldü. Yerine yine Tokatlı olan Şeyh Mehmed Çelebizâde Tâceddîn İbrâhim Efendi Amasya müftüsü oldu.
Sultan II. Murad büyük bir orduyla Sultan Mustafa üzerine yürüdü. Köstendil çevresinde yapılan kanlı savaşta Yıldırım Han oğlu Sultan Mustafa'yı yakalatıp kendi gözü önünde boğdurdu.
İkinci Murad, Edirne'ye dönüşünde Çandarlızâde İbrâhim Paşa'yı görevden aldı; yerine Tokatlı Fahreddîn oğlu Hacı İvaz Paşa'yı sadrazam yaptı. Muhaliflerden hayli bey felâkete uğradı.
830 [1426-27] yılında Canik beyi olan Alp Arslan oğlu Hüseyin Bey, bazı emirlerin kışkırtmasıyla Yörgüç Paşa'nın emirlerine uymaz olmuştu. Yörgüç Paşa kendi kölelerinden Polad Bey'i yeterli bir kuvvetle gönderdi.
Hüseyin Bey, yaptığı yersiz davranışa pişman olup bağışlanmasını diledi ise de Polat Bey bu zavallıyı yakalayıp bağladı ve gözetim altında Amasya'ya gönderdi. Yörgüç Paşa'nın sonradan yaptığı arz üzerine bağışlandı ve Rumeli'de Gümülcine sancak beyi oldu.
Bu hizmetlerinin karşılığında Yörgüç Paşa'ya vezirlik verildi. Sultan Murad'ın ona güveni olağanüstü olup kendi adına sikke ve akçe bastırmak için özel izin aldı. Bu akçelere "Yörgüç Paşa Akçesi" denildi. Yörgüç Paşa'nın itibarı ve değeri yükseldi.
830 yılı cemâziyelâhirinin on beşinde Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Şâh Çelebi ölüp yerine oğullarının büyüğü Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi on altısında Amasya kadısı oldu. Ona "Şâh Çelebi" denirdi.
831 [1427-28] yılında devletin merkezi olan Edirne ve Bursa'da devlet adamları arasında şiddetli bir bunalım vardı. Devşirmelerin beylerbeyiliğe yükseltilmesi sorunu bu bunalımı doğurmuştu. Devşirmeler, İslâm dininin buyurduğu eşitliği ve hizmetlerinin karşılığını istiyorlardı.
Milliyetine sarılmış Türk erleri de kendi kölelerimize kendi ellerimizle ve rızamızla kendi hükûmetimizi ve bağımsızlığımızı veremeyiz, bunun sonu Türklük için yıkıcı olur diyorlardı.
İkinci Sultan Murad, devşirmeleri hoşnut etmekten yanaydı. Çünkü hizmetleri büyüktü. Sonunda sadrazam Hacı İvaz Paşa ve Fenârîzâde Mehmed Şâh Efendi gibi devlet adamları öldürüldü. Çandarlızâde İbrâhim Paşa zehirlenerek öldü. Kazasker Ferîdeddîn Mehmed Çelebi görevden alındı.
Türklerden Âsâyiş Bey oğlu Sinan Paşa Rumeli, devşirmelerden Karaca Paşa Anadolu beylerbeyi oldu. Anadolu beylerbeyi Amasyalı Hamza Paşa görevden alınıp Osmancıklı Koca Nizâmeddîn Mehmed Paşa sadrazam, Ankaralı Veliyyeddîn Efendi kazasker oldu.
Vezirlikle nişancılık yapan Kırşehirli Şeyhî Paşa da görevden alınıp, "Bergamalı Hatîb Paşa" diye ünlü Hibetullâh Çelebi vezirlikle nişancı oldu. Hükûmet kadrosu tamamen değişti.
Eski kazasker Ferîdeddîn Mehmed Çelebi, Çelebi Sultan'ın Merzifon'da yaptırdığı medresenin ilk müderrisi ve Seyyid Şerîf Cürcânî'nin öğrencisiydi. Görevden alınınca Merzifon'a gelip ikinci kez Sultâniyye Medresesi müderrisi oldu. Ancak Bâyezîd Paşa'nın kardeşi Hamza Paşa'nın sonu anlaşılamadı.
Bu yıl Zeyniyye şeyhlerinden es-Seyyid Sadreddîn Mehmed bin es-Seyyid Hüseyn el-Hüseynî el-Horasânî Amasya'ya gelip ilmi ve seyyidliği sebebiyle saygı gördü. Amasya müftüsü Tokatlı Tâceddîn Çelebi ölünce yerine büyük âlimlerden Amasyalı Pîr Sun'ullâh Çelebi müftü oldu.
Yörgüç Paşa, Sivas, Darende ve Divriği taraflarında ortaya çıkan olayları soruşturmak ve sorumlularını cezalandırmak için 832 [1428-29] yılında Amasya'dan kalkıp Darende'ye gitti. Yerine kayınbiraderi Emîneddîn Mehmed Paşa'yı vali vekili atadı.
Emîneddîn Mehmed Paşa, Hacı Şâdgeldi Paşazâdeler'den Mustafa Bey'in oğludur. Yörgüç Paşa'nın eski kâhyası el-Hâc Mehmed Ağa ile Amasya vilâyetini güzelce yönetti. Mehmed Paşa, Yörgüç Paşa'ya "Enişte Paşa" derdi.
Yörgüç Paşa, Darende'den Sivas'a, oradan da Kayseri ve Niğde çevresine kadar gidip epeyce düzen sağladı. Birçok eşkıyayı öldürdü. 833 [1429-30] yılında Amasya'ya dönünce kayınbiraderi Emîneddîn Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi oldu.
Yörgüç Paşa'nın Amasya'da başlattığı cami, medrese ve imaret 834 [1430-31] yılında tamamlandı. Çok görkemli bir törenle açılışı yapıldı. Adı geçenin Köprü ve Gümüş kasabalarındaki camileri de bitmişti. Bu yıl Hacı Şâdgeldi soyundan Dâvud Bey oğlu Mehmed Şâh Bey ölüp dedesinin türbesi yakınına gömüldü.
Irak hükümdarı Karakoyunlu Mîrzâ İskender Şâh bin Kara Yûsuf Şâh, Türkistan hükümdarı Aksak Timur Han'ın oğlu Şâhruh Mîrzâ ile yaptığı savaşta yenilip Tokat'a geldiğinde Yörgüç Paşa onu Sultan Murad'a bildirmişti. Gelen emir üzerine İskender Şâh, 834 yılında büyük bir ihtişam ve saltanatla Amasya'ya gelip kendisine ayrılan konağa yerleştirildi. Adamları da çeşitli yerlere iskân edildi.
Ne var ki İskender Şâh'ın adamları çoktu. İskender Mîrzâ bunları geçindirmekte güçlüğe düşmüştü. Bu yüzden adamları Amasya köylerini hatta kasabalarını basıp mal ve eşyayı yağmalıyor, bu uğurda insan öldürüyorlardı. Halkın şikâyetleri birbirini izlediği hâlde İskender Mîrzâ, kendisine defalarca yapılan uyarılara aldırış etmedi.
Halk, bu adamlara karşı kendini savunmak zorunda kaldığından halkla adamlar arasındaki kavgalar âdetin sınırını aşmıştı. Bu sebeple Yörgüç Paşa, İskender Mîrzâ'yı ve adamlarını 835 [1431-32] yılında zorla Amasya'dan çıkarıp Azerbaycan'a doğru yolladı.
836 [1432-33] yılında "Ahi Darbhâneci" diye ünlü darphane emini Bedreddîn Mahmûd Çelebi, Amasya'nın Pervâne Bey Mahallesi'nde başlattığı zaviyeyi bitirdi. Bu tekkenin şeyhliğini es-Seyyid Sadreddîn Mehmed Horasânî'ye verdi. Ona "Horasânî Baba" denirdi.
Ancak Yörgüç Paşa'nın kendi adına sikke bastırması, valiliğinin uzun sürmesi, yaptığı hizmetlerin önemi, ona kibir ve büyüklenme ile aşırı gösteriş vermiş; adamlarına güveni ve kayıtsız davranışları da halkı şikâyete zorlamıştı. 837 [1433-34] yılında şikâyetler birbirini izliyordu.
İkinci Sultan Murad, kendisini kuşkulandıran halkın bu şikâyetleri üzerine 838 [1434-35] yılında Yörgüç Paşa'yı Edirne'ye çağırıp muhafız atadı. Büyük şehzadesi Sultan Ahmed'i de Amasya valisi atayıp Şeyhî Paşa'yı yanına katarak Amasya'ya gönderdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- vâlî-i sâbık: eski vali
- beylerbeyi: eyalet valisi; bölgenin hem yöneticisi hem komutanı
- sekbânbaşı: yeniçeri ocağında üst düzey komutanlardan biri
- alaybeyi: sancak askerlerinin (alay) komutanı
- eşkıyâ: yol kesen, köy basan çete mensubu
- târumâr etmek: darmadağın etmek
- velîme: düğün ya da benzeri bir vesileyle verilen yemek
- sergerde: elebaşı
- avene: adamlar, yardımcılar, yandaşlar
- mühtedî: sonradan Müslüman olmuş kişi
- devşirme: Osmanlı'da hıristiyan ailelerden toplanıp saray ve ordu için yetiştirilen gençler
- ze'âmet: yıllık geliri yüksek tımar
- kâ'im-makâm: vekil
- lala: şehzadenin eğitimi ve yönetim işleriyle görevli kıdemli devlet adamı
Yörgüç Paşa Kimdir
Yörgüç Paşa'nın nerede ve ne zaman doğduğu bilinmez. Kaynaklarda adı Yörgüç, Yörgeç ya da Yörgenç diye geçer. Kitabelere ve mezar taşlarına göre adı Yörgüç, lakabı Celâleddin'dir. Soyuna dair ileri sürülen şecereler tutarsızdır. Amasya'da yaptırdığı caminin kitabesinde, mezar taşında ve vakfiyesinde babasının adı Abdullah olarak yazılıdır. Bu yüzden Atabek Nâsırüddin Ahmed soyundan geldiği ya da Mihal Bey'e bağlandığı yolundaki şecereler şüphelidir. Kitabedeki "atabeg" unvanı da muhtemelen babasına değil, kendisinin lalalığına yapılmış bir göndermedir.
İyi bir öğrenim gördüğü anlaşılır. Çelebi Mehmed, 1414'te on iki yaşındaki oğlu Murad'ı Rum vilâyeti beyliğiyle Amasya'ya gönderdiğinde Yörgüç Paşa'yı da lalası olarak yanına vermişti. Yıldızı, Murad'ın tahta çıkmasıyla parladı. II. Murad'ın saltanatının ilk yılında ortaya çıkan Düzmece Mustafa isyanı onun telkiniyle bastırıldı ve Yörgüç Paşa Rum beylerbeyliğine atandı. Ansiklopedik kaynaklar bu atamayı 826 [1423] olarak verir. Hüsameddin ise onun 825 yılı şabanında Ankara'dan geldiğini yazar. Aradaki bir yıllık fark, atama ile Amasya'ya fiilen gelişin ayrı tarihlerine dayanıyor olabilir; ama bu kesin olarak söylenemez.
Kızıl Koca Oğulları ve Koca Kayası
Hüsameddin'in 827 yılına bağladığı Kızıl Koca Oğulları olayı başka kaynaklarda da yer alan bir mücadeleyle örtüşür. Amasya ve Tokat taraflarında yol kesen bu çetelerin dört kardeşin emrinde olduğu, Akkoyunlu Karayülük Osman Bey, Dulkadıroğlu Hasan Bey ve Bayındıroğlu Halil Bey'in de onlara destek verdiği anlaşılmaktadır. Yörgüç Paşa bu âsileri itaat altına almıştır. Hüsameddin'in anlattığı düğün ziyafeti tuzağı ve mağaralarda boğma ayrıntısı ise ansiklopedik özetlerde bulunmaz. Bu yüzden onu, yazarın yerel anlatılardan ve kayıtlardan aktardığı bir ayrıntı olarak okumak gerekir. Hüsameddin 558 numaralı dipnotta bu davranışı zalimce bulan tarihçilere karşı çıkar ve eşkıyanın yüzlerce masumu diri diri ateşe attığını hesaba katmadıklarını yazar.
Köprü yakınındaki Koca Kayası hâkimi Haydar Bey'in ve Canik hâkimi Alp Arslan oğlu Hasan Bey'in itaate alınması da başka kaynaklarda anılır. Orada Hasan Bey'in yakalanıp Bursa'da padişahın yanına gönderildiği ve böylece Tâceddinoğulları'nın elindeki Ordu ve Çarşamba dolaylarının Osmanlı idaresine katıldığı (1427) belirtilir. Hüsameddin ise Canik beyinin adını Hüseyin diye verir ve olayı 830 [1426-27] yılına koyar. Ad ve tarih farkı dikkat çeker, olay ise aynıdır.
İskender Mirza ve Yörgüç Paşa Akçesi
Karakoyunlu hükümdarı İskender Mirza'nın Şâhruh'a yenilip II. Murad'ın izniyle kışı geçirmek üzere Tokat'a yerleştiği başka kaynaklarda da yazılıdır. Orada, baharla birlikte Karakoyunlu askerlerinin çevreyi yağmaladığı, Yörgüç Paşa'nın durumu padişaha bildirdiği ve Anadolu beylerbeyi Timurtaşoğlu Umur Bey Tokat'a gönderilince Karakoyunluların bölgeyi terk ettiği anlatılır. Hüsameddin ise İskender Mirza'yı Amasya'ya getirip yerleştirir ve Yörgüç Paşa'nın onu zorla gönderdiğini yazar. Olayın özü aynı, ayrıntısı farklıdır.
"Yörgüç Paşa Akçesi" konusunda da bir ayrılık vardır. Hüsameddin, paşanın adına sikke bastırmak için özel izin aldığını yazar ve halkın sonradan duyduğu hoşnutsuzluğu bu sikkeye de bağlar. Ansiklopedik kaynakta ise adına para basılmasına izin verildiği ve bu akçelere Yörgüç Paşa akçesi denildiği yolundaki bilgilerin şüpheli olduğu belirtilir.
Eserleri ve Sonu
Yörgüç Paşa Amasya, Tokat, Gümüş, Köprü, Havza ve İskilip'te çeşitli hayır eserleri yaptırmıştır. Vakfiye metinlerinden ve tahrir defterlerinden Amasya'da bir cami, medrese, imaret ve iki hamam, Tokat'ta bir hamam ve han, Gümüş'te bir cami, Havza'da bir imaret, Kavak'ta bir cami ve İskilip'te bir hamam yaptırdığı anlaşılmaktadır. Amasya, Gümüş, Kavak ve Köprü'deki camilerle Tokat'taki hamam günümüze ulaşmıştır.
Amasya'daki külliye, Yeşilırmak kıyısında, şehrin güney çıkışındaki Gökmedrese Mahallesi'ndedir. Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 834 [1430] yılında yaptırılmıştır; Hüsameddin'in "834 senesinde hitâma erdi" kaydı bununla uyuşur. Külliye, kentin Osmanlı yönetimine geçmesinden yaklaşık kırk yıl sonra yapılmış ilk Osmanlı külliyesi sayılır. Cami ters T planlıdır, duvarlarında kırmızı ve beyaz taş birlikte kullanılmıştır. Medresesi, hamamı, hanı ve imareti günümüze ulaşmamış, yalnızca cami ile giriş eyvanının batısındaki türbe ayakta kalmıştır. Türbede Yörgüç Paşa, oğlu Yûnus Bey ve kızları Hundi Hatun ile Sitti Hatun'un sandukaları bulunur.
Yörgüç Paşa zilhicce 845'te (Nisan-Mayıs 1442) ölmüş ve camisinin türbesine gömülmüştür. Hüsameddin de onun ölümünü 845 yılına koyar (34. madde). Oğullarından Hızır ve Mustafa'nın Varna Savaşı'nda şehit düştüğü bilinir.
Metnin Siyasî Zemini
Hüsameddin, 829 ve 831 yılları için Rumeli'de devşirme kökenli devlet adamlarının yükselmesi karşısında Türk beylerin tepkisini anlatır. Konuya Mehmed Paşa maddesinde (35. madde) daha ayrıntılı döner ve Türkiye tarihlerinde bu çekişmenin hiç anılmadığından yakınır. Çandarlı ailesinden gelen vezirlerle devşirme vezirler arasındaki rekabet, II. Murad dönemini anlatan modern kaynaklarda da önemli bir yer tutar.
Okur İçin Not
Metin, Yörgüç Paşa'nın valilik yıllarını sırayla anlatır ve Amasya'daki müftü, kadı ve şeyh değişimlerini bu akışın arasına yerleştirir. Bu ayrıntıların büyük bölümü ansiklopedik özetlerde yer almaz. Hüsameddin'in dipnotlarda andığı Şerh-i Mufassal'ın kenar notu ile Veliyyeddin Efendi Kütüphanesi'nde gördüğü, sonradan yangında yanan mecmua, kitabın dayandığı ve bugün büyük ölçüde erişilemeyen belgelere işaret eder.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 467–469. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar