İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Alâ'eddîn Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 471–472 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sultân Murâd-ı Sânî'nin üçüncü şehzâdesidir. Şükrullâh Çelebi, buna "Sultân Alî" diyor. Sultân Alâ'eddîn Alî Bey demek olur. Amasya'da ikâmet eden vezîr Yörgüç Paşa şehzâdenin lalası, müdebbir-i umûru, Amasya muhâfızı oldu.

Sultân Alâ'eddîn takrîben 828 senesinde Edirne'de doğdu. Amasya vâlîsi olduğu esnâda on beş yaşında yetişik, gâyet gürbüz bir genç idi. Mu'allimi Amasya ulemâsından Hatîbzâde Tâceddîn İbrâhim Efendi bin Mehmed Çelebi idi.

Bu sene Pîr İlyâs-ı Halvetî zâviyesi şeyhi kutbu'l-ârifîn Pîr Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi vefât edib pederi Pîr İlyâs-ı Halvetî Hazretleri'nin yanına defn edildi. Yerine müftü Pîr Sun'ullâh Çelebi Halvetî şeyhi, bunun yerine de fuzalâdan Sinâneddîn Yûsuf bin Abdulmelik bin Bahşâyiş Çelebi Amasya müftüsü oldu.

842 senesinde Alâ'eddîn Bey, Şâdî Beyzâde Mahmûd Şâh Çelebi evlâdından Yeni Hâtun ile te'ehhül etdi. Tertîb edilen düğün pek revnaklı oldu. Devşirmeler bundan huylanıp Sultân Murâd'ı tevhîm etmeğe çalışdılar. Şehzâdenin mu'temedi Şâdî Beyzâde Burâk Bey'di. [212] Bu sene Amasya muhâfızı Yörgüç Paşa'nın gözdesi olan mahdûmu ve şehzâdenin ma'iyyeti ümerâsından Yûnus Bey vefât etdi. Pederinin câmii önündeki türbe-i mahsûsaya defn edildi.

845 senesinde Yörgüç Paşa da vefât etdi. Bu da o türbeye defn edildi. Yerine meşâhîr-i ulemâdan Lala Şâhîn Paşazâde Mehmed Paşa şehzâdenin lalası, müdebbir-i umûru, Amasya muhâfızı olarak geldi.

846 senesinde Sultân Murâd-ı Sânî, Karamânoğlu'nun harbine gideceği sırada şehzâde Alâ'eddîn Bey de harbe me'mûr olmuşdu. Bütün tedârikât-ı seferiyyesini ikmâl eden Alâ'eddîn Bey, Amasya'dan ordusuyla kalkıp Konya üzerine pederiyle beraber gitdi. Burâk Bey vâlî kâ'im-makâmı oldu.

Alâ'eddîn Bey, gösterdiği yararlıklarla pederinin nazar-ı dikkatini celb ediyordu. Avdetinde pederiyle beraber Bursa'ya kadar gitmişdi. Sultân Murâd'ın izniyle Bursa'dan dönüp Amasya'ya geldi. Fakat arkasından gönderilen Kara Hızır Paşa, Amasya'ya gece girdi. Bîçâreyi yatağında boğdu.

Bu kadarla kalmadı. Bir yaşında ve altı aylık şehzâdeleri Gıyâseddîn, Tâceddîn Çelelebiler de boğulup Torumtay Türbesi'ne defn edildiler. Amasya beylerbeyiliğine bâ-fermân-ı âlî Amasya muhâfızı olan Lala Mehmed Paşa ta'yîn olundu.

Ba'zı müverrihler iddi'â ederler ki şehzâde Alâ'eddîn Bey ihnâk edileceğinden haberdâr olduğu anda derhâl ihtifâ ve Hindistân'a firâr edib [213] Kara Hızır Paşa, şehzâdeye benzer kölelerinden birini ihnâk etmişdir.

Gûyâ Alâ'eddîn Bey, Amasya'dan Hindistân'a gidip Dekken hükümdârı Sultân Alâ'eddîn Behmenî nezdine gitmiş, müşârün-ileyhe mu'ahharan dâmâd ve mukarreb olup mahdûmu İsmâ'îl Âdil Şâh 890 senesinde Pencapur pâdişâhı olarak Âdilşâhiyye sülâlesini kurmuşdur. Buna İsmâ'îl Âdil Hân denirdi.

Âdil Hân'ın iki mahdûmu olup biri Yûsuf Âdilşâh, diğeri İbrâhim Âdilşâh, bunun mahdûmu Alâ'eddîn Alî Âdilşâh sırasıyla Pencapur hükümdârı olmuşlardır. Müverrihlerden Hayrullâh Efendi, Millet Kütüphânesi sâhibi Alî Emîrî Efendi, meskûkât mütehassısı Alî Bey bu rivâyeti tervîce mâ'il idiler.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sultan II. Murad'ın üçüncü şehzadesidir. Şükrullâh Çelebi ona "Sultan Alî" der. Bu, Sultan Alâeddin Alî Bey demektir. Amasya'da oturan vezir Yörgüç Paşa şehzadenin lalası, işlerinin yöneticisi ve Amasya muhafızı oldu.

Sultan Alâeddin yaklaşık 828 [1424-25] yılında Edirne'de doğdu. Amasya valisi olduğu sırada on beş yaşında, gelişmiş, çok gürbüz bir gençti. Hocası, Amasya âlimlerinden Muhammed Çelebi oğlu Hatîbzâde Tâceddîn İbrâhim Efendi'ydi.

Bu yıl Pîr İlyâs-ı Halvetî Zaviyesi şeyhi, âriflerin kutbu Pîr Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi ölüp babası Pîr İlyâs-ı Halvetî Hazretleri'nin yanına gömüldü. Yerine müftü Pîr Sun'ullâh Çelebi Halvetî şeyhi oldu, onun yerine de âlimlerden Abdulmelik oğlu Bahşâyiş torunu Sinâneddîn Yûsuf Çelebi Amasya müftüsü oldu.

842 [1438-39] yılında Alâeddin Bey, Şâdî Bey oğlu Mahmûd Şâh Çelebi'nin soyundan Yeni Hatun'la evlendi. Hazırlanan düğün çok gösterişli oldu. Devşirmeler bundan kuşkulanıp Sultan Murad'ı da kuşkulandırmaya çalıştılar. Şehzadenin güvendiği kişi Şâdî Bey oğlu Burâk Bey'di. Bu yıl Amasya muhafızı Yörgüç Paşa'nın gözdesi olan oğlu, şehzadenin maiyetindeki beylerden Yûnus Bey öldü. Babasının camisi önündeki özel türbeye gömüldü.

845 [1441-42] yılında Yörgüç Paşa da öldü. O da bu türbeye gömüldü. Yerine ünlü âlimlerden Lala Şâhin Paşazâde Mehmed Paşa şehzadenin lalası, işlerinin yöneticisi ve Amasya muhafızı olarak geldi.

846 [1442-43] yılında Sultan II. Murad Karamanoğlu üzerine savaşa gideceği sırada şehzade Alâeddin Bey de sefere görevlendirilmişti. Bütün sefer hazırlıklarını tamamlayan Alâeddin Bey, Amasya'dan ordusuyla kalkıp babasıyla birlikte Konya üzerine gitti. Burâk Bey vali vekili oldu.

Alâeddin Bey, gösterdiği yararlıklarla babasının dikkatini çekiyordu. Dönüşte babasıyla birlikte Bursa'ya kadar gelmişti. Sultan Murad'ın izniyle Bursa'dan dönüp Amasya'ya geldi. Fakat arkasından gönderilen Kara Hızır Paşa, geceleyin Amasya'ya girdi. Zavallıyı yatağında boğdu.

Bu kadarla da kalmadı. Bir yaşında ve altı aylık olan oğulları Gıyâseddîn ile Tâceddîn Çelebiler de boğulup Torumtay Türbesi'ne gömüldüler. Amasya beylerbeyliğine yüce fermanla Amasya muhafızı Lala Mehmed Paşa atandı.

Bazı tarihçiler şöyle iddia eder: Şehzade Alâeddin Bey, boğdurulacağını haber aldığı anda hemen saklanıp Hindistan'a kaçmış, Kara Hızır Paşa da şehzadeye benzeyen kölelerinden birini boğmuştur.

Sözde Alâeddin Bey Amasya'dan Hindistan'a gidip Dekken hükümdarı Sultan Alâeddin Behmenî'nin yanına varmış, ona sonradan damat ve yakın olmuş, oğlu İsmâ'îl Âdil Şâh 890 [1485-86] yılında Pencapur (Bicapur) hükümdarı olarak Âdilşâhiyye sülâlesini kurmuştur. Ona İsmâ'îl Âdil Han denirdi.

Âdil Han'ın iki oğlu vardır; biri Yûsuf Âdilşâh, öbürü İbrâhim Âdilşâh'tır. Bunun oğlu Alâeddin Alî Âdilşâh sırasıyla Pencapur hükümdarı olmuşlardır. Tarihçilerden Hayrullâh Efendi, Millet Kütüphanesi sahibi Alî Emîrî Efendi ve sikke uzmanı Alî Bey bu rivayeti yaymaya eğilimliydiler.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ihnâk: boğma, boğdurma
  • ihtifâ: gizlenme
  • te'ehhül: evlenme
  • tevhîm: kuşkuya düşürme
  • mu'temed: güvenilen kişi
  • mîrlîvâ: sancak beyi
  • vâlî kâ'im-makâmı: vali vekili
  • dâmâd ve mukarreb: damat ve yakın kişi
  • tervîc: yayma, yaygınlaştırma
  • Dekken: Hindistan'ın güneyinde, Deccan platosu

Şehzade Alâeddin Ali Kimdi

Kaynaklara göre Alâeddin Ali Çelebi 1425'te Edirne'de doğmuştur. Babası II. Murad'dır. Saruhan'da ve Amasya'da sancakbeyliği yapmıştır. Amasya sancakbeyliğini 1440'ta on beş yaşında üstlendiğini yazan araştırmacılar vardır; kimi kaynaklar onun Amasya'daki görevini 1442-1443 olarak verir. Hüsameddin'in verdiği ayrıntılar (lalası Yörgüç Paşa, hocası Hatîbzâde Tâceddîn İbrâhim Efendi, Şâdî Beyzâde Mahmûd Şâh'ın soyundan biriyle evliliği, Burâk Bey'in güveni) başka kaynaklarda da bulunur. Yörgüç Paşa'nın ölümünden sonra lala olarak Paşazâde Mehmed Efendi'nin anıldığı da belirtilir.

Babasının talimatıyla emri altındaki sipahilerle birlikte 1443'te Karamanoğulları üzerine yapılan sefere katılmıştır. Hüsameddin'in 846 [1442-43] yılına bağladığı bu sefer, ansiklopedik kaynakta da vardır: II. Murad kapıkulu askeriyle harekete geçmiş, Amasya kuvvetleriyle şehzade Alâeddin de yürümüştür. Osmanlılar Konya ve Larende dahil Karaman ilini yağma ve tahrip etmiş, ancak Rumeli'deki durumu göz önüne alan II. Murad barış imzalayıp Edirne'ye dönmüştür.

Ölümü Üzerine Anlatılar

Alâeddin'in ölümü kaynaklarda farklı anlatılır. Hüsameddin onun Amasya'da, Kara Hızır Paşa tarafından yatağında boğdurulduğunu yazar. Ansiklopedik kaynakta yalnızca II. Murad'ın çok sevdiği ve güvendiği oğlu Alâeddin Ali Çelebi'nin Amasya'da öldüğü haberinin geldiği ve bu haberin padişahı çok sarstığı belirtilir; ölüm biçimi üzerine bir şey yazılmaz. Başka bir anlatıya göre ise şehzade, Karaman seferinden dönerken Bursa civarında at sürerken geçirdiği bir kaza sonucu ölmüştür. Kimi yazarlar, Bizanslı tarihçi Halkokondil'in şehzadenin geyik avında atından düşüp boynunu kırarak öldüğünü yazdığını aktarır. Aynı yazılarda Osmanlı kaynaklarına göre şehzadenin on altı, Dukas'a göre on sekiz yaşında olduğu, bilinen bir sağlık sorunu bulunmadığı anlatılır.

Bir yazar, Varna Savaşı sırasında II. Murad'ın kaçmak istediği anda yeniçeri ağasının "Sultan Alâeddin'i öldürdün" anlamında bir söz söylediğini nakleder ve buradan şehzadenin kazayla değil suikastla öldüğü sonucunu çıkarır. Bu, bir yazarın yorumudur. Elimizde bu ifadeyi destekleyen bir belge ya da birinci elden kayıt yoktur. Alâeddin'in Bursa'da, Muradiye Külliyesi'nde II. Murad Türbesi'nin yanındaki bir odada yattığı, babasının vasiyetinde kendisine yakın bir yere gömülmeyi istediği de başka bir kaynakta yazılıdır.

Hüsameddin'in Amasya'da gömüldüklerini söylediği iki küçük çocuk için başka bir kaynakta bilgiye rastlanmadı. Şehzadenin ölümünden sonra, ansiklopedik kaynağın belirttiği üzere, Zağanos Paşa'nın "ağabeyi Şehzade Alâeddin'in ölümü üzerine tek veliaht olarak kalan" II. Mehmed'e bağlandığı ve onunla birlikte Çandarlı Halil Paşa'ya karşı siyasî bir muhalefet oluşturduğu da yazılıdır.

Âdilşâhî Rivayeti

Hüsameddin'in metnin sonunda aktardığı rivayete göre Alâeddin kurtulup Hindistan'a gitmiş, Behmenî hükümdarının damadı olmuş ve soyundan Bicapur'un Âdilşâhî hanedanı çıkmıştır. Hüsameddin bunu "iddia edilir" ve "sözde" diye aktarır, yani kendisi de kesin bir hüküm vermez. Yine de bu hikâyenin Hindistan tarihindeki karşılığına bakmak gerekir. Âdilşâhî hanedanının kurucusu olarak Yusuf Âdil Şah anılır; 1490'da Bicapur'da bağımsızlığını ilân ettiği ve 1510'da öldüğü yazılıdır. Çağdaş tarihçi Firişte'nin anlatısına göre Yusuf, Osmanlı Sultanı II. Murad'ın oğludur; ancak modern tarihçiler bunu temelsiz sayar. Yusuf'un Gürcü asıllı bir köle olabileceği, Pers ya da Akkoyunlu Türkmen kökenli olduğu da öne sürülür. Doğum yılı 1450 gösterilir; bu, Alâeddin Ali'nin kayıtlı ölüm yılı olan 1443'ten sonradır.

Hüsameddin'in sıralaması da kaynaklarla uyuşmaz. Hüsameddin hanedanı İsmâ'îl Âdil Şâh'ın 890 [1485-86] yılında kurduğunu, oğulları arasında Yûsuf Âdilşâh'ı saydığını yazar. Başka kaynakta ise kurucu Yusuf'tur ve onun yerine geçen oğlu İsmail'dir. Bu fark, Hüsameddin'in dayandığı rivayetin sonradan yayılırken ad ve sıra bakımından karıştığını düşündürür; ancak bunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Rivayeti benimseyen üç kişi, Hüsameddin'e göre Hayrullah Efendi, Ali Emîrî Efendi ve sikke uzmanı Ali Bey'dir. Bunların görüşleri için okuduğumuz kaynaklarda ek bir bilgiye rastlanmadı.

Yeni Hatun, Yûnus Bey ve Torumtay Türbesi

Alâeddin'in evlendiği Yeni Hatun için başka kaynaklarda Selmin Hatun adı geçer; Şâdî Beyzâde Mahmud Şâh'ın kızı olduğu ve bu evlilikten Selvi adında bir kızı dünyaya geldiği yazılıdır. Hüsameddin ise yalnızca "Yeni Hatun" adını ve Şâdî Bey soyundan geldiğini verir. Yörgüç Paşa'nın oğlu Yûnus Bey'in babasının camisi önündeki türbeye gömülmesi, bugün de ayakta olan Yörgüç Paşa Külliyesi türbesindeki sandukalarla uyuşur. Türbede Yörgüç Paşa'nın yanında oğlu Yûnus Bey ve iki kızı yatmaktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 471–472. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.