İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Alâ'eddîn Alî Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 475 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya zu'amâsından Küçük Eretna Beyzâde Abdullah Bey'in mahdûmudur. [221] Varna harbinde görülen yararlığı üzerine Tokat beyi olmuşdu. 857 senesi muharreminde Amasya vilâyeti beylerbeyi olarak geldi.

857 senesi cumadelâhiresinin yirmi yedinci salı günü Risâlet-penâh Efendimiz'in Türkler'e işâret buyurduğu "Kostantiniyye - İstanbul" feth edildiğinden bütün Türkiye'de olduğu gibi Amasya'da da büyük şenlikler yapıldı. Her taraf donandı. Şenlikler günlerce devâm etdi.

Ancak vezîr-i a'zam Candârlızâde Halîl Paşa hakkında gayr-i Türklerin birtakım ihbârât-ı kâzibesi, cülûs vak'asından dolayı zâten kızgın olan Fâtih Sultân Mehmed'i fenâ hâlde kızdırmışdı.

Bu kızgınlıklara binâ'en Halîl Paşa ansızın Yedi Kule'ye muhakkarâne sürüklendi. Orada başı kesildi. Birâderi Süleyman Çelebi kazaskerlikden, oğlu İbrâhim Çelebi Edirne kadılığından azl olundu. Cümlesinin emvâl ve emlâki müsâdere edilerek gayr-i Türkler'in hınçları alınmışdı.

Sultân Mehmed'in bu hareketi Türkler'e, hâssaten ulemâ ve meşâyihe fevkalâde te'sîr etmişdi. Bunu takdîr eden Sultân Mehmed, vezîr-i sânî olan Bergosî Halîl Paşa bin Ahmed'i⁵⁷¹ vezîr-i a'zam ve İstanbul muhâfızı ta'yîn edib nişâncılıkdan vezîr olan İbrâhim Paşa ile Edirne'ye gitdi. İbrâhim Paşa vezîr-i sânî olmuşdu.

858 senesi zilhiccesinde "Kubalıoğlu" demekle meşhûr olan [222] kibâr-ı sulehâdan kadı-i meşhûr es-Seyyid Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi Amasya'da Kuba denilen mevki'de binâ etdiği mescid ve medrese ve türbesi mesâlihine emlâk-ı mevcûdesini vakf etdi. Bu medrese, "Hüsâmiyye Medresesi" demekle meşhûr idi.

İbrâhim Paşa⁵⁷² devşirmelerden dindâr, fâzıl bir zât idi. Fakat Halîl Paşa'nın i'dâmında medhûl olmuşdu, bu yüzden Sultân Fâtih 858 senesi şa'bânında bunu tekâ'üde sevk edib herkesin memdûhu olan Bosnalı Mahmûd Paşa'yı vezîr-i a'zam yapdı. Büyük şehzâdesi Sultân Mustafa'ya Manîsâ, küçük şehzâdesi Sultân Bâyezîd'e Amasya vâlîliklerini verdi.

Dipnotlar

  • 571 Bu Halîl Paşa'nın 858 senesi muharreminde tanzîm edilen Turhan bin Paşa Yiğit'in vakfiyesinde imzâsı vardır. İstanbul'da Zindân Kapısı civârında mahallesi olduğu Fâtih'in vakfiyesinde, orada hapishânesi olduğu Pîrî Mehmed Paşa'nın vakfiyesinde mestûr ve mahallesinde mescidi olduğu da kuyûden müsbetdir.
  • 572 İbrâhîm Paşa bin Abdullah'ın Edirne'de câmi' ve imâreti, evkâfı, vakfiyesi vardır. Vezîr olduğu vakfiyesinde mezkûrdur. Türkiye Târîhi'nde ne bunun vezâreti, ne de Bergosî Halîl Paşa'nın sadâreti yazılmamışdır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın zeametli beylerinden Küçük Eretna Bey oğlu Abdullah Bey'in oğludur. Varna Savaşı'nda gösterdiği yararlık üzerine Tokat beyi olmuştu. 857 [1453-54] yılı muharreminde Amasya vilâyeti beylerbeyi olarak geldi.

857 yılı cemâziyelâhirinin yirmi yedinci salı günü [29 Mayıs 1453], Peygamber Efendimiz'in Türklere işaret buyurduğu "Kostantiniyye - İstanbul" fethedildiğinden, bütün Türkiye'de olduğu gibi Amasya'da da büyük şenlikler yapıldı. Her yer donatıldı. Şenlikler günlerce sürdü.

Ancak sadrazam Çandarlızâde Halîl Paşa hakkında Türk olmayanların bazı yalan ihbarları, tahta çıkış olayı yüzünden zaten kızgın olan Fâtih Sultan Mehmed'i fena hâlde kızdırmıştı.

Bu kızgınlık yüzünden Halîl Paşa ansızın aşağılanarak Yedikule'ye sürüklendi. Orada başı kesildi. Kardeşi Süleyman Çelebi kazaskerlikten, oğlu İbrâhim Çelebi Edirne kadılığından azledildi. Hepsinin mal ve mülkü müsadere edilerek Türk olmayanların hınçları alınmış oldu.

Sultan Mehmed'in bu davranışı Türklere, özellikle âlimlere ve şeyhlere olağanüstü etki etmişti. Bunu anlayan Sultan Mehmed, ikinci vezir olan Bergosî Halîl Paşa bin Ahmed'i sadrazam ve İstanbul muhafızı atayıp, nişancılıktan vezir olan İbrâhim Paşa ile Edirne'ye gitti. İbrâhim Paşa ikinci vezir olmuştu.

858 [1454-55] yılı zilhiccesinde, "Kubalıoğlu" diye ünlü, ileri gelen salihlerden, ünlü kadı es-Seyyid Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi, Amasya'da Kuba denilen yerde yaptırdığı mescit, medrese ve türbesinin giderleri için mevcut mülkünü vakfetti. Bu medreseye "Hüsâmiyye Medresesi" denirdi.

İbrâhim Paşa devşirmelerden dindar ve fazıl bir kişiydi. Fakat Halîl Paşa'nın idamında gözden düşmüştü; bu yüzden Sultan Fâtih 858 yılı şabanında onu emekliye ayırıp herkesçe övülen Bosnalı Mahmûd Paşa'yı sadrazam yaptı. Büyük şehzadesi Sultan Mustafa'ya Manisa, küçük şehzadesi Sultan Bayezid'e Amasya valiliklerini verdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • zu'amâ: zeamet sahibi beyler; geliri yüksek tımar sahipleri
  • cülûs: tahta çıkma
  • ihbârât-ı kâzibe: yalan ihbarlar
  • muhakkarâne: hor görerek, aşağılayarak
  • müsâdere: devletçe el koyma
  • nişâncı: padişah fermanlarını tuğra ile onaylayan görevli
  • tekâ'üd: emekliye ayrılma
  • memdûh: övülen
  • Risâlet-penâh: Hz. Peygamber için kullanılan bir saygı unvanı

Eretna Soyundan Gelen Vali

Amasya Tarihi'nin ilk ciltlerinde Hüsameddin, Amasya'nın büyük sülâleleri arasında "Eretna Bey Sülâlesi"ni sayar. Bunlar Uygur beylerinden Ca'fer Bey'in oğlu Sultan Eretna Bey'in soyundandır. Soy sonradan iki kola ayrılmış, biri "İnehanlı", öbürü "Eretnalı" diye anılmıştır. Alâeddin Ali Paşa bu çevrenin bir mensubudur. Aynı yerde Eretnazâde Mehmed Bey'in Tokat sancak beyi olduğu ve 837'de öldüğü, Tokat'ta babası ve dedesinin türbesine gömüldüğü yazılıdır. Alâeddin Ali Paşa'nın kendisine dair okuduğumuz diğer kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

İstanbul'un Fethi ve Amasya

Hüsameddin, fethin gününü cemâziyelâhirin yirmi yedinci salı günü olarak verir. Fetih 29 Mayıs 1453 Salı günü gerçekleşmiştir; Hicrî ayın gününü ayrıca doğrulayamadık. Metnin ayrıntısı, Amasya'da günlerce şenlik yapıldığını kaydetmesidir; bu, fetih haberinin Anadolu şehirlerinde nasıl karşılandığına dair yerel bir kayıttır.

Çandarlı Halil Paşa'nın Sonu

Hüsameddin, Halil Paşa'nın Türk olmayanların yalan ihbarları sonucu Yedikule'ye sürüklenip orada başının kesildiğini yazar. Ansiklopedik kaynakta Halil Paşa'nın İstanbul'un fethinden hemen sonra, rüşvet aldığı şeklindeki söylentiler ve tertipli sözler bahane edilerek 30 Mayıs 1453'te görevden alındığı, çocuklarıyla birlikte tutuklandığı, çocukları serbest bırakılsa da kendisinin kırk gün sonra Edirne veya İstanbul zindanında idam edildiği yazılıdır. Hüsameddin'in "Yedikule" kaydı bu bilgiyle birebir örtüşmez; kaynakta idam yeri kesin olarak belirtilmez. Aynı kaynağa göre Halil Paşa'ya duyulan düşmanlığın bir nedeni, onun II. Murad'ın yeniden tahta çıkması ve II. Mehmed'in tahttan indirilmesi için çalışmış olmasıdır. Hüsameddin de bu çekişmeyi "tahta çıkış olayı yüzünden kızgınlık" diye anar. Ayrıca fetih sırasında Halil Paşa'nın, yeni bir Haçlı ittifakına sebep olabilecek kuşatmanın kaldırılmasını zaman zaman teklif ettiği ama II. Mehmed'in Zağanos Paşa'yı dinlediği yazılıdır.

Kardeşi Süleyman Çelebi ve oğlu İbrâhim Çelebi ile ilgili bilgi için okuduğumuz kaynaklarda ayrıntıya rastlanmadı. Malların müsadere edildiği ve sonradan II. Bayezid zamanında çocuklarına geri verildiği ansiklopedik kaynakta belirtilir.

Halil Paşa'nın Halefi Kim

Metinde dikkat çeken bir ayrılık vardır. Hüsameddin, Halil Paşa'nın yerine Bergosî Halîl Paşa'nın sadrazam yapıldığını, İbrâhim Paşa'nın ikinci vezir olduğunu ve sonra Bosnalı Mahmûd Paşa'nın sadrazamlığa geldiğini yazar; 571 ve 572 numaralı dipnotlarda ise Türkiye tarihlerinde ne İbrâhim Paşa'nın vezirliğinin ne de Bergosî Halîl Paşa'nın sadrazamlığının yazılı olmadığını, ancak vakfiyelerden öğrenildiğini belirtir. Ansiklopedik kaynakta ise fetihten sonra görevden alınan Çandarlı Halil Paşa'nın yerine Zağanos Paşa'nın sadrazam yapıldığı, onun ilk devşirme kökenli sadrazam olduğu ve 1455'in başında, yani Hüsameddin'in 858 [1454-55] tarihinden hemen sonra, sadrazamlığın Mahmud Paşa'da bulunduğu yazılıdır. Hüsameddin'in anlattığı sıra, bu bilgiyle uyuşmaz. Bergosî Halîl Paşa'nın sadrazamlığını doğrulayan bir kayıt, okuduğumuz kaynaklarda bulunmadı.

Kuba Mahallesi ve Hüsâmiyye Medresesi

Maddenin sonunda anılan Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi, Amasya'da "Kuba Evliyası" diye bilinir. Babası Cemâleddîn Hüseyin bin Mehmed el-Fergânî el-Kubâvî'nin 810 yılına kadar bu mahallede oturduğu için yer önce "Kubâlu Mahallesi", sonra "Kuba Mahallesi" adını almıştır. Hüsameddin'in kitabın ilk cildinde verdiği kayda göre Hüsâmeddîn Hüseyin, 857'de [1453] bu mahallede bir medrese, yanında cami ve çeşme yaptırmış, kendisine bir türbe kurmuş, vakıflarını düzenlemiştir. Bu madde ise vakfiyeyi 858 yılı zilhiccesine bağlar. Yani aynı yazarın iki ayrı yerinde birbirinden bir yıl farklı iki tarih vardır.

Bir araştırmacının aktardığına göre medrese 1602 ve 1688 yangınlarında zarar görmüş, Kubalı Hâfız Ali Efendi 1714 civarında yeniden ders vermeye başlamış, 1668'de harap olan cami 1669'da Amasya mütesellimi Kubalı Abdî Bey tarafından yenilenmiş, oğlu Mehmed Paşa 1693'te medreseyi onarıp bir mektep eklemiştir. Medrese bugün yoktur; tepe üzerinde, Amasya halkının "Kuba Mescidi" ya da "Kuba Evliyası" dediği yerde bir cami ve içinde Hüsâmeddîn Hüseyin'in sandukası bulunur. Halk burayı şifa kaynağı sayar ve süpürge, havlu gibi eşyalar bırakır.

Aile üzerine de bir ayrıntı vardır. Aynı araştırmacıya göre Hüsâmeddîn Hüseyin Pir İlyas'ın oğlunun damadıdır; yani Pir İlyas'ın oğlu değil, torununun eşidir. Hüsameddin'in bu maddedeki kaydı onu "Kubalıoğlu" ve "ünlü kadı" diye anar; araştırmacı ise onu Halvetî şeyhi olarak tanıtır. Memleketi konusunda da fark vardır: Hüsameddin ailenin Fergana eyaletindeki Kuba kasabasından geldiğini yazar, araştırmacı ise Azerbaycan'daki Kuba şehriyle ilişkilendirir. Bu fark, kaynaklardaki bir karışıklığı gösterir ve bugün de tam olarak çözülmüş değildir.

Şehzade Bayezid'in Amasya'ya Gelişi

Metin, Fatih'in 858 yılı şabanında küçük oğlu Bayezid'e Amasya valiliğini verdiğini yazar. Amasya'da sancakbeyliği yapan şehzadeleri sıralayan bir araştırma, II. Bayezid'in İstanbul'un fethinden sonra 1454'te yedi yaşında Amasya sancakbeyliğine atandığını ve 1481'e kadar bu görevde kaldığını belirtir; Hüsameddin'in anlatısı da bu sıraya uyar. Aynı çalışma, Bayezid'in bu yıllarda Amasyalı hat ustası Şeyh Hamdullah'tan yazı öğrenmeye başladığını ve 1481'de tahta geçmek için Amasya'dan ayrılırken hocasını ailesiyle birlikte İstanbul'a davet ettiğini yazar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.