İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 475–480 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Fâtih Sultân Mehmed Hân'ın ikinci şehzâdesidir. Vâlidesi Gülbahâr Hâtun olduğu vakfiyesiyle sâbitdir. 851 senesi zilka'desinde doğdu. Yedi yaşında iken Amasya vâlîsi oldu. Amasya beylerbeyi Alî Paşa da lalası olarak Amasya muhâfazasında kaldı.

Amasyalı Kemâl Paşazâde Şemseddîn Ahmed Efendi, Târîh-i Âl-i Osmân'ın defter-i sâbi'inde 858 senesi vekâyi'inde diyor ki:

"Sultân-ı cihân-güşây ve hâkân-ı fermân-fermây baht-ı sa'îd ve devlet-i [223] mezîdle ol sarây-ı cedîde girdi. Dâru'l-mülk-i Edirne'yi pâytâht-ı gerdûn edinip sâye-i hümâyûnuyla ol tarafa şeref verdi. Mağnîsâ'yı ki taht-gâh-ı kadîm idi, ferzend-i kerîmi Sultân Mustafa'ya erzânî gördü.

Pûr-ı dil-pesendi ve ferzend-i ercümendi ya'nî şâhzâde-i reşîd ve tâcdâr-ı sa'îd Sultân Bâyezîd'i Amasya'ya ki selâtîn-i azîmü'ş-şân-ı Âl-i Osmân'ın dâru'l-mülk-i kadîmidir, gönderip diyâr-ı Rûm'a şehriyâr etdi.

Mezkûr makâm mübârek ve müteyemmendir ki havâdis-i eyyâmdan enâma me'men olagelmişdir. Mukîm olmağa onu ihtiyâr etdi.

Amasya ki tevârîh-i kadîmede Harcene adıyla yâd olur. İçine gamgîn girerse dilşâd olur ve bend-i gamdan cânı âzâd olur. Nâdire-i asr ve şöhre-i dehr olmuş meşhûr bir şehirdir. Gayret-i Mısr kendisi ve reşk-i Nîl önündeki nehirdir.

Nazm-ı Fârisî

نكويم كه هم چشم مصراست و نيل
بهشت است ورودش در و سلسبيل
لب رودش ازهر طرف كشته زار
بر و چرخها چون قلك بيقرار
ده و مز رعش هر طرف بى كران
كمين مرز بر كشت او مرز فان

Nazm-ı Türkî

Cûyunun suyu âb-ı kevserdir
Hâk-i pâki abîr ü anberdir
Gel Sevâdiyye'sini seyr eyle
Kasr-ı asr içre gör ne manzardır

[224]

Merdüm-i ayn-ı âlem ü yâhud
Hâl-i ruhsâr-ı heft-kişverdir⁵⁷³

Sultân Bâyezîd'in Amasya'ya vürûdunda ilk lalası Alî Paşa, ilk nişâncısı Amasya ulemâsından Hacı İbrâhimzâde Kemâleddîn Ahmed Çelebi, ilk defterdârı Hacı Mahmûd Çelebizâde Sa'deddîn Çelebi, ilk kâtib-i dîvânı Ahi Sâbıkeddîn evlâdından Sa'dî Çelebi oldu.

Kadı Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi, müftü Mevlânâ Zeyneddîn Halîl Çelebi makâmlarını muhâfaza etdi. Ahmed Beyzâde Hamza Bey, ma'iyyet-i ümerâsından olup Amasya'nın muhâfazasına me'mûr oldu.

858 senesinde Kadı Abdurrahmân Çelebi kerîmesi olup fâzılât-ı nisâdan bulunan Selâmet Hâtun, Kuşköprü civârında olan zâviye ve türbesini ikmâl edib mesâlihine emlâk ve akârâtını vakf etdi.

859 senesinde Amasya'dan hayli zevât İstanbul'a nakl-i hâne eylediği esnâda kibâr-ı ulemâdan İbni Meddâs demekle meşhûr sâbık Amasya müftüsü Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi İstanbul'a gidip Unkapanı civârında İbni Meddâs diye şimdiye kadar meşhûr olan mahallesinde oturdu.

860 senesi muharreminde Amasya kadısı Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi vefât edib yerine mahdûmu Şemseddîn Mehmed Çelebi Amasya kadısı oldu. Diğer birâderleri Bedreddîn Mahmûd ve Seyyideddîn Ahmed Çelebiler'dir. [225]

861 senesinde şehzâde Sultân Bâyezîd Edirne'ye celb edilip mu'azzam sünnet düğünü yapıldı. Lalası Alî Paşa da beraber gitdiğinden Yörgüç Paşa birâderi Hızır Paşa Amasya vâlî kâ'im-makâmı oldu. Şehzâde üç ay sonra gelip Hızır Paşa'yı atabeyi ve Amasya muhâfızı olarak ta'yîn etdi.

862 senesi evâ'ilinde kibâr-ı meşâyih-i sûfiyyeden Yenice karyesinde mukîm olan es-Seyyid Sadreddîn Mehmed bin Hüseyn bin Alî el-Horasânî vefât edib oradaki zâviyesi hazîresine defn edildi. Mahdûmları Hüseyin, Abdullah, İbrâhim Efendiler Amasya'da müderrislerdi.

863 senesi muharremi evâ'ilinde Merzifon'da irşâd-ı sâlikîn ile meşgûl olan hulefâ-yı Zeyniyye'den eş-Şeyh Nizâmeddîn Abdurrahîm el-Merzifônî vefât etdi. Merzifon'da türbe-i mahsûsasına defn edildi.

864 senesinde Türkiye müverrihlerinin pîr ve akdemi olan fâzıl-ı meşhûr Amasyalı Şükrullâh Çelebi bin Şihâbeddîn Ahmed Bâlî Çelebi İstanbul'da vefât etdi. Amasyalılar'dan Îsâ Beyzâde İshâk Paşa bin İbrâhim Bey, Anadolu beylerbeyi olarak Ankara'ya gitdi.

865 senesinde Amasya müftüsü Zeyneddîn Halîl Çelebi vefât edib yerine meşâhîr-i müderrisînden "Gerçekoğlu" demekle meşhûr Musliheddîn Mustafa Efendi bin Menteşe Çelebi Amasya müftüsü oldu. Nişâncı Kemâl Çelebi İstanbul'da kalıp yerine Mü'eyyedzâde Alî Çelebi nişâncı olarak ta'yîn edildi.

Kezâlik Amasya darbhânesinde on yıldan beri darb edilen arslan [226] resimli mankırların darbı ilgâ edilip nâm-ı pâdişâhîye darbı emr edildi. Amasyalılar'dan mu'allim-i sultânî Hâce Hayreddîn Hızır Efendi kazasker oldu.

866 senesinde Amasya a'yânından Kedağralı Hacı Beyzâde Halîl Bey bin Gâzi Mehmed Bey ma'iyyet-i ümerâsından olup yeğeni Tâcî Bey demekle meşhûr Tâceddîn İbrâhim Çelebi bin Safî Çelebi şehzâdeye intisâb etdi.

867 senesinde Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Çelebi hakkında şikâyetler tevâlî etmişdi. Sâbık Edirne kadısı Candârlızâde vezîr Halîl Paşa mahdûmu Tâceddîn İbrâhim Çelebi Amasya kadısı olarak İstanbul'dan geldi. Şehzâde Sultân Abdullah doğdu.

868 senesinde Amasya muhâfızı Şarabdâr Hamza Bey hakkında ba'zı sözler tekevvün etdiğinden Tokat sancağı beyi olup Amasya ümerâsından el-Hâc Hamza Bey bin Ahmed Bey Amasya muhâfızı olarak ta'yîn edildi. Amasyalılar'dan Kemâleddîn Ahmed Paşa dîvân-ı hümâyûnda vezîr-i sâlis, Muslihzâde Bedreddîn Mahmûd Efendi kazasker oldu.

869 senesinde sâbık Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Efendi Amasya kadılığına i'âde edildi. 870 senesinde şehzâde Sultân Ahmed tevellüd etdi. Yörgüç Paşa birâderi Hızır Paşa, kendi mahallesinde yapdırdığı câmi, medrese, imâret ve hamâmı hitâm bulduğundan emlâk ve akârâtını bu hayrâtın mesâlihine vakf eyledi.

Bu esnâda ba'zı hâdisât olduğundan Hızır Paşa tekâ'üde sevk edildi. [227] Kemâl Paşa şehzâdeye lala ve müdebbir-i umûr-ı memleket olarak Amasya'ya geldi. 871 senesinde şehzâde Sultân Şehinşâh doğdu. Amasyalılar'dan İshâk Paşa vezîr-i sâlis oldu.

872 senesinde Konya alındı. Ahâlîsinden bir kısmı Amasya'ya nakl ve iskân edildi. Bunlardan Amasya'da Hacı Şâdgeldi kazaskeri olan Cemâleddîn Mehmed Aksarâyî ahfâdından Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin Ahmed Çelebi Amasya'ya geldi.

873 senesinde kadı-i sâbık Halîl Paşazâde İbrâhim Çelebi nişâncı olarak şehzâdeye tekarrüb etdi. Mü'eyyedzâde Alî Çelebi musâhib-i şehzâde oldu. Kibâr-ı ümerâdan Hacı Beyzâde Kâsım Bey, vatanı olan Hakala köyünde başlatdığı kârgîr medresesini bu sene ikmâl ve mesâlihine emlâkini vakf etdi.

874 senesinde mukaddemen feth edilen Trabzon vilâyeti vâlîliğine Sultân Bâyezîd'in şehzâdesi Sultân Abdullah ta'yîn olunup Gelgiraslı Hayreddîn Hızır Paşa bin Hasan Çelebi lalası ve muhâfız-ı vilâyet olarak Amasya'dan gitdiler. Şehzâde Sultân Korkud bu sene doğdu. Amasyalı İshâk Paşa vezîr-i a'zam oldu.

875 senesinde İran hükümdârı Uzun Hasan Şâh, Tokat sancağı beyi Şarabdâr Hamza Bey'i aldadıp Tokat'a hücûm etdi. Sivas ve Tokat havâlîsini gâret etdirdi. Bundan müte'essiren Amasya'da şehzâdenin vezîri Kemâl Paşa vefât etdi.

Bu vak'alar Sultân Fâtih'e arz olundukda fevkalâde hiddet etdi. [228] Şehzâdenin nişâncısı olan Halîl Paşazâde İbrâhim Paşa lalası oldu. Yörgüç Paşazâde Süleyman Paşa muhâfız-ı vilâyet olarak Amasya'ya geldi. Amasya şu'arâsından Tâcî Bey nişâncı oldu. Yavuz Sultân Selim bu sene doğdu.

876 senesinde Uzun Hasan Şâh'a karşı tedârikât-ı harbiyye başladı. Tokat ve Sivas kadılarının ahvâlini teftîşe Konya kadısı Musliheddîn Çelebi me'mûr oldu. Bu esnâlarda Amasya kadısına Tokâdî Yûsuf Çelebizâde Muhyiddîn Mehmed Efendi niyâbet ediyordu.

877 senesinde Amasya defterdârı Sa'deddîn Çelebi vefât edib yerine Amasya a'yânından Hacı Bey demekle meşhûr Hacı Nevrûz Bey defterdâr oldu. Vezîr-i a'zam Amasyalı İshâk Paşa bin İbrâhim Bey azl olunup yerine Sarı İshâk Paşa bin Abdullah vezîr-i a'zam oldu.

878 senesinde Sultân Fâtih Mehmed, ordu-yı hümâyûn ile Anadolu'ya geçdi. Kastamonu vâlîsi şehzâde Sultân Mustafa, Amasya vâlîsi şehzâde Sultân Bâyezîd ma'iyyet-i askeriyyeleriyle hareket edib Kazova'da pederleriyle birleşdiler.

Sene-i mezbûrede Sultân Fâtih, Uzun Hasan Şâh'ı mağlûb, ordusunu perîşân, erkânından hayli kimseleri esîr ederek 878 senesi cemâziyelûlâsı evâsıtında Amasya'ya geldi. Berâber getirdiği üserâdan ve Timur Hân evlâdından Mîrzâ Mehmed Bâkır, Mîrzâ Zeynel, Mîrzâ Muzaffer Hânlar Kal’a-i Bâlâ zindânına kondu.

Üserâ içinde Amasya'dan gidip Uzun Şâh'a tekarrüb ederek mevki'-i [229] vezâretini ihrâz eden evlâd-ı Rufâ'iyye'den Seyyid Hân demekle meşhûr Seyyid Abdullah Hân da vardı. Siyâdetine ve pederi Seyyid Nûreddîn Hamza Çelebi'ye hürmet-i mahsûsa olarak afv edildi.

Sultân Fâtih'in Amasya'ya vürûdunda Lala İbrâhim Paşa ma'zûl olup ordu-yı hümâyûn defterdârı olan Fenârîzâde Şemseddîn Ahmed Çelebi lala, Hızır Paşazâde Mahmûd Paşa vezîr ve şehzâdeye musâhib oldu.

Bu muhârebede vefât eden Amasya ümerâsından el-Hâc Hamza Bey, giderken emlâkini mahallesinde yapdırdığı mescid ve mektebi mesâlihine vakf etmişdi. Oğulları Ahmed, Kâsım, Mahmûd Çelebiler vakfiyesini bu sene tanzîm etdirdiler.

Sultân Fâtih Amasya'da bir ay kaldı. Sene-i mezbûr cumadelâhiresinde Amasya'dan kalkıp İstanbul'a gitdi. Bu senenin evâhirinde Amasya'nın kutbu sayılan Halvetiyye şeyhi Pîr Zekeriyyâ-yı Halvetî vefât edib şeyhinin yanına defn edildi. Yerine Kadızâde Pîr Abdurrahmân Hüsâmî Çelebi geçdi.

879 senesinde Sivas kadısı Mevlânâ Halîmî Lütfullâh Çelebi, Amasya vâlîsi şehzâdenin erkânı si'âyesiyle azl edilip Tokat'a getirilmiş, burada üç ay kadar habs edilerek ta'zîb ve mu'ahharan teftîş olunarak berâ'eti zuhûr etmekle ıtlâk edilmişdir.

Halîmî Çelebi, bundan fevkalâde müte'essir olup Arabî bir kasîde-i belîğa tanzîm ve rumûz ile ahvâlini Sultân Fâtih'e arz eden beyitleri [230] yegân yegân şerh ve tahlîl, şehzâde Sultân Bâyezîd'in etrâfını alan ve kendisine garazkârlık edenleri tasrîh etmiş, şehzâdeyi ayş u nûşa alışdıran bunlar olduğunu anlatmışdır.

880 senesinde Amasyalı Halîmî Lütfullâh Çelebi İstanbul'a gitdi. Amasya'da şehzâde Sultân Mahmûd doğdu. 881'de Halîmî Çelebi kasîde-i ma'lûmesini⁵⁷⁴ Sultân Fâtih'e takdîm ve tazallüm-i hâl etdi. Bu sene Amasya'nın kutbu sayılan eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed bin Mahmûd el-Akdâğî vefât etdi. Mahdûmları Bedreddîn Mahmûd, Hüsâmeddîn Hüseyin, Kemâleddîn Ahmed Efendiler kaldı.

Bu esnâda Amasya erkânı şunlardı: Vezîr ve musâhib Hızır Paşazâde Mahmûd Paşa, birâderi Mehmed Paşa, lala Fenârîzâde Ahmed Bey, şeyhü'l-meşâyih Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi, mu'allim-i sultânî Salâheddîn Mûsâ, tabîb Hâce Nefîseddîn Mehmed Şirvânî.

Amasya muhâfızı Kemâl Paşazâde Süleyman Bey, nişâncı şu'arâdan Tâcî Bey, defterdâr Hacı Nevrûz Bey, mukarreb ve şâir Âfitâbî Abdurrahmân Çelebi, Kerîmî Mehmed Çelebi, kadı Muslihzâde Mehmed Çelebi, müftü Gerçekzâde Şemseddîn Ahmed Çelebi, Mü'eyyedzâde Abdurrahmân Efendi.

882 senesinde Sultân Fâtih tarafından gönderilen hey'et-i tahkîkiyye Amasya'ya geldi. Hâlbuki Sultân Bâyezîd, Mahmûd Paşa, Fenârîzâde Ahmed Bey, Mü'eyyed [231] zâde Abdurrahmân Efendi, Tâcî Bey Lâdik'e gitmişler, mükemmel bir cân sohbeti yapıyorlardı.

Hey'et-i tahkîkiyye re'îsi vüzerâdan Hamza Beyzâde Mustafa Paşa uzun bir tahkîkden sonra Amasya'dan kalkıp gitdi. Fakat tahkîkât esnâsında hayli vekâyi' zuhûr etdi. Halkın şikâyeti birbirini bozuyor, erkânı birbirine düşürüyordu.

883 senesinde gelen fermân-ı âlîde⁵⁷⁵ Mahmûd Paşa, Tâcî Bey, Abdurrahmân Efendi'nin i'dâmı, diğerlerinin azl ve tahvîli emr olunmuşdu. Fermânın münderecâtından mukaddem haberdâr olan Tâcî Bey Bağdâd'a, Abdurrahmân Efendi İran'a firâr etdi. Bîçâre Mahmûd Paşa i'dâm olundu.

Fenârîzâde Ahmed Bey lalalıkda kalıp mu'allim Salâheddîn Efendi yerine Horasânîzâde es-Seyyid Abdullah Efendi, Süleyman Bey yerine Yörgüç Paşazâde Süleyman Paşa, Tâcî Bey yerine el-Hâc Hamza Beyzâde Ahmed Bey mu'allim, muhâfız, nişâncı oldular.

Kadı Mehmed Çelebi azl olunup yerine kibâr-ı kudâtdan İzzeddînzâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi, müftü yerine Halifet Medresesi müderrisi "Mevlânâ Abdî" demekle meşhûr Şeyhzâde Abdülkerîm Çelebi geldi. Âfitâbî Abdurrahmân [232] Çelebi Merzifon'a gönderildi. Kemâl Paşazâde Süleyman Bey Tokat sancağı beyi oldu.

Şehzâdeye pek ziyâde nüfûz eden Mü'eyyedzâde Alâ'eddîn Alî Çelebi hânesinde mukîm olup defterdâr Hacı Nevrûz Bey yerine de Amasyalı İshâk Paşazâde Pîrî Bey geldi. Şâ'irât-ı nisâdan Zeyneb Hâtun İstanbul'a gitdi. Hızır Paşazâde Mehmed Paşa da Rûmeli'nde Semendire beyi oldu.

Lâkin bu kadar herc ü mercin sebebi Sultân Bâyezîd'in kendisi idi. İhtimâl ki Mustafa Paşa'nın tahkîkâtı da garazkârâne olmakla beraber Bâyezîd'in ta'lîmâtı idi. Her hâlde Bâyezîd-i Sânî zâten şehzâdeliğinde ve evâ'il-i saltanatında ayş u nûşa mübtelâ, hevâ ve hevesine mağlûb idi. Biraz da sâde-dil olup her söze kanar, her söyleyeni dinlerdi.

Bu tahkîkâtda Fenârîzâde Ahmed Bey de medhûl olduğundan hakkında yapılan şikâyetler üzerine en sonra o da azl olunup yerine Hamza Beyzâde Mustafa Paşa lala ve müdebbir-i umûr-ı memleket olarak 883 senesinde Amasya'ya tekrâr geldi.

884 senesinde mu'allim ta'yîn edilen es-Seyyid Abdullah Efendi Bursa'da Sultâniye müderrisliğine nakl edilip yerine Amasyalı Hatîb Kâsım Efendi mu'allim-i sultânî oldu. Mu'arrifzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi de mu'allim olarak İstanbul'dan geldi.

Kezâlik şehzâdenin imâmı olan Çorumluoğlu Alâ'eddîn Alî Efendi de gürültüye karışdı. İmâmetden azl olunup Gümüş'de [233] Hacı Halîl Paşa Medresesi müderrisi olarak oraya gönderildi. Akdağlı Şeyhzâde Bedreddîn Mahmûd Efendi imâm oldu.

885 senesi muharreminde Bursa'da Murâdiye müderrisi olan Amasyalı Molla Beylikzâde "Vildân Efendi" demekle meşhûr Muhyiddîn Mehmed Efendi Anadolu kazaskeri olarak İstanbul'a geldi. Kezâlik Selânik vâlîsi Amasyalı İshâk Paşa İstanbul'a celb edildi.

886 senesi rebî'ulevvelinin dördüncü günü vefât eden Fâtih Sultân Mehmed Hân'ın yerine şehzâdesi olan Amasya vâlîsi Sultân Bâyezîd'i taht-ı saltanata da'vet için Keklik Mustafa Ağa rebî'ulevvelin on ikinci günü Amasya'ya geldi. Bu da‘vetde İshâk Paşa'nın büyük yardımı olmuşdu.

Aynı zamânda Konya vâlîsi olan diğer şehzâde Sultân Cem'e de vezîr-i a'zam Karamânî Mehmed Paşa da'vet-nâme ve adam göndermişdi. Sultân Bâyezîd'in vürûduna kadar nâib-i saltanat olmak üzere şehzâdesi Sultân Korkud tahta çıkarılmışdı.

Sultân Bâyezîd, 886 senesi rebî'ulevvelinin on ikinci günü Amasya'dan hareket etdi. Yerine büyük şehzâdesi Sultân Ahmed'i Amasya vâlîliğine nasb edib ayın yirmisinde İstanbul'a muvâsalat ederek taht-ı saltanata cülûs eyledi.

Dipnotlar

  • 573 Allâme-i müşârün-ileyh Kemâl Paşa'zâde'nin Amasyalı olduğuna, Amasya'nın Sevâdiyye Mahallesi'nde doğduğuna, maskat-ı re'sine pek samîmî muhabbetlerle merbût bulunduğuna şu harâretli sitâyişleri, kıymetli yazıları da birer delîl-i bâhirdir.
  • 574 Halîmî Efendi'nin bu kasîdesi ve şerhi nüsha-i yegâne olarak Fâtih Kütübhânesi'nde bulunabildi.
  • 575 Bu fermânın târîhi Ferîdûn Bey Münşe'âtı'nda 881 ve ba'zen 883 gösterilmişdir. Hâlbuki 882 rebî'ul-evvelinde Sultân Bâyezîd'in Mü'eyyed-zâde Abdurrahmân Efendi ile Lâdik'de bulunduğu ele geçen "Zîc-i Şemseddîn" kitâbının birinci sahîfesi zahrında bu kitâbı Lâdik'de alan Mü'eyyed-zâde Abdurrahmân Efendi'nin hattıyla mukayyed gördüm.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Fâtih Sultan Mehmed Han'ın ikinci şehzadesidir. Annesinin Gülbahar Hatun olduğu, vakfiyesiyle kesinlik kazanmıştır. 851 [1447-48] yılının zilkade ayında doğdu. Yedi yaşında iken Amasya valisi oldu. Amasya beylerbeyi Ali Paşa da lalası olarak Amasya'nın korunmasında görev aldı.

Amasyalı Kemal Paşazâde Şemseddîn Ahmed Efendi, Osman Oğulları Tarihi'nin (Tevârîh-i Âl-i Osmân) 7. defterinde, 858 [1454] yılı olayları arasında şöyle diyor:

"Dünyayı fetheden sultan, emirleri geçerli hakan, mutlu talihi ve artan devletiyle o yeni saraya girdi. Edirne'yi yüce göklere erişen başkenti yaparak hümâyun gölgesiyle o tarafı şereflendirdi. Eski taht şehri olan Manisa'yı, değerli oğlu Sultan Mustafa'ya uygun gördü.

Gönlünün sevgilisi, değerli oğlu olan, doğru yolda şehzâde ve mutlu tacdar Sultan Bayezid'i ise, büyük Osman Oğulları sultanlarının eski başkenti olan Amasya'ya göndererek Anadolu'ya (Rûm diyarına) hükümdar yaptı.

Anılan yer mübarek ve uğurludur; zamanın felaketlerinden insanları koruyan bir sığınak olageldiğinden, oturmak için onu seçti.

Eski tarihlerde Harcene adıyla anılan Amasya'ya, içine kederli giren sevinçle çıkar ve gamın bağından canı kurtulur. Çağın nadir şehri, zamanın ünlü yeri olmuş, meşhur bir şehirdir. Önünden akan nehir, Mısır'ı kıskandırır, Nil'e gıpta ettirir."

Farsça şiir:

Mısır'a ve Nil'e denk demem ona;
Girişi cennet gibidir, içinde Selsebil vardır.
Irmağının kıyısı her yandan ekinliktir,
Dolapları gök gibi durmadan döner.
Köyleri ve tarlaları her yanda uçsuz bucaksızdır,
Ekinlerinin sınırını bir sınır bekçisi gözetir.

Türkçe şiir:

Irmağının suyu kevser suyudur,
Tertemiz toprağı abir ve anber gibi (hoş kokulu)dır.
Gel, onun Sevâdiyye'sini seyret,
Çağın sarayları içinde ne manzaradır gör.
Dünyanın göz bebeği ya da
Yedi iklimin yanağındaki ben gibidir.

Sultan Bayezid'in Amasya'ya gelişinde ilk lalası Ali Paşa, ilk nişancısı Amasya âlimlerinden Hacı İbrâhimzâde Kemâleddîn Ahmed Çelebi, ilk defterdarı Hacı Mahmûd Çelebizâde Sa'deddîn Çelebi, ilk divan kâtibi Ahi Sâbıkeddîn soyundan Sa'dî Çelebi oldu.

Kadı Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi ile müftü Mevlânâ Zeyneddîn Halîl Çelebi görevlerini sürdürdü. Ahmed Beyzâde Hamza Bey, maiyetindeki emirlerden olup Amasya'nın korunmasıyla görevlendirildi.

858 [1454] yılında Kadı Abdurrahmân Çelebi'nin kızı, kadın âlimlerden Selâmet Hatun, Kuşköprü yakınındaki zâviye ve türbesini tamamlayıp bunların giderlerine karşılık olmak üzere mülk ve gelir getiren yerlerini vakfetti.

859 [1454-55] yılında Amasya'dan epeyce kişi İstanbul'a taşındığı sırada, büyük âlimlerden, İbni Meddâs diye bilinen eski Amasya müftüsü Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi de İstanbul'a gidip Unkapanı yakınında, bugüne kadar İbni Meddâs adıyla anılan mahallede oturdu.

860 [1455-56] yılının muharrem ayında Amasya kadısı Muslihzâde Nizâmeddîn Abdurrahmân Çelebi öldü; yerine oğlu Şemseddîn Mehmed Çelebi Amasya kadısı oldu. Öbür kardeşleri Bedreddîn Mahmûd ile Seyyideddîn Ahmed Çelebi'lerdir.

861 [1456-57] yılında şehzâde Sultan Bayezid Edirne'ye çağrılıp büyük bir sünnet düğünü yapıldı. Lalası Ali Paşa da birlikte gittiğinden Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa Amasya vali kaymakamı oldu. Şehzâde üç ay sonra dönüp Hızır Paşa'yı atabey ve Amasya muhafızı olarak atadı.

862 [1457-58] yılının başlarında büyük sûfî şeyhlerden, Yenice köyünde oturan es-Seyyid Sadreddîn Mehmed bin Hüseyin bin Alî el-Horasânî öldü ve orada bulunan zâviyesinin hazîresine gömüldü. Oğulları Hüseyin, Abdullah ve İbrâhim Efendiler Amasya'da müderristiler.

863 [1458-59] yılının muharrem ayı başlarında Merzifon'da yol arayanlara rehberlik etmekle uğraşan, Zeynîyye halifelerinden eş-Şeyh Nizâmeddîn Abdurrahîm el-Merzifônî öldü. Merzifon'da kendisine ayrılmış türbesine gömüldü.

864 [1459-60] yılında Türkiye tarihçilerinin pîri ve en eskisi olan, ünlü bilgin Amasyalı Şükrullâh Çelebi bin Şihâbeddîn Ahmed Bâlî Çelebi İstanbul'da öldü. Amasyalılardan Îsâ Beyzâde İshâk Paşa bin İbrâhim Bey, Anadolu beylerbeyi olarak Ankara'ya gitti.

865 [1460-61] yılında Amasya müftüsü Zeyneddîn Halîl Çelebi öldü; yerine, ünlü müderrislerden "Gerçekoğlu" diye bilinen Musliheddîn Mustafa Efendi bin Menteşe Çelebi Amasya müftüsü oldu. Nişancı Kemâl Çelebi İstanbul'da kalınca yerine Mü'eyyedzâde Alî Çelebi nişancı olarak atandı.

Aynı yıl, Amasya darphanesinde on yıldan beri basılan aslan resimli mankırların basımı kaldırılıp padişah adına basılması emredildi. Amasyalılardan sultanın hocası Hâce Hayreddîn Hızır Efendi kazasker oldu.

866 [1461-62] yılında Amasya ileri gelenlerinden Kedağralı Hacı Beyzâde Halîl Bey bin Gâzi Mehmed Bey'in maiyetindeki emirlerden olan yeğeni, Tâcî Bey diye ünlenen Tâceddîn İbrâhim Çelebi bin Safî Çelebi şehzâdeye bağlandı.

867 [1462-63] yılında Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Çelebi hakkındaki şikâyetler art arda geliyordu. Eski Edirne kadısı Candârlızâde vezir Halîl Paşa'nın oğlu Tâceddîn İbrâhim Çelebi, Amasya kadısı olarak İstanbul'dan geldi. Şehzâde Sultan Abdullah doğdu.

868 [1463-64] yılında Amasya muhafızı Şarabdâr Hamza Bey hakkında bazı sözler çıktığından, Tokat sancak beyi olup Amasya emirlerinden bulunan el-Hâc Hamza Bey bin Ahmed Bey Amasya muhafızı olarak atandı. Amasyalılardan Kemâleddîn Ahmed Paşa divân-ı hümâyunda üçüncü vezir, Muslihzâde Bedreddîn Mahmûd Efendi kazasker oldu.

869 [1464-65] yılında eski Amasya kadısı Muslihzâde Şemseddîn Mehmed Efendi yeniden Amasya kadılığına getirildi. 870 [1465-66] yılında şehzâde Sultan Ahmed doğdu. Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hızır Paşa, kendi mahallesinde yaptırdığı cami, medrese, imaret ve hamamı bitirince mülk ve gelir getiren yerlerini bu hayır eserlerinin giderlerine vakfetti.

Bu sırada bazı olaylar çıktığından Hızır Paşa emekliye sevk edildi. Kemal Paşa şehzâdeye lala ve memleket işlerinin yöneticisi olarak Amasya'ya geldi. 871 [1466-67] yılında şehzâde Sultan Şehinşâh doğdu. Amasyalılardan İshâk Paşa üçüncü vezir oldu.

872 [1467-68] yılında Konya alındı. Halkından bir kısmı Amasya'ya nakledilip yerleştirildi. Bunlar arasında, Amasya'da Hacı Şâdgeldi'nin kazaskeri olan Cemâleddîn Mehmed Aksarâyî'nin torunlarından Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin Ahmed Çelebi Amasya'ya geldi.

873 [1468-69] yılında eski kadı Halîl Paşazâde İbrâhim Çelebi nişancı olarak şehzâdeye yaklaştı. Mü'eyyedzâde Alî Çelebi şehzâdenin sohbet arkadaşı oldu. Büyük emirlerden Hacı Beyzâde Kâsım Bey, vatanı olan Hakala köyünde başlattığı kârgir medreseyi bu yıl tamamlayıp giderleri için mülklerini vakfetti.

874 [1469-70] yılında, daha önce fethedilen Trabzon vilâyetinin valiliğine Sultan Bayezid'in oğlu şehzâde Sultan Abdullah atandı. Gelgiraslı Hayreddîn Hızır Paşa bin Hasan Çelebi lalası ve vilâyet muhafızı olarak onunla birlikte Amasya'dan gitti. Şehzâde Sultan Korkud bu yıl doğdu. Amasyalı İshâk Paşa sadrazam oldu.

875 [1470-71] yılında İran hükümdarı Uzun Hasan Şâh, Tokat sancak beyi Şarabdâr Hamza Bey'i aldatıp Tokat'a saldırdı. Sivas ve Tokat çevresini yağma ettirdi. Bundan çok üzülen şehzâdenin veziri Kemal Paşa Amasya'da öldü.

Bu olaylar Sultan Fâtih'e bildirilince son derece öfkelendi. Şehzâdenin nişancısı olan Halîl Paşazâde İbrâhim Paşa lala oldu. Yörgüç Paşazâde Süleyman Paşa vilâyet muhafızı olarak Amasya'ya geldi. Amasya şairlerinden Tâcî Bey nişancı oldu. Yavuz Sultan Selim bu yıl doğdu.

876 [1471-72] yılında Uzun Hasan Şâh'a karşı savaş hazırlıkları başladı. Tokat ve Sivas kadılarının durumunu denetlemek üzere Konya kadısı Musliheddîn Çelebi görevlendirildi. Bu sırada Amasya kadılığına Tokatlı Yûsuf Çelebizâde Muhyiddîn Mehmed Efendi vekâlet ediyordu.

877 [1472-73] yılında Amasya defterdarı Sa'deddîn Çelebi öldü; yerine Amasya ileri gelenlerinden, Hacı Bey diye ünlü Hacı Nevrûz Bey defterdar oldu. Sadrazam Amasyalı İshâk Paşa bin İbrâhim Bey görevden alındı; yerine Sarı İshâk Paşa bin Abdullah sadrazam oldu.

878 [1473-74] yılında Sultan Fâtih Mehmed, hümâyun ordusuyla Anadolu'ya geçti. Kastamonu valisi şehzâde Sultan Mustafa ile Amasya valisi şehzâde Sultan Bayezid askerleriyle yola çıkıp Kazova'da babalarına katıldılar.

Aynı yıl Sultan Fâtih, Uzun Hasan Şâh'ı yendi, ordusunu dağıttı, ileri gelenlerinden birçok kişiyi esir alarak 878 yılı cemâziyelâhir ayının ortalarında Amasya'ya geldi. Birlikte getirdiği esirlerden, Timur Han soyundan Mîrzâ Mehmed Bâkır, Mîrzâ Zeynel ve Mîrzâ Muzaffer Han'lar Kal'a-i Bâlâ zindanına kondu.

Esirler içinde, Amasya'dan gidip Uzun Hasan'a yaklaşarak vezirlik makamına çıkan, Rufâ'î soyundan, Seyyid Han diye ünlü Seyyid Abdullah Han da vardı. Seyyid olması ve babası Seyyid Nûreddîn Hamza Çelebi'ye gösterilen özel saygı yüzünden affedildi.

Sultan Fâtih'in Amasya'ya gelişinde Lala İbrâhim Paşa görevden alındı. Hümâyun ordusunun defterdarı olan Fenârîzâde Şemseddîn Ahmed Çelebi lala, Hızır Paşazâde Mahmûd Paşa ise vezir ve şehzâdenin sohbet arkadaşı oldu.

Bu savaşta ölen Amasya emirlerinden el-Hâc Hamza Bey, giderken mülklerini mahallesinde yaptırdığı mescit ve mektebin giderlerine vakfetmişti. Oğulları Ahmed, Kâsım ve Mahmûd Çelebi'ler vakfiyeyi bu yıl düzenlettiler.

Sultan Fâtih Amasya'da bir ay kaldı. Aynı yılın cemâziyelâhir ayında Amasya'dan kalkıp İstanbul'a gitti. Bu yılın sonlarında Amasya'nın kutbu sayılan Halvetî şeyhi Pîr Zekeriyyâ-yı Halvetî öldü ve şeyhinin yanına gömüldü. Yerine Kadızâde Pîr Abdurrahmân Hüsâmî Çelebi geçti.

879 [1474-75] yılında Sivas kadısı Mevlânâ Halîmî Lütfullâh Çelebi, Amasya valisi şehzâdenin çevresindekilerin çekiştirmesiyle görevden alındı, Tokat'a getirilip burada üç ay kadar hapsedildi, eziyet gördü; sonradan soruşturulup suçsuzluğu ortaya çıkınca serbest bırakıldı.

Halîmî Çelebi bundan son derece etkilenerek Arapça, söz sanatıyla dolu bir kaside düzenledi. Durumunu Sultan Fâtih'e kapalı anlatımla bildiren beyitleri tek tek açıkladı ve inceledi. Şehzâde Sultan Bayezid'in çevresini saranları ve kendisine kin besleyenleri açıkça belirtti. Şehzâdeyi yeme içme ve eğlenceye alıştıranların bunlar olduğunu anlattı.

880 [1475-76] yılında Amasyalı Halîmî Lütfullâh Çelebi İstanbul'a gitti. Amasya'da şehzâde Sultan Mahmûd doğdu. 881'de [1476-77] Halîmî Çelebi bilinen kasidesini Sultan Fâtih'e sundu ve derdini anlattı. Bu yıl Amasya'nın kutbu sayılan eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed bin Mahmûd el-Akdâğî öldü. Oğulları Bedreddîn Mahmûd, Hüsâmeddîn Hüseyin ve Kemâleddîn Ahmed Efendiler kaldı.

Bu sırada Amasya'nın ileri gelenleri şunlardı: Vezir ve sohbet arkadaşı Hızır Paşazâde Mahmûd Paşa, kardeşi Mehmed Paşa, lala Fenârîzâde Ahmed Bey, şeyhler şeyhi Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi, sultanın hocası Salâheddîn Mûsâ, hekim Hâce Nefîseddîn Mehmed Şirvânî.

Amasya muhafızı Kemâl Paşazâde Süleyman Bey, şairlerden nişancı Tâcî Bey, defterdar Hacı Nevrûz Bey, yakın görevli ve şair Âfitâbî Abdurrahmân Çelebi, Kerîmî Mehmed Çelebi, kadı Muslihzâde Mehmed Çelebi, müftü Gerçekzâde Şemseddîn Ahmed Çelebi, Mü'eyyedzâde Abdurrahmân Efendi.

882 [1477-78] yılında Sultan Fâtih tarafından gönderilen soruşturma heyeti Amasya'ya geldi. Oysa Sultan Bayezid, Mahmûd Paşa, Fenârîzâde Ahmed Bey, Mü'eyyedzâde Abdurrahmân Efendi ve Tâcî Bey Lâdik'e gitmişler, içten bir sohbet yapıyorlardı.

Heyetin başkanı vezirlerden Hamza Beyzâde Mustafa Paşa, uzun bir soruşturmadan sonra Amasya'dan kalkıp gitti. Ancak soruşturma sırasında epeyce olay çıktı. Halkın şikâyetleri birbirini bozuyor, ileri gelenleri birbirine düşürüyordu.

883 [1478-79] yılında gelen yüce fermanda Mahmûd Paşa, Tâcî Bey ve Abdurrahmân Efendi'nin idam edilmesi, ötekilerin görevden alınıp başka yerlere gönderilmesi emrolunmuştu. Fermanın içeriğini önceden öğrenen Tâcî Bey Bağdat'a, Abdurrahmân Efendi İran'a kaçtı. Zavallı Mahmûd Paşa idam edildi.

Fenârîzâde Ahmed Bey lalalıkta kaldı. Hoca Salâheddîn Efendi'nin yerine Horasânîzâde es-Seyyid Abdullah Efendi, Süleyman Bey'in yerine Yörgüç Paşazâde Süleyman Paşa, Tâcî Bey'in yerine el-Hâc Hamza Beyzâde Ahmed Bey sırasıyla hoca, muhafız ve nişancı oldular.

Kadı Mehmed Çelebi görevden alınıp yerine büyük kadılardan İzzeddînzâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi, müftünün yerine ise Halifet Medresesi müderrisi, "Mevlânâ Abdî" diye ünlü Şeyhzâde Abdülkerîm Çelebi geldi. Âfitâbî Abdurrahmân Çelebi Merzifon'a gönderildi. Kemâl Paşazâde Süleyman Bey Tokat sancak beyi oldu.

Şehzâde üzerinde pek çok etkisi olan Mü'eyyedzâde Alâ'eddîn Alî Çelebi evinde oturmayı sürdürdü. Defterdar Hacı Nevrûz Bey'in yerine de Amasyalı İshâk Paşazâde Pîrî Bey geldi. Kadın şairlerden Zeyneb Hatun İstanbul'a gitti. Hızır Paşazâde Mehmed Paşa da Rumeli'nde Semendire beyi oldu.

Ne var ki bunca karışıklığın sebebi Sultan Bayezid'in kendisiydi. Belki Mustafa Paşa'nın soruşturması da kin güdülerek yapılmış olmakla beraber Bayezid'in öğretisiydi. Her hâlde İkinci Bayezid şehzâdeliğinde ve saltanatının ilk yıllarında zaten yeme içme ve eğlenceye düşkün, arzu ve heveslerine yenik biriydi. Bir parça da saf yürekli olup her söze kanar, her söyleyeni dinlerdi.

Bu soruşturmada Fenârîzâde Ahmed Bey de içine karışmış olduğundan, hakkındaki şikâyetler üzerine en sonunda o da görevden alındı; yerine Hamza Beyzâde Mustafa Paşa lala ve memleket işlerinin yöneticisi olarak 883 yılında Amasya'ya yeniden geldi.

884 [1479-80] yılında hoca olarak atanan es-Seyyid Abdullah Efendi Bursa'da Sultâniye müderrisliğine nakledildi; yerine Amasyalı Hatîb Kâsım Efendi sultanın hocası oldu. Mu'arrifzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi de hoca olarak İstanbul'dan geldi.

Aynı şekilde şehzâdenin imamı olan Çorumluoğlu Alâ'eddîn Alî Efendi de olaya karıştı. İmamlıktan alınıp Gümüş'te Hacı Halîl Paşa Medresesi müderrisi olarak oraya gönderildi. Akdağlı Şeyhzâde Bedreddîn Mahmûd Efendi imam oldu.

885 [1480-81] yılının muharrem ayında Bursa'da Murâdiye müderrisi olan Amasyalı Molla Beylikzâde, "Vildân Efendi" diye ünlü Muhyiddîn Mehmed Efendi Anadolu kazaskeri olarak İstanbul'a geldi. Aynı şekilde Selanik valisi Amasyalı İshâk Paşa İstanbul'a çağrıldı.

886 [1481-82] yılı rebîulevvel ayının dördüncü günü ölen Fâtih Sultan Mehmed Han'ın yerine, oğlu olan Amasya valisi Sultan Bayezid'i tahta çağırmak için Keklik Mustafa Ağa rebîulevvelin on ikinci günü Amasya'ya geldi. Bu çağrıda İshâk Paşa'nın büyük yardımı olmuştu.

Aynı zamanda Konya valisi olan öbür şehzâde Sultan Cem'e de sadrazam Karamânî Mehmed Paşa çağrı mektubu ve adam göndermişti. Sultan Bayezid gelinceye kadar naip sultan olmak üzere oğlu Sultan Korkud tahta çıkarılmıştı.

Sultan Bayezid, 886 yılı rebîulevvelinin on ikinci günü Amasya'dan yola çıktı. Yerine büyük oğlu Sultan Ahmed'i Amasya valiliğine atayıp ayın yirmisinde İstanbul'a ulaşarak tahta çıktı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • lala: şehzâdenin eğitimine ve yönetimine bakan deneyimli devlet adamı, öğretmen ve yönetici
  • vâlî / beylerbeyi: vali; il ya da sancağın yönetici
  • muhâfız: bir şehrin ve çevresinin güvenliğinden sorumlu görevli
  • nişancı: fermanları tuğrayla işaretleyen, yazışmaların başında bulunan görevli
  • defterdâr: mali işlerin başı
  • kâtib-i dîvân: divan yazmanı
  • mankır: küçük değerli, bakır para
  • darbhâne: darphane, para basılan yer
  • kazasker: ordu kadısı; yüksek yargı ve ilmiye görevlisi
  • musâhib: şehzâdenin yakın sohbet arkadaşı
  • nakl-i hâne: ev taşıma, göç
  • hıtân / sünnet düğünü: şehzâdelerin sünnet şenliği
  • hayrât: vakıf yoluyla yaptırılan hayır eserleri
  • akârât ve emlâk: kira getiren mülkler ve gayrimenkuller
  • tazallüm-i hâl: uğradığı haksızlığı arz etme, şikâyet
  • kasîde-i tâiyye: dizeleri "te" harfiyle biten Arapça kaside
  • ayş u nûş: yeme içme ve eğlence
  • hey'et-i tahkîkiyye: soruşturma kurulu
  • i'dâm / azl / tahvîl: öldürülme, görevden alınma, başka göreve nakledilme

Şehzâde Bayezid'in Amasya Yılları

Hüsameddin'in verdiği doğum ve atanma bilgileri, bugünkü kaynaklarla büyük ölçüde örtüşür. Bayezid'in 1448'de Dimetoka'da doğduğu, Fâtih'in Gülbahar Hatun'dan olan büyük oğlu olduğu ve yedi yaşında Amasya sancak beyliğine gönderildiği Osmanlı tarihi ansiklopedilerinde yer alır. Hüsameddin 851 yılının zilkadesini verir; bu, 1448'in ilk aylarına denk düşer. Atanma tarihi ise kaynaklarda 1454, 1455 ya da 1456 olarak değişir. Hüsameddin'in 858 [1454] yılı kaydı bunlardan ilkiyle uyuşur.

Annesi Gülbahar Hatun'un oğlunun yanında Amasya'ya gittiği ve 1481'de Bayezid tahta çıkıncaya kadar bu şehirde yaşadığı bilinir. Gülbahar Hatun hakkında kaynaklarda genel olarak az bilgi vardır. Saraya 1446'da girdiği rivayet edilir. Fâtih'in 1461'deki Trabzon seferi sırasında kendisine Amasya'da bir köyün mülk olarak verildiği, Tokat ve Amasya'da bazı vakıfları bulunduğu yazılır. Hüsameddin'in "vakfiyesiyle sabittir" demesi, vakıf kayıtlarının varlığıyla uyumludur. 1468 tarihli bir hüccette ise Amasya'da Veled-i Kuzgun mahallesinde bir mülkün alım satımı için adı "Gülbahar bint Abdullah" olarak geçer; bu ifade, saraya esir ya da cariye olarak getirildiğini düşündürür. Kasım 1479 tarihli bir hükümde Fâtih'in, bölgedeki mülklerin çoğunun hukuka aykırı biçimde onun elinde bulunduğunu belirterek bunların timar olarak dağıtılmasını istediği anlaşılır. Araştırmacılar bunu, Fâtih'in Amasya'daki oğlu ve annesine karşı tavrı olarak yorumlar.

Bayezid'in Amasya'da sanatçıları ve âlimleri çevresinde topladığı, Çandarlı İbrâhim ve Yahyâ Paşa gibi deneyimli devlet adamlarının lalalığını gördüğü, Muarrifzâde'den okuduğu ve hattat Şeyh Hamdullah'tan yazı dersi alıp icazet kazandığı kaynaklarda belirtilir. Hüsameddin'in 884 [1479-80] yılında İstanbul'dan gelen hoca olarak andığı Mu'arrifzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi, Kemalpaşazâde'nin hocaları arasında da sayılır. Bayezid, tahta çıkarken Şeyh Hamdullah'ı ailesiyle birlikte İstanbul'a çağırmıştır.

Otlukbeli ve Uzun Hasan Savaşı

Hüsameddin'in 878 [1473-74] yılı olarak anlattığı sefer, bilinen adıyla Otlukbeli Savaşı'dır. Bayezid Kazova'da babasının ordusuna katılmış, savaşta sağ kolda yer almıştır. Fâtih, Uzun Hasan'ı yenip Amasya'ya döndüğünde şehirde bir ay kadar kalmış ve oğluyla birlikte olmuştur. Tokat'ın Akkoyunlu kuvvetlerince tahrip edilişini ise Turan 1472'de, Yûsufca Mirza'nın komutasında gerçekleşmiş olarak verir; Hüsameddin bunu 875 [1470-71] yılına koyar ve olayı Uzun Hasan'ın kendisine bağlar. Şarabdâr Hamza Bey'in aldatılmasına ilişkin ayrıntı için başka bir kaynağa rastlanmadı.

Halîmî Lütfullâh Olayı ve 1478 Soruşturması

Metindeki en ayrıntılı olay, Sivas kadısı Halîmî'nin başına gelenlerdir. Bugünkü kaynaklar bunu şöyle doğrular: Ailesi Sivaslı olan, muhtemelen Amasya'da doğup büyüyen Halîmî, Sivas kadısı iken şehzâde Bayezid'i kötü yola teşvik edenlere engel olmak istemiş, iftiraya uğrayarak 1474'te görevden alınıp Tokat'ta hapsedilmiştir. Üç ay sonra suçsuz olduğu anlaşılınca serbest kalmış, Fâtih'e Arapça bir kaside yazmıştır. 1475-76'da İstanbul'a gidip kasideyi beyit beyit açıklamış, şehzâdeyi içki, kumar ve uyuşturucuya alıştıranları göstermiştir. Fâtih'in Hamza Beyzâde Mustafa Paşa başkanlığında Amasya'ya bir soruşturma kurulu göndermesi ve Mahmûd Paşa, Tâcî Bey ile Abdurrahmân Efendi'nin idamını istemesi de aynı kaynaklarda geçer. Tâcî Bey'in Bağdat'a, Abdurrahmân Efendi'nin İran'a kaçması, Mahmûd Paşa'nın ise idam edilmesi Hüsameddin'in anlattığıyla örtüşür. Kasidenin Fâtih Kütüphanesi'nde bulunan tek nüshası, Hüsameddin'in 574 numaralı dipnotundaki yorumunu destekler. Bugün Süleymaniye Kütüphanesi'nde, Halîmî'nin kendi el yazısıyla yazılmış olan elli bir beyitlik kasidenin şerhi (Ayasofya, 4088) bulunmaktadır.

Şehzâde Bayezid'in yaşam biçimine dair bu olay, başka bir kaynak olan Turan'ın II. Bayezid maddesinde de teyit edilir. Bayezid'in afyon kullandığı için bir ara babasıyla arasının açıldığı, Fâtih'in oğlunu bu yola sürükleyen Hızır Paşazâde Mahmud ile Müeyyedzâde Abdurrahman'ın öldürülmesini emrettiği, Bayezid'in ise musâhiplerini koruyup babasına bazı "müferrihât"tan vazgeçtiğini bildirerek af dilediği yazılır. Hüsameddin de aynı olayı, "bu kadar herc ü mercin sebebi Sultân Bâyezîd'in kendisi idi" diyerek şehzâdenin kişiliğine bağlar. Bu yorumun Hüsameddin'e ait bir değerlendirme olduğunu, aynı olayı farklı yorumlayan başka araştırmaların da bulunabileceğini akılda tutmak gerekir.

Hüsameddin'in 575 numaralı dipnotu, fermanın tarihi konusunda bir tartışmaya işaret eder. Ferîdûn Bey'in Münşe'âtı'nda bu ferman 881, bazen 883 olarak gösterilir. Hüsameddin ise 882 yılının rebîulevvelinde Bayezid'in Lâdik'te Mü'eyyedzâde Abdurrahmân Efendi'yle birlikte bulunduğunu, Abdurrahmân Efendi'nin eline geçen bir kitabın ilk sayfasına yazdığı nottan öğrendiğini söyler ve fermanı 883'e yerleştirir. Halîmî maddesi ise Halîmî'nin İstanbul'a gidişini 880'e [1475-76] bağlar; Hüsameddin kasidenin sunuluşunu 881 olarak verir. Aradaki fark bir yıl kadardır.

Kemalpaşazâde'nin Amasya Övgüsü

Metindeki uzun alıntı, Osmanlı tarihçisi ve şeyhülislam Kemalpaşazâde'ye (Şemseddin Ahmed) aittir. Kemalpaşazâde 3 Zilkade 873'te [15 Mayıs 1469] doğmuştur. Doğum yeri kaynaklarda Tokat, Edirne ya da Amasya olarak gösterilir; Amasyalı olduğu da öne sürülür. Hüsameddin 573 numaralı dipnotunda onun Amasya'nın Sevâdiyye Mahallesi'nde doğduğunu söyler. Bu bilgi, Turan'ın maddesinde "Amasyalı olduğu ileri sürülmektedir" diye Hüsameddin'e atıfla aktarılır; yani doğum yeri konusu hâlâ kesin değildir. Kemalpaşazâde'nin dedesi Kemal Paşa, şehzâde Bayezid'in lalasıdır. Babası Süleyman Çelebi 879'da [1474-75] Amasya muhafızlığına, 883'te [1478] Tokat sancak beyliğine atanmıştır; Hüsameddin'in metnindeki Kemâl Paşazâde Süleyman Bey kayıtları bununla uyuşur. Kemalpaşazâde Kur'an'ı ezberledikten sonra Amasya âlimlerinden Arapça, mantık ve Farsça öğrenmiş, önce askerlik yapmış, sonra ilmiye yoluna geçmiştir. 1526'dan itibaren şeyhülislamlık yapmış ve 1534'te ölmüştür.

Alıntıdaki "Harcene" adı, Amasya'nın eski tarihlerde anıldığı addır. Alıntıda Amasya'nın nehri Mısır'ı kıskandıran, Nil'e gıpta ettiren bir ırmak olarak övülür; Türkçe şiir ise Sevâdiyye'yi över. Farsça şiirin metni basılı kitapta bozuk okunduğundan Türkçe karşılığı, özellikle son beyitte, yaklaşıktır.

Amasya'da Yapılan Hayır Eserleri ve Bugünkü Durum

Hüsameddin'in sıraladığı yıllık kayıtlar, o dönem Amasya'sının âlimleri, kadıları, emirleri ve vakıflarıyla bir toplum tablosu çizer. Metinde geçen Selâmet Hatun zâviyesi, Hızır Paşa'nın cami, medrese, imaret ve hamamı, Hacı Beyzâde Kâsım Bey'in Hakala medresesi ve el-Hâc Hamza Bey'in mescidi gibi yapılar, şehzâdeler döneminde Amasya'da çok sayıda caminin ve mescidin yapıldığını gösteren genel tabloya uyar. Bu dönemde Amasya'da, mevcut kırk sekiz Müslüman mahallesinin on üçünde cami, camisi olmayan yirmi dört mahallede de yirmi beş mescit inşa edildiği bir araştırmada hesaplanmıştır.

Amasya darphanesindeki "arslan resimli mankır" kaydı da ilgi çekicidir. Hüsameddin buna 865 [1460-61] yılında yer verir ve on yıldır basılan bu paranın kaldırılıp padişah adına basılmasının emredildiğini bildirir. Bu bilgi için başka bir kaynağa rastlanmadı; Hüsameddin'in kendi aktarımı olarak okunmalıdır.

Taht Çağrısı ve Amasya'dan Ayrılış

Metnin son bölümü, Fâtih'in 3 Mayıs 1481'de ölümüyle ilgilidir. Hüsameddin, Bayezid'e giden ulağın Keklik Mustafa Ağa olduğunu, İshâk Paşa'nın çağrıda büyük payı bulunduğunu yazar. Turan da aynı kişileri anar: Vezîriâzam Karamânî Mehmed Paşa'nın Cem'den yana olduğunu, İstanbul muhafızı İshak Paşa ile Bayezid'in damatlarının ise Bayezid'i istediğini, Cem'e giden ulağın yolunun kesildiğini ve Korkut'un babasına vekâleten tahta oturtulduğunu belirtir. Bayezid babasının ölümünü 7 Mayıs'ta öğrenmiş, 4000 atlıyla yola çıkıp 21 Mayıs'ta Üsküdar'a ulaşmıştır. Hüsameddin ise Bayezid'in rebîulevvelin on ikinci günü Amasya'dan çıkıp ayın yirmisinde İstanbul'a ulaştığını yazar; iki anlatım arasındaki gün farkları ayrıntıdadır. Fâtih'in oğullarından birini tercih ettiğine dair kayıtları Turan "gerçeği yansıtmaktan uzak" bulur.

Amasya'daki cami, medrese, imaret ve tabhaneden oluşan Bayezid külliyesi 1481-1486 arasında yaptırılmıştır; kitabesine göre cami 1486'da tamamlanmıştır. Bayezid'in yerine vali bıraktığı oğlu Ahmed, bu inşaatın başında bulunmuştur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 475–480. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Şerafettin Turan, "Bayezid II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992 (islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii).
  • Feridun Emecen, "Gülbahar Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 14, İstanbul 1996 (islamansiklopedisi.org.tr/gulbahar-hatun).
  • "Halîmî, Lutfullah", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr/halimi-lutfullah).
  • Şerafettin Turan ve Şükrü Özen, "Kemalpaşazâde", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr/kemalpasazade).
  • "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", DergiPark makalesi (dergipark.org.tr/tr/download/article-file/19685).

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.