Sivaslıdır. "Boğazlıyanlıoğlu" demekle meşhûr bir mîr-i mîrândır. 1138 senesi cemâziyelevvelinin sekizinci günü Amasya mutasarrıfı ve Özi muhâfızı olup baş a'yân Hacı İbrâhim Bey Amasya mütesellimi oldu.
Çünkü Hacı İbrâhim Bey, İstanbul'da yeniçeri ocağında ocak imâmı olan Amasyalı Halîl Efendi'nin kayınpederi ve sadâret tezkirecisi Amasyalı İbrâhim Efendi'nin pek dostu idi.
Şa'bân ortalarında ünlü a'yândan nakîb kâ'im-makâmı Hocazâde Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi bin Abdullatîf Efendi bin Hoca Mehmed Efendi vefât edip Okmeydânı'nda yapdırdığı musallânın mihrâbı hizâsında Kurdboğan Türbesi'nin üst tarafında yol kenârına defn edildi. Yukarı Hamâm ittisâlindeki muhteşem konağı ve servet-i müdhişesi ihtiyâten zabt ve temhîr edildi. Iydîzâde Abdurrahîm Efendi nakîb kâ'im-makâmı oldu.
Şevvâl evâ'ilinde Hemedân'ın fethinde büyük yararlığı görülen Amasya mîralâyı Kara Hüseyin Bey mîrlivâlıkla Hemedân kalesi muhâfızı ve Kuloğlu Mustafâ Bey de Amasya mîrâlayı oldu.
1139 muharrem intihâbında baş [40] a'yân ve mütesellim Hacı İbrâhim Bey ve diğer ağalar yerinde kaldı. Kadı Çetenzâde Hacı Ahmed Efendi idâreli bir âlim olduğundan halka ve a'yâna kendini sevdirmişdi.
Rebî'ulevvel gurresinde Amasya serdârı Türk Şa'bânoğlu Altıncı Hüseyin Ağa bin Mehmed Ağa dâru'l-harbe sevk edilen askere başbuğ olup gitdi. Onuncu Mehmed Ağa da serdâr vekîli oldu.
Cemâziyelevvel gurresinde sâbık Tuzla kadısı Hacı Mustafâ Efendi Amasya kadısı olup tarafından Eyyûb Efendi Amasya nâ'ibi oldu. Bu esnâda Amasya dîvân kâtibi de Merzifonlu Eyyûb Efendi olduğundan Amasya şu'arâsının dillerinde "Sabr-ı Eyyûb" mazmûnları meydân aldı.
Ancak mutasarrıf Mehmed Paşa'nın Özi'de ve mütesellimi Hacı İbrâhim Bey'in Amasya'da tevâtüren sâbit olan ef'âl-i zâlimânesi üzerine mutasarrıf azl ve sonra katl edildiğinden Amasya sancağı Karahisâr-ı Şarkî sancağıyla birlikte Musul beylerbeyi Hacı Hüseyin Paşa'ya verildi.
Günümüz Türkçesiyle
Sivaslıdır. "Boğazlıyanlıoğlu" diye tanınan bir mîrimîrandır. 1138 [1725-26] yılı Cemaziyelevvel ayının sekizinci günü Amasya mutasarrıfı ve Özi muhafızı oldu; baş âyan Hacı İbrahim Bey de Amasya mütesellimi oldu.
Bunun sebebi, Hacı İbrahim Bey'in İstanbul'da yeniçeri ocağının ocak imamı olan Amasyalı Halil Efendi'nin kayınpederi ve sadaret tezkirecisi Amasyalı İbrahim Efendi'nin çok yakın dostu olmasıydı.
Şaban ortalarında tanınmış âyandan, nakîbüleşraf kaymakamı Hocazâde Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi vefat etti; kendisi Hoca Mehmed Efendi oğlu Abdüllatif Efendi'nin oğludur. Okmeydanı'nda yaptırdığı musallanın mihrabı hizasında, Kurtboğan Türbesi'nin üst tarafında yol kenarına defnedildi. Yukarı Hamam'ın bitişiğindeki görkemli konağı ile göz kamaştırıcı servetine ihtiyaten el konuldu ve mühürlendi. Iydîzâde Abdurrahim Efendi nakîbüleşraf kaymakamı oldu.
Şevval başlarında, Hemedan'ın fethinde büyük yararlık gösteren Amasya miralayı Kara Hüseyin Bey mirlivalıkla (sancakbeyi rütbesiyle) Hemedan kalesi muhafızı oldu; Kuloğlu Mustafa Bey de Amasya miralayı oldu.
1139 [1726-27] yılı Muharrem seçiminde baş âyan ve mütesellim Hacı İbrahim Bey ile diğer ağalar yerlerinde kaldı. Kadı Çetenzâde Hacı Ahmed Efendi idareli bir âlim olduğundan kendini halka ve âyana sevdirmişti.
Rebiülevvel ayının ilk günü Amasya serdarı, Mehmed Ağa oğlu Türk Şabanoğlu Altıncı Hüseyin Ağa, savaş bölgesine gönderilen askerin başbuğu olarak gitti; Onuncu Mehmed Ağa da serdar vekili oldu.
Cemaziyelevvel ayının ilk günü önceki Tuzla kadısı Hacı Mustafa Efendi Amasya kadısı oldu; onun tarafından Eyyûb Efendi Amasya naibi tayin edildi. Bu sırada Amasya divan kâtibi de Merzifonlu Eyyûb Efendi olduğundan Amasya şairlerinin dilinde "Sabr-ı Eyyûb" (Eyüp sabrı) üzerine nükteler dolaşmaya başladı.
Ancak mutasarrıf Mehmed Paşa'nın Özi'de, mütesellimi Hacı İbrahim Bey'in de Amasya'da yaptıkları, dilden dile yayılarak kesinleşen zulümler üzerine mutasarrıf görevden alındı, sonra da öldürüldü. Amasya sancağı Karahisâr-ı Şarkî sancağıyla birlikte Musul beylerbeyi Hacı Hüseyin Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ocak imâmı: yeniçeri ocağının imamı
- sadâret tezkirecisi: sadrazamın yazışmalarını yürüten kâtip
- musallâ: açık havada namaz kılınan, cenaze ve bayram namazları için ayrılmış yer
- ittisâl: bitişik olma, yanı
- servet-i müdhişe: göz kamaştırıcı, şaşırtıcı büyüklükte servet
- zabt ve temhîr: el koyma ve mühürleme
- mîralay: alaybeyi, sancağın tımarlı sipahi komutanı
- mîrlivâ: sancakbeyi rütbesi
- intihâb: seçim
- dâru'l-harb: savaş bölgesi
- başbuğ: komutan, başkomutan
- mazmûn: nükteli söz, ince anlamlı benzetme
- tevâtüren sâbit: pek çok kişinin anlatmasıyla kesinleşmiş
- ef'âl-i zâlimâne: zalimce davranışlar
Boğazlıyanlı Mehmed Paşa
İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Çapanoğulları üzerine yazdığı makalede, bu yıllarda adı geçen bir Boğazlıyanlı Mehmed Paşa'dan söz edilir. Buna göre Mehmed Paşa arpalık suretiyle Kayseri, Niğde ve Kırşehir mutasarrıfıdır. Çapanoğlu Ahmed Paşa'nın oğlu Mustafa Bey onun başbölükbaşısı olarak İran seferine katılmış, savaşta yaralanınca Tebriz seraskeri Köprülüzâde Abdullah Paşa'dan izin alarak memleketine dönmüş; iyileşip cepheye dönerken Erzurum yöresinde eşkıyalık yapan bölükbaşılarla birlikte görüldüğü için hakkında Muharrem 1139 (Eylül 1726) tarihli bir ferman çıkarılmış, sonra eşkıyayla bir ilgisi olmadığı anlaşılarak kurtulmuştur. Boğazlıyan Bozok sancağına bağlı bir kasaba olduğundan, Hüsâmeddin'in "Sivaslı Boğazlıyanlıoğlu" dediği paşa ile Uzunçarşılı'nın Boğazlıyanlı Mehmed Paşa'sının aynı kişi olması mümkündür. Ancak iki kaynak arasında bu bağı kuracak doğrudan bir kayıt bulunamadı.
Hüsâmeddin'e göre bu paşanın akıbeti selefi Osman Paşa'nınkiyle aynıdır: Özi muhafızıyken işlediği zulümler yüzünden önce azledilmiş, sonra öldürülmüştür. Böylece iki yıl içinde Amasya mutasarrıfı ve Özi muhafızı olan iki paşa art arda idam edilmiş olur.
Hacı İbrahim Bey'in İstanbul'daki Dayanakları
Hüsâmeddin'in Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'in mütesellimliğe nasıl getirildiğini açıklarken verdiği gerekçe, taşra yönetiminin işleyişine dair çok öğretici bir ayrıntıdır. İbrahim Bey'in dayanağı yeniçeri ocağının imamı olan damadı Halil Efendi ile sadaret tezkirecisi olan dostu İbrahim Efendi'dir; ikisi de Amasyalıdır. Başkentteki hemşehri ağı, Amasya'daki bir âyanın sancağın yönetimini eline almasını sağlamıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin mütesellim maddesi, XVIII. yüzyılda mütesellim olacak kişinin kapı kethüdası aracılığıyla İstanbul'a bildirildiğini ve bir fermanla onaylanması gerektiğini, sancaklardaki mütesellimliklerin çoğunun da yerli hanedanların eline geçtiğini kaydeder. İbrahim Bey'in mütesellimliği bu düzenin tipik bir örneğidir; mütesellimlik ve baş âyanlığın aynı kişide toplanması ise ilerleyen maddelerde anlatılacak büyük çatışmanın zeminini hazırlar.
Emîr Hacı ve Kurtboğan Türbesi
"Emîr Hacı" diye anılan Hocazâde Abdüllatif Çelebi'nin mirası bir sonraki maddede ayrıca konu edilir; servetine ihtiyaten el konulması, büyük mirasların devlet ya da mirasçılar adına titizlikle kayda geçirildiğini gösterir. Defnedildiği yer olarak anılan Kurtboğan Türbesi bugün de ayaktadır. Şehir merkezinde, tren garının yanındaki türbe XV. yüzyılda dört kare ayak üzerine tek kubbeli olarak, baldaken tarzında yapılmıştır ve Anadolu'daki en büyük baldaken türbelerden biri sayılır. Türbe, Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in babası Şeyh Şerefeddin Hamza'ya (Hamza Şâmî bin Mehmed) aittir. Kimi kaynaklarda şeyhin 1383'te Horasan'dan gelip Amasya'nın Kavak denen bugünkü gar bölgesine yerleştiği, Pîr İlyas'ın müridi ve ilk halifesi olduğu ve 1415'te vefat ettiği kaydedilir. "Kurtboğan" lakabı, şeyhin vefat ettiği gece kabrini açmak isteyen bir kurdun ölü bulunduğuna dair yerel rivayete dayanır. Mezar taşlarından bir kısmı Amasya Arkeoloji ve Mumya Müzesi'nde korunmaktadır. Emîr Hacı'nın musallasının bulunduğu Okmeydanı ve konağının yanındaki Yukarı Hamam hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Hemedan'ın Fethi ve Kara Hüseyin Bey
Kara Hüseyin Bey'in yararlık gösterdiği Hemedan fethi, 1723-1727 İran savaşının en büyük başarılarından biridir. Bağdat valisi Eyyubî Hasan Paşa'nın ölümünden sonra seraskerliğe getirilen Ahmed Paşa, emrine verilen Musul, Şehrizor ve başka eyaletlerin kuvvetleriyle Hemedan'ı 29 Haziran 1724'te kuşatmış; lağımlarla surlarda gedikler açılmış, kale elli dokuz günlük kuşatmadan sonra 11 Zilhicce 1136'da (31 Ağustos 1724) alınmıştır. Zafer haberi İstanbul'da üç gün şenlikle kutlanmıştır. Hüsâmeddin'in Kara Hüseyin Bey'e verilen ödülü Şevval 1138'e (Haziran 1726) koyması, ödülün fetihten yaklaşık iki yıl sonra geldiğini gösterir. Hemedan 1727 antlaşmasıyla Osmanlılara kalmış, 1729-1730 yıllarında Kilis, Diyarbakır ve Mardin'den getirilen piyade ve süvari levendleriyle takviye edilmiştir. Kara Hüseyin Bey'in Hemedan muhafızı olarak şehit düşmesi bir sonraki maddede anlatılır.
"Sabr-ı Eyyûb" nüktesi ise aynı anda naiblik ve divan kâtipliğinde iki Eyyûb Efendi bulunmasından doğmuştur. Hüsâmeddin'in bu küçük ayrıntıyı kaydetmesi, kronik dilinin arasına şehrin günlük hayatından bir sesin karıştığı nadir yerlerden biridir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 638–639. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Çapanoğulları", Belleten, 38/150 (Nisan 1974). https://belleten.gov.tr/eng/full-text/1311/tur
- Yücel Özkaya, "Mütesellim", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32, 2006, s. 203-204. https://islamansiklopedisi.org.tr/mutesellim
- Tahsin Yazıcı, "Hemedan", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, s. 183-185. https://islamansiklopedisi.org.tr/hemedan
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar