İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Tâceddîn Devletşâh

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 454–455 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Ankara'da Osmânlılar'dan evvel hükûmet eden Devletşâhoğlu Melik Nâsıreddîn Bahtiyâr Bey'in oğludur. Halk arasında Bahtiyâroğlu "Kara Devletşâh" demekle meşhûr bir nâkesdir. Timur tarafından Amasya emîri nasb edilmişdi.

Kara Devletşâh, küçük yaşında Hacı Şâdgeldi Paşa'ya ilticâ ederek onun ni'metiyle perverde olmuş, Devâtdâr Ahmed Paşa'nın lütuflarını [164] görmüşdü. Bununla beraber isyân ederek eşkıyâvârî köyleri basıp gâret ve Kadı Burhân'a gidip küfrân-ı ni'met etmiş sefîh, zâlim bir nâmerd idi.

Amasya a'yânı bu zâlimin ayârını tamâmiyle bildikleri cihetle bunu Amasya'ya yanaşdırmamağa ahd ederek bir cesâret-i medeniyye göstermişlerdi. Amasyalılar'ın a'yânı ve efrâdı bu husûsda ittifâk ederek Yâkût Paşa'ya bütün kuvvetleriyle muzâheret etmişlerdi.

A'yânın başında kibâr-ı ulemâdan Amasya müftüsü Gümüşlüzâde Şücâ'eddîn İlyâs, Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi olup "Saru Şeyh" demekle meşhûr Şihâbeddîn Ahmed, müderris "Şeker Çelebi" demekle meşhûr Şemseddîn Ahmed, Lâdikli Tâceddîn İsrâfil Çelebiler vardı.

Amasya kadısı İzzeddîn Hasan Çelebi hasta olmakla beraber dâhil-i ittifâk olup Kadı İmâdzâdeler'den el-Hâc Bedreddîn Mahmûd Çelebi kadıya nâib oldu. Ümerâdan Halifetzâde Ebûbekir, Yazarlıoğlu Ya'kûb Beyler bu ittifâkı takviye ediyorlardı. Bu ittifâkı idâre eden Yâkût Paşa idi.

Çünkü Kara Devletşâh, ma'iyyetinde on iki bin kadar süvârîden mürekkeb bir kuvvet olduğu hâlde gelip Amasya'nın şimâl boğazına dayanmış, Hakala Köyü'ne inmiş, Suluova'yı tutmuşdu. Amasya havâlîsine buradan hükûmet ediyordu.

Bu zamânda Amasya'nın iki vâlîsi vardı: Biri Yâkût Paşa [165] olup Amasya şehrine ve kalesine hâkimdi. Diğeri Kara Devletşâh olup Amasya hâricine ve havâlîsine hâkimdi. Amasyalılar boğazları tutup kapamışlardı.

Amasya'nın hâricinde Amasya ittifâkına giren beylerden Lâdik emîri Mes'ûd, Mecidözü emîri Cibrîlzâde Hacı Turkad, hâssaten Köprü emîri Taşanzâde Alî, Ahmed, Kâsım Beyler Kara Devletşâh'a karşı koymuşlardı.

Kara Devletşâh, Amasya'nın bu ittifâkını haber aldıkda derhâl efendisi Timur Hân'a mürâca'at ve ilticâ ederek Amasya a'yânına hitâben bir fermân alıp gönderdi. Amasyalılar'a pek çok va'd u va'îdlerde bulundu.

Fakat Amasya a'yânı Kara Devletşâh'ın ahvâl ve mezâliminden bahs ederek Timur Hân'a bir tazarru'-nâme irsâl etdiler. "Âdî bir köle gönder itâ'at ederiz, lâkin zâlim Kara Devletşâh'a itâ'atdan bizi afv ediniz! dediler". İttifâklarında ısrâr ediyorlardı.

Bunun üzerine "Târîh-i Yezdî"de yazıldığı vechile Aksak Timur, kendi mahdûmu Kara Mehmed Sultân ile mu'allimi Nu'mâneddîn Abdülcebbâr el-Mu'tezilî adlı bir fâzılı oldukça mühim bir kuvve-i askeriyye ile Amasya'ya gönderdi. Amasya a'yân ve ulemâsını hâdde-i imtihândan geçirmek istedi.

Şu hey'et-i âliye, Amasya şehrine 805 senesi evâsıt-ı rebî'ulevvelinde muvâsalat etdiği gün kendisini büyük bir tehlikede gören Yâkût Paşa tegayyüb ederek Amasya'dan çıkdı. Doğruca Bolu'ya gidip şehzâde Sultân Mehmed'e ahvâli arz etdi. [166]

Amasya şehri ve ilmiyyesi müdhiş bir imtihâna da'vet edilmişdi. Bu imtihânda kazandığı sûretde Amasya şehri tahrîb ve yağmâdan, ahâlîsi katliâmdan yakasını kurtaracakdı. İmtihânı gayb etdiği dakîkada felâket muhakkakdı.

Gelen hey'et-i âliye, Amasya'nın a'yânını ve ulemâsını bir yere topladı. Fermân-ı hâkânîye karşı koyduklarının esbâbını sordu. Ulemâya da müşkilât-ı ulûm-ı akliyye ve nakliyyeden on su'âl îrâd etdi.

Amasya hey'et-i ilmiyyesi, o zamân pek yüksek zevâtdan mürekkebdi. Cümleden müftî-i memleket Gümüşlüzâde Pîr Şücâ'eddîn İlyâs Çelebi gâyet fâzıl, natûk, cesâret-i medeniyyesi yüksek bir zât idi. Sorulan müdhiş su'âllere bilâ-tela'süm gâyet mukni' cevâblar verdi. Gelen hey'et-i âliyeyi dûçâr-ı hayret ederek Amasya'yı ve halkını büyük bir felâketden kurtardı.

Kâtib Çelebi, "Süllemü'l-Vusûl ilâ Terâcimi'l-Fuhûl" adlı eser-i nâ-tamâmında⁵⁴⁴ Gümüşlüzâde Hazret-i Pîr İlyâs'ın terceme-i hâlinde diyor ki:

"Timur'un âdeti, gitdiği yerin ulemâsını imtihân ederek mu'allimi tarafından sorulan su'âllere cevâb verdikleri takdîrde o beldeyi tahrîb ve yağmâdan afv eder. Cevâb vermedikleri sûretde şehri tahrîb ve yağmâ, ahâlîsini katliâm eyler. ⁵⁴⁵ [167]

Amasya şehri ve ulemâsı bu imtihâna da'vet edildi. Meşâhîr-i fuzalâdan Pîr İlyâs, Abdülcebbâr'ın en müşkil gördüğü on su'âle bilâ-tela'süm cevâb vermekle Amasya'yı tahrîb ve yağmâ felâketinden kurtardı".

Fakat Saru Şeyh ile Şeker Çelebi de büyük hizmetler ve himmetler etmişlerdi. Uzûbet-i beyânından dolayı "Şeker Çelebi" denmiş olan Şemseddîn Ahmed Çelebi, gâyet nâtıka-perdâz, elsine-i selâse ile mütekellimdi.

Bu fuzalânın beyânâtı Kara Mehmed Sultân'ı, Amasya emâretine Devâtdâr Ahmed Paşazâde Şâdgeldi Bey'i ta'yîn etmeye ve Kara Devletşâh'dan vazgeçirmeye iknâ' edebildi. Şâdgeldi Bey, Amasya emâretine ta'yîn edildi.

Dipnotlar

  • 544 Müşârün-ileyhin bu eseri Şehzâde civârında Şehîd Alî Paşa Kütübhânesi'nde mevcûd ve yegânedir.
  • 545 Timur'un bu âdetini İbni Şıhne de "Ravzu'l-Menâzır"ında yazıyor ve kendisi de bu imtihâna da'vet edilip kazandığını tafsîl ediyor.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Ankara'da Osmanlılar'dan önce hüküm süren Devletşâhoğlu Melik Nâsıreddîn Bahtiyâr Bey'in oğludur. Halk arasında Bahtiyâroğlu "Kara Devletşâh" adıyla tanınan bir hayırsızdır. Timur tarafından Amasya emîri atanmıştı.

Kara Devletşâh küçük yaşında Hacı Şâdgeldi Paşa'ya sığınarak onun nimetiyle yetişmiş, Devâtdâr Ahmed Paşa'nın iyiliklerini görmüştü. Bununla birlikte isyan ederek eşkıya gibi köyleri basıp yağmalamış ve Kadı Burhân'a gidip nankörlük etmiş, akılsız, zalim bir alçaktı.

Amasya ileri gelenleri bu zalimin kötü huyunu tamamen bildikleri için onu Amasya'ya yaklaştırmamaya and içerek bir kentlilik cesareti göstermişlerdi. Amasyalılar'ın ileri gelenleri ve halkı bu konuda birleşerek Yâkût Paşa'yı bütün güçleriyle desteklemişlerdi.

İleri gelenlerin başında büyük âlimlerden Amasya müftüsü Gümüşlüzâde Şücâeddîn İlyâs, Hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi olup "Saru Şeyh" adıyla tanınan Şihâbeddîn Ahmed, müderris "Şeker Çelebi" adıyla tanınan Şemseddîn Ahmed ve Lâdikli Tâceddîn İsrâfil Çelebiler vardı.

Amasya kadısı İzzeddîn Hasan Çelebi hasta olmakla birlikte bu ittifaka katılmış, Kadı İmâdzâdeler'den el-Hâc Bedreddîn Mahmûd Çelebi kadıya vekil olmuştu. Emîrlerden Halifetzâde Ebûbekir ve Yazarlıoğlu Ya'kûb Beyler bu ittifakı güçlendiriyorlardı. Bu ittifakı yöneten Yâkût Paşa'ydı.

Çünkü Kara Devletşâh, maiyetinde on iki bin kadar atlıdan oluşan bir kuvvet olduğu hâlde gelip Amasya'nın kuzey boğazına dayanmış, Hakala Köyü'ne inmiş, Suluova'yı tutmuştu. Amasya çevresini buradan yönetiyordu.

Bu sırada Amasya'nın iki valisi vardı: Biri Yâkût Paşa olup Amasya şehrine ve kalesine hâkimdi. Öteki Kara Devletşâh olup Amasya'nın dışına ve çevresine hâkimdi. Amasyalılar boğazları tutup kapamışlardı.

Amasya'nın dışında Amasya ittifakına katılan beylerden Lâdik emîri Mes'ûd, Mecidözü emîri Cibrîlzâde Hacı Turkad ve özellikle Köprü emîri Taşanzâde Alî, Ahmed ve Kâsım Beyler Kara Devletşâh'a karşı koymuşlardı.

Kara Devletşâh, Amasya'nın bu ittifakını haber alınca hemen efendisi Timur Han'a başvurup sığındı ve Amasya ileri gelenlerine hitaben bir ferman alıp gönderdi. Amasyalılar'a pek çok vaat ve tehditlerde bulundu.

Fakat Amasya ileri gelenleri, Kara Devletşâh'ın durumundan ve zulümlerinden söz ederek Timur Han'a bir yalvarma mektubu gönderdiler. "Sıradan bir köle gönder, itaat ederiz, ama zalim Kara Devletşâh'a itaatten bizi bağışla! dediler". İttifaklarında direniyorlardı.

Bunun üzerine "Târîh-i Yezdî"de yazıldığı gibi Aksak Timur, kendi oğlu Kara Mehmed Sultan'ı ve öğretmeni Nu'mâneddîn Abdülcebbâr el-Mu'tezilî adlı bir âlimi hayli önemli bir askerî kuvvetle Amasya'ya gönderdi. Amasya ileri gelenlerini ve âlimlerini sınavdan geçirmek istedi.

Bu yüce heyet, Amasya şehrine 805 yılı rebîülevvelinin ortalarında ulaştığı gün kendisini büyük bir tehlikede gören Yâkût Paşa ortadan kaybolup Amasya'dan çıktı. Doğruca Bolu'ya gidip şehzâde Sultan Mehmed'e durumu bildirdi.

Amasya şehri ve âlimler sınıfı korkunç bir sınava çağrılmıştı. Bu sınavda başarılı olursa Amasya şehri yıkımdan ve yağmadan, halkı da katliamdan kurtulacaktı. Sınavı kaybettiği anda felaket kesindi.

Gelen heyet Amasya'nın ileri gelenlerini ve âlimlerini bir yere topladı. Hakan fermanına karşı koymalarının nedenlerini sordu. Âlimlere de akıl bilimleri ve nakil bilimlerinin güç meselelerinden on soru yöneltti.

Amasya âlimler heyeti o zaman çok yüksek kişilerden oluşuyordu. Bunların arasında memleket müftüsü Gümüşlüzâde Pîr Şücâeddîn İlyâs Çelebi son derece bilgili, güzel konuşan, kentlilik cesareti yüksek biriydi. Sorulan korkunç sorulara duraksamadan son derece ikna edici cevaplar verdi. Gelen heyeti şaşkına çevirerek Amasya'yı ve halkını büyük bir felaketten kurtardı.

Kâtib Çelebi, "Süllemü'l-Vusûl ilâ Terâcimi'l-Fuhûl" adlı tamamlanmamış eserinde Gümüşlüzâde Hazret-i Pîr İlyâs'ın hâl tercümesinde şöyle diyor:

"Timur'un âdeti, gittiği yerin âlimlerini sınava çekip öğretmeni tarafından sorulan sorulara cevap verdikleri takdirde o beldeyi yıkımdan ve yağmadan bağışlamaktır. Cevap vermedikleri takdirde şehri yıkıp yağmalar, halkını topluca öldürür.

Amasya şehri ve âlimleri bu sınava çağrıldı. Ünlü bilginlerden Pîr İlyâs, Abdülcebbâr'ın en güç gördüğü on soruya duraksamadan cevap vermekle Amasya'yı yıkım ve yağma felaketinden kurtardı."

Fakat Saru Şeyh ile Şeker Çelebi de büyük hizmetler ve gayretler göstermişlerdi. Sözünün tatlılığından dolayı "Şeker Çelebi" denmiş olan Şemseddîn Ahmed Çelebi, çok güzel konuşan, üç dilde konuşabilen biriydi.

Bu bilginlerin açıklamaları Kara Mehmed Sultan'ı Amasya emirliğine Devâtdâr Ahmed Paşazâde Şâdgeldi Bey'i atamaya ve Kara Devletşâh'tan vazgeçmeye ikna edebildi. Şâdgeldi Bey Amasya emirliğine atandı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • nâkes: hayırsız, kötü huylu
  • küfrân-ı ni'met: nimet verene nankörlük
  • a'yân: bir yerin ileri gelenleri
  • hânkâh: derviş yurdu, tekke
  • müderris: medrese hocası
  • nâib: vekil
  • tazarru'-nâme: yalvarma, dilek mektubu
  • fermân-ı hâkânî: hakanın fermanı
  • akıl ve nakil bilimleri: akla dayanan ve nakle (Kur'an, hadis ve aktarılan bilgiye) dayanan ilimler
  • bilâ-tela'süm: duraksamadan
  • elsine-i selâse: üç dil (Arapça, Farsça, Türkçe)

Kara Devletşah ve Hakala

Bugünkü kaynaklarda anlatılan çerçeve, Hüsameddin'in verdiğiyle aynıdır. Timur Kara Devletşah'ı Amasya emîri atamış, ancak Amasya halkı ve ileri gelenleri onun zalim biri olduğunu bildiğinden emirliğini tanımamış ve şehre girmesine izin vermemiştir. Bunun üzerine Kara Devletşah Kağala (Hakala) Köyü'nde konaklamış ve şehrin öteki kısımlarını buradan yönetmiştir. Hüsameddin'in "Hakala'ya inmiş" ve "Suluova'yı tutmuş" demesi bu anlatıyla uyumludur. Bir araştırma da Kara Devletşah'ı Timur'un hükümranlığını kabul edip Osmanlı yönetimine karşı çıkan yerel hanedanlardan biri sayar.

Timur'un Sınavı

Hüsameddin, bu sınavı Timur'un torunu ya da oğlu olan Kara Mehmed Sultan ile onun öğretmeni Abdülcebbâr'ın yaptığını anlatır. Maddede Kara Mehmed Sultan Timur'un "şehzâdesi" olarak geçer. Başka bir çalışmada aynı olay Hüsameddin'den aktarılırken "Topal Timûr Han'ın hafîdi", yani torunu denir. Bu ayrım kitabın kendi içindeki bir ifade farkıdır; kesin soy ilişkisi için başka kaynak bulunamadı.

Pîr İlyas, bugün Amasya'nın en tanınan âlim-şeyhlerindendir. Bir çalışmaya göre Timur zamanında ilmi beğenilerek Şirvan'a götürülmüş, burada Seyyid Yahya Şirvânî/Bakûvî ile birlikte Halvetî yolunun inceliklerine vâkıf olmuş ve Amasya'ya, bir bakıma Anadolu'ya Halvetîliği Şirvan'dan ilk getiren şeyhlerden biri olmuştur. Şirvan'dan dönünce Amasya'da kurulan Halvetî tekkesi, ilk önemli Halvetî tekkelerinden sayılır. Aynı çalışma, torunu olarak ünlü kadın şair Mihrî Hatun'un Gümüşlüoğulları sülalesinden Amasya'ya armağan edildiğini yazar. Amasya Tarihi'nden yapılan alıntıda bu olay "805'te" anlatılır ve Pir İlyâs'ın Şirvan'a gönderildiği belirtilir; bu, Hüsameddin'in altıncı cildinde (s. 368) yer alır.

Pîr İlyas'ın türbesi bugün Amasya'da Pirler Parkı içindedir ve Yukarı Pirler Türbesi adıyla da bilinir. 1486'da Gümüşlüzâde Ahmet Bey tarafından yaptırılmıştır; içinde Pir İlyas'ın yanı sıra damadı Pir Celaleddin Abdurrahman ve torunu Pir Hayreddin Hızır Çelebi ile ailelerinin mezarları bulunur. 1688'de Gümüşlüzade İbrahim Paşa tarafından yenilenen yapı 1895 depreminden sonra yıkılmış, sonradan yeniden yapılmıştır.

Hüsameddin'in Dipnotları

Yazar, Kâtib Çelebi'nin sözünü ettiği tamamlanmamış eserin Şehzâde civarındaki Şehîd Alî Paşa Kütüphanesi'nde bulunduğunu ve bir tane olduğunu söyler. Ayrıca Timur'un bu sınav âdetini İbni Şıhne'nin de "Ravzu'l-Menâzır"ında yazdığını, kendisinin de bu sınava çağrılıp kazandığını ayrıntılı olarak anlattığını belirtir. Kâtib Çelebi ve İbni Şıhne'nin anlatılarına bu çalışmada ulaşılamadı; bu bilgiler yalnızca Hüsameddin'in aktardığı biçimiyle verilebildi.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 454–455. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.