İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Fahreddîn Ahmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 447–450 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Emîr-i sâbık Hacı Şâdgeldi Paşazâde olup devlet-i Osmâniye tarafından Amasya vilâyetine Amasyalılar'dan ilk beylerbeyi olan zâtdır. "Devâtdâr Ahmed Paşa" demekle meşhûrdur. Şehzâde Sultân Bâyezîd'in halefi, sâbık Amasya emîr-i kebîri Ahmed Şâh Çelebi'dir.

Devâtdâr Ahmed Paşa, Gâzi Hünkâr Murâd Hân tarafından 789 senesinde makâmında ibkâ'en Amasya beylerbeyi oldu. Osmanlı tarafından bırakılan bir müfreze-i Osmâniyye ile vilâyeti muhâfazaya kıyâm etdi.

Amasya askeri, ırk ve dindâşları olan Osmanlı Türkleri'yle beraber olup Kosova'da dîn ve millet düşmanı olan Sırblar'la harb ederken Kadı Burhân, müdâfa'asız kalan Amasya ve mülhakâtını istîlâ etmeye ma'iyyeti tarafından teşvîk edilmişdi. Lâkin bir türlü cesâret edemedi.

Dîvân kâtibi olan Azîz bin Erdeşîr Bezm ü Rezm'inde bunu şöyle ta'bîr ediyor: "Sultân, bu teşvîki lâyık görmedi. Çünkü Osmânoğlu sâde bir Moğol, ilim ve hikmetden boş bir nâdân (!) olmakla beraber küffâr ile gazâya gitmişdir. Küffârın kökünü kazımakla meşgûldür.

Sultân ki bu kadar kemâlât-ı zâtiyye, yüksek ilim ve fazîlet, adâlet [146] ve merhametle muttasıfdır. İnsâf ve mürüvvet mesleğine, emânet ve diyânet mezhebine muhâlif görüp müslümânların üzerine gidemezdi".

Şâyân-ı dikkatdir ki Kadı Burhân, halkı Osmânlılar'dan soğutmak için öz Türk olan Osmânlılar'a Moğol ve nâdân diyor. Çünkü o zamân Türklerce en menfûr olan millet Moğol'du. Türkler, Moğollar'dan gördükleri zulüm ve cefâyı hiçbir milletden görmemişlerdi. Hâlbuki Kadı Burhân'a emâreti te'mîn eden Moğollar'dı.

Menâfi'-i şahsiyyesi uğrunda her nesneyi mübâh gören Kadı Burhân, burada diyânetden, insâf ve mürüvvetden dem vuruyor. Çünkü kuvvet ve şevketlerini bildiği Osmân Oğulları'na karşı cesâretsizliğini diyânet perdesiyle setr ediyor, demekdir. Âkıbetinden emîn olsaydı Amasya'yı istîlâda dakîka fevt etmezdi.

790 senesinde Kosova muhârebesi kazanılmışdı. Fakat yaralı bir Sırp'ın ansızın vurduğu hançerle Gâzi Sultân Murâd-ı Evvel şehîd olmuş, yerine şehzâdesi Yıldırım Sultân Bâyezîd geçmişdi. Kezâlik Kayseriyye emîr-i kebîri Eretna Hânzâde İzzeddîn Ca'fer Bey de vefât etmişdi.

Bundan dolayı Kadı Burhân, Kayseriyye'yi istîlâ etmeye azm etdi. Kayseriyye vâlîsi olan Cüneyd Bey de hayrete düşdü. Çünkü Eretna Hân oğullarından Ca'fer Beyzâde İnehân Bey, İkinci Eretnazâde Abdullah Bey, Horoz Alî Beyzâde Muhammed Bey vardı.

Bunlardan Muhammed Bey, Amasya beylerbeyi Devâtdar Ahmed Paşa'nın dâmâdı idi. Cüneyd Bey İnehân Bey'i, ba'zıları da Abdullah Bey'i iltizâm ediyorlardı. [147] Kadı Burhân da Abdullah Bey'i iltizâm ederek Kayseriyye'yi istîlâ etmek istiyordu.

Kadı Burhân, bu uğurda mükerreren harb etdi. Kayseriyye havâlîsine gidip gâretler, Cüneyd Bey'le ve Kayseriyyeliler'le muhârebeler etdi. Müslümânları kırıp geçirdi. Sonunda kanlı maksadına erdi. Hemşîrezâdesi Şeyh Mü'eyyed Bey'i Kayseriyye emâretine nasb ederek dâ'ire-i nüfûz ve emâretini genişletdi. Fakat kendisine karşı duran Kayseriyye eşrâf ve ulemâsından çokları firâra mecbûr oldu. Eretna Oğulları'ndan İnehân ve Abdullah Beyler Amasya'ya geldi.

Kosova meydânında Osmanlı tahtına cülûs eden Birinci Sultân Bâyezîd'e karşı Bursa muhâfızı olan birâderi Sultân İbrâhim Bursa'da i'lân-ı saltanat etmiş, lalası "Karışdıran" demekle meşhûr olan Süleyman Paşa'yı vezîr ve serdâr yapmış, bu sebebden Süleyman Paşa'ya "Karışdıran" denmişdi.⁵³⁶

Candârlı Hayreddîn Halîl Paşa'nın yerine vezîr olan sudûr-ı ulemâdan Kemâleddîn Mehmed Paşa ulemâ arasında "Müştemil" demekle meşhûr ve müdebbir bir adamdı. Birinci Sultân Bâyezîd, tahta cülûs ederken birâderi Ya'kûb Bey'i ansızın öldürtmüş, taht-ı saltanatı rekâbetden ve halkı teşettütden kurtarmışdı.

Bezm ü Rezm'in yazdığına göre Kosova'da Hünkâr Gâzi'nin şehâdeti, [148] gûyâ Yıldırım Sultân'ın peder ve birâderini öldürüp tahta çıkdığı sûretinde - gâlibâ şehzâde İbrâhim Bey tarafından - işâ'a edilmişdi.

Bundan dolayı Aydın, Candâr, Saruhân, Karaman, Germiyân, Menteşe Oğulları müttefikan kıyâm ederek Bursa'da i'lân-ı saltanat eden İbrâhim Bey'e mu'în olmuşlardı. Her hâlde Bursa ve Anadolu ahvâli şâyân-ı dikkatdi.

Bunları haber alan, insâf ve mürüvvetden dem vuran Kadı Burhân, yine canlandı. Bezm ü Rezm'in kayd u tafsîline göre Kayseriyye'den avdet etdikde Tokat emîri Şeyh Necîb Bey'i Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa nezdine elçi gönderdi. Paşa'nın kızlarından birini kendisine istiyordu.

Emîr Şeyh Necîb, Ahmed Paşa'nın eniştesi idi. Kadı Burhân'ın bu talebi Amasya emîrine tahsîl-i karâbetle hulûl ederek Amasya vilâyetini istîlâ etmekdi. Ahmed Paşa bu teklîfe muttali' olduğu anda Şeyh Necîb'i bağladıp habs etdi. Getirdiği tuhaf u hedâyâ ve emvâlini zabt edib kendisini Sultân Bâyezîd'in nezdine gönderecekdi (791).

Amasya kadısı İmâdeddîn Yûsuf Çelebi, Ahmed Paşa'nın elçiye bu mu'âmelesini ağır gördüğünden i'tirâz etmişdi. Kadı azl olunup yerine meşâhîr-i fuzalâ ve hattâtînden Muslihzâde Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi Amasya kadısı oldu. Bu esnâda Hoylu Hüsâmeddîn Hasan Çelebi Amasya müftüsü idi.

Kadı Burhân, buna muttali' oldukda tedârikâtını görüp Tokat üzerine hareket ve Amasya havâlîsini gâret etmeye başladı. Tedrîcen Amasya'ya yanaşıyordu. Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa, ma'iyyet-i askeriyyesiyle Amasya'dan [149] çıkıp Kadı Burhân'ı karşıladı. Harben def' etdi.

Yıldırım Sultân Bâyezîd, vezîri Muhammed Paşa'yı Edirne muhâfızı bırakıp ibtidâ Bursa üzerine yürüdü. Birâderi İbrâhim Bey'le Karışdıran Süleyman Paşa'yı bir hamlede perîşân edib her ikisini de ifnâ etdi. Ba'dehû müttefik beyler üzerine yürüdü.

Müttefik beylerden Karaman ve Candâr Oğulları'ndan mâ-adâsı isti'fâ-yı kusûr ederek arz-ı inkıyâd etmişlerdi. Bunları yatışdıran Yıldırım Bâyezîd, Konya üzerine gitdi. Karamânzâde Alî Bey'i tutup i'dâm ve Konya vilâyetini memâlikine ilhâk ederek tarafından Gömlüoğlu Ali Paşa'yı Konya beylerbeyi nasb ve Alî Beyzâde Mehmed Bey'i de Bursa'ya gönderip habs etdirdi.

Bundan sonra Yıldırım Bâyezîd, dönüp Kayseriyye üzerine yürüdü. Kadı Burhân'ın Kayseriyye beyi yapdığı Emîr Şeyh Mü'eyyed, Karamânîler'le ittifâk ederek Kadı Burhân'a zâten isyân etmek üzere idi.

Şeyh Mü'eyyed Bey, Kadı Burhân'ın ef'âl ve etvâr-ı mütehakkimâne ve müstebidânesinden dolayı bîzârdı. Yıldırım Sultân'ın Karamânîler'i perîşân ederek Kayseriyye'ye döndüğünü haber aldıkda derhâl istîmân edib Kayseriyye'yi teslîm etdi. Kayseriyye emâretinde ibkâ edildi.

Yıldırım Bâyezîd, Kayseriyye'den Kastamonu üzerine gitdi. Kastamonu beyi Candâroğlu Süleyman Şâh ile harb ederek onu da Sinop'a kaçırdı. Bu esnâda Kadı Burhân, ikinci def'a Amasya havâlîsine gelip Merzifon sahrâsına inmişdi.

Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa, Canik beyi Alp Arslan Bey, [150] Yıldırım Sultân'a arz-ı keyfiyyet ederek istimdâd etmişlerdi. Kadı Burhân da Merzifon'dan kalkıp Amasya boğazını geçmiş, şehre cebren girmiş, Ahmed Paşa da kaleye tahassün ederek müdâfa'aya devâm ediyordu.

Kadı Burhân, mükerreren harb ederek aralıkda hurûc hareketi yapan Osmanlı askerinden birkaçını şehîd etmekle i'lân-ı sürûr ediyor, Amasya kalesinin kendisine teslîm edilmesini musırrâne istiyor, fakat buna bir türlü muvaffak olamıyordu. Bu aralıkda Şeyh Necîb, habsden çıkarılıp Kadı Burhân'a verilmişdi.

Yıldırım Sultân Bâyezîd, Kastamonu emâretine Süleyman Şâh'ın birâderi İsfendiyâr Bey'i nasb ederek Amasya'ya müteveccihen hareket etdi. Sür'atle gelip Merzifon sahrâsına kondu. Kadı Burhân, Osmânoğlu'nun geldiğini haber aldığı anda Amasya'dan firâr etdi.

Burada Azîz bin Erdeşîr, "Bezm ü Rezm"inde "Tâceddîn Oğulları'yla Amasya emîri, sultâna karşı sulh ve müsâlemet ricâsında bulundukları hâlde gizlice, sultânın Amasya'da uzun müddet oturduğunu, askerinin etrâfa dağıldığını, erzâkının tükendiğini Osmânoğlu'na bildirdiler. Onu birtakım hiyel ve desâyisle kaldırdılar. Osmânoğlu müdhiş ve ağır bir askerle Kastamonu'dan gelip Merzifon sahrâsına indi", dedikden sonra Kadı Burhân'ın firârını şöyle anlatıyor:

"Sultân Amasya'da çok oturmuş, askerini erzâk tedârik etmek üzere her tarafa dağıtmışdı. Osmânoğlu'nun ağır askerle Merzifon'a geldiğini [151] haber aldıkda tedârikât-ı askeriyyesini ikmâl etmek üzere Amasya'dan kalkıp Turhal üzerine hareket etdi".

Yıldırım Sultân, Merzifon'dan kalkıp Amasya'ya ikinci def'a 793 senesi evâ'ilinde geldi. Derhâl Kadı Burhân'ın ta'kîbine asker gönderdi. Tokat'ı zabt edib kendisine sadâkatler ibrâz eden Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa'yı taltîf ve ammizâdesi olan Süleyman Şahzade Kutlu Bey'i Tokat emîri yapdı.⁵³⁷

793 senesinde Karamânîler tarafından Konya kadısı olup azl edilen İzzeddîn Hasan Çelebi ile sülâle-i Dânişmendiye'den Felekeddîn Bey bin Emîr Sa'deddîn ed-Dânişmendî Amasya'ya geldiler. Amasya beylerinden Eretnazâde Abdullah Bey, Torumtayzâde Kaya Bey, Ahmed Paşa'nın akrabâsından Mukbil Beyzâde Ömer Bey nâ'il-i ze'âmet oldular.

Burada Azîz bin Erdeşîr diyor ki: "Sultân, Osmânlılar'la Tokat kurbunda harb ederek Osmânoğlu'nu hezîmete uğratdı (!). Hayli şeylerini [152] iğtinâm etdi. Eğer Kastamonu beyi Süleyman Paşa ve Karamânoğlu Alî Bey, hazret-i sultân ile ittifâk etseydiler Osmânoğlu'na haddini bildirmek sultân için işden değildi (!), onlar da kurtulmuş olurlardı".

Yıldırım Sultân, Amasya'dan kalkıp ordusuyla beraber Ankara'ya, buradan Bursa'ya gitmiş, Amasya'yı muvakkaten Kadı Burhân'ın hücûm ve gâretinden kurtarmışdı. Kadı Burhân, Sultân Bâyezîd'in avdetini haber aldıkda en ziyâde kıskandığı Kayseriyye'yi tahlîse koyuldu.

Kayseriyye beyi Emîr Şeyh Mü'eyyed, Sultân Bâyezîd tarafından nasb edilmiş idi. Kadı Burhân, bunu Şeyh Mü'eyyed Bey'in isyân etdiğine haml ederek Kayseriyye'ye hücûm etdi. Şeyh Mü'eyyed Bey'i kendisine mu'în olan avenesiyle tutup i'dâm etdirdi (794).

Kadı Burhân, bununla kalmadı. Kayseriyye'den dönüp Tokat'ın ahzına tedârik görüyordu. Bunu haber alan Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa ma'iyyetine aldığı askeriyle Amasya'dan kalkıp Tokat'a buradan da Artukâbâd'a gitdi. Fakat orada hasta oldu. Nihâyet 795 senesi zilhiccesinde vefât etdi.

Devâtdâr Ahmed Paşa'nın oğullarından Şâdgeldi, Keygeldi, Alî, Mustafa Beyler'le kızlarından Kadem, Şehzâde, Ehlî Hâtunlar ma'rûf idiler. Dîvân kâtibi Toganşâhoğlu Bahâ'eddîn Ömer Çelebi, tabîb-i hâsı el-Hâc Şücâ'eddîn İlyâs Çelebi pek meşhûr idi.⁵³⁸

Devâtdâr Ahmed Paşa, Tokat'a giderken birâderi Mustafa Bey'i Amasya'da [153] emâret kâ'im-makâmı nasb etmişdi. Müşârün-ileyhin vefâtı Sultân Bâyezîd'e arz ve i'lâm edildikde yerine emîr-i müşârün-ileyh Mustafa Bey nasb ve ibkâ edilerek Ahmed Paşa'nın arzusu yerine getirilmiş oldu.

Dipnotlar

  • 536 Türkiye Târîhi'nde aslâ yazılmamış olan bu hâdise, tetebbu'âtım esnâsında o zamânlarda yazılmış olan bir eserde görüldü.
  • 537 Türkiye Târîhi'nde Yıldırım Bâyezîd Bey'in cülûsuyla Konya'nın istîlâsı 793 senesinde gösterilmiş, mu'âsırlarımız da bunu 793 târîhli sikkesiyle istişhâd ederek muhikk görmekdedirler. Hâlbuki o zamânın Mısır müverrihlerinden İbni Hacer Kitâbü'l-İnbâ'sında ve Sultân Fâtih'in ser-müneccimi Ahmed Çelebi "Kitâbü'l-Acâ'ib"inde Sultân Murâd-ı Evvel'in şehâdetini 790 senesinde ve Makrîzî de "Kitâbü's-Sülûk"unda Konya ve Kayseriyye'nin Sultân Bâyezîd tarafından zabt edildiğini 792 senesinde kayd etmişlerdir. Evâ'il-i Osmâniyye'de sikke târîhi, sikkenin basıldığı yılı göstermekde olup basdıran pâdişâhların târîh-i cülûsuyla alâkadâr olmuş değildi.
  • 538 Ahmed Paşa'nın Amasya'da taharriyâta rağmen kabri bulunamadı.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Önceki emîr Hacı Şâdgeldi Paşa'nın oğludur. Osmanlı Devleti tarafından Amasya vilâyetine atanan, Amasyalılar arasından çıkmış ilk beylerbeyidir. "Devâtdâr Ahmed Paşa" adıyla tanınır. Şehzâde Sultân Bâyezîd'in yerine geçen, önceki Amasya büyük emîri Ahmed Şâh Çelebi'dir.

Devâtdâr Ahmed Paşa, Gâzi Hünkâr Murâd Han tarafından 789 [1387] yılında görevinde bırakılarak Amasya beylerbeyi oldu. Osmanlı'nın bıraktığı bir müfreze ile vilâyeti korumaya girişti.

Amasya askeri, ırkdaşı ve dindaşı olan Osmanlı Türkleri'yle birlikte Kosova'da din ve millet düşmanı Sırplar'la savaşırken Kadı Burhân, savunmasız kalan Amasya'yı ve bağlı yerleri ele geçirmeye maiyeti tarafından yüreklendirilmişti. Ancak bir türlü cesaret edemedi.

Divan kâtibi Azîz bin Erdeşîr, "Bezm ü Rezm" adlı eserinde bunu şöyle anlatıyor: "Sultan, bu yüreklendirmeyi uygun bulmadı. Çünkü Osmanoğlu sade bir Moğol, ilimden ve bilgelikten yoksun bir cahil (!) olmakla birlikte kâfirlerle gazaya gitmiştir. Kâfirlerin kökünü kazımakla uğraşmaktadır.

Sultan ki bu kadar kişisel olgunluk, yüksek ilim ve erdem, adalet ve merhametle donanmıştır. Onu insaf ve mürüvvet yoluna, emanet ve dindarlık anlayışına aykırı görüp Müslümanların üzerine gidemezdi."

Dikkate değer ki Kadı Burhân, halkı Osmanlılar'dan soğutmak için özü Türk olan Osmanlılar'a Moğol ve cahil diyor. Çünkü o zaman Türklerce en çok nefret edilen millet Moğollar'dı. Türkler, Moğollar'dan gördükleri zulüm ve eziyeti hiçbir milletten görmemişlerdi. Oysa Kadı Burhân'a beyliği sağlayanlar Moğollar'dı.

Kişisel çıkarı uğruna her şeyi caiz gören Kadı Burhân, burada dindarlıktan, insaf ve mürüvvetten söz ediyor. Çünkü gücünü ve görkemini bildiği Osmanoğulları'na karşı korkaklığını dindarlık perdesiyle örtüyor, demektir. Sonunu güvende görseydi Amasya'yı ele geçirmekte bir an kaybetmezdi.

790 yılında Kosova Savaşı kazanılmıştı. Fakat yaralı bir Sırp'ın ansızın sapladığı hançerle Gâzi Sultan Birinci Murâd şehit olmuş, yerine oğlu Yıldırım Sultan Bâyezîd geçmişti. Kayseri büyük emîri Eretna Hanzâde İzzeddîn Ca'fer Bey de ölmüştü.

Bunun üzerine Kadı Burhân, Kayseri'yi ele geçirmeye karar verdi. Kayseri valisi Cüneyd Bey de şaşkınlığa düştü. Çünkü Eretna Han oğullarından Ca'fer Beyzâde İnehan Bey, İkinci Eretnazâde Abdullah Bey ve Horoz Alî Beyzâde Muhammed Bey vardı.

Bunlardan Muhammed Bey, Amasya beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa'nın damadıydı. Cüneyd Bey İnehan Bey'i, bazıları da Abdullah Bey'i destekliyorlardı. Kadı Burhân da Abdullah Bey'i destekleyerek Kayseri'yi ele geçirmek istiyordu.

Kadı Burhân bu uğurda defalarca savaştı. Kayseri çevresine gidip talanlar yaptı, Cüneyd Bey'le ve Kayserililer'le çarpıştı. Müslümanları kırıp geçirdi. Sonunda kanlı amacına ulaştı. Kız kardeşinin oğlu Şeyh Mü'eyyed Bey'i Kayseri emirliğine atayarak nüfuz ve emirlik alanını genişletti. Ancak kendisine karşı duran Kayseri ileri gelenlerinden ve âlimlerinden çoğu kaçmak zorunda kaldı. Eretna Oğulları'ndan İnehan ve Abdullah Beyler Amasya'ya geldi.

Kosova meydanında Osmanlı tahtına geçen Birinci Sultan Bâyezîd'e karşı Bursa muhafızı olan kardeşi Sultan İbrâhim Bursa'da saltanatını ilan etmiş, lalası "Karıştıran" adıyla tanınan Süleyman Paşa'yı vezir ve komutan yapmış, bu yüzden Süleyman Paşa'ya "Karıştıran" denmişti.

Candarlı Hayreddîn Halîl Paşa'nın yerine vezir olan, ulemânın ileri gelenlerinden Kemâleddîn Mehmed Paşa, âlimler arasında "Müştemil" adıyla tanınan, tedbirli bir adamdı. Birinci Sultan Bâyezîd, tahta geçerken kardeşi Ya'kûb Bey'i ansızın öldürtmüş, saltanat tahtını rekabetten, halkı da dağılmaktan kurtarmıştı.

Bezm ü Rezm'in yazdığına göre Kosova'da Hünkâr Gâzi'nin şehit edilmesi, güya Yıldırım Sultan'ın babasını ve kardeşini öldürüp tahta çıkması biçiminde, büyük olasılıkla şehzâde İbrâhim Bey tarafından yayılmıştı.

Bundan dolayı Aydın, Candar, Saruhan, Karaman, Germiyan ve Menteşe Oğulları birlik olup ayaklanarak Bursa'da saltanatını ilan eden İbrâhim Bey'e destek olmuşlardı. Her hâlükârda Bursa ve Anadolu'daki durum dikkate değerdi.

Bunları haber alan, insaf ve mürüvvetten söz eden Kadı Burhân yine canlandı. Bezm ü Rezm'in ayrıntılı kaydına göre Kayseri'den dönünce Tokat emîri Şeyh Necîb Bey'i Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa'nın yanına elçi olarak gönderdi. Paşa'nın kızlarından birini kendisine istiyordu.

Emîr Şeyh Necîb, Ahmed Paşa'nın eniştesiydi. Kadı Burhân'ın bu isteği, Amasya emîriyle akrabalık kurarak Amasya vilâyetini ele geçirmekti. Ahmed Paşa bu teklifi anladığı anda Şeyh Necîb'i bağlatıp hapsetti. Getirdiği armağanları, hediyeleri ve malları da zaptedip kendisini Sultan Bâyezîd'in yanına gönderecekti (791).

Amasya kadısı İmâdeddîn Yûsuf Çelebi, Ahmed Paşa'nın elçiye bu davranışını ağır bulduğundan itiraz etmişti. Kadı görevden alındı, yerine ünlü âlimlerden ve hattatlardan Muslihzâde Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi Amasya kadısı oldu. Bu sırada Hoylu Hüsâmeddîn Hasan Çelebi Amasya müftüsüydü.

Kadı Burhân, bunu öğrenince hazırlıklarını yapıp Tokat üzerine yürüdü ve Amasya çevresini yağmalamaya başladı. Yavaş yavaş Amasya'ya yaklaşıyordu. Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa askerî maiyetiyle Amasya'dan çıkıp Kadı Burhân'ı karşıladı. Savaşarak geri püskürttü.

Yıldırım Sultan Bâyezîd, veziri Muhammed Paşa'yı Edirne muhafızı bırakıp önce Bursa üzerine yürüdü. Kardeşi İbrâhim Bey'le Karıştıran Süleyman Paşa'yı tek hamlede dağıtıp ikisini de yok etti. Ardından birleşen beylerin üzerine yürüdü.

Birleşen beylerden Karaman ve Candar Oğulları dışındakiler kusurlarının bağışlanmasını dileyerek boyun eğmişlerdi. Bunları yatıştıran Yıldırım Bâyezîd, Konya üzerine gitti. Karamanzâde Alî Bey'i yakalatıp idam ettirdi, Konya vilâyetini ülkesine katarak kendi adına Gömlüoğlu Ali Paşa'yı Konya beylerbeyi atadı. Alî Beyzâde Mehmed Bey'i de Bursa'ya gönderip hapsettirdi.

Bundan sonra Yıldırım Bâyezîd, dönüp Kayseri üzerine yürüdü. Kadı Burhân'ın Kayseri beyi yaptığı Emîr Şeyh Mü'eyyed, Karamanlılar'la anlaşarak zaten Kadı Burhân'a isyan etmek üzereydi.

Şeyh Mü'eyyed Bey, Kadı Burhân'ın zorba ve müstebit tutum ve davranışlarından bıkmıştı. Yıldırım Sultan'ın Karamanlılar'ı dağıtarak Kayseri'ye döndüğünü haber alınca hemen aman dileyip Kayseri'yi teslim etti. Kayseri emirliğinde bırakıldı.

Yıldırım Bâyezîd, Kayseri'den Kastamonu üzerine gitti. Kastamonu beyi Candaroğlu Süleyman Şâh'la savaşarak onu da Sinop'a kaçırdı. Bu sırada Kadı Burhân ikinci kez Amasya çevresine gelip Merzifon ovasına inmişti.

Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa ile Canik beyi Alp Arslan Bey, Yıldırım Sultan'a durumu bildirerek yardım istemişlerdi. Kadı Burhân da Merzifon'dan kalkıp Amasya boğazını geçmiş, şehre zorla girmiş, Ahmed Paşa da kaleye sığınarak savunmaya devam ediyordu.

Kadı Burhân, defalarca savaşarak arada çıkış hareketi yapan Osmanlı askerinden birkaçını şehit etmekle sevinç ilan ediyor, Amasya kalesinin kendisine teslim edilmesini ısrarla istiyor, fakat bunda bir türlü başarılı olamıyordu. Bu arada Şeyh Necîb hapisten çıkarılıp Kadı Burhân'a verilmişti.

Yıldırım Sultan Bâyezîd, Kastamonu emirliğine Süleyman Şâh'ın kardeşi İsfendiyâr Bey'i atayıp Amasya'ya doğru yola çıktı. Hızla gelip Merzifon ovasına kondu. Kadı Burhân, Osmanoğlu'nun geldiğini haber aldığı anda Amasya'dan kaçtı.

Burada Azîz bin Erdeşîr, "Bezm ü Rezm"inde şöyle diyor: "Tâceddîn Oğulları'yla Amasya emîri, sultana karşı barış ve uzlaşma dilediklerini bildirdikleri hâlde gizlice Osmanoğlu'na, sultanın Amasya'da uzun süre oturduğunu, askerinin çevreye dağıldığını, azığının tükendiğini bildirdiler. Onu birtakım hile ve entrikalarla kaldırdılar. Osmanoğlu korkunç ve ağır bir askerle Kastamonu'dan gelip Merzifon ovasına indi." Bunu söyledikten sonra Kadı Burhân'ın kaçışını şöyle anlatıyor:

"Sultan Amasya'da çok oturmuş, askerini azık sağlamak üzere her yana dağıtmıştı. Osmanoğlu'nun ağır askerle Merzifon'a geldiğini haber alınca askerî hazırlıklarını tamamlamak üzere Amasya'dan kalkıp Turhal üzerine hareket etti."

Yıldırım Sultan, Merzifon'dan kalkıp Amasya'ya ikinci kez 793 yılının başlarında geldi. Hemen Kadı Burhân'ın izine asker gönderdi. Tokat'ı ele geçirip kendisine bağlılık gösteren Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa'yı ödüllendirdi ve amcasının oğlu Süleyman Şahzade Kutlu Bey'i Tokat emîri yaptı.

793 yılında Karamanlılar tarafından Konya kadılığından alınan İzzeddîn Hasan Çelebi ile Dânişmend soyundan Felekeddîn Bey bin Emîr Sa'deddîn ed-Dânişmendî Amasya'ya geldiler. Amasya beylerinden Eretnazâde Abdullah Bey, Torumtayzâde Kaya Bey ve Ahmed Paşa'nın akrabasından Mukbil Beyzâde Ömer Bey zeâmet (büyük dirlik) sahibi oldular.

Burada Azîz bin Erdeşîr diyor ki: "Sultan, Osmanlılar'la Tokat yakınında savaşarak Osmanoğlu'nu yenilgiye uğrattı (!). Birçok malını ganimet aldı. Eğer Kastamonu beyi Süleyman Paşa ve Karamanoğlu Alî Bey, yüce sultanla birlik olsalardı Osmanoğlu'na haddini bildirmek sultan için güç bir iş değildi (!), onlar da kurtulmuş olurlardı."

Yıldırım Sultan, Amasya'dan kalkıp ordusuyla birlikte Ankara'ya, oradan Bursa'ya gitmiş, Amasya'yı geçici olarak Kadı Burhân'ın saldırı ve yağmasından kurtarmıştı. Kadı Burhân, Sultan Bâyezîd'in döndüğünü haber alınca en çok kıskandığı Kayseri'yi geri almaya koyuldu.

Kayseri beyi Emîr Şeyh Mü'eyyed, Sultan Bâyezîd tarafından atanmıştı. Kadı Burhân, bunu Şeyh Mü'eyyed Bey'in isyan ettiğine yorarak Kayseri'ye saldırdı. Şeyh Mü'eyyed Bey'i, kendisine yardım eden adamlarıyla birlikte yakalatıp idam ettirdi (794).

Kadı Burhân bununla yetinmedi. Kayseri'den dönüp Tokat'ı almak için hazırlık görüyordu. Bunu haber alan Amasya beylerbeyi Ahmed Paşa, yanına aldığı askerle Amasya'dan kalkıp Tokat'a, oradan da Artukâbâd'a gitti. Fakat orada hastalandı. Sonunda 795 yılı zilhiccesinde öldü.

Devâtdâr Ahmed Paşa'nın oğullarından Şâdgeldi, Keygeldi, Alî ve Mustafa Beyler ile kızlarından Kadem, Şehzâde ve Ehlî Hanımlar tanınmış kişilerdi. Divan kâtibi Toganşâhoğlu Bahâeddîn Ömer Çelebi ile özel hekimi el-Hâc Şücâeddîn İlyâs Çelebi çok ünlüydü.

Devâtdâr Ahmed Paşa, Tokat'a giderken kardeşi Mustafa Bey'i Amasya'da emirlik vekili atamıştı. Adı geçenin ölümü Sultan Bâyezîd'e bildirilip duyurulunca yerine yine adı geçen emîr Mustafa Bey atanıp görevde bırakıldı ve böylece Ahmed Paşa'nın isteği yerine getirilmiş oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • beylerbeyi: bir bölgenin başındaki üst düzey yönetici; burada Amasya'nın emîri
  • emîr-i kebîr: büyük emîr, bölge hâkimi
  • devâtdâr: hokka ve kalem taşıyan, yazı işlerine bakan görevli
  • ibkâ: yerinde bırakma, görevde tutma
  • müfreze: küçük asker birliği
  • ma'iyyet: yanındakiler, maiyet
  • gâret: yağma, talan
  • iltizâm: birini tutma, desteğini sağlama
  • hemşîrezâde: kız kardeşin oğlu
  • nâdân: bilgisiz, cahil
  • küffâr: kâfirler, Müslüman olmayanlar
  • tahassün: kaleye ya da sığınağa çekilip savunma yapma
  • istîmân: aman dileme
  • zeâmet: yüksek gelirli askerî dirlik

Kadı Burhâneddin Kimdi

Maddenin merkezindeki figür Amasya emîrinden çok, onun rakibi Sivas hükümdarı Kadı Burhâneddin'dir. Kadı Burhâneddin 1345'te Kayseri'de doğmuş, adı Ahmed olan bir kadı oğludur. Dımaşk ve Kahire'de öğrenim görmüş, 1364'te Kayseri'ye dönünce Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından şehrin kadılığına getirilmiştir. Eretna Beyliği'nin dağılması üzerine önce vezir, ardından hükümdar oldu; 1381'de Sivas'ta saltanatını ilan etti, adına hutbe okuttu ve para bastırdı. Şiirleri bir divanda toplanmıştır. Hüsameddin'in sık sık başvurduğu "Bezm ü Rezm", Azîz bin Erdeşîr'in onun adına yazdığı Farsça tarihtir. Bu yüzden anlatılan sahneler, çoğu kez Kadı Burhâneddin'in kendi çevresinin bakışını yansıtır.

Amasya Emirleriyle Çekişme

Bugünkü araştırmalar, Kadı Burhâneddin'in yükselişinde Amasya emîrinin başlıca rakip olduğunu belirtir. Hacı Şadgeldi'yi yenip öldürttükten sonra (1381 sonbaharı) hükümdarlığını ilan etmiştir. Hacı Şadgeldi'nin oğlu Ahmed Bey, babasının öcünü almak için Candaroğlu'ndan destek alarak harekete geçti ve 1383-84'te yenildi. 1384'te Kadı Burhâneddin, Tokat Kalesi beyinin desteğiyle Amasya emîrini üst üste bozguna uğrattı. Timur'un Erzurum'a kadar gelip geri döndüğü 1394 başından sonra ise kendi topraklarına saldıran Amasya emîri Ahmed Bey'in üzerine yürüyüp her yanı yaktığı kaydedilir.

Hüsameddin'in sıralaması bu tarihlerle birebir örtüşmez. O, Ahmed Paşa'nın Kadı Burhân'a karşı kaleyi savunmasını Kosova sonrasına ve Yıldırım Bâyezîd'in Merzifon'a gelişine bağlar, Ahmed Paşa'nın ölümünü de 795 zilhiccesine (1393) koyar. Oysa bugünkü ansiklopedi anlatısında Amasya emîri Ahmed Bey 1394'te hâlâ eylemdedir. Bu fark, iki ayrı olay olduğunu mu, yoksa tarih kaymasını mı gösterdiği konusunda bu kaynaklarla çözülemez.

Moğol Suçlaması ve Kosova Sonrası

Hüsameddin'in Osmanlılar'a "Moğol" denmesine öfkelendiği bölüm, bugünkü anlatıda da bir karşılık bulur: Moğol beyleri Kadı Burhâneddin'i Osmanlı topraklarına saldırmaya teşvik etmiş, ancak bu teklif devlet erkânınca kabul edilmemiştir. Bu olay ansiklopedi maddesinde 1393'e konur; Hüsameddin ise onu Kosova'dan hemen sonra anlatır. Kosova Savaşı bugün 1389 olarak bilinir ve Hüsameddin'in 790 yılı bu tarihe uyar.

Kayseri olaylarında da tarihler ayrışır. Hüsameddin, Kadı Burhân'ın yeğeni Şeyh Mü'eyyed'i Kayseri'de emîr yaptığını ve onu 794'te öldürttüğünü yazar. Ansiklopedi maddesi ise Kayseri valisi Şeyh Mü'eyyed'in öldürülmesini 799'a (1396) tarihler ve bunu Akkoyunlu Karayülük Osman'la arasının açılmasının bir nedeni sayar.

Hüsameddin'in Dipnotları

Yazar, Yıldırım Bâyezîd'in tahta çıkışı ve Konya'nın alınışının bazı eserlerde 793 gösterildiğini ve çağdaşlarının bunu 793 tarihli sikkeyle desteklediğini belirtir. İbni Hacer, Ahmed Çelebi ve Makrîzî'ye dayanarak Birinci Murâd'ın şehadetini 790, Konya ile Kayseri'nin alınışını 792 sayar. Sikke tarihinin hükümdarın tahta çıkışını değil, sikkenin basıldığı yılı gösterdiğini de ekler. Devâtdâr Ahmed Paşa'nın mezarını Amasya'da yaptığı araştırmaya rağmen bulamadığını da yazar. Başka kaynaklarda Devâtdâr Ahmed Paşa'nın mezarına dair bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.