Yıldırım Sultân Bâyezîd Hân'ın şehzâdesidir. 801 senesi şevvâlinde Amasya vâlîsi olup zilka'de ayında Amasya'ya büyük bir ihtişâm ve saltanatla geldi. Ma'iyyetinde bir sekbânbaşı, mikdâr-ı kâfî yeniçeri askeri vardı. Konya beylerbeyi Alî Paşa Amasya muhâfızı ve şehzâde lalası olup yerine Hasan Bey Konya beylerbeyi oldu.
Şehzâdenin vürûdundan biraz sonra zâten hasta olan Amasya kadısı Muslihzâde Abdurrahmân Çelebi vefât edib yerine kibâr-ı ulemâdan İzzeddîn Hasan Çelebi bin Muhammed Çelebi Amasya kadısı oldu. Amasya'da ilk sekbânbaşı nâmına yeniçeri serdârı Kabûlî Ağa demekle meşhûr bir zât görüldü.
Kutlu Paşa'nın birâderi olan Yâkût Paşa, şehzâde Çelebi Sultân ile beraber Bursa'dan gelmişdi. Yahşî Beyzâde Bâyezîd, Taşanzâde [158] Ahmed, Hacı Beyzâde Kâsım, Osmân Paşazâde Hasan Beyler şehzâde-i müşârün-ileyhin ma'iyyeti ümerâsından ma'dûd idiler.
Amasya'da büyük bir şöhreti hâ'iz olan Şeyh Şihâbeddîn Şâdî Çelebi Amasya'dan kaldırılıp el-yevm "Şeyh Şâdî Köyü" denilen çiftliğine gönderildi. Bu zât, Hacı Bayrâm Velî şeyhi idi. Tokatî Şeyh Abdulmennân bin Alî mahdûmu bir pîr-i muhteremdi.
Müverrih-i meşhûr Ahmed bin Arabşâh, "Acâ'ibü'l-Makdûr Fî Nevâ'ibi Timûr" adlı eserinde Sivas'a vâlî nasb edilen şehzâdenin Mustafa Bey olmayıp Emîr Süleyman Bey olduğunu yazıyor ve diyor ki:
"Sultân Bâyezîd ibni Osmân, Sivas'a ekber evlâdı olan Emîr Süleyman'ı nasb edib ma'iyyetine kibâr-ı ümerâdan Ya'kûb bin İdrîs, Evranis (Evranos) Hamza bin Cebbâre, Koç Alî, Mustafa bin Devâtdâr Beyler'i⁵⁴¹ beyleri terfîk etdi".
Şehzâde Çelebi Sultân Mehmed'in Amasya'ya geldiği zamân Merzifon ve Gümüş emîri Abâdoğlu Hacı Mehmed Bey, Lâdik emîri Yenibeyzâde Mes'ûd Bey, Mecidözü emîri Abdülmecîd Bey, Köprü emîri Taşanoğlu Alî Bey, Zeytûn emîri Araboğlu Zekeriyyâ Bey ve Osmâncık emîri Beyleroğlu Mahmûd Bey'di.
Şehzâde Çelebi Mehmed, 788 senesinde doğmuş olup Amasya'ya [159] geldiği zamân on üç yaşında bir genç idi. Lalası Alî Paşa gâyet şecî' ve müdebbir bir zât idi. Bundan evvelki lalası Yâkût Paşa da meşâhîr-i şüc'ândan idi. Alî Paşa müdebbir-i memleket, Yâkût Paşa muhâfız-ı vilâyet sayılırdı. Şehzâdenin mu'allimi Niğdelioğlu Sofî İmâdeddîn Bâyezîd Çelebi idi.
Şehzâde Mehmed'in Amasya'ya vürûdu, Amasya vilâyetinde Kutlu Şâh sülâlesinin hükûmet ve emâretine hitâm verildiğini i'lân etmişdi. Elli dört yıldan beri devâm eden bir emâretin hitâmı, Amasya'da Osmanlı hânedânı lehine bir te'sîr uyandırmışdı.
Bu hânedânı Amasya'da en ziyâde müdâfa'a edenler Gümüşlüzâde, Sunkurzâde, Torumtayzâde, Halifetzâdeler'di. Amasya'nın en eski, en zî-nüfûz hânedânları da bunlardı. Kutlu Şâh sülâlesine tarafdâr olanlar da vardı. Şeyh Şâdî Çelebi bunlardandı.⁵⁴²
802 senesinde Zeytûn emîri Zekeriyyâ Bey, pederinin Arablı kasabasında binâ eylediği câmi-i şerîf ve mektebini müceddeden i'mâr edib bunların mesâlihine emlâkini vakf etdi. Zeytûn kadısı Fahreddîn Muhammed Çelebi bin Ahmed tarafından vakfiyesi tanzîm edildi.
Şehzâde Çelebi Sultân Mehmed, Amasya'da bütün beyzâdeleri ma'iyyetine kabûl edib onları taltîf ederek bunlar dolayısıyla halkı kendisine ısındırmakda idi. [160]
Karamânîler'in ve Kadı Burhân'ın ortadan kalkmasıyla meydânı boş bulan Dulkadiroğlu Süli Bey, şehzâde Mustafa Bey'in ma'iyyeti tarafından 802 senesinde tutulup Amasya'ya irsâl edilmişdi. Suli Bey, Amasya'da bir müddet ikâmet edib sonra afv edilerek vatanına gitdi.
Bu sene Amasya'da ikâmete me'mûr olan sâbık Konya kadısı Hüsâmzâde Pîr İzzeddîn Hasan Çelebi vefât edib Halifet Gâzi türbesi karşısında Kadılar Türbesi'ne defn edildi.⁵⁴³
Yine bu sene Divriği, Derende, Malatya tarafları da Osmanlı Türkleri'nin idâresi altına girip Sivas vilâyetinin dâ'iresi Erzincân'a kadar uzanmış, burada teferrüd ederek halkı soyan derebeylerinin nüfûzuna hitâm verilmişdi.
Fakat Aksak Timur'un önünden kaçan Irâk hükümdârı Sultân Ahmed Celâyirî ile Âzerbaycân hükümdârı Karakoyunlu Kara Yûsuf Sultân, Yıldırım Bâyezîd'e ilticâ etmişlerdi. Timur Hân, bunları Sultân Bâyezîd'den dürüştâne sözlerle taleb ediyordu.
Aralıkda cereyân eden muhâberât-ı siyâsiyye, âteşîn sözlerle harbin zamân-ı hulûlünü takrîb etmekde idi. 803 senesinde Aksak Timur'un Erzurum'a kadar geldiği şâyi' oldukda her tarafda sefer tedârikâtı başlamış, halk üzerine müdhiş bir kâbûs gibi çöken korku herkesi sarsıyordu. [161] Çünkü Timur'un uğradığı her yer harâbe-zâra dönüyordu.
Halkın bu kadar korkusu boş değildi. Aksak Timur, 803 senesi evâhirinde Sivas şehrine ansızın bir baskın yapdı. Kaçabilenler kurtuldu. Kaçamayanlar tekmîl kılıçdan geçdi. Beşikde yatan çocuklar bile kesildi. Sivas'ın altı üstüne geldi. Sivas'dan kaçıp gelenlerle Amasya mahşere döndü.
Aksak Timur, askerini iki koldan Ankara'ya sevk edib bir kolu Kemâh, Erzincân, Niksâr, Canik, Çankırı üzerinden Ankara'ya yürütdü. Diğer kolu da Erzincân, Sivas, Tokat, Kayseriyye üzerinden Ankara'ya sürdü. Bu iki kol da uğradığı yerleri vîrân ediyorlardı.
Şu hâlde Amasya vilâyeti Aksak Timur'un askeriyle her tarafdan çevrilmiş bir hâlde kaldı. Amasya şehzâde Çelebi Sultân'ın karargâhı, İç Anadolu'nun merkezi olduğu cihetle Moğol askerinden kaçanlar Amasya vilâyetine cân atıyorlardı.
Amasya vâlîsi Çelebi Sultân Mehmed, topladığı askerin başına geçip bütün ma'iyyetiyle 804 senesi zilka'desinde Amasya'dan çıkıp Ankara'ya doğru hareket etdi. İkinci lalası Yâkût Paşa'yı Amasya muhâfızı olarak bırakdı. Yâkût Paşa, vâlî kâ'im-makâmı oldu.
Yıldırım Hân, bütün kuvvetini toplayıp Ankara civârında Çubuk Ova'da karargâhını kurdu. Timur, Yıldırım'a karşı durdu. Türk ile Tatar arasında muhârebe 804 senesi zilhiccesinin on dokuzuncu [162] cum'a günü başladı. Timur Yıldırım'ı vurdu. Türkler dağıldı. Yıldırım Hân esîr oldu.
Cengiz ile Timur, Türklük için birer müdhiş âfet olmuşdu. Timur, Cengiz'in Mâverâ'ü'n-Nehr'e ve şark Türkleri'ne yapdığı vahşetleri ayniyle Anadolu'ya ve garb Türkleri'ne icrâ etdi. Sivas, Kayseriyye ve Bursa birer vahşetgâh oldu. Moğol vahşeti olanca kuvvetiyle kendini gösterdi.
Amasya a'yânından Divriklizâde Şeyh Yârî Çelebi Bursa'dan, Kutlu Paşa ile Kaya Paşa Ankara harbinden Amasya'ya geldi. "Yârî-i Şîrâzî" demekle meşhûr olan şeyhu'l-muhakkikîn Yâr Alî Çelebi, Bursa'da şeyhu'l-islâm mevki'inde bulunuyordu.
Osmanlı şehzâdelerinden her biri bir tarafa gitdiği esnâda Amasya vâlîsi şehzâde Çelebi Sultân Mehmed de Bolu'ya gidip orada ahvâlin inkişâfını bekliyor, Timur'un kahrından kaçıp kendisini gizliyordu. Amasya vilâyeti Yâkût Paşa'nın idâresinde kalmışdı.
Amasya a'yânı Yâkût Paşa'yı kendilerine emîr nasb ederek netîce-i ahvâle intizâr etmişlerdi. Binâ'en-aleyh Yâkût Paşa, Amasya vâlîsi ve emîr-i kebîri olarak idâre-i umûr-ı hükûmet etmekde idi.
Günümüz Türkçesiyle
Yıldırım Sultan Bâyezîd Han'ın oğludur. 801 yılı şevvalinde Amasya valisi olup zilkade ayında Amasya'ya büyük bir görkem ve saltanatla geldi. Maiyetinde bir sekbanbaşı ve yeterli sayıda yeniçeri askeri vardı. Konya beylerbeyi Alî Paşa Amasya muhafızı ve şehzâde lalası olup yerine Hasan Bey Konya beylerbeyi oldu.
Şehzâdenin gelişinden biraz sonra zaten hasta olan Amasya kadısı Muslihzâde Abdurrahmân Çelebi öldü, yerine büyük âlimlerden İzzeddîn Hasan Çelebi bin Muhammed Çelebi Amasya kadısı oldu. Amasya'da ilk sekbanbaşı olarak yeniçeri komutanı, Kabûlî Ağa adıyla tanınan bir kişi görüldü.
Kutlu Paşa'nın kardeşi olan Yâkût Paşa, şehzâde Çelebi Sultan'la birlikte Bursa'dan gelmişti. Yahşî Beyzâde Bâyezîd, Taşanzâde Ahmed, Hacı Beyzâde Kâsım ve Osmân Paşazâde Hasan Beyler, adı geçen şehzâdenin maiyetindeki emîrlerden sayılırlardı.
Amasya'da büyük şöhret sahibi olan Şeyh Şihâbeddîn Şâdî Çelebi Amasya'dan uzaklaştırılıp bugün "Şeyh Şâdî Köyü" denilen çiftliğine gönderildi. Bu zat Hacı Bayrâm Velî'nin şeyhiydi. Tokatlı Şeyh Abdulmennân bin Alî'nin oğlu, saygıdeğer bir ihtiyardı.
Ünlü tarihçi Ahmed bin Arabşâh, "Acâ'ibü'l-Makdûr Fî Nevâ'ibi Timûr" adlı eserinde Sivas'a vali atanan şehzâdenin Mustafa Bey değil, Emîr Süleyman Bey olduğunu yazıyor ve şöyle diyor:
"Sultan Bâyezîd bin Osmân, Sivas'a büyük oğlu Emîr Süleyman'ı atayıp maiyetine büyük emîrlerden Ya'kûb bin İdrîs, Evranis (Evranos) Hamza bin Cebbâre, Koç Alî ve Devâtdâr oğlu Mustafa Beyler'i katarak eşlik ettirdi."
Şehzâde Çelebi Sultan Mehmed'in Amasya'ya geldiği sırada Merzifon ve Gümüş emîri Abâdoğlu Hacı Mehmed Bey, Lâdik emîri Yenibeyzâde Mes'ûd Bey, Mecidözü emîri Abdülmecîd Bey, Köprü emîri Taşanoğlu Alî Bey, Zeytûn emîri Araboğlu Zekeriyyâ Bey ve Osmâncık emîri Beyleroğlu Mahmûd Bey'di.
Şehzâde Çelebi Mehmed 788 yılında doğmuş olup Amasya'ya geldiği sırada on üç yaşında bir gençti. Lalası Alî Paşa son derece yürekli ve tedbirli bir kişiydi. Ondan önceki lalası Yâkût Paşa da ünlü yiğitlerdendi. Alî Paşa memleketin yöneticisi, Yâkût Paşa vilâyetin koruyucusu sayılırdı. Şehzâdenin öğretmeni Niğdelioğlu Sofî İmâdeddîn Bâyezîd Çelebi'ydi.
Şehzâde Mehmed'in Amasya'ya gelişi, Amasya vilâyetinde Kutlu Şâh soyunun hükümet ve emirliğine son verildiğini ilan etmişti. Elli dört yıldan beri süren bir emirliğin sona ermesi, Amasya'da Osmanlı hanedanı lehine bir etki uyandırmıştı.
Bu hanedanı Amasya'da en çok savunanlar Gümüşlüzâdeler, Sunkurzâdeler, Torumtayzâdeler ve Halifetzâdeler'di. Amasya'nın en eski, en nüfuzlu hanedanları da bunlardı. Kutlu Şâh soyundan yana olanlar da vardı. Şeyh Şâdî Çelebi bunlardandı.
802 yılında Zeytûn emîri Zekeriyyâ Bey, babasının Arablı kasabasında yaptırdığı camiyi ve mektebi yeniden onarıp bunların giderleri için mülklerini vakfetti. Zeytûn kadısı Fahreddîn Muhammed Çelebi bin Ahmed tarafından vakfiyesi düzenlendi.
Şehzâde Çelebi Sultan Mehmed, Amasya'da bütün beyzâdeleri maiyetine kabul edip onları ödüllendirerek bunlar aracılığıyla halkı kendisine ısındırıyordu.
Karamanlılar'ın ve Kadı Burhân'ın ortadan kalkmasıyla meydanı boş bulan Dulkadiroğlu Süli Bey, şehzâde Mustafa Bey'in maiyeti tarafından 802 yılında yakalanıp Amasya'ya gönderilmişti. Suli Bey Amasya'da bir süre kaldıktan sonra affedilerek vatanına gitti.
Bu yıl Amasya'da ikamete memur edilen eski Konya kadısı Hüsâmzâde Pîr İzzeddîn Hasan Çelebi öldü ve Halifet Gâzi Türbesi'nin karşısındaki Kadılar Türbesi'ne gömüldü.
Yine bu yıl Divriği, Derende ve Malatya çevreleri de Osmanlı Türkleri'nin yönetimi altına girmiş, Sivas vilâyetinin sınırı Erzincan'a kadar uzanmıştı. Burada başına buyruk davranıp halkı soyan derebeylerinin nüfuzuna son verilmişti.
Fakat Aksak Timur'un önünden kaçan Irak hükümdarı Sultan Ahmed Celâyirî ile Azerbaycan hükümdarı Karakoyunlu Kara Yûsuf Sultan, Yıldırım Bâyezîd'e sığınmışlardı. Timur Han, bunları Sultan Bâyezîd'den sert sözlerle istiyordu.
Bu arada sürdürülen siyasi yazışmalar, ateşli sözlerle savaşın zamanını yaklaştırmaktaydı. 803 yılında Aksak Timur'un Erzurum'a kadar geldiği haberi yayılınca her yerde sefer hazırlıkları başlamış, halkın üzerine korkunç bir kâbus gibi çöken korku herkesi sarsıyordu. Çünkü Timur'un uğradığı her yer harabeye dönüyordu.
Halkın bu kadar korkması boşuna değildi. Aksak Timur, 803 yılının sonlarında Sivas şehrine ansızın bir baskın yaptı. Kaçabilenler kurtuldu. Kaçamayanlar topluca kılıçtan geçirildi. Beşikte yatan çocuklar bile öldürüldü. Sivas'ın altı üstüne geldi. Sivas'tan kaçıp gelenlerle Amasya mahşere döndü.
Aksak Timur, askerini iki koldan Ankara'ya sevk etti; bir kolu Kemah, Erzincan, Niksar, Canik ve Çankırı üzerinden Ankara'ya yürüttü. Öteki kolu da Erzincan, Sivas, Tokat ve Kayseri üzerinden Ankara'ya sürdü. Bu iki kol da uğradığı yerleri yıkıyordu.
Bu durumda Amasya vilâyeti, Aksak Timur'un askeriyle her yandan çevrilmiş kaldı. Amasya şehzâde Çelebi Sultan'ın karargâhı ve İç Anadolu'nun merkezi olduğundan Moğol askerinden kaçanlar Amasya vilâyetine sığınıyorlardı.
Amasya valisi Çelebi Sultan Mehmed, topladığı askerin başına geçip bütün maiyetiyle 804 yılı zilkadesinde Amasya'dan çıkıp Ankara'ya doğru yola koyuldu. İkinci lalası Yâkût Paşa'yı Amasya muhafızı olarak bıraktı. Yâkût Paşa vali vekili oldu.
Yıldırım Han, bütün kuvvetini toplayıp Ankara yakınında Çubuk Ovası'nda karargâhını kurdu. Timur, Yıldırım'a karşı durdu. Türk ile Tatar arasındaki savaş 804 yılı zilhiccesinin on dokuzuncu cuma günü başladı. Timur Yıldırım'ı yendi. Türkler dağıldı. Yıldırım Han esir oldu.
Cengiz ile Timur, Türklük için birer korkunç afet olmuştu. Timur, Cengiz'in Mâverâünnehir'e ve doğu Türkleri'ne yaptığı vahşeti aynen Anadolu'ya ve batı Türkleri'ne uyguladı. Sivas, Kayseri ve Bursa birer vahşet yeri oldu. Moğol vahşeti bütün gücüyle kendini gösterdi.
Amasya ileri gelenlerinden Divriklizâde Şeyh Yârî Çelebi Bursa'dan, Kutlu Paşa ile Kaya Paşa Ankara savaşından Amasya'ya geldi. "Yârî-i Şîrâzî" adıyla tanınan, araştırmacıların şeyhi Yâr Alî Çelebi, Bursa'da şeyhülislâmlık makamında bulunuyordu.
Osmanlı şehzâdelerinden her biri bir yana gittiği sırada Amasya valisi şehzâde Çelebi Sultan Mehmed de Bolu'ya gidip orada durumun gelişmesini bekliyor, Timur'un öfkesinden kaçıp kendisini gizliyordu. Amasya vilâyeti Yâkût Paşa'nın yönetiminde kalmıştı.
Amasya ileri gelenleri Yâkût Paşa'yı kendilerine emîr atayarak sonucu beklemeye koyulmuşlardı. Bunun üzerine Yâkût Paşa, Amasya valisi ve büyük emîri olarak hükümetin işlerini yürütmekteydi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sekbanbaşı: yeniçeri birliklerinden sekban bölüklerinin başı
- lala: şehzâdenin eğitimine ve yönetimine bakan görevli
- vürûd: gelme, varış
- hânedân: hanedan, soy
- mektep: okul
- vakıf, vakfiye: hayır amacıyla bağışlanan mal; bunun yazılı belgesi
- derebeyi: kendi bölgesinde başına buyruk davranan yerel hâkim
- şeyhülislâm: ilmiye sınıfının başı
- vilâyet: il, yönetim bölgesi
Çelebi Mehmed'in Amasya'ya Gelişi
Çelebi Mehmed, bugün Mehmed I adıyla bilinen padişahtır. Bugünkü ansiklopedi bilgisine göre 788 (1386) ya da 789 (1387) yılında doğmuştur, Yıldırım Bayezid'in dördüncü oğludur. 801 şevvalinde (Haziran 1399) Amasya, Tokat, Sivas ve Ankara'yı içine alan, daha önce Eretna hanedanının toprağı olan Rum vilâyetine vali olarak gönderilmiştir. Hüsameddin de aynı yılı ve ayı verir. Doğum yılı olarak 788'i yazması ve geldiğinde on üç yaşında olduğunu belirtmesi bu bilgiyle uyumludur.
Bir araştırmaya göre Timur tehlikesi karşısında doğu sınırında stratejik bir konumu olan Amasya'nın bir şehzâdeye verilmesi uygun görülmüş ve Çelebi Mehmed ikinci sancakbeyi olarak görevlendirilmiştir. Ankara Savaşı'ndan sonraki Fetret Devri'nde Amasya'yı kendisine merkez edinmiş, 1413'te padişah olunca lalası Yörgüç Paşa'yı Amasya beylerbeyliğine atamıştır.
Amasya'nın Yerel Hanedanları
Hüsameddin'in "elli dört yıllık emirlik" dediği Kutlu Şâh soyunun sona erişi, bugünkü anlatıda da önemli bir dönüm noktasıdır. Aynı ansiklopedi maddesine göre Kara Devletşah, Kubad-oğlu, Mezid Bey ve Taşan ailesi, Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'un hükümranlığını kabul eden ve Osmanlı yönetimine karşı çıkan yerel hanedanlardı. Mehmed de Timur'un hükümdarlığını kabul ederek Tokat-Amasya bölgesindeki yönetimini meşrulaştırmıştır. Burada rakiplerine karşı otoritesini kurarken din âlimleri ile şehir ileri gelenleri onu desteklemiştir; aynı madde bu bilgi için Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin üçüncü cildine (s. 157-198) dayanır.
Hüsameddin'in listelediği ilçe emîrleri (Merzifon-Gümüş, Lâdik, Mecidözü, Köprü, Zeytun, Osmâncık) bugünkü kaynaklarda ayrıntılı biçimde bulunmadı. Zeytûn emîri Zekeriyyâ Bey'in Arablı'daki cami, mektep ve vakfiyesi için de başka kaynakta bilgiye rastlanmadı.
Timur Tehlikesi ve Amasya
Yerel resmî tarih anlatısında Timur askerlerinin Amasya'yı yedi ay boyunca kuşattığı yazılıdır. Hüsameddin bu maddede böyle bir kuşatmadan söz etmez; Amasya'nın Timur askerleriyle her yandan çevrilmiş kaldığını ve Sivas'tan kaçanlarla dolduğunu anlatır. Ankara Savaşı'nın 1402'de Timur'un zaferiyle sonuçlandığı ve Yıldırım Bayezid'in esir düştüğü ise bütün kaynaklarda aynıdır.
Yâkût Paşa'nın İmareti
Maddede adı geçen Yâkût Paşa'nın adı Amasya'da bugün hâlâ yaşar: bir araştırmaya göre Amasya emîri Hacı Kutlu Şehzade Süleyman Şah'ın oğlu Sinaneddin Yakut Paşa, 1413'te Yakutiye Mahallesi'nde bir imaret yaptırmıştır. Aynı çalışmada Çelebi Mehmed dönemi emîrlerinden Yakup Paşa'nın 1412'de, Yahşi Beyzade Bayezid Paşa'nın da 1414'te kendi adlarıyla anılan mahallelerde imaret yaptırdıkları kaydedilir. Hüsameddin'in adlarını andığı bu kişiler, böylece yalnız kayıtlarda değil mahalle adlarında da izler bırakmıştır.
Hüsameddin'in Dipnotları
Dipnotlar, Ya'kûb bin İdrîs'in Yazarlıoğlu diye bilinen Ya'kûb Paşa olduğunu, vakfiyesinde "Ya'kûb Paşa bin İdrîs" yazıldığını ve Koç Alî Bey'in Devâtdâr Ahmed Paşa'nın oğlu, Mustafa Bey'in kardeşi olduğunu bildirir. Yazar, Hacı Şâdgeldi soyunun eserlerine ait kitabelerin, mezarların, hatta vakfiyelerin yok oluşunun bu dönemin düşüncelerinin sonucu sayılabileceğini söyler. Kadılar Türbesi'ndeki mezarı için de siyah mermer üzerinde Konya kadısı olduğu ve elli dört yaşında öldüğünün yazılı bulunduğunu, İsmâ'il Hakkı Bey'in bunu okuyamayarak "elli dört yaşında" anlamına gelen ibareyi yıl sandığını belirtir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 451–453. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar