Amasya a'yân-ı ümerâsından Atabeyzâde Abdullah Bey'in oğludur. Pederi "Abdî Bey" demekle meşhûr ve Atabey evkâfına mütevellî idi.⁵⁵³ Amasya emîr-i kebîri Hacı Şâdgeldi Paşazâde Mustafa Bey'in dâmâdıdır.⁵⁵⁴
Yörgüç Paşa, Çelebi Sultân Mehmed'in hizmet-i hâssasında, lalalığında bulunarak Türk birliğine cânsiperâne himmet eden erlerdendir. Mesâ'î-i meşkûresinin lâyık-ı mükâfâtı olarak 816 senesi cumadelâhiresinde Amasya beylerbeyi oldu.
Çelebi Sultân'ın nezrine binâ'en bu sene Haremeyn-i Şerîfeyn fukarâsına tahsîs ve irsâl edilecek surre-i hümâyûn emânetine Yörgüç Paşa'nın küçük birâderi Hayreddîn Hızır Bey ta'yîn edildi. Diğer birâderi Şücâ'eddîn İlyâs Bey mîrlivâ oldu. [192]
Amasya erkânı Rûmeli harbinde meşgûl olduğu esnâda Kubadoğlu Alî Bey'in mahdûmu Cüneyd Bey, Samsun emîri Taşanoğlu Ahmed Bey üzerine ansızın hücûm ederek öldürmüş, Samsun sancağını zabt etmişdi. Çünkü Ahmed Bey, Cüneyd Bey'in pederini öldürmüşdü.
Cülûs-ı hümâyûn vukû'undan sonra Cüneyd Bey kusûrunu i'tirâf ederek Yörgüç Paşa'ya ve afv-ı pâdişâhîye dehâlet etdiğinden Ahmed Bey'in veresesini irzâ etmek şartıyla afv edilerek makâmında ibkâ edildi.
Kezâlik erkân-ı hükûmetin Rûmeli'nde meşgûliyetinden bi'l-istifâde Köpekoğlu Hüseyin Bey Sivas'a hücûm edib Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa'yı ifnâ ederek Kadı Burhân'ın oğlu Zeynelâbidîn Alî Şâh'ı emîr yapmışdı.
817 senesi evâ'ilinde Sivas emâreti Mezîd Bey'e sâniyen tevcîh edilerek Amasya'dan bir kuvve-i kâfiye i'zâm edildi. Mezîd Bey bu kuvvetle ansızın Sivas'a girip âsîleri perîşân etdi. Zeynelâbidîn Bey'i tutup Amasya'ya gönderdi. Sivas a'yânından ba'zılarıyla Kal’a-i Bâlâ zindânında habs edildi.
Köpekoğlu Hüseyin Bey, Sivas'dan kaçıp birâderi Suli Bey'le beraber Malatya taraflarına gitmişlerdi. Sivas'ın hıncını çıkarmak için 817 senesinde Malatya havâlîsini vurup yakdılar (İnbâ'u'l-ğumr).
817 senesi zilhiccesinde "Şeyh Cû'î" demekle meşhûr olan [193] Cemâleddîn Mehmed Dede, ikâmet eylediği karyesinde binâ eylediği câmi ve mevlevî-hânesi mesâlihine emlâkini vakf etmişdir.
818 senesi saferinin dokuzuncu salı günü ikindi üzeri Amasya ve mülhakâtında müdhiş bir zelzele olup Amasya şehrini harâbe-zâra döndürdü. Pek çok nüfûs-ı insâniyye ve hayvânât telef oldu. Pek çok cevâmi'-i şerîfe ve ebniye-i âliyeyi yıkıp aşağı indirdi.
Amasya a'yânından Amasya kadısı Rükneddîn Mahmûd Buhârî, Pîr İlyâs Halvetî halîfesi kutbu'l-meşâyih Pîr Şerefeddîn Hamza Çelebi, Amasya mevlevî-hânesi şeyhi "Küpelioğlu" demekle meşhûr Şeyh Mü'eyyedzâde Mecdeddîn Abdulmecîd Çelebi ve Yâkût Paşa Zâviyesi şeyhi Divriklizâde Alî Yârî Çelebi vefât etdi. Yârî Çelebi yerine mahdûmu Mü'eyyed Çelebi geçdi.
Amasya ve mülhakâtında zelzelenin îkâ' eylediği hasârât-ı azîme herkesi tedhîş etmekde iken İskilib havâlîsinde meskûn olan Kara Tatar beliyyesi de ayrıca bir dâğ-ı derûn olduğundan Amasya vâlîliğine şehzâde Sultân Murâd ta'yîn edilerek Edirne'den gönderildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya ileri gelen emirlerinden Atabeyzâde Abdullah Bey'in oğludur. Babası "Abdî Bey" diye ünlüydü ve Atabey vakıflarının mütevellisiydi. Amasya'nın büyük emiri Hacı Şadgeldi Paşazâde Mustafa Bey'in damadıdır.
Yörgüç Paşa, Çelebi Sultan Mehmed'in özel hizmetinde, onun lalalığında bulunmuş, Türk birliği için canını ortaya koyan erlerdendir. Övgüye değer çabalarının karşılığı olarak 816 [1413-14] yılı cumadelâhiresinde Amasya beylerbeyi oldu.
Çelebi Sultan'ın adağı gereği bu yıl Mekke ve Medine yoksullarına ayrılıp gönderilecek padişah surresinin emanetine Yörgüç Paşa'nın küçük kardeşi Hayreddin Hızır Bey atandı. Öbür kardeşi Şücâeddin İlyas Bey de mirliva (sancak beyi) oldu.
Amasya ileri gelenleri Rumeli savaşıyla meşgulken Kubadoğlu Ali Bey'in oğlu Cüneyd Bey, Samsun emiri Taşanoğlu Ahmed Bey'e ansızın saldırıp onu öldürmüş ve Samsun sancağını ele geçirmişti. Çünkü Ahmed Bey, Cüneyd Bey'in babasını öldürmüştü.
Padişahlığın ilanından sonra Cüneyd Bey kusurunu itiraf edip Yörgüç Paşa'ya ve padişahın affına sığındığından, Ahmed Bey'in mirasçılarını razı etmek şartıyla affedilerek makamında bırakıldı.
Yine hükümet ileri gelenlerinin Rumeli'ndeki meşguliyetinden yararlanan Köpekoğlu Hüseyin Bey Sivas'a saldırıp Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa'yı öldürmüş, Kadı Burhan'ın oğlu Zeynelâbidin Ali Şah'ı emir yapmıştı.
817 [1414-15] yılı başlarında Sivas emirliği ikinci kez Mezid Bey'e verilerek Amasya'dan yeterli bir kuvvet gönderildi. Mezid Bey bu kuvvetle ansızın Sivas'a girip isyancıları dağıttı. Zeynelâbidin Bey'i yakalayıp Amasya'ya gönderdi. Sivas ileri gelenlerinden bazılarıyla birlikte Kal'a-i Bâlâ (Yukarı Kale) zindanında hapsedildi.
Köpekoğlu Hüseyin Bey, Sivas'tan kaçıp kardeşi Suli Bey'le birlikte Malatya taraflarına gitmişlerdi. Sivas'ın öcünü almak için 817 yılında Malatya çevresini vurup yaktılar (İnbâü'l-ğumr).
817 yılı zilhiccesinde "Şeyh Cûî" diye ünlü Cemâleddin Mehmed Dede, oturduğu köyde yaptırdığı cami ve mevlevîhanenin ihtiyaçları için mülklerini vakfetti.
818 [1415-16] yılı saferinin dokuzuncu salı günü ikindi sonrası Amasya ve bağlı yerlerinde korkunç bir deprem olup Amasya şehrini harabeye çevirdi. Çok sayıda insan ve hayvan telef oldu. Pek çok cami ve yüksek yapıyı yıkıp yere indirdi.
Amasya ileri gelenlerinden Amasya kadısı Rükneddin Mahmud Buhârî, Pîr İlyas Halvetî'nin halifesi, şeyhlerin kutbu Pîr Şerefeddin Hamza Çelebi, Amasya mevlevîhanesi şeyhi "Küpelioğlu" diye ünlü Şeyh Müeyyedzâde Mecdeddin Abdülmecid Çelebi ve Yâkût Paşa Zaviyesi şeyhi Divriklizâde Ali Yârî Çelebi öldü. Yârî Çelebi'nin yerine oğlu Müeyyed Çelebi geçti.
Depremin Amasya ve çevresinde yol açtığı büyük hasar herkesi dehşete düşürürken, İskilip çevresinde yaşayan Kara Tatar belası da ayrı bir yürek yarası olduğundan, Amasya valiliğine şehzade Sultan Murad atanıp Edirne'den gönderildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- lala: şehzadenin yetiştirilmesinden sorumlu görevli
- mirlivâ: sancak beyi
- surre-i hümâyûn: her yıl Mekke ve Medine halkına gönderilen padişah armağanı ve para
- Haremeyn-i Şerîfeyn: Mekke ve Medine
- cülûs: tahta oturma, padişahlığın başlaması
- mütevellî: bir vakfın yöneticisi
- zelzele: deprem
- kutbu'l-meşâyih: şeyhlerin başı, en büyük şeyh
Yörgüç Paşa Kimdir
Yörgüç Paşa'nın nerede ve ne zaman doğduğu bilinmez. Kitabelerde ve mezar taşında adı Yörgüç, lakabı Celâleddin olarak geçer. Kaynaklar onun Çelebi Mehmed'in oğlu Şehzade Murad'ın lalası olduğunu bildirir. Çelebi Mehmed 1414'te on iki yaşındaki Murad'ı Rum vilayeti beyliğiyle Amasya'ya gönderdiğinde, onun yanına Yörgüç Paşa'yı da lala olarak vermiştir. Hüsameddin, Murad'ın Amasya'ya gelişini 818'e (1415-16) bağlar ve bu iki tarih arasında yaklaşık bir yıl fark vardır.
Yörgüç Paşa'nın yıldızı, şehzade Murad'ın tahta çıkmasıyla parlamıştır. II. Murad'ın saltanatının ilk yılında Mustafa Çelebi (Düzmece) isyanı çıkınca yeni padişah Yörgüç Paşa'nın telkiniyle onun üzerine yürümüş ve isyanı bastırmıştır. Bunun ardından Yörgüç Paşa Rum beylerbeyliğine atanmıştır (1423). TDV İslâm Ansiklopedisi'nin verdiği bu tarih, Hüsameddin'in metnindeki tarihle ayrılır: Hüsameddin onun Amasya beylerbeyliğini 816'da (1413-14) başlatır. Başka bir çalışma ise Hüsameddin'i destekler: Amasya'ya şehzade sancak beyleri atanması üzerine yazılan bir makalede, Çelebi Mehmed'in 1413'te padişah olunca lalası Yörgüç Paşa'yı Amasya beylerbeyliğine atadığı, Murad'ın tahta geçişinden sonra Amasya'ya önce Hamza Bey'in, bir yıl sonra ikinci kez Yörgüç Paşa'nın beylerbeyi olarak atandığı yazılır. Bu dizilişin Hüsameddin'in sonraki maddedeki kaydıyla uyduğu görülür. Yani Yörgüç Paşa'nın beylerbeyliği iki ayrı kaynak grubunda farklı yıllara oturtulmaktadır ve konu kesinleşmemiştir.
Beylerbeyliğinin ilk yıllarında Yörgüç Paşa Amasya ve Tokat çevresinde yol kesen çetelerle uğraşmış, bölgedeki bağımsız hareket eden beyleri itaat altına almıştır. Canik'e hâkim Alparslanoğlu Hüsâmeddin Hasan Bey'i yakalayıp Bursa'ya padişahın yanına göndermiş ve böylece Ordu ve Çarşamba çevresini Osmanlı yönetimine katmıştır (1427). Karakoyunlu hükümdarı İskender Mirza'nın askerleri Tokat'ta çevreyi yağmalayınca durumu padişaha bildirmiş, gönderilen Anadolu Beylerbeyi Timurtaşoğlu Umur Bey'le bölge rahata kavuşmuştur. Orta Anadolu'da huzur sağlayan Yörgüç Paşa'ya vezirlik rütbesi verilmiştir. Adına para basıldığına ve bu akçelere "Yörgüç Paşa akçesi" dendiğine dair bilgi şüphelidir. Yörgüç Paşa Nisan-Mayıs 1442'de ölmüş ve Amasya'da yaptırdığı caminin türbesine gömülmüştür.
Kökeni Üzerine Tartışma
Hüsameddin'in dipnotta üzerinde durduğu mesele, Yörgüç ve Bayezid Paşa'ların Türk olup olmadığıdır. Hüsameddin, Solakzâde'nin bunların Türk olmadığına dair rivayetini yanlış bulur. Dayanağı Yörgüç Paşa'nın vakfiyesi, cami kitabesi ve babasının adının Abdullah olmasıdır. Kitabede "Yörgüç Paşa bin Abdullah el-Atabegî" yazılıdır.
Bugünkü araştırmalar bu konuda temkinli davranır. TDV maddesine göre kaynaklarda Yörgüç Paşa'nın soyuna dair farklı bilgiler vardır: kimi araştırmalarda Amasya'daki Atabekiye Medresesi'nin kurucusu Nâsırüddin Ahmed'in soyundan geldiği, kimilerinde Gâzî Mihal Bey soyundan olduğu söylenir. Camisinin kitabesinde, mezar taşında ve vakfiyesinde babasının adı Abdullah olarak yazıldığından bu şecerelerin doğruluğu şüphelidir. Baba adından hareketle onun Slav asıllı olup adının Slavca Jorgiç'ten (Yorgi'nin oğlu) geldiği de ileri sürülmüştür. TDV'ye göre kitabedeki "atabeg" unvanı babasına değil, büyük olasılıkla kendisinin lalalığına yapılan bir göndermedir. Başka bir deyişle Hüsameddin'in ileri sürdüğü Türk ve Müslüman soy, bugünkü araştırmalarda kesin kabul edilmez ve konu tartışmalıdır.
Yörgüç Paşa'nın Amasya'daki Eserleri
Yörgüç Paşa Amasya yanında Tokat, Gümüş, Köprü, Havza ve İskilip'te çok sayıda hayır kurumu yaptırmıştır. Vakfiye metinlerine ve tahrir defterlerine göre Amasya'da bir cami, medrese, imaret ve iki hamam, Tokat'ta bir hamam ve han, Gümüş'te bir cami, Havza'da bir imaret, Kavak'ta bir cami ve İskilip'te bir hamam yaptırmıştır. Amasya, Gümüş, Kavak ve Köprü'deki camilerle Tokat'taki hamam günümüze ulaşmıştır. Amasya'daki Yörgüç Paşa Camii, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre 1431'de yaptırılmıştır; yapının tarihi bir başka çalışmada 1428 ve 1431 olarak iki ayrı yerde geçer. Aynı çalışma külliyenin bir cami, türbe, imarethane ve dört odalı bir medreseden oluştuğunu belirtir. Ters T planlı camilerden olan yapının duvarlarında düzgün kesme taş kullanılmış, kırmızı ve beyaz mermer yer yer renkli bir görünüm sağlamıştır; giriş büyük bir eyvan biçimindedir ve son cemaat yeri caminin ana mekânı içinde yer alır.
818 Depremi
Hüsameddin'in metnindeki deprem, bugünkü araştırmalarda da anılır. Amasya'daki Bayezid Paşa Zaviyesi üzerine yazılan bir makalenin dipnotunda, Ayverdi'nin zaviyedeki bir durumu 818 (1415) depremiyle ilişkilendirdiği, bu depremin tarihî takvimlerde geçtiği ve bölgede büyük zarara yol açtığı belirtilir. Hüsameddin'in verdiği ayrıntılar, yani ölenlerin adları ve yıkılan yapılar, başka kaynaklarda bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 464–465. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Fahameddin Başar, "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 566-567. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 5. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/19685
- Mustafa Çağhan Keskin, "Bayezid Paşa: Vezir, Entelektüel, Sanat Hamisi", Osmanlı Araştırmaları, XLVIII (2016), s. 1-37. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/752365
Resmî kaynaklar