İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · BİRİNCİ DEVRE

Şemseddîn Şâdgeldi Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 455–457 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya emîr-i kebîri Hacı Kutlu Şâh evlâdından Birinci Şâdgeldizâde Devâtdâr Ahmed Paşa'nın mahdûmu ve Bâyezîd Paşa'nın dâmâdıdır.⁵⁴⁶ Timur Hân'ın şehzâdesi Kara Mehmed Sultân'ın emriyle 805 senesi rebî'ulevvelinin evâhirinde Amasya emîr-i kebîri oldu.

Lâkin Kara Mehmed Sultân'ın etvâr ve harekâtından şer istişmâm edenlerden Saru Şeyh, Şeker Çelebi ve birkaç bey gece Amasya'dan firâr ve Lâdikli İsrâfil Çelebi gibi ba'zıları ihtifâ edib Saru Şeyh, Haleb vâlîsi Emîr Şeyh el-Mü'eyyidî nezdine ve Şeker Çelebi Kudüs'e gitdi.

Amasya'nın medâr-ı iftihârı olan kıdvetü'l-muhakkikîn Hazret-i Pîr İlyâs, pek metîn bir zât idi. Bir tarafa savuşmadı. Gelen hey'et ve askerin [168] masârif-i seferiyye nâmına ağır tazmînâta mahkûm olan Amasya'nın a'yân ve efrâdı bu tazmînâtı derhâl tesviye etdi.

Ancak Timur Hân'dan gelen fermânda Mevlânâ Pîr Şücâ'eddîn İlyâs'ın ve yeğeni Mevlânâ Şemseddîn Ahmed'in Şirvân'a i'zâmı emr edildiğinden Kara Mehmed Sultân Hazret-i Pîr'i yeğeniyle Şirvân'a yolcu etdi. Kendisi de ma'iyyetiyle beraber Amasya'dan kalkıp gitdi.

Pîr İlyâs'ın Şirvân'a i'zâmından sonra münhal olan makâmına diğer yeğeni Gümüşlüzâde Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi gelip Amasya müftüsü ve şeyhu'l-islâmı oldu. Ya'kûb Paşa vakfiyesinde bu zâta "müfti's-sekaleyn, şeyhu'l-islâm ve'l-müslimîn" unvânı verilmişdir.

Kara Devletşâh, Şâdgeldi Bey'in emârete ta'yînini görüp işitdiği hâlde ne dâ'iye-i emâretden vazgeçiyor ne Hakala'dan kalkıp bir tarafa gidiyor, ne de mezâlim ve gâretini terk ediyordu. Kara Devletşâh'ı oradan def' edecek kuvvet de yokdu.

Bundan dolayı Amasya'nın gerek halkı ve gerek a'yânı fevkalâde sıkılmışlardı. Amasya a'yânından Yazarlızâde Ya'kûb, Atabeyzâde Yörgüç, Sunkurzâde Enişte Asâyiş, Melik İsmâ'il, Osmân Paşazâde Hacı Alî, Torumtayzâde Ebûbekir Beyler'le Amasya hey'et-i ilmiyyesi uzun müzâkerâta daldı.

Hey'et-i ilmiyyeden müftü Abdurrahmân, Tokâdî Kara Sinan, Muslihzâde Abdulhay ve Mehmed Şâh, Halifetzâde Hasan Çelebiler pek değerli zevât idiler. Amasya emîri Şâdgeldi Bey, ammizâdesi Mustafa Beyzâde [169] Îsâ Bey bu meclise riyâset ediyorlardı.

Bu meclisde nihâyet şehzâde Çelebi Sultân Mehmed'in Bolu'dan Amasya'ya da'veti tekarrür etdi. Çünkü şehzâdenin ma'iyyetinde oldukça asker ve kuvvet vardı. Bu askerin kumanda hey'eti de Amasya'nın mümtâz ricâli idi.

Lâkin şehzâdenin me'lûf olduğu ayş u nûşdan tevbekâr olması, kölelerini de halk üzerine musallat etmemesi cümle-i mukarrerâtdan idi. Bu sûretle her tarafda türemiş olan derebeyilerin şürûr ve mezâlimi def' edilebilirdi.

Çünkü Tokat'a İnaloğlu İbrâhim, Çorum'a Köpekoğlu Süli, Lâdik kazâsına Gözleroğlu Alî, Turhal kazâsına Köpekoğlu Hasan, Artukâbâd'a Köpekoğlu Hüseyin gibi türediler müstevlî olmuşlardı.

Yûsuf Âsâyiş Bey, Bâyezîd Paşa'nın pederi Yahşî Bey'in hem yeğeni hem de dâmâdı idi. "Enişte Âsâyiş Bey" demekle meşhûr idi. Şehzâdeyi Amasya'ya da'vet edecek hey'ete re'îs oldu. Amasya'dan kalkıp rüfekâsıyla beraber Bolu'ya gitdi.

Fakat Kastamonu hükümdârı İsfendiyâr Bey, kendi hemşîrezâdesi olan Amasya emîri Şâdgeldi Bey'i ve dolayısıyla Amasya a'yânını kendisine mutâba'at etdirmek için muttasıl iz'âc ve Kara Devletşâh'ı def' edeceğini ta'ahhüd ediyordu.

Fakat Amasya a'yânı bu teklîfe aslâ muvâfakat etmediler. Şehzâde Çelebi Sultân'a intizâr ederek halkı hüsn-i idâre etmeye bezl-i makdûr etmişlerdi. Taşanzâde Alî Bey, diğer kazâ beylerine nisbetle biraz [170] serkeşâne hareket ediyor, Amasya'yı pek de tanımıyordu. Hele Osmâncık beyi Mahmûd Bey derhâl İsfendiyâr Bey'e yamanmışdı.

Şehzâde Mehmed Çelebi, Amasya'dan bu da'vete her hâlde intizâr ediyordu. Çünkü Amasyalılar'ı Konya, Kütahya, Aydın halkı gibi eski beylerine arz-ı bey'at edecekler sanıyordu. Enişte Âsâyiş Bey'in da'veti Çelebi Sultân'ı pek ziyâde sevindirdi. Ma'iyyetiyle beraber derhâl Amasya'ya müteveccihen hareket etdi.

Amasyalılar, Türklük ve sa'âdet-i milliye nâmına bu da'vete muztarr idiler. Çünkü eski vahdet-i milliyeyi, eski Türk satvetini bulabilmek için büyük bir nüfûz ve iktidâra mâlikiyyetin şart olduğunu Amasyalılar düşünmüşler, bu nüfûz ve iktidârı o zamânlarda ancak Osmanlı hânedânında görmüşlerdi.

Öteden beri mücerrebdir ki Türkler'in sa'âdet ve ikbâli, Türklüğün i'tilâ-yı şânı, başlarında bulunacak müdebbir, nâfizü'l-kelim bir kumandânın akıl ve dehâsına bağlıdır.

Bütün Türkistân'ı Çin esâretinden bir Çaganbay ve Îrân esâretinden bir Singir Hân, bütün Avrupa esâretinden de bir Gâzi Mustafa Kemâl gibi Türk kahramânları kurtarmışdı.

Şehzâde Çelebi Sultân'ın Amasya'ya doğru gitdiğini haber alan İsfendiyâr Bey, diğer hemşîrezâdesi olan Kutaroğlu Yahyâ Bey'e bir kuvve-i askeriyye terfîk ederek Osmâncık civârında ta'biye etdi. Şehzâdeyi yolda iken ifnâ etdirecekdi.

Şehzâdenin yanında beş yüz kadar süvârî ile Gömlüoğlu Alî Paşa, [171] Kutlu Şâhoğlu Yâkût Paşa, Sunkuroğlu Bâyezîd Paşa vardı. Bunlar önlerine çıkan Kara Yahyâ Bey'in bin süvârîden mürekkeb kuvvetini kırdılar, Osmâncık’a kadar geldiler.

Bu esnâda Merzifon ve Gümüş kazâlarının emîri Hakalalı Âbâdoğlu Hacı Mehmed Bey ve Gümüş kadısı Osmâncıklı İmâm Tâyisoğlu Hacı Halîl Efendi idi. Hacı Bey'in nüfûzu, Hacı Halîl Efendi'nin akıl ve dehâsı, fazl ve zekâsı pek meşhûr idi.

İsfendiyâr Bey, gerek Osmâncık emîri Koca Mahmûd Bey'i ve gerek Hakala'da oturan Kara Devletşâh'ı kendisine imâle ederek şehzâdeyi Amasya'ya yanaşdırmamak için her türlü tedâbîre mürâca'at etmişdi. Fakat Hacı Bey'le Hacı Halîl Efendi bu tedâbîre vâkıfdı.

Kara Devletşâh'ın ma'iyyetinde o zamâna göre pek mühim kuvvet vardı. Şehzâdenin beş yüz süvârisine karşı kuvveti on bin süvârîden ziyâde idi. Hacı Bey'in birâderi Abdullah Bey Hakala'da, Hacı Bey de Merzifon'da ikâmet ediyorlardı. Abdullah Beyzâde Hasan Bey de akıl ve tedbîrde amcasından aşağı değildi. Bununla beraber gâyet cesûr idi.

Bunlar Şehzâde Mehmed'in Osmâncık’a geldiğini haber aldıkları anda şehzâdeyi tertîbâtdan haberdâr etdiler. Kara Devletşâh'ı ve ma'iyyetini tertîb edilen ziyâfetde sarhoş etdikleri bir zamânda Çelebi Sultân'ın kuvvetleri basdırıp kendisini öldürdüler. Süvârîlerini dağıtdılar.

Amasyalılar, Hakala önlerine gelip şehzâdeyi istikbâl etdiler. [172] Amasya boğazının önünde tertîb edilen ziyâfetde Amasya müftüsü Gümüşlüzâde Abdurrahmân Çelebi, Amasya meclisinde tekarrür eden şerâ'iti Çelebi Sultân'a arz ve teblîğ, Çelebi Sultân da ma'a'l-memnûniyye bu şerâ'iti kabûl etmişdi.

İdrîs Paşa, "Târîh-i Osmânî"sinde⁵⁴⁷ diyor ki: "Şehzâde Çelebi Sultân Mehmed, Amasya boğazının önüne geldikde Amasya a'yânı istikbâl ederek ayş u işretden tevbe etmesini; bu teklîflerini kabûl etdiği takdîrde uğrunda her türlü fedâkârlığı kabûl edeceklerini arz etdiler.

Çelebi Sultân Mehmed, bu teklîfden fevkalâde memnûn oldu. Atından aşağı inip âbdest aldı. İki rek'at namâz edâsından sonra müftî-i memleket ve a'yân huzûrunda her türlü menâhîden tevbe edib bu kadar fedâkâr zevâta nâ'il olduğundan dolayı Cenâb-ı Hakk'a hamd ü senâ ederek Amasya'ya girdi".

Dipnotlar

  • 546 Hatîce Hâtun binti Bâyezîd Paşa'nın vakfiyesinde bu cihet musarrahdır.
  • 547 Bu târîh, Bâyezîd Kütübhâne-i umûmiyyesinde mevcûddur.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya büyük emîri Hacı Kutlu Şâh soyundan, Birinci Şâdgeldizâde Devâtdâr Ahmed Paşa'nın oğlu ve Bâyezîd Paşa'nın damadıdır. Timur Han'ın oğlu Kara Mehmed Sultan'ın emriyle 805 yılı rebîülevvelinin sonlarında Amasya büyük emîri oldu.

Ancak Kara Mehmed Sultan'ın tutum ve davranışlarından kötülük sezenlerden Saru Şeyh, Şeker Çelebi ve birkaç bey geceleyin Amasya'dan kaçtı, Lâdikli İsrâfil Çelebi gibi bazıları da gizlendi. Saru Şeyh Halep valisi Emîr Şeyh el-Mü'eyyidî'nin yanına, Şeker Çelebi Kudüs'e gitti.

Amasya'nın övünç kaynağı, araştırmacıların önde geleni Hazret-i Pîr İlyâs çok sağlam bir kişiydi. Bir yana sıvışmadı. Gelen heyetin ve askerin sefer giderleri adına ağır tazminata mahkûm edilen Amasya'nın ileri gelenleri ve halkı bu tazminatı hemen ödedi.

Ancak Timur Han'dan gelen fermanda Mevlânâ Pîr Şücâeddîn İlyâs'ın ve yeğeni Mevlânâ Şemseddîn Ahmed'in Şirvan'a gönderilmesi emredildiğinden Kara Mehmed Sultan, Hazret-i Pîr'i yeğeniyle Şirvan'a yolcu etti. Kendisi de maiyetiyle birlikte Amasya'dan kalkıp gitti.

Pîr İlyâs'ın Şirvan'a gönderilmesinden sonra boşalan makamına öteki yeğeni Gümüşlüzâde Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi gelip Amasya müftüsü ve şeyhülislâmı oldu. Ya'kûb Paşa vakfiyesinde bu zata "iki topluluğun (insan ve cinlerin) müftüsü, şeyhülislâm ve Müslümanların şeyhi" anlamındaki Arapça unvan verilmiştir.

Kara Devletşâh, Şâdgeldi Bey'in emirliğe atandığını görüp işittiği hâlde ne emirlik iddiasından vazgeçiyor, ne Hakala'dan kalkıp bir yana gidiyor, ne de zulüm ve yağmayı bırakıyordu. Kara Devletşâh'ı oradan atacak güç de yoktu.

Bundan dolayı Amasya'nın hem halkı hem de ileri gelenleri olağanüstü sıkılmışlardı. Amasya ileri gelenlerinden Yazarlızâde Ya'kûb, Atabeyzâde Yörgüç, Sunkurzâde Enişte Asâyiş, Melik İsmâ'il, Osmân Paşazâde Hacı Alî ve Torumtayzâde Ebûbekir Beyler'le Amasya âlimler heyeti uzun görüşmelere daldı.

Âlimler heyetinden müftü Abdurrahmân, Tokatlı Kara Sinan, Muslihzâde Abdulhay ve Mehmed Şâh, Halifetzâde Hasan Çelebiler çok değerli kişilerdi. Amasya emîri Şâdgeldi Bey ile amcasının oğlu Mustafa Beyzâde Îsâ Bey bu meclise başkanlık ediyorlardı.

Bu mecliste sonunda şehzâde Çelebi Sultan Mehmed'in Bolu'dan Amasya'ya çağrılması kararlaştırıldı. Çünkü şehzâdenin yanında epeyce asker ve güç vardı. Bu askerin komuta heyeti de Amasya'nın seçkin adamlarıydı.

Ancak şehzâdenin alışmış olduğu eğlence ve içkiden tövbe etmesi, kölelerini de halkın üzerine salmaması karara bağlanan şartlardandı. Bu suretle her yanda türemiş olan derebeylerinin kötülük ve zulmü önlenebilirdi.

Çünkü Tokat'a İnaloğlu İbrâhim, Çorum'a Köpekoğlu Süli, Lâdik kazasına Gözleroğlu Alî, Turhal kazasına Köpekoğlu Hasan, Artukâbâd'a Köpekoğlu Hüseyin gibi sonradan türemiş kişiler egemen olmuşlardı.

Yûsuf Âsâyiş Bey, Bâyezîd Paşa'nın babası Yahşî Bey'in hem yeğeni hem de damadıydı. "Enişte Âsâyiş Bey" adıyla tanınırdı. Şehzâdeyi Amasya'ya çağıracak heyete başkan oldu. Amasya'dan kalkıp arkadaşlarıyla birlikte Bolu'ya gitti.

Fakat Kastamonu hükümdarı İsfendiyâr Bey, kendi kız kardeşinin oğlu olan Amasya emîri Şâdgeldi Bey'i ve dolayısıyla Amasya ileri gelenlerini kendisine uydurmak için sürekli sıkıştırıyor ve Kara Devletşâh'ı uzaklaştıracağına söz veriyordu.

Fakat Amasya ileri gelenleri bu teklife asla razı olmadılar. Şehzâde Çelebi Sultan'ı bekleyerek halkı iyi yönetmeye gücü yettiğince çalışmışlardı. Taşanzâde Alî Bey, öteki kaza beylerine göre biraz başkaldıran biçimde davranıyor, Amasya'yı pek de tanımıyordu. Hele Osmâncık beyi Mahmûd Bey hemen İsfendiyâr Bey'e yanaşmıştı.

Şehzâde Mehmed Çelebi, Amasya'dan bu çağrıyı her hâlde bekliyordu. Çünkü Amasyalılar'ın Konya, Kütahya ve Aydın halkı gibi eski beylerine bağlılık sunacaklarını sanıyordu. Enişte Âsâyiş Bey'in daveti Çelebi Sultan'ı çok sevindirdi. Maiyetiyle birlikte hemen Amasya'ya doğru yola çıktı.

Amasyalılar, Türklük ve millî mutluluk adına bu çağrıya mecbur kalmışlardı. Çünkü eski millî birliği, eski Türk gücünü bulabilmek için büyük bir nüfuz ve kudrete sahip olmanın şart olduğunu düşünmüşler, bu nüfuz ve kudreti o zamanlarda ancak Osmanlı hanedanında görmüşlerdi.

Öteden beri denenmiş bir gerçektir ki Türkler'in mutluluk ve yükselişi, Türklüğün şanının yücelmesi, başlarında bulunacak tedbirli, sözü geçen bir komutanın akıl ve dehasına bağlıdır.

Bütün Türkistan'ı Çin esaretinden bir Çaganbay ve İran esaretinden bir Singir Han, bütün Avrupa esaretinden de bir Gâzi Mustafa Kemâl gibi Türk kahramanları kurtarmıştı.

Şehzâde Çelebi Sultan'ın Amasya'ya doğru gittiğini haber alan İsfendiyâr Bey, öteki kız kardeşinin oğlu olan Kutaroğlu Yahyâ Bey'e bir askerî kuvvet katıp Osmâncık civarında hazır bekletti. Şehzâdeyi yolda iken öldürtecekti.

Şehzâdenin yanında beş yüz kadar atlıyla Gömlüoğlu Alî Paşa, Kutlu Şâhoğlu Yâkût Paşa ve Sunkuroğlu Bâyezîd Paşa vardı. Bunlar karşılarına çıkan Kara Yahyâ Bey'in bin atlıdan oluşan kuvvetini kırdılar, Osmâncık'a kadar geldiler.

Bu sırada Merzifon ve Gümüş kazalarının emîri Hakalalı Âbâdoğlu Hacı Mehmed Bey ve Gümüş kadısı Osmâncıklı İmâm Tâyisoğlu Hacı Halîl Efendi idi. Hacı Bey'in nüfuzu, Hacı Halîl Efendi'nin akıl ve dehası, bilgisi ve zekâsı çok ünlüydü.

İsfendiyâr Bey, hem Osmâncık emîri Koca Mahmûd Bey'i hem de Hakala'da oturan Kara Devletşâh'ı kendi tarafına çekerek şehzâdeyi Amasya'ya yaklaştırmamak için her türlü tedbire başvurmuştu. Fakat Hacı Bey'le Hacı Halîl Efendi bu tedbirleri biliyorlardı.

Kara Devletşâh'ın maiyetinde o zamana göre çok önemli bir kuvvet vardı. Şehzâdenin beş yüz atlısına karşı kuvveti on binden fazla atlıydı. Hacı Bey'in kardeşi Abdullah Bey Hakala'da, Hacı Bey de Merzifon'da oturuyorlardı. Abdullah Beyzâde Hasan Bey akıl ve tedbirde amcasından aşağı değildi. Bununla birlikte son derece yürekliydi.

Bunlar Şehzâde Mehmed'in Osmâncık'a geldiğini haber aldıkları anda şehzâdeyi hazırlıklardan haberdar ettiler. Kara Devletşâh'ı ve maiyetini kurulan ziyafette sarhoş ettikleri bir sırada Çelebi Sultan'ın kuvvetleri baskın yapıp kendisini öldürdüler. Atlılarını dağıttılar.

Amasyalılar Hakala önlerine gelip şehzâdeyi karşıladılar. Amasya boğazının önünde kurulan ziyafette Amasya müftüsü Gümüşlüzâde Abdurrahmân Çelebi, Amasya meclisinde kararlaştırılan şartları Çelebi Sultan'a arz ve bildirdi. Çelebi Sultan da memnuniyetle bu şartları kabul etmişti.

İdrîs Paşa, "Târîh-i Osmânî"sinde diyor ki: "Şehzâde Çelebi Sultan Mehmed, Amasya boğazının önüne geldiğinde Amasya ileri gelenleri karşılayarak içki ve eğlenceden tövbe etmesini; bu tekliflerini kabul ettiği takdirde uğrunda her türlü fedakârlığı göze alacaklarını arz ettiler.

Çelebi Sultan Mehmed bu tekliften olağanüstü memnun oldu. Atından aşağı inip abdest aldı. İki rekât namaz kıldıktan sonra müftü ve ileri gelenlerin huzurunda her türlü yasaktan tövbe edip bu kadar fedakâr kişilere kavuştuğundan dolayı Cenâb-ı Hakk'a hamd ü sena ederek Amasya'ya girdi."

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • medâr-ı iftihâr: övünç kaynağı
  • kıdvetü'l-muhakkikîn: araştırmacıların (derin bilginlerin) önderi
  • masârif-i seferiyye: sefer giderleri
  • tazmînât: tazminat, ödenmesi gereken bedel
  • i'zâm: gönderme
  • müfti's-sekaleyn: iki topluluğun, insanların ve cinlerin müftüsü
  • mutâba'at: uyma, boyun eğme
  • hemşîrezâde: kız kardeşin oğlu
  • ayş u nûş: eğlence ve içki
  • tevbekâr: tövbe eden
  • derebeyi: kendi bölgesinde başına buyruk hâkim
  • şerâ'it: şartlar
  • istikbâl: karşılama

Şehzâdenin Çağrılması

Bugünkü ansiklopedi anlatısı, Hüsameddin'in aktardığı çerçeveyi destekler ama bir noktada farklı vurgu yapar. Kara Devletşah, Kubad-oğlu, Mezid Bey ve Taşan ailesi, Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'un hükümranlığını kabul eden yerel hanedanlardı. Mehmed de Timur'un hükümdarlığını kabul etti ve böylece Tokat-Amasya bölgesindeki yönetimini meşrulaştırdı. Rakiplerine karşı otoritesini kurarken din âlimleri ve şehir ileri gelenleri tarafından desteklenmiştir; yerel beylerin ise ona karşı ne prestijleri vardı ne de Osmanlı şehzâdesinin meşruiyeti. Aynı madde bu bilgi için doğrudan Hüsameddin'in üçüncü cildine (s. 157-198) başvurur. Yani Hüsameddin'in "Timur'un adamı Kara Devletşah'a karşı şehzâdenin çağrılması" olarak anlattığı olay, bugünkü anlatıda Çelebi Mehmed'in Timur'un üstünlüğünü kabul ettiği bir dönemin içinde yer alır. Hüsameddin bu ilişkiyi maddede öne çıkarmaz.

Kara Devletşah'ın Sonu

Hüsameddin'e göre Hakala'daki Âbâdoğlu ve Abdullah Beyzâde ailesi Kara Devletşah'ı ziyafette sarhoş etmiş, ardından şehzâdenin kuvvetleri baskın yapıp onu öldürmüştür. Yerel resmî tarih anlatısı ise yalnızca Çelebi Mehmed'in onunla savaşıp yendiğini ve Kara Devletşah'ın savaş meydanında öldürüldüğünü yazar. İki anlatı sonucu aynı verir, ayrıntıda ayrılır.

Pîr İlyâs ve Şirvan

Timur'un Pîr İlyâs'ı yeğeniyle Şirvan'a göndermesi, bugünkü çalışmalarda da Timur zamanında ilmi beğenilen bir âlimin Şirvan'a götürülmesi olarak geçer. Hüsameddin'in verdiği 805 tarihi ve Kara Mehmed Sultan adı bu aktarmalarda aynen korunur. Pîr İlyâs'ın Şirvan'dan dönüşü sonrası Amasya'da kurulan Halvetî tekkesi ve torunu olarak anılan şair Mihrî Hatun için bir önceki maddeye bakınız. Yeğeni Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi'nin Pîr İlyâs'ın damadı olduğu da Pîr İlyâs türbesinin yer aldığı bilgilerden anlaşılır: türbede damadı Pir Celaleddin Abdurrahman'ın mezarı da vardır. Hüsameddin'in "yeğeni" dediği kişi bu bilgide "damat" olarak geçer; bu fark kaynaklarda çözülmemiştir.

Yazarın Yorumu

Kitabın bu bölümünde Hüsameddin olayları "Türklük" ve "millî birlik" kavramlarıyla yorumlar ve Çaganbay, Singir Han, Mustafa Kemal'i aynı sıraya koyar. Bu cümleler on beşinci yüzyıl kaynaklarından değil, yazarın kendi çağının bakışından gelir. İdrîs Paşa'dan (İdrîs-i Bitlisî) aktarılan tövbe sahnesinin kendi metninde bulunup bulunmadığı bu çalışmada denetlenemedi.

Hüsameddin'in Dipnotları

Şâdgeldi Bey'in Bâyezîd Paşa'nın damadı olduğu, Bâyezîd Paşa'nın kızı Hatîce Hâtun'un vakfiyesinde açıkça yazılıdır. İdrîs Paşa'nın Târîh-i Osmânî'sinin bir nüshası Bâyezîd Kütübhâne-i umûmiyyesinde bulunmaktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 455–457. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.