Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Ehl-i diller mecma‘ı meyḫāneler gördüñ mi hīç
Gizlü genc ile ṭolu vīrāneler gördüñ mi hīç
Dāmen-i ṣaḥrāda zencīrin sürer Mecnūn-veş
Pā-bürehne bir nice dīvāneler gördüñ mi hīç
Ḫançer-i şem‘ ile baġrın pāre pāre eylemiş
Ḳana ġarḳ olmış yatur pervāneler gördüñ mi hīç
Baydaḳ-ı ḫūrşīde şeb gibi ṣalar esb-i siyāh
Bu bisāṭ-ı çarḫda pervāneler gördüñ mi hīç
Gül gibi çāk-ı girībān lāle gibi baġrı ḳan
Çārsū-yı ‘ışḳda mestāneler gördüñ mi hīç
Ṭopṭolu sīmīn ṣanemle bu ḫarāb-ābādda
Nüh felek gibi bugün büt-ḫāneler gördüñ mi hīç
Ḳanlu yaş ile pür olmış dīde-i ‘āşıḳ gibi
Bezm-i ġamda Fażliyā peymāneler gördüñ mi hīç
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül ehlinin toplandığı meyhaneleri hiç gördün mü; gizli hazineyle dolu viraneleri hiç gördün mü?
2. Çöl eteğinde Mecnun gibi zincirini sürüyen, yalınayak nice divaneler gördün mü hiç?
3. Mumun hançeriyle bağrını parça parça etmiş, kana gark olmuş yatan pervaneleri hiç gördün mü?
4. Gök çarkının bu satranç tahtasında güneşin piyadesine gece gibi siyah at süren pervaneleri hiç gördün mü? (Beytin anlamı kapalıdır; satranç terimleriyle gecenin güneşi örtmesi anlatılıyor olabilir.)
5. Gül gibi yakası yırtık, lale gibi bağrı kanlı, aşk çarşısında sarhoşları hiç gördün mü?
6. Bu harap dünyada bugün dokuz kat gök gibi gümüş tenli putlarla (güzellerle) dopdolu puthaneler gördün mü hiç?
7. Ey Fazlî, gam meclisinde âşığın gözü gibi kanlı yaşla dolmuş kadehler gördün mü hiç?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gördüñ mi hīç" sözüdür; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "meyḫāne, vīrāne, dīvāne, pervāne, mestāne, büt-ḫāne, peymāne" kelimelerindeki "-āne" sesiyle kurulur; "pervāneler" kafiyesi üçüncü ve dördüncü beyitlerde iki kez kullanılmıştır. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde elli üçüncü gazeldir ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuada yer almaz; metin yalnız Pervâne Beg'in Bağdat Köşkü 406 numaralı "Mecmû‘atü'n-Nezâ'ir" adlı nazire mecmuasına (vr. 98b) dayanır ve Özkat onu H. İbrahim Demirkazık'ın tezindeki metinden aktarır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, okura yöneltilen bir soruyla ilerler ve her beyitte aşkın şaşılacak bir görüntüsünü önüne serer. İlk beyitte meyhaneler gönül ehlinin toplantı yeri, viraneler de gizli hazinelerin saklandığı yerlerdir; divan şiirinde hazinenin yıkık yerlerde bulunduğu düşüncesi, harap gönülde aşk hazinesinin saklı olduğu fikrine bağlanır. İkinci beyitte Mecnun gibi zincir sürükleyen yalınayak divaneler, üçüncü beyitte mumun alevinden bağrı parçalanmış pervaneler anılır; mum ile pervane, âşığın sevgili uğrunda yanıp yok olmasını anlatan en bilinen mazmunlardandır. Burada mum alevi bir hançere benzetilir.
Dördüncü beyit satranç terimleriyle kurulmuştur: "baydaḳ" piyade, "esb" at, "bisāṭ" satranç tahtasıdır ve gök çarkı bir satranç tahtası olarak düşünülür. Siyah atın güneşin piyadesine sürülmesi, gecenin gündüzü yenmesini anlatıyor olabilir; ancak "pervāneler" kelimesinin bu beyitteki anlamı açık değildir ve kafiye kelimesi bir önceki beyitte de aynen geçer. Beşinci beyitte gülün açılmış yaprakları yırtık bir yakaya, lalenin ortasındaki koyu leke de kanlı bir bağra benzetilir; aşk çarşısının sarhoşları bu iki çiçek gibidir. Altıncı beyitte dünya "ḫarāb-ābād" (harap yurt) olarak anılır ve gümüş tenli güzellerle dolu puthaneler dokuz kat göğe benzetilir. Son beyitte kadehler, kanlı yaşla dolu âşık gözüne benzer; kadeh ile göz arasındaki bu benzerlik Fazlî'nin başka gazellerinde de görülür.
Nazire İlişkisi
Özkat'a göre bu gazel, Revânî'nin "Günde yüz biñ cān alur cānāneler gördüñ mi hīç / Āşināluḳdan ḳaçar bīgāneler gördüñ mi hīç" matlalı gazeline nazire olarak yazılmıştır ve Revânî'nin bu gazeli Fazlî ile Şinâsî tarafından birer gazelle tanzir edilmiştir. Özkat Revânî'yi, Edirne'de 1475'te doğduğu tahmin edilen, Yavuz Sultan Selim döneminin tanınmış şairlerinden İlyas Şücâ Çelebi olarak tanıtır ve 1524'te İstanbul'da öldüğünü belirtir; Fazlî'nin onun iki gazeline nazire yazdığını da kaydeder. Fazlî, Revânî'nin vezni ile "-āneler gördüñ mi hīç" kafiye ve redifini korur. Revânî'nin matlaı sevgililerin can almasını ve yabancı tavrını anlatırken, Fazlî aynı soru kalıbını meyhaneye, viraneye ve divanelere çevirir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 315-316, gazel no. 53 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Bağdat Köşkü 406, vr. 98b); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 96 ve 98 (nazireler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- H. İbrahim Demirkazık, Pervâne Beg Nazire Mecmuası (67b-100b): Transkripsiyonlu, Edisyon Kritikli Metin, basılmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2002, s. 227-228 (Özkat'ın aktarımıyla). katalog.marmara.edu.tr






