Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Milk-i şāhen-şāh olup geydiyse ger altunlu tāc
Germ olup öykünmesün billāhi ol māha sirāc
Yüzdeki ḫālüñ deger Rūm’uñ ḫarācı ḫüsrevā
Pādişehsin n’ola alsañ cümle ḫūbāndan ḫarāc
Cām-ı pür-mey yār-ı bī-aġyār ṣun bezm ehline
Sāḳiyā furṣat ġanīmet ġāfil olma gözüñ aç

Günümüz Türkçesiyle

1. Kandil (ya da güneş), şahlar şahının mülkü olup altınlı bir taç giymiş olsa bile, Allah için, kızışıp o aya (sevgiliye) özenmesin.

2. Ey hükümdar, yüzündeki ben Rum'un (Anadolu'nun) haracına değer; padişahsın, bütün güzellerden harac alsan buna şaşılır mı?

3. Ey saki, meclis ehline şarapla dolu kadehi ve ağyarsız (rakipsiz) yârı sun; fırsatı ganimet bil, gaflete düşme, gözünü aç.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin üç beyitten oluşur ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "tāc, sirāc, ḫarāc, aç" kelimelerindeki "-āc/-aç" sesiyle kurulur; son beyitte Arapça kökenli kafiye kelimelerine Türkçe "aç" (gözünü aç) fiilinin katılması dikkat çekicidir, bu tespitimizdir. Gazel, Özkat'ın neşrinde elli dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 234b) bulunur. Özkat onu "cim harfinde kafiyeli eksik gazeller" başlığı altında, son beyitleri eksik olanlar arasında verir; mahlas beyti de bu yüzden elimizde değildir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Özkat, divanın gazeller bölümünde sayfa noksanlığı yüzünden başı ya da sonu eksik kalan gazelleri, hangi harfle kafiyeliyse o harfin sonunda ayrı bir bölümde toplar ve bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmış olmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden kaynaklandığını belirtir. Ona göre gazeller bölümündeki 153 şiir arasında, kaybolmuş ya da koparılmış varaklar yüzünden tamamı tespit edilemeyen 15 gazel vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Üç beyit de saltanat diliyle konuşur. İlk beyitte "sirāc" (kandil, ışık), şahlar şahının mülkü olmuş ve altınlı bir taç giymiş gibi düşünülür; alevin altın sarısı bir taca benzetilmesi bu tasavvura dayanır. Ancak bu kandil, ne kadar parlarsa parlasın, aya benzeyen sevgiliye öykünmemelidir. "Germ olmak" (kızışmak) sözü hem ateşin sıcaklığını hem de haddini aşan bir heveslenmeyi anlatır.

İkinci beyit, Özkat'ın şiirlerdeki sosyal hayat izleri arasında andığı beyittir. Özkat'a göre şair burada sevgiliyi bütün güzellerden harac alan bir padişaha benzetir; onun yüzündeki tek bir benin bütün Anadolu'dan toplanacak haraca denk olduğunu, böyle bir zenginliğe sahip birine toplayacağı haracın bir anlam ifade etmeyeceğini söylerken fethedilen toprakları haraca bağlama geleneğini vurgular. "Ḫarāc" kelimesinin aynı beyitte iki kez kullanılması tekrir sanatıdır; "ḫüsrev", "pādişeh" ve "ḫarāc" kelimeleri de bir tenasüp kurar. Üçüncü beyit sakiye seslenir ve meclisi rakipsiz bir yâr ile dolu kadehe davet eder. Özkat bu beytin ikinci mısraını hem "fırsatı ganimet bilmek" hem de "gözünü açmak" deyimlerinin örnekleri arasında gösterir. Fırsatı kaçırmama öğüdü, elimizdeki son beyitte gazeli rint meclisinin diline bağlar.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 316, gazel no. 54 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 234b); ayrıca s. 43 (deyimler), s. 62 (eksik gazeller), s. 69 (kafiye), s. 80 (harac geleneği), s. 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar