Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Nice bir hecrüñle idem âhı çoḳlar sevdügüm
Āhum odı yaḳdı mihr ü mâhı çoḳlar sevdügüm
Dürlü dürlü dilberâ cevr ü cefâñ ile beni
Ḳaṣduñ öldürmek midür billâhi çoḳlar sevdügüm
Her ne yüzden cevr iderseñ ben ḫo yüz döndürmezem
Sen daḫi ḥâżır göre Allâh'ı çoḳlar sevdügüm
Dostum luṭf eylegil aġyâr ile seyr eyleme
Dîvüñ olmasun melek hem-râhı çoḳlar sevdügüm
Hey ḥaẕer ḳıl dostum Mihrî'nüñ âhından ṣaḳın
Āhı âhenden geçer vallâhi çoḳlar sevdügüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey çok sevdiğim, ayrılığınla daha ne zamana dek ah edeyim? Ahımın ateşi güneşi de ayı da yaktı.
2. Ey gönül alan güzel, ey çok sevdiğim, Allah aşkına söyle, türlü türlü zulüm ve eziyetlerinle niyetin beni öldürmek mi?
3. Ne yönden zulmedersen et, ben yine de senden yüz çevirmem; sen de Allah'ı hazır ve nazır bil (O'nun her şeyi gördüğünü unutma), ey çok sevdiğim.
4. Dostum, lütfet de ellerle (rakiplerle) gezintiye çıkma; ey çok sevdiğim, meleğin yol arkadaşı dev olmasın. (Sevgili meleğe, rakip şeytan anlamındaki "dîv"e benzetilmiştir.)
5. Hey dostum, sakın, Mihrî'nin ahından kork; vallahi onun ahı demirden bile geçer, ey çok sevdiğim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz on yedinci gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "-ı çoḳlar sevdügüm" sözüdür; kafiye "-âh" sesiyle kurulur (âh, mâh, billâh, Allâh, hem-râh, vallâh). Dikkat çekici olan, beş kafiye kelimesinden üçünün yemin ve dua sözleri olmasıdır: "billâhi", "Allâh'ı", "vallâhi". Bu seçim gazelin konuşma diline yakın, yalvaran ve yemin eden sesini kafiyeye kadar taşır. "Çoḳlar sevdügüm" (çok sevdiğim) redifi de gündelik bir sevgi sözüdür. Gazel dört nüshanın dördünde de bulunur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ana konusu âşığın ahıdır. Divan şiirinde ah, yanan bir gönülden çıkan ateşli bir nefes olarak düşünülür; dumanı göğe yükselir, kıvılcımı gökteki varlıkları tutuşturur. Matla beytinde Mihrî bu düşünceyi en uç noktaya taşır: ahının ateşi güneşi ve ayı yakmıştır. "Mihr ü mâh" (güneş ve ay) birlikte anılarak tenasüp kurulmuştur; mübalağa sanatının da açık bir örneğidir. Gülşen Kaya bu beyti, âşığın ahının çarkın çemberini, ayı, güneşi, hatta cehennemi yakan güçlü bir alev olarak düşünüldüğü örnekler arasında verir. "Mihr" kelimesinin güneşin yanında sevgi anlamına da gelmesi ve şairin mahlasıyla aynı kelime olması, matlaa ayrıca bir yankı katar.
İkinci ve üçüncü beyitler sevgiliyle doğrudan bir hesaplaşmadır. Âşık, sevgilinin türlü zulümlerinin amacının kendisini öldürmek olup olmadığını sorar, ardından ne olursa olsun ondan yüz çevirmeyeceğini söyler. Üçüncü beyitte "ne yüzden" ile "yüz döndürmezem" sözleri arasında "yüz" kelimesinin iki ayrı anlamıyla bir cinas oyunu vardır: ilkinde "hangi yönden, hangi sebeple", ikincisinde "çehre" anlamındadır. Beytin ikinci mısraında âşık, sevgiliye Allah'ın her şeyi gördüğünü hatırlatır; bu, zulmün hesabının bir gün sorulacağını ima eden yumuşak bir uyarıdır.
Dördüncü beyit rakibi sahneye çıkarır. Sevgili meleğe, rakip "dîv"e, yani dev ya da şeytana benzetilir. Kaya bu beyitte devin, yani şeytanın bir zamanlar melek olduğuna gönderme yapıldığını ve ikisinin yerlerinin ayrı olduğuna dikkat çekildiğini belirtir. Melek ile dev arasındaki karşıtlık (tezat), sevgilinin rakiple gezintiye çıkmasını âşık için kabul edilemez bir uyumsuzluk olarak gösterir.
Makta beyti ahı bu kez bir tehdit olarak sunar. Mihrî kendi adını üçüncü kişi gibi anarak sevgiliyi uyarır: onun ahı demirden bile geçer. Burada "âh" ile "âhen" (demir) arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır. Kaya, ahın tesirini anlatmak için demirden bile geçtiğinin vurgulandığını söyleyerek bu beyti örnek gösterir. Gazel böylece matlaında gökleri yakan ahın, maktada sevgilinin kendisine yönelebilecek bir beddua gücüne dönüşmesiyle kapanır.
Sıtkı Nazik, Mihrî ile Tâcîzâde Ca‘fer Çelebi'nin divanlarındaki ortak redifleri sıraladığı tabloda bu gazelin redifini Ca‘fer Çelebi'nin bir murabbaındaki "benüm çok sevdügüm" redifinin karşısına koyar. İki şiir arasında doğrudan bir nazire ilişkisi kurulmamıştır; tablo yalnız bu sevgi sözünün dönemin Amasyalı şairlerinde redif olarak kullanıldığını gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 112-113, Gazel 117 (F 59a, M 83b, S 61a, Ü 55a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 10, 227, 273. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (ortak redifler tablosu, s. 140). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






