Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Gün yüzüñ oldı gözümden ki nihân iki gözüm
Ḳarañu oldı baña işbu cihân iki gözüm
Dimedüñ bu daḫi âşüftelerümden biridür
Sürinürem yoluña bunca zamân iki gözüm
Bâġ-ı ḥüsnüñde görüp müdde‘iyî dîdelerüm
Oldı ḳanlu yaş ile şâd-revân iki gözüm
Gözümüñ ṣuları her cânibe bâġı ṭolanur
Her ḳaçan seyr idesin serv-i revân iki gözüm
Gözüme nûr irişsün yine göñlüme sürûr
Göreyüm gün yüzüñi bir dem amân iki gözüm
Ḫûb iken eyle vefâ yoluña cânlar virene
Böyle ḳalmaz bu güzellik de hemân iki gözüm
Baña raḥm itse gerek yâr didüm aġyâra
Mihrî'yi eyleme billâh yalan iki gözüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Güneş gibi yüzün gözümden gizlendiği için bu dünya bana karanlık oldu, iki gözüm. ("İki gözüm", sevgiliye "gözümün nuru, canım" anlamında yapılan bir hitaptır.)
2. Bunca zamandır yolunda sürünüyorum, iki gözüm; bir kez olsun "Bu da benim aşkından aklını yitirmiş tutkunlarımdan biridir" demedin.
3. Güzelliğinin bahçesinde rakibi görünce gözlerim kanlı yaşlarla birer fıskiyeye döndü, iki gözüm. (Burada "iki gözüm" hem hitaptır hem de şairin kendi iki gözünü anlatır: yaş döken gözler, bahçedeki fıskiyeye benzetilmiştir.)
4. Ey salınarak yürüyen servi boylum, iki gözüm, sen ne zaman bahçede gezintiye çıksan gözümün suları da bahçeyi her yandan dolaşır. (Âşık, sevgilinin gezdiği bahçeyi gözyaşlarıyla sular; gözyaşı bahçe arklarındaki akan suya benzetilmiştir.)
5. Gözüme yine ışık, gönlüme yine sevinç ulaşsın; güneş gibi yüzünü bir an olsun göreyim, aman iki gözüm.
6. Güzel olduğun bu günlerde, yolunda can verenlere vefa göster, iki gözüm; bu güzellik de böyle kalmaz, geçip gider.
7. Ellere (rakiplere) "Sevgilim bana elbet acır" dedim; Allah aşkına Mihrî'yi yalancı çıkarma, iki gözüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz on dördüncü gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "iki gözüm" sözüdür; kafiye bundan önce gelen "-ân" sesiyle kurulur (nihân, cihân, zamân, şâd-revân, revân, amân, hemân). Makta beytinde kafiye yerinde "yalan" kelimesi bulunur; uzun "â" yerine kısa "a" taşıyan bu kelime kafiyeyi sesçe gevşek bir biçimde tamamlar. Gazel yalnız Ü nüshasında yer alır ve Harfü'l-Mîm bölümündedir. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ağırlığı redifte toplanır. "İki gözüm" eski Türkçede sevgiliye, çocuğa ya da yakın birine "gözümün bebeği, canım" anlamında söylenen sıcak bir hitaptır; Mihrî bu hitabı her beyitte tekrarlayarak şiire bir yakarış tonu verir. Ne var ki aynı söz, gazelin konusu olan bakma ve görememe derdiyle de doğrudan ilgilidir. İlk beyitte sevgilinin güneş gibi yüzü gözden kaybolunca dünya kararır; beşinci beyitte şair o yüzü bir an görmek, gözüne yeniden ışık gelmesini ister. Böylece hitap olarak kullanılan "iki gözüm", şiirin içinde gerçek gözlerin, yani görmek isteyen ve ağlayan gözlerin anlamını da taşır. Bu çift anlam en açık biçimde üçüncü beyitte görülür: rakibi sevgilinin "güzellik bahçesinde" gören gözler kanlı yaş döküp şadırvana, yani fıskiyeli havuza döner. Burada redif hem sevgiliye seslenir hem de cümlenin öznesi olan iki gözü gösterir; divan şiirinin sevdiği tevriyenin, redife yerleştirilmiş güzel bir örneğidir.
Bahçe imgesi dördüncü beyitte sürer. Sevgili "serv-i revân", yani yürüyen servi diye anılır; servi divan şiirinde uzun ve düzgün boyun karşılığıdır. Sevgili bahçede gezindikçe âşığın gözyaşları da bahçenin her yanını dolaşır. Bahçe, servi, şadırvan ve su kelimeleri bir arada kullanılarak tenasüp kurulmuş, gözyaşı bahçe sularına bağlanarak mübalağalı bir tablo çizilmiştir. İkinci beyitte ise âşık sevgilinin yolunda "sürünen" bir tutkundur; Gülşen Kaya, bu beyti sevgilinin yolunda toprak olan, gözü ondan başkasını görmeyen âşık tipinin örnekleri arasında anar.
Altıncı beyit gazelin düşünce bakımından en dikkat çekici yeridir. Şair, sevgiliye güzelliğin geçici olduğunu hatırlatır ve vefa göstermesini bu yüzden ister: güzellik "böyle kalmaz". Divan şiirinde sık görülen bu uyarı, sevgiliye hem bir öğüt hem de örtülü bir sitem olarak söylenir. Makta beytinde Mihrî kendi adını anarak sözü bir yemine bağlar. Rakiplere "Sevgili bana elbet merhamet eder" diye övünmüş, şimdi bu sözün boşa çıkmamasını, kendisinin yalancı durumuna düşürülmemesini sevgiliden "billâh" diye diler. Şiir böylece bir övünme ile bir yalvarışın arasında kapanır; âşığın onuru da sevgilinin vereceği karşılığa bağlanmış olur.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 111, Gazel 114 (Ü 54b). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 198. openaccess.firat.edu.tr






