Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Dost hecrüñdür dem-â-dem baġrumı ḳan eyleyen
La‘l-i nâbuñdur ṣorarsam aña dermân eyleyen
Gülşen-i ḥüsnüñde cânâ giceler tâ ṣubḥa dek
Derd ile cân bülbülidür âh u efġân eyleyen
Aġlamaḳdan munḳaṭı‘ olmazdı çeşmüm neyleyem
Ḳanlu yaşumdur raḳîb-i kelbi ḫandân eyleyen
Key ḥaẕer ḳıl gözlerinden ḫûnîdür dilberlerüñ
Günde biñ kez hey budur nâ-ḥaḳ yere ḳan eyleyen
Ḥasret-i çâh-ı zenaḫdânuñ durur ger var ise
Bu cihân gülşenlerin Mihrî'ye zindân eyleyen

Günümüz Türkçesiyle

1. Dostum, her an bağrımı kan eden senin ayrılığındır; sorarsam, buna derman olan da senin saf lal dudağındır.

2. Ey sevgili, güzelliğinin gül bahçesinde geceleri sabaha dek dertle ah edip inleyen, can bülbülüdür. (Şairin canı, sevgilinin güzellik bahçesinde öten bir bülbüle benzetilmiştir.)

3. Gözüm ağlamaktan bir türlü kesilmiyor, ne yapayım; köpek gibi rakibi güldüren de benim kanlı gözyaşımdır. (Âşığın ağlaması rakibi sevindirir; rakip, divan şiirinde sık görüldüğü gibi köpeğe benzetilmiştir.)

4. Hey, güzellerin gözlerinden sakın, onlar kan dökücüdür; günde bin kez haksız yere kan döken işte bunlardır. (Güzelin bakışı, öldüren bir silah gibi düşünülür.)

5. Eğer varsa, bu dünyanın gül bahçelerini Mihrî'ye zindan eden, senin çene çukurunun özlemidir. ("Çâh-ı zenaḫdân", çene kuyusu demektir; divan şiirinde sevgilinin çenesindeki gamze, âşığın gönlünün içine düştüğü bir kuyu ve zindan olarak düşünülür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz yirmi ikinci gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "eyleyen" sıfat-fiilidir; kafiye "-ân" sesiyle kurulur (ḳan, dermân, efġân, ḫandân, zindân). "Ḳan" kelimesi matlada ve dördüncü beyitte kafiye yerinde iki kez kullanılmıştır: ilkinde ayrılığın bağrı kan etmesi, ikincisinde güzellerin haksız yere kan dökmesi anlatılır. Gazel dört nüshanın dördünde de bulunur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifin biçimi gazelin söyleyişini belirler. Hemen her beyit "X'dir ... eyleyen" kalıbıyla kurulmuştur: "bağrımı kan eden senin ayrılığındır", "ah ve figan eden can bülbülüdür", "rakibi güldüren kanlı yaşımdır". Bu yapı her beyitte bir sebebi öne çıkarıp onu vurgular; şiir böylece âşığın çektiği acıların sebeplerini bir bir gösteren bir dizi tespit hâline gelir.

Matla beyti dert ile dermanı aynı kaynağa bağlar. Bağrı kan eden sevgilinin ayrılığıdır, dermanı ise onun "la‘l-i nâb"ı, yani saf yakut gibi kırmızı dudağıdır. "Ḳan" ile "dermân" arasındaki karşıtlık, divan şiirinde sevgilinin hem yaralayan hem iyileştiren kişi olarak düşünülmesinin bilinen bir örneğidir; dudağın kırmızılığı ile kanın kırmızılığı arasında da bir renk ilgisi kurulmuştur.

İkinci beyitte sevgilinin güzelliği bir gül bahçesi, şairin canı da o bahçede sabaha kadar inleyen bir bülbüldür. Gül ile bülbül arasındaki aşk, divan şiirinin en tanınmış mazmunlarındandır. Gülşen Kaya, gece ile sabah arasındaki saatlerin âşığın ah ve figanının, ıstırabının arttığı saatler olarak işlendiğini söyleyerek bu beyti örnek gösterir. "Gülşen", "bülbül", "âh u efġân" ve "ṣubḥ" kelimeleri bir arada kullanılarak tenasüp kurulmuştur.

Üçüncü beyit acıyı bir aşağılanma duygusuyla birleştirir. Âşığın gözü ağlamaktan bir türlü kesilmez, ama bu kanlı yaşlar sevgiliyi değil, köpeğe benzetilen rakibi güldürür. Ağlamak ile gülmek (ḫandân) arasındaki tezat beytin dayanağıdır. Dördüncü beyitte söz genelleşir: şair, güzellerin gözlerinin "ḫûnî", yani kan dökücü olduğunu, günde bin kez haksız yere kan dökenin bu gözler olduğunu söyler. Güzelin bakışının öldürücü bir silah olarak düşünülmesi, divan şiirinde göz, gamze ve kirpikle ilgili mazmunların temelidir.

Makta beytinde "çâh-ı zenaḫdân", yani çene kuyusu mazmunu kullanılır. Sevgilinin çenesindeki çukur, âşığın gönlünün düştüğü bir kuyu olarak düşünülür. Kaya, bu beyti ayrıca anarak çene çukurunun hayalinin âşığa dünyanın gül bahçelerini zindan ettiğini belirtir; divanda çâh unsuruyla Hz. Yûsuf'un atıldığı kuyuya da telmih yapıldığını ekler. Beyitte "gülşen" ile "zindân" karşı karşıya konmuştur: dünyanın bütün bahçeleri bile, sevgilinin çene kuyusunu özleyen âşığa bir hapishane gibi gelir.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 115, Gazel 122 (F 60a, M 85a, S 62a, Ü 56a). ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 180, 267. openaccess.firat.edu.tr