Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Oñmaduḳ Nâmi ṭutaldan beri bir yâr etegin
Gel berü gel ṭutalum biz daḫi tekrâr etegin
Nice hercâyi cefâ-kârlara yalvaralum
Ṭutayuz bir gün ola belki vefâ-dâr etegin
Hey felekdür bu cihân ġoncalarınuñ dem olur
Ṭaġıdur yapraġını yel ḳoparur ḫâr etegin
Göñül alduḳlarına ḫoş ider iḳrâr bular
Dönüben ṣoñra ṭutarlar yine inkâr etegin
İrteden tîz felek uş yüzlerini ḳara ḳıla
Mihrî muḥkem ṭutasın ṣıdḳ ile iḳrâr etegin

Günümüz Türkçesiyle

1. Beyit iki türlü okunabilir. Neşirdeki okuyuşla: Ey Nâmî, bir sevgilinin eteğini tuttuğumuzdan beri yüzümüz gülmedi; gel beri gel, biz de yeniden bir eteğe tutunalım. Günay Tulum'un önerdiği "Oñmaduḳ nâmı" okuyuşuyla: Adı batası, uğursuz rakip bir sevgilinin eteğini tuttuğundan beri, gel beri gel, biz de o sevgilinin eteğini yeniden tutalım. ("Oñmaduk" sözü "iflah olmaz, uğursuz" anlamında bir beddua sözüdür.)

2. Daha ne kadar vefasız, eziyetçi kimselere yalvaracağız? Bir gün olur, belki vefalı birinin eteğini tutarız. (Hercâyî, her yere konan, bir yerde durmayan, sözünde durmayan kimsedir.)

3. Hey, bu felektir, dikkat et: zamanı gelince yel, dünya goncalarının yapraklarını dağıtır, dikenin eteğini koparır. (Felek, insanın başına iyi kötü her şeyi getiren dönen talihtir. Gonca güzelleri, diken rakipleri anlatır; ikisi de zamanın rüzgârından kurtulamaz.)

4. Bunlar gönlünü çaldıkları kişilere sevgilerini hoş sözlerle ikrar ederler; sonra sözlerinden dönüp yine inkârın eteğine yapışırlar.

5. Felek, yarın olmadan, hemen şimdi onların yüzlerini kara çıkarsın. Ey Mihrî, sen sadakatle verdiğin sözün eteğini sıkıca tut. (Yüzü kara olmak, utanılacak duruma düşmektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz yirmi beşinci gazeli beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "etegin", kafiyesi "yâr, tekrâr, vefâ-dâr, ḫâr, inkâr, iḳrâr" sözlerindeki "-âr" sesidir. Mahlas, gelenekteki gibi son beyitte yer alır. Divanda hemen önündeki yüz yirmi dördüncü gazel aynı vezin, kafiye ve redifle yazılmıştır; bu iki gazel bir çift gibi yan yana durur. Gazel yalnız Ankara Millî Kütüphane (M) nüshasında bulunur.

Anlam ve Söz Sanatları

Bir önceki gazelde sevgilinin eteğini hiç bırakmayan âşık, bu şiirde hem sevgiliden hem de rakiplerden şikâyetçidir. Şiirin konusu vefasızlıktır: gönül çelen güzeller önce hoş sözlerle sevgilerini ikrar eder, sonra sözlerinden dönüp inkâra sapar. Dördüncü ve beşinci beyitlerdeki "iḳrâr" ile "inkâr" sözleri tezat oluşturur; şair bu karşıtlığı "etek tutmak" deyimine bağlayarak "inkâr eteği" ile "ikrar eteği"ni karşı karşıya koyar. Şiirin sonunda Mihrî kendine seslenir ve vefasızların karşısında kendi sözüne sadık kalmayı öğütler. Gülşen Kaya bu gazeli ve öncekini "hasbıhal" niteliğinde şiirler olarak görür ve şairin, zamanın geçtiğini, sevgilinin rakibe yüz vermesine karşın kendisinin onun eteğinden ayrılmadığını anlattığını söyler.

Üçüncü beyit, aşkın kişisel şikâyetini dünyanın geçiciliğine bağlar. Felek, yani dönen talih, zamanı gelince goncanın yapraklarını yele verir, dikenin eteğini koparır. Gonca, yaprak, yel ve diken sözleri arasında bir tenasüp vardır; şair bu bahçe tablosuyla güzellerin de rakiplerin de zamana yenik düşeceğini anlatır. "Yüzü kara olmak" deyimi ise beşinci beyitte bir beddua olarak kullanılır ve şiire konuşma dilinin sıcaklığını katar.

Birinci beyitteki "Nâmi" sözü bir önceki gazelde olduğu gibi tartışmalıdır. Neşir bu sözü özel ad olarak okur ve beyit, Nâmî adlı birine yapılmış bir çağrı gibi anlaşılır. Günay Tulum ise sözün "nâmı" olarak okunmasını, "oñmaduḳ nâmı" ifadesinin de "adı batası, uğursuz" anlamında rakip için söylenmiş bir beddua olduğunu ileri sürer. Bu okuyuşta Mihrî şiirine rakibe beddua ederek başlar ve son beyitte felekten yine aynı kişilerin yüzünün kara çıkmasını dileyerek şiiri bir çember gibi kapatır.

Tarihî Bağlam

Kaynaklarda bu gazelin kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur. Mecma‘u'n-Neẓâ’ir'de Necâtî'nin "Şöyle muhkem tutayın bir dahi dil-dâr eteğin" gazeline nazire olarak yalnız Mihrî'nin bir önceki gazeli kayıtlıdır. Tulum, bu ikinci gazelin de aynı vezin, kafiye ve redifi taşıdığını, sevgili, rakip, gül, etek ve inkâr gibi temel sözlerde Necâtî'nin şiiriyle ortaklık gösterdiğini belirterek onun da Necâtî ile başlayan nazire zincirine dahil olabileceğini söyler. On altıncı yüzyıl şairi Emrî'nin de aynı dış yapıda ikinci bir gazel yazmış olması, bu zincirin ne kadar geniş bir çevrede yankı bulduğunu gösterir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar