Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Devlet atına süvâr olmış iki sîmîn-beden
Gûyiyâ ḫalḳ-ı cihâna biri cândur biri ten
Biri İskender-i devrân birisi Ḥaydar Şâh
Tîġ-ı ḳahrına bularuñ döye mi burc u beden
Bularuñ biri melekdür biri firişte ‘ayân
Ki temâşâ ider anları ol arada giden
Mihrî mihrin bularuñ göremez illâ ki raḳîb
Neyleyelüm kişiye her işi ṭâli‘dür iden
‘Īd-i aḍḥâ ne mübârek gün idi gördüm ḫoş
Devlet atına süvâr olmış iki sîmîn-beden

Günümüz Türkçesiyle

1. Gümüş tenli iki güzel, devlet ve baht atına binmiş geliyor. Sanki dünya halkına biri can, öteki beden olmuş. (Devlet atına binmek, talihin ve itibarın doruğunda olmak demektir; atlı gelişleri hem gerçek bir binişi hem de yüksek mevkilerini anlatır.)

2. Biri devrin İskender'i, öteki Haydar Şah. Bunların kahır kılıcına burç ve sur dayanabilir mi? (Burç kale kulesi, beden de kale duvarıdır; "beden" sözü aynı zamanda insan gövdesini de hatırlatır. Beyit bu yüzden iki türlü okunabilir: kılıçlarına ne kale duvarı ne de insan bedeni dayanır.)

3. Bunların biri melek, öteki de apaçık bir melektir; o yoldan geçen herkes durup onları seyreder. (Melek Arapça, firişte Farsça kökenli sözdür; ikisi de aynı anlamdadır. Şair, iki güzelin ikisini de aynı derecede melek gibi gördüğünü bu tekrarla söyler.)

4. Mihrî bunların sevgisini, güler yüzünü göremez; onu ancak rakip görür. Ne yapalım, insanın başına gelen her işi yapan talihidir. (Mihr hem sevgi hem güneş demektir ve şairin mahlasıyla aynı kökten gelir. Beyit iki türlü okunabilir: Mihrî onların sevgisine eremez de bu sevgiden yalnız rakip nasiplenir; ya da rakip araya girdiği için Mihrî onların yüzünü bile göremez.)

5. Kurban Bayramı ne mübarek bir gündü; o gün, devlet atına binmiş gümüş tenli iki güzeli gönül hoşluğuyla gördüm.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz yirmi üçüncü gazeli beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, ilk beytinin iki mısraı kafiyeli olan, aşk ve güzelliği işleyen ve son beyitte ya da sona yakın bir beyitte şairin mahlasını taşıyan nazım şeklidir. Bu şiirde redif yoktur; kafiye "beden, ten, beden, giden, iden" sözlerindeki "-en" sesine dayanır. Mahlas, alışılmış biçimde son beyitte değil dördüncü beyitte geçer. Bunun sebebi son beytin yapısıdır: beşinci beytin ikinci mısraı, gazelin ilk mısraının aynen tekrarıdır. Divan şiirinde bu tekrara "redd-i matla‘" denir; şiir böylece açıldığı görüntüye dönerek kapanır ve okurun zihninde iki atlı güzelin hayali bir çerçeve gibi kalır. Gazel yalnız Ankara (M) ve İstanbul Üniversitesi (Ü) nüshalarında bulunur; nüsha farkları "sîmîn" yerine "sîm" gibi küçük okuma ayrımlarıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, sevgiliyi tek bir kişi olarak değil, yan yana at süren iki genç olarak anlatmasıyla divandaki pek çok gazelden ayrılır. Şair onları önce can ile ten gibi birbirini tamamlayan bir çift olarak görür; ikinci beyitte ise hükümdar adlarıyla yüceltir. "İskender-i devrân" ifadesi, devrin İskender'i, yani çağının cihangiri anlamında divan şiirinde sık kullanılan bir övgü kalıbıdır. Mahmut Başaran, Şehnâme'nin Mihrî üzerindeki etkisini incelediği makalesinde bu beyti İskender ile Şah Haydar'ı savaşlarıyla anılan iki hükümdar olarak okur ve kılıçlarına "beden ve yürek dayanmaz" diye açıklar. "Burc u beden" sözleri ise aynı zamanda kale mimarisinin terimleridir; şair kılıç, burç ve sur sözlerini bir arada kullanarak tenasüp kurar ve iki gencin güzelliğinin karşısında hiçbir savunmanın tutunamayacağını söyler.

Üçüncü beyitteki "melek" ile "firişte" eş anlamlı sözlerdir; şair bu tekrarı bilerek seçmiş, iki güzel arasında bir üstünlük gözetmediğini söylemenin yolu olarak kullanmıştır. Dördüncü beyitte "Mihrî mihrin" söyleyişi, mahlas ile "sevgi, güneş" anlamındaki "mihr" arasında bir ses oyunudur; Mihrî'nin divanında bu cinas sık görülür. Rakibin araya girmesi ve talihe sığınma, aşk gazelinin bilinen mazmunlarıdır. Son beyitte ise şiir, bir bayram sabahının somut bir görüntüsüne bağlanır: Kurban Bayramı'nda at üstünde görülen iki genç. Bu somut zaman ve olay işareti, gazeli kalıplaşmış aşk şiirinden çok bir gözlemin, belki bir bayram gezintisinin ya da alayının şiire geçirilmiş hâli gibi gösterir; ancak metin, olayın ayrıntısını vermez.

Tarihî Bağlam

Atlıların kimliği kesin olarak bilinmiyor. Gülşen Kaya'nın Mihrî divanı üzerine hazırladığı tez, bu gazeli Sinan Paşa'nın oğlu İskender Çelebi bahsinde anar ve Mihrî'nin Kurban Bayramı günü at üzerinde gördüğü iki gençten birinin Haydar Şah, ötekinin İskender olduğunu belirtir. Tezkireler (Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde) Mihrî ile İskender Çelebi arasında bir gönül bağı olduğunu rivayet eder ve bunun delili olarak divandaki "İskender" geçen şiirleri gösterir; bu gazelin adı ise tezkirelerde geçmez. Kaya, Haydar Şah hakkında bilgi bulunmadığını, divanın murabbalarından birinde anılan cânbâz Haydar ile aynı kişi olup olmadığının da bilinmediğini yazar. Başaran ise beyitteki adları tarihî kişiler olarak değil, edebî gelenekteki iki ünlü hükümdar adı olarak okur. Dolayısıyla "İskender" sözünün burada Mihrî'nin çevresindeki İskender Çelebi'ye bir gönderme mi, yoksa yalnızca bir övgü kalıbı mı olduğu kaynaklarda kesinleşmemiştir; rivayete dayanan bağlantı ancak bir ihtimal olarak anılabilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar