Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ḳanda varam ṣaçlaruñ gibi kemendüm var iken
Ḥalḳa-i zülfüñ gibi boynumda bendüm var iken
Ṭûbaya meyl itmezin ben sidre ḥaḳḳı dostum
Müntehâ ḳaddüñ gibi serv-i bülendüm var iken
Ḫûblar içre ger şeh-i devrânsa bende olmazam
Ehl-i ḥüsn içre senüñ gibi efendüm var iken
Leblerüñ ẕikri yeter dil ṭûtisinüñ şekkeri
Neylerin ḳandi dehânum ṭolı ḳandüm var iken
Dilde ġam gözümde nem sînemde âteş her zamân
Kime derdüm yanayın ben kendü kendüm var iken
Vaṣlın isterseñ i dil dilber ġamıyla ḫurrem ol
Kimseyi gûş itme benüm böyle pendüm var iken
Şâdam ol dilber dimiş kim kimseye raḥm itmezem
Mihrî gibi bir belâ-keş derd-mendüm var iken

Günümüz Türkçesiyle

1. Saçların gibi bir kementle bağlanmışken, boynumda zülfünün halkası gibi bir bağ varken nereye gidebilirim? (Kement, ucu ilmekli av ipidir. Sevgilinin saçı, âşığı yakalayıp boynundan bağlayan bir kement gibi düşünülür.)

2. Dostum, Sidre hakkı için, senin boyun gibi Sidretü'l-müntehâ kadar yüce bir selvim varken ben Tûbâ ağacına bile gönül vermem. (Tûbâ ve Sidre cennetteki iki kutsal ağaçtır; Sidretü'l-müntehâ, Miraç gecesinde varılan son noktadaki ağaçtır. Sevgilinin uzun ve düzgün boyu bu ağaçlara ve selviye benzetilir.)

3. Güzeller arasında senin gibi bir efendim varken, karşımdaki güzeller arasında devrin padişahı bile olsa ona kul olmam.

4. Gönül papağanına şeker olarak dudaklarını anmak yeter; ağzım şekerle doluyken ben öteki şekeri ne yapayım? (Papağanın şekerle beslendiği düşünülürdü. Sevgilinin dudağını anmak âşığın ağzını tatlandırır; kand, kesme şeker demektir.)

5. Gönlümde gam, gözümde yaş, göğsümde ateş her zaman var; kendi kendimle baş başa yanıp dururken derdimi kime yanayım? ("Dert yanmak" yakınmak demektir; "yanmak" sözü göğüsteki ateşle birlikte düşünülür.)

6. Ey gönül, sevgiliye kavuşmak istiyorsan onun verdiği gamla sevinçli ol; benim böyle bir öğüdüm varken kimseyi dinleme. (Pend, öğüt demektir.)

7. O güzel, "Mihrî gibi belaya katlanan bir dertlim varken kimseye acımam, buna da memnunum" demiş. (Beyit iki türlü okunabilir: "şâdam" sözünü sevgili söyler ve Mihrî gibi bir âşığı olmasından memnundur; ya da Mihrî, sevgilinin böyle dediğine sevinir, çünkü bu söz onu sevgilinin tek dertlisi yapar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz yirmi sekizinci gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "var iken", kafiye "kemendüm, bendüm, bülendüm, efendüm, ḳandüm, kendüm, pendüm, derd-mendüm" sözlerindeki "-endüm" sesidir. Mahlas son beyitte yer alır. Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi (Ü) nüshasında bulunur. Sıtkı Nazik'in redif tablosuna göre "var iken" redifi divanda iki gazelde kullanılmıştır: bu şiir ve hemen ardından gelen yüz yirmi dokuzuncu gazel. İki şiir aynı vezinle yazılmıştır ve birbirinin eşi gibi okunabilir. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin temel fikri redifte saklıdır: "bu varken başkasını ne yapayım." Âşık her beyitte sevgiliye ait bir şeyi sayar ve onun karşısında dünyadaki her şeyi, hatta cennetin kutsal ağaçlarını bile değersiz bulur. Birinci beyitte saç kemende, zülfün halkası boyuna takılmış bir bağa benzetilir. Gülşen Kaya bu beyti, divanda kemendin sevgilinin saçlarına tutulan âşıkların boynunu bağlayan zülüf olarak işlendiği örnekler arasında gösterir. Kement, halka ve bend sözleri arasında bir tenasüp vardır.

İkinci beyit, dini kültürden alınmış imgelerle kurulmuştur. Kaya, Sidre'nin Kur'an'da Miraç'ta Cebrail'in Peygamber'e eşlik ettiği son nokta olarak anıldığını, divanda ise beşeri bir boyutta sevgilinin boyuna benzetildiğini ve yine bir cennet ağacı olan Tûbâ ile birlikte kullanıldığını bu beyit üzerinden açıklar. Şair "Sidre hakkı için" diye yemin ederken Sidre'nin adını hem yemin sözü hem benzetme unsuru olarak kullanır; "müntehâ" sözü de hem Sidretü'l-müntehâ'yı hem de "son derece, en yüce" anlamını hatırlatır.

Dördüncü beyit, dudağın şekerle ilişkilendirildiği bilinen bir benzetmeye dayanır. Kaya, divanda gönül papağanını doyurmak için dudakların anılmasının yettiğinin söylendiğini bu beyitle örnekler. "Ḳandi" ile "ḳandüm" sözleri arasındaki ses benzerliği beyte bir ahenk katar. Beşinci beyit, gam, gözyaşı ve ateşi aynı mısrada sıralayarak âşığın hâlini özetler; "yanmak" fiili hem ateşle yanmayı hem de dert yanmayı, yani yakınmayı anlatır. Altıncı beyitte âşık kendi gönlüne öğüt verir: Kaya bu beyti, vuslata ermenin tek koşulunun cevir ve cefa sınavından geçmek olduğunu gösteren örnekler arasında sayar. Son beyitte söz sevgiliye geçer; sevgilinin kimseye acımayacağını söylemesi, onun âşığına tek bir dertli olarak sahip olmaktan duyduğu memnuniyete bağlanır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar