Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün
‘Aşḳuñ meyini ele alayın mı ne dirsin
Ġayret kilimin ṣuya ṣalayın mı ne dirsin
Dil ṣaḳladıġı şîşe-i ‘ârı ṭaşa cânâ
Hengâme-i ‘aşḳuñda çalayın mı ne dirsin
Ḳanlu yaşum ey dost senüñ râh-ı ġamuñda
Dil zevraḳı ġarḳ oldı ṭalayın mı ne dirsin
Ṭutmazsañ elim luṭfuñ ile ḳaldum ayaḳda
Cânâ demidür yoḫsa öleyin mi ne dirsin
Miḥrâb-ı ḳaşuñ ṭâḳı durur ḳıble-i cânum
Dil ḳıblesine secde ḳılayın mı ne dirsin
Eksük ḳomaduñ Mihrî'ye sen cevr ü cefâda
Bir yâr-ı vefâ-dârı bulayın mı ne dirsin
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkının şarabını elime alayım mı, ne dersin? Gayret kilimimi suya salayım mı, ne dersin? (Gayret, eski dilde namus ve onur duygusu, kıskançlık demektir. Kilimini suya salmak, sahip olduğunu gözden çıkarmak anlamında okunabilir; şair, aşk uğruna onur kaygısını bir yana bırakıp bırakmamayı sorar.)
2. Ey sevgili, gönlümün saklayıp koruduğu utanma şişesini senin aşkının kargaşasında taşa çalayım mı, ne dersin? (Şişeyi taşa çalmak, kırıp atmaktır. Âşık, "ar" denen utanma ve ayıplanma korkusunu kırıp aşkını açığa vurmayı göze alır.)
3. Ey dost, senin gam yolunda kanlı gözyaşlarımın içinde gönül kayığı battı; ben de dalayım mı, ne dersin? (Gözyaşı bir denize, gönül de o denizde batan bir kayığa benzetilir; "dalmak" hem suya dalmayı hem de kendinden geçmeyi anlatır.)
4. Lütfunla elimi tutmazsan ayakta kalakaldım; ey sevgili, şimdi tam zamanıdır, yoksa öleyim mi, ne dersin? (Ayakta kalmak, çaresiz ve yardımsız kalmaktır. "El tutmak" ile "ayakta kalmak" arasında söz oyunu vardır.)
5. Kaşının kemeri mihrap gibidir ve canımın kıblesidir; gönül kıblesine secde edeyim mi, ne dersin? (Mihrap, camide kıble yönünü gösteren kemerli bölümdür. Kavisli kaş mihraba, sevgilinin yüzü de âşığın yöneldiği kıbleye benzetilir.)
6. Mihrî'ye eziyet ve cefada hiçbir eksik bırakmadın; vefalı bir sevgili bulayım mı, ne dersin?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz yirmi yedinci gazeli altı beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mı ne dirsin" sözleridir; kafiye ise "alayın, ṣalayın, çalayın, ṭalayın, öleyin, ḳılayın, bulayın" sözlerindeki "-l" sesi ve onu izleyen istek ekidir. Mahlas son beyitte geçer. Gazel dört nüshanın dördünde de bulunur; nüsha farkları "Ṭutmazsañ / Dutmazsañ" gibi yazım ayrımları ile son beyitteki "yâr-ı vefâ-dâr / yâr u vefâ-dâr" farkından ibarettir. Sıtkı Nazik'in Mihrî divanındaki redifleri çıkardığı tabloda "mı ne dirsin" redifi yalnız bu gazelde görülür. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin bütün beyitleri sevgiliye yöneltilmiş birer soru olarak kurulmuştur ve "ne dirsin" redifi gazele bir danışma, hatta hafif bir sitem havası verir. Âşık her beyitte büyük bir adım atmayı, aşk şarabını içmeyi, onurunu gözden çıkarmayı, gözyaşı denizine dalmayı, ölmeyi, secde etmeyi ve sonunda başka bir sevgili aramayı sorar. Bu sorular aslında cevap beklemez; sevgilinin ilgisizliğini ve âşığın çaresizliğini gösterir. Son beyitteki "vefalı bir sevgili bulayım mı" sorusu, önceki beyitlerdeki teslimiyetin tersine dönen bir sitemdir ve gazelin sonunu nazlı bir tehdide bağlar.
İlk iki beyit, deyimlerle kurulmuş bir dizidir. Gülşen Kaya, birinci beytin ikinci mısraındaki "suya salmak" sözünü divanda suyun deyimler içinde kullanıldığı örnekler arasında gösterir. İkinci beyitte "şîşe-i ‘âr" (utanma şişesi) terkibi, korunması gereken ama kolay kırılan bir değeri anlatır; Kaya, savaş ve kavga anlamına gelen "hengâme" sözünün divanda yalnız bu beyitte "hengâme-i ‘aşk" terkibiyle kullanıldığını belirtir. Üçüncü beyitte gözyaşı denizi ve gönül kayığı (dil zevrakı) bir istiare oluşturur; Kaya, divanda aşkın gönül kayığının batıp çıktığı dalgalı bir denize benzetildiğini gösterir.
Beşinci beyit, sevgilinin kaşını mihraba benzeten bilinen bir teşbihe dayanır. Kaya bu beyti iki ayrı yerde, kaşın kavisli oluşu yüzünden mihraba benzetilmesi ve gönlün kıble olarak anılması bahislerinde örnek verir. Mihrap, kıble ve secde sözleri ibadet alanından alınmış bir tenasüp kurar. Dördüncü beyitte ise "el" ve "ayak" sözleri karşı karşıya getirilir: elini tutmazsan ayakta kalırım derken şair, "ayakta kalmak" deyiminin "çaresiz kalmak" anlamını, insan bedeninin iki uzvuyla oynayarak öne çıkarır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 117-118, Gazel 127. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (su, hengâme, şişe, aşk denizi, kaş ve kıble bahisleri). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (Mihrî divanındaki redifler tablosu: "mı ne dirsin", G.127). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






