Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Gülşene meyl itmezem gül gibi yârüm var iken
Bülbüli gûş itmezem âh ile zârum var iken
Serve baş indürmezem ṭûbâya boynum egmezem
Müntehâ ḳaddüñ gibi ra‘nâ çenârum var iken
Cân u dil naḳdini cânân yolına ḫarc eyledüm
Ḫoş ṣafâ sürdüm cihânda elde varum var iken
Sînemüñ gencînesinden eksük olmaz la‘l ü dür
Müflis olmaz dil ne ġam bu eşk-bârum var iken
Neylerem ben ‘izz ü câhı yâ cihânuñ rif‘atın
İtleriyle işiginde i‘tibârum var iken
Çalmış idüm ṭaşa ben nâmûs u ‘ârum şîşesin
‘Ālem içre ġayretüm ḫalḳ içre ‘ârum var iken
Mihrî'yi bî-iḫtiyâr itmişdüñ ey dildâr-ı men
Başda ‘aḳlum u elümde iḫtiyârum var iken
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül gibi bir sevgilim varken gül bahçesine gönül vermem; kendi ahım ve inleyişim varken bülbülü dinlemem. (Bülbül divan şiirinde güle âşık olup inleyen kuştur; âşık, kendi feryadı yeterli olduğu için bülbülün sesine ihtiyaç duymaz.)
2. Senin Sidretü'l-müntehâ gibi yüce boyun gibi endamlı bir çınarım varken selviye baş eğmem, Tûbâ ağacına boyun bükmem. (Selvi, boyu uzun ve düzgün olduğu için sevgilinin boyuna benzetilir; Tûbâ ve Sidre cennet ağaçlarıdır. Ra‘nâ, güzel ve endamlı demektir.)
3. Can ve gönül sermayemi sevgilinin yolunda harcadım; elimde varım yoğum varken dünyada hoş bir sefa sürdüm. (Beyit iki türlü okunabilir: elimde imkân varken onu sevgili yolunda harcamanın sefasını sürdüm; ya da elimdekini harcadığım günler, dünyadaki tek güzel günlerimdi.)
4. Göğsümün hazinesinden lal ve inci eksik olmaz; bu durmadan yaş döken gözüm varken gönül iflas etmez, ne gam. (Kanlı gözyaşı lale, beyaz gözyaşı inciye benzetilir. Âşığın gözyaşları onun tükenmeyen servetidir.)
5. Sevgilinin kapısında, onun köpekleriyle birlikte bir itibarım varken ben şan, şeref, mevki ya da dünyanın yüceliğini ne yapayım? (Sevgilinin kapısındaki köpekler, divan şiirinde o kapıya yakın olmanın imrenilen işaretidir.)
6. Dünyada gayretim, halk içinde utanma duygum yerindeyken ben namus ve ar şişemi taşa çalmıştım. (Şişeyi taşa çalmak, kırıp atmaktır. Âşık, aşkı uğruna, toplumun ayıplamasından çekinme duygusu hâlâ içinde yaşarken onu gözden çıkardığını söyler.)
7. Ey benim gönlümü alan sevgili, başımda aklım, elimde irademken sen Mihrî'yi iradesiz bırakmıştın. (Bî-ihtiyâr, elinde olmayan, iradesini yitirmiş demektir. "Dildâr-ı men" Farsça bir hitaptır: benim sevgilim.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz yirmi dokuzuncu gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "var iken", kafiye "yârüm, zârum, çenârum, varum, eşk-bârum, i‘tibârum, ‘ârum, iḫtiyârum" sözlerindeki "-ârum" sesidir. Mahlas son beyitte yer alır. Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi (Ü) nüshasında bulunur. Divanda hemen önündeki yüz yirmi sekizinci gazel de aynı vezin ve "var iken" redifiyle yazılmıştır; Sıtkı Nazik'in redif tablosu bu redifi yalnız bu iki gazelde gösterir. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Bir önceki gazel gibi bu şiir de "bu varken ötekine ihtiyacım yok" fikri üzerine kuruludur, ancak burada sevgilinin güzelliğinden çok âşığın kendi hâli öne çıkar. İlk beyitte gül bahçesi, gül ve bülbül sözleriyle bilinen bir tenasüp kurulur: gül sevgili olduğu için bahçeye, âşığın kendi feryadı olduğu için bülbüle gerek yoktur. İkinci beyit önceki gazeldeki Tûbâ ve Sidre imgelerini tekrarlar ve onlara selvi ile çınarı ekler. Gülşen Kaya bu beyti, Tûbâ'nın baş aşağı oluşunun, selvinin baş eğmezliğinin ve Sidre'nin yüceliğinin bir arada anlatıldığı örnek olarak verir.
Dördüncü beyit gözyaşının servet olarak düşünüldüğü bir istiareye dayanır. Kaya, göğüs hazinesinin sevgilinin dudak ve dişlerinin hayali ile âşığın gözyaşlarıyla dolu olduğu için gönlün iflas etmesinin mümkün olmadığını bu beyitle açıklar. Lal ve inci, kırmızı dudak ile beyaz dişin de bilinen karşılıklarıdır; "hazine", "müflis" ve "nakit" sözleriyle ticaret alanından alınmış bir tenasüp oluşur. Üçüncü beyitteki "can ve gönül nakdi" deyimi de bu alana bağlanır.
Beşinci beyitte âşık, dünyanın itibarını sevgilinin kapısındaki itlerin arasında bulunmaya değişmez. Kaya, divanda sevgilinin kapısının köpeklerle dolu olduğunu ve âşığın yeryüzünün en büyük mevkii olarak o kapıda bu itlerle dost olmayı istediğini bu beyit üzerinden anlatır. Altıncı beyit, divanın yüz yirmi yedinci gazelindeki "şîşe-i ‘âr" imgesini yeniden kullanır; burada ar şişesi taşa çalınmış, kırılmıştır. "Gayret" ile "ar" sözleri, toplumun bakışını ve kişinin namus duygusunu birlikte anlatır. Son beyitte "bî-iḫtiyâr" ile "iḫtiyâr" sözleri arasında bir tezat vardır: şair, aklı ve iradesi yerindeyken sevgilinin kendisini iradesiz bıraktığını söyler.
Bu şiirde de bir önceki gazelde olduğu gibi şairin kadın oluşunu gösteren bir ifade bulunmaz; âşık, divan geleneğinin ortak sesiyle konuşur. Bununla birlikte "namus ve ar şişesini taşa çalmak", tezkirelerin Mihrî'nin iffetine dair uzun uzun söz ettiği düşünülürse, bir kadın şairin kaleminden okunduğunda ayrı bir ağırlık taşır; ne var ki bu beyitle Mihrî'nin hayatı arasında kaynaklarda kurulmuş bir bağ yoktur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 118-119, Gazel 129. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (Tûbâ, selvi ve Sidre; sîne hazinesi; sevgilinin kapısındaki itler bahisleri). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (Mihrî divanındaki redifler tablosu: "var iken", G.128, G.129). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
- İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, Ankara 2020, s. 37-38. https://islamansiklopedisi.org.tr/mihri-hatun
Çevrimiçi kaynaklar






