Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

El virmiş idi ḫoş bize devrân geçen gice
Hem-ṣoḥbet idi dilber ü cânân geçen gice
Ẓulmet şebinde ḳalmış idüm ḫayli derd ile
Girdi elüme bir meh-i tâbân geçen gice
Bir dil-rübâ vü ḥüsn ilinüñ şâhı luṭf idüp
Olmışdı ben gedâsına mihmân geçen gice
Dilber ḫayâli şevḳi ile yandı ṣubḥa dek
Bir ayaġ üzre şem‘-i şebistân geçen gice
Zeyn itmiş idi meclisi ḥüsn-i leṭâfeti
Ol ḫaṭṭ u ḫâl ü zülf-i perîşân geçen gice
Bir ġonca-la‘l şevḳine mestâne germ olup
Çâk itmiş idi Mihrî girîbân geçen gice

Günümüz Türkçesiyle

1. Dün gece talih bize güzelce yüz göstermişti; dilber, o sevgili dün gece sohbet arkadaşımızdı. (Devrân el vermek: zamanın, feleğin insana fırsat tanıması.)

2. Karanlık bir gecede bir hayli dertle baş başa kalmıştım; dün gece elime parlak bir ay geçti. (Parlak ay, ay yüzlü sevgilidir.)

3. Gönül kapan, güzellik ülkesinin padişahı olan biri lütfedip dün gece ben yoksulun evine misafir olmuştu.

4. Gece odasının mumu, dilberin hayaline duyduğu özlemle dün gece sabaha kadar tek ayak üstünde yandı. (Mum şamdanın üstünde dimdik durduğu için "bir ayak üzre" yanar; bu söz aynı zamanda bütün gece ayakta beklemeyi, hizmete hazır durmayı anlatır.)

5. Dün gece meclisi onun güzelliğinin inceliği, o ayva tüyleri, o ben ve dağınık saçlar süslemişti.

6. Mihrî, gonca gibi küçük ağızlı, lal gibi kırmızı dudaklı bir güzelin özlemiyle sarhoşça coşup dün gece yakasını yırtmıştı. (Yaka yırtmak, aşkın coşkusuyla kendinden geçmenin işaretidir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz kırk ikinci gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve altı beyittir. Aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "geçen gice" sözüdür; kafiye "-ân" sesiyle kurulur (devrân, tâbân, mihmân, şebistân, perîşân, girîbân). Matlada "devrân" ile "cânân" kelimeleri kafiyelenir. Sıtkı Nazik'in Mihrî divanındaki redifleri topladığı tabloda "geçen gice" redifi yalnız bu gazelde görülür. Gazel dört nüshada da bulunur (F 67a, M 94b, S 68b, Ü 59b). Nüshalarla ilgili ilginç bir ayrıntı vardır: Mehmet Arslan'ın tanıttığı Ankara Millî Kütüphane nüshası (M) sondan eksiktir ve bu nüshanın son beyti, bu gazelin üçüncü beyti olan "Bir dil-rübâ vü ḥüsn ilinüñ şâhı luṭf idüp / Olmışdı ben gedâsına mihmân geçen gice" beytidir. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin beklenmedik bir ziyaretini anlatır ve bunu geçmiş bir gecenin hikâyesi gibi kurar. Fiillerin hemen hepsi hikâye geçmiş zamanındadır: "el virmiş idi", "ḳalmış idüm", "olmışdı", "zeyn itmiş idi", "çâk itmiş idi". Bu söyleyiş şiire bir hatıra havası verir; şair, dün gece yaşadığı mutluluğu adım adım hatırlar ve her beyti "geçen gice" redifiyle o geceye bağlar.

İkinci beyitte karanlık gece ile parlak ay arasında açık bir tezat kurulur. Dertle geçen karanlık gecenin içine birden bir ay doğar; ay, divan şiirinde sevgilinin yüzünün en yaygın karşılığıdır. Üçüncü beyitte sevgili "ḥüsn ilinüñ şâhı", yani güzellik ülkesinin padişahı, âşık ise "gedâ", yani dilencidir. Padişahın bir dilencinin evine misafir olması, sevgilinin gösterdiği lütfun büyüklüğünü anlatır; şah ile gedâ arasındaki bu tezat divan şiirinin en çok başvurulan karşıtlıklarından biridir.

Dördüncü beyit mum mazmunu üzerine kuruludur. Gece odasını aydınlatan mum (şem‘-i şebistân) sabaha kadar yanar; şair bunun sebebini mumun da dilberin hayaline duyduğu özleme bağlar. Mumun yanması gibi doğal bir olayın böyle şairane bir sebebe bağlanması hüsn-i ta‘lîl sanatıdır; mumun insan gibi özlem duyması ise teşhistir. "Bir ayaġ üzre" sözü de iki anlamlıdır: mum şamdanın üzerinde tek ayakla durur, misafiri ağırlayan kişi de bütün gece ayakta hizmete hazır bekler. Beşinci beyitte meclisi süsleyen güzellik unsurları sayılır: ayva tüyü (ḫaṭ), ben (ḫâl) ve dağınık saç (zülf-i perîşân). Bunların bir arada anılması tenasübe güzel bir örnektir.

Makta beytinde Mihrî, gonca ağızlı ve lal dudaklı bir güzelin özlemiyle kendinden geçip yakasını yırttığını söyler. Yaka yırtmak divan şiirinde aşk coşkusunun en bilinen işaretidir. Sarhoşluk (mestâne) ve kızışma (germ olmak) kelimeleri, gecenin içkili bir meclis olarak geçtiğini düşündürür. Gazelin havası, divanda hemen ardından gelen "bu gice" redifli gazellerle aynı çizgidedir; şikâyet yerine kavuşmanın sevinci öne çıkar.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 125-126, Gazel 142 (F 67a, M 94b, S 68b, Ü 59b); M nüshasının tanıtımı s. 13. ekitap.ktb.gov.tr
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (Mihrî divanındaki redifler tablosu: "geçen gice", G.142). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf

Çevrimiçi kaynaklar