Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Bir ṭabîb oldı bizümle yine hem-dem bu gice
Dil-i bîmârumuza eyledi emsem bu gice
Yârelenmişdi ciger ġamzesi peykânlarıla
La‘li urdı yine ol yâreye merhem bu gice
Rûzgâruñ elemin çekmiş idük ḫayli zamân
Ḥamdü-lillah bizi yâr eyledi bî-ġam bu gice
Meclisinde ṣanemüñ râḥat olup ṣubḥa degin
Biñ ṣafâ ile geçildi hele bir dem bu gice
Furṣat el virmiş iken bûse-kinâr it yâri
Dâ’imâ girmez i Mihrî ele bu dem bu gice
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu gece yine bir hekim bizimle sohbet arkadaşı oldu; bu gece hasta gönlümüze ilaç verip onu tedavi etti. (Hekim sevgilidir; "em-sem" ilaç ve tedavi anlamına gelen bir ikilemedir.)
2. Ciğerimiz onun bakışının okları yüzünden yaralanmıştı; bu gece dudağı yine o yaraya merhem sürdü. (Gamze, sevgilinin süzgün ve yaralayıcı bakışıdır; ok temrenine benzetilir.)
3. Uzun zaman feleğin verdiği acıyı çekmiştik; Allah'a hamdolsun, bu gece sevgili bizi gamdan kurtardı.
4. O güzelin meclisinde sabaha kadar rahat edip bu gece hiç değilse bir zaman bin türlü safâ içinde geçirdik.
5. Ey Mihrî, fırsat el vermişken sevgiliyi öp ve kucakla; bu an, bu gece insanın eline her zaman geçmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz kırk dördüncü gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve beş beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bu gice", kafiye "-em" sesidir (hem-dem, emsem, merhem, bî-ġam, dem). Son beyitte kafiye kelimesi "bu dem" olarak gelir ve redifle birleşince "bu dem bu gice" (bu an, bu gece) söyleyişi ortaya çıkar. Gazel dört nüshada da bulunur (F 66b, M 94b, S 68b, Ü 60a); nüsha farkları küçüktür, en dikkat çekeni son beyitte F nüshasının "yâri" yerine "bâri" okumasıdır. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona bir hastalık ve tedavi benzetmesi üzerine kurulmuştur. Sevgili hekimdir (ṭabîb), âşığın gönlü hastadır (dil-i bîmâr), ciğer sevgilinin bakış oklarıyla yaralanmıştır, sevgilinin dudağı da bu yaraya merhem olur. Hekim, hasta, ilaç, yara ve merhem kelimelerinin bir arada kullanılması tenasüp sanatının açık bir örneğidir. Gülşen Kaya, Mihrî divanında sevgilinin hem âşığın derdi hem de dermanı olarak düşünüldüğünü, hasta gönle şifanın sevgilinin dudağından geldiğini belirtir; bu gazel o anlayışın en derli toplu örneklerinden biridir. Burada dikkat çeken nokta, yarayı açanla iyileştirenin aynı kişi olmasıdır: sevgilinin gamzesi ciğeri yaralar, dudağı ise o yaraya merhem sürer.
Üçüncü beyitte "rûzgâr" kelimesi zaman, felek anlamında kullanılmıştır. Uzun süre zamanın acısını çeken âşık, bu gece sevgili sayesinde gamdan kurtulmuştur; gam (elem) ile gamsızlık (bî-ġam) arasında bir tezat kurulur. Dördüncü beyitte sabaha kadar süren meclis anlatılır. Makta beyti ise şairin kendine verdiği bir öğüttür: fırsat el vermişken sevgiliyi öpüp kucaklamalı, çünkü böyle bir an her zaman ele geçmez. "Dem" kelimesi gazelde üç kez geçer: matlada "hem-dem" (sohbet arkadaşı), dördüncü beyitte "bir dem" (bir süre) ve maktada "bu dem" (bu an). Aynı kelimenin farklı anlamlarla tekrarı şiire bir ses ve anlam bütünlüğü verir.
Tarihî Bağlam
Kime yazıldığı bilinmeyen bu gazelin edebî kaynağı üzerine bir tespit vardır. Necâtî'nin "Gözüñ aç itdi Ḫudâ dilberi hem-dem bu gice / Baḫt uyandı uyudı fitne-i ‘âlem bu gice" matlalı gazeli, Metâli‘ü'n-Neẓâ'ir adlı nazire mecmuasında Şeyhî'nin "-er bu gice" kafiyeli bir gazeline nazire olarak kayıtlıdır. Günay Tulum, Necâtî'nin bu gazelinin sonradan Hisâlî ve Mûsâ gibi şairler için bir örnek şiir hâline geldiğini gösterir ve özellikle son beyitten hareketle Mihrî'nin de bu nazire ağına dahil edilebileceğini söyler. Necâtî'nin makta beyti "Dem bu demdür didügüñ demlere irdüñ şükr it / Elüñe girdi Necâtî senüñ ol dem bu gice" şeklindedir. Mihrî'nin "Dâ'imâ girmez i Mihrî ele bu dem bu gice" mısraı aynı "ele girmek" ve "dem" söyleyişini tekrar eder. İki gazelin vezni, redifi ve "-em" kafiyesi de aynıdır; matlalardaki "hem-dem bu gice" kafiye ve redifi iki şiirde birebir örtüşür.
Sıtkı Nazik, Mihrî'nin "bu gice" redifli gazellerini Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin aynı redifli gazelleriyle karşılaştırırken bu gazelin matlasını da ele alır. Nazik'e göre Mihrî, sevgilinin dudağını hasta gönlü iyileştiren bir şifa olarak anarken, Cafer Çelebi aynı fikri Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesine bağlar; iki şair de sevgiliyle bir arada olmanın verdiği mutluluğu işler.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 126-127, Gazel 144 (F 66b, M 94b, S 68b, Ü 60a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Günay Tulum, "Redifinde Gice/Gece Kelimesi Geçen Şiirler Üzerinden Bir Değerlendirme", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 63/2 (2023), s. 617-653 (s. 627-628 ve Ek-7), doi:10.26650/TUDED2023-1255705. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3054260
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 ("bu gice" redifli gazeller, s. 141-142). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (hasta, tabîb ve tedavi maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
Çevrimiçi kaynaklar






