Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Eyledük yâr ile ṣaḥrâları seyrân bu gice
Vâcib oldur baña şükrâne virem cân bu gice
Devlet atına süvâr olmış idük bir nice yâr
Bizüm olmış idi başdan başa meydân bu gice
Tîġ-ı ḳahr ile raḳîbüñ iki çalduḳ başın
Elümüzdeydi belî ṭop ile çevgân bu gice
Ẓâhir itdi ruḫını zülfi seḥâbın götürüp
Yârlıḳ itdi bizümle meh-i tâbân bu gice
Mest idüm ‘aşḳı meyinden daḫi bir bâde ṣunup
Cur‘a-i la‘li beni eyledi ḥayrân bu gice
Müdde‘î yârümi men‘ itmege cehd itdi velî
Azdurımadı ne dirsin anı şeyṭân bu gice
Aramızdan şükür Allâh'a ki eksildi raḳîb
Hele ser vaḳtümüze irmedi hicrân bu gice
Ka‘be-i ḥüsnini çünkim bize itdürdi ṭavâf
Eyledüm biñ dil ile cânumı ḳurbân bu gice
Mâh-ı ẕi'l-ḥiccenüñ on beş gicesi ḫoş şeb idi
K'eyledi yâr ile Mihrî bile seyrân bu gice

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu gece sevgiliyle kırları dolaşıp gezdik; bu nimete şükür olarak canımı vermem bana borçtur.

2. Bu gece birkaç dost talih atına binmiştik; meydan baştan başa bizimdi. (Devlet atına binmek: talihin yaver gitmesi, işlerin istenen gibi yürümesi.)

3. Kahır kılıcıyla rakibin başını ikiye yardık; evet, bu gece top da çevgân da bizim elimizdeydi. (Çevgân, atlı oyuncuların ucu eğri bir değnekle top sürdüğü oyundur; "top ve çevgân elde olmak" meydana hâkim olmak demektir. İlk mısra "rakibin başına iki kez vurduk" diye de okunabilir.)

4. Bu gece parlak ay, saçının bulutunu kaldırıp yüzünü gösterdi ve bizimle dostluk etti. (Saç bulut, yüz aydır; bulut açılınca ay görünür.)

5. Zaten onun aşkının şarabıyla sarhoştum; bir kadeh daha sunup dudağının yudumu bu gece beni büsbütün kendimden geçirdi.

6. Rakip, sevgilimi bana gelmekten alıkoymaya çok uğraştı; ama ne dersin, bu gece şeytan onu yoldan çıkaramadı.

7. Allah'a şükür, rakip aramızdan eksildi; hele bu gece ayrılık vaktimize hiç uğramadı.

8. Güzelliğinin Kâbe'sini bize tavaf ettirdiği için bu gece bin gönülle canımı kurban ettim.

9. Zilhicce ayının on beşinci gecesi hoş bir geceydi; Mihrî o gece sevgiliyle birlikte gezintiye çıktı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz kırk üçüncü gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve dokuz beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bu gice", kafiye "-ân" sesidir (seyrân, cân, meydân, çevgân, tâbân, ḥayrân, şeyṭân, hicrân, ḳurbân). Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasında (Ü 60a) bulunur. Divandaki 210 gazelin toplam 1287 beyit tuttuğu, yani ortalamanın altı beyit dolayında olduğu düşünülürse dokuz beyitle uzun bir gazeldir. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur, ancak son beyit şiirin hangi gece için söylendiğini açıkça verir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgiliyle geçirilen bir gece gezintisinin sevincini anlatır. Şair bu geceyi bir zafer gibi kurar: ilk üç beyitte dostlarıyla talih atına binmiş, meydanı ele geçirmiş, rakibin başını kılıçla yarmıştır. At, meydan, kılıç, top ve çevgân kelimeleri bir arada kullanılarak tenasüp yapılmıştır. Çevgân, atlı oyuncuların değnekle top sürdüğü bir oyundur; "top ile çevgân elimizdeydi" demek, meydanın ve oyunun bütünüyle onlara kaldığını söylemektir. Rakibin başı da bu oyunun topu gibi düşünülebilir. Bu sert ve neşeli dil, gazelin geri kalanındaki sevinçli havayı hazırlar.

Dördüncü beyitte sevgilinin yüzü aya, saçı da ayı örten buluta benzetilir. Kaya, divanda ay ile ilgili tasavvurları incelerken bu beyti örnek verir: saç bulutu çekilince ay yüz ortaya çıkar. Beşinci beyitte aşk şaraba, sevgilinin dudağı kadehteki yudum (cur‘a) ile şaraba benzetilir; Kaya bu beyti aşk ve sarhoşluk, şarap ve dudak tenasübü için örnek gösterir. Altıncı ve yedinci beyitler rakibe ayrılmıştır. Davacı (müdde‘î) sevgiliyi engellemeye çalışmış ama başaramamıştır; şair, şeytanın bile bu gece sevgiliyi yoldan çıkaramadığını söyleyerek rakibi şeytanla bir tutar.

Sekizinci ve dokuzuncu beyitler gazelin anahtarıdır. Sevgilinin güzelliği Kâbe'ye benzetilir, âşık bu Kâbe'yi tavaf eder ve canını kurban eder. Kâbe, tavaf ve kurban kelimeleri hac ibadetini çağrıştırır; son beyitte verilen tarih de buna uyar. Zilhicce, haccın yapıldığı ve Kurban Bayramı'nın kutlandığı aydır. Kaya, beyitteki zilhicce on beşinin bayramın hemen ertesine denk geldiğini ve beytin bayram ertesinde sevgiliyle yapılan bir gece gezintisini anlattığını belirtir. Kamerî takvimde ay hilalle başladığı için ayın on beşinci gecesi dolunay gecesidir; dördüncü beyitteki "meh-i tâbân" (parlak ay) hayali de bu bakımdan gecenin gerçek görünüşüyle örtüşür. Kurban, Kâbe, tavaf ve zilhicce arasındaki bu bağ, gazelin bayram günlerinin havası içinde söylendiğini gösterir.

Tarihî Bağlam

Gazelin kime yazıldığı bilinmez; ancak edebî bağları üzerine birkaç çalışma vardır. Metin Hakverdioğlu bu gazeli Necâtî'nin "Gözüñ aç itdi Ḫudâ dilberi hem-dem bu gice" matlalı gazeline nazire sayar ve iki şiiri yan yana yayımlar. Günay Tulum, redifinde "gice" kelimesi geçen şiirleri incelediği makalesinde bu görüşü tartışır: iki gazelin redifi ve vezni aynıdır, ama kafiye harfleri ve kelime kadroları birbirine benzemez. Tulum yine de iki şiirin makta beyitlerindeki iyimser bakışa ve ikisinde de "şem‘-i şebistân" tamlamasının kullanılmamasına dikkat çeker ve Mihrî'nin bu gazelinin Necâtî'ye de nazire sayılabileceğini söyler.

Tulum'a göre gazel asıl olarak "-ân bu gice" kafiye ve redifiyle kurulan geniş bir nazire ağına aittir. Pervâne Bey Mecmuası bu zincirin zemin şiiri olarak Ahmed Paşa'nın "Yine yan şem‘ gibi ṣubḥa dek ey cân bu gice" gazelini, Câmi‘ü'n-Neẓâ'ir ve Mecma‘u'n-Neẓâ'ir ise Avnî'nin (Fâtih Sultan Mehmed) bir gazelini gösterir. Tulum bu zincirdeki şiirleri sevgiliyi beklemeye bakışlarına göre iyimser ve kötümser iki gruba ayırır ve Mihrî'nin bu dokuz beyitlik gazelini, sevgiliye kavuşmanın sevincini dile getirdiği için Ahmed Paşa'nın yanında iyimser gruba koyar. Tulum, bu gazelin nazire mecmualarında yer almadığını, zincirdeki şiirlerin çoğu beş beyitken bunun dokuz beyit olmasının dikkat çektiğini de belirtir. Ayrıca dördüncü beytin Sa‘dî-i Şîrâzî adlı bir şairin, yedinci beytin de Hâkî'nin aynı zemindeki gazellerinde benzer söyleyişlerle karşılandığını gösterir.

Sıtkı Nazik de Mihrî'nin "bu gice" redifli gazellerini Amasyalı Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin aynı redifli gazelleriyle karşılaştırır. Nazik'e göre Mihrî bu gazelde sevgiliyle kırları gezdiklerini ve buna şükür olarak can vermenin gerektiğini söylerken, Cafer Çelebi sevgiliyle birlikte kırın cennete döndüğünü söyler; iki şair de sevgiliyle bir arada olmanın mutluluğunu işler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 126, Gazel 143 (Ü 60a). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Günay Tulum, "Redifinde Gice/Gece Kelimesi Geçen Şiirler Üzerinden Bir Değerlendirme", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 63/2 (2023), s. 617-653 (s. 630-633 ve Ek-11), doi:10.26650/TUDED2023-1255705. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3054260
  • Metin Hakverdioğlu, "Mihrî Hâtun'un Necâtî Bey'in Şiirlerine Nazîreleri", Turkish Studies 4/2 (Kış 2009), s. 522-551 (karşılaştırma: Necâtî DXXXIV / Mihrî CXLV, yazarın kendi edisyonundaki numarayla, s. 545-546), doi:10.7827/TurkishStudies.638.
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 ("bu gice" redifli gazeller, s. 141-142). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (ay, şarap, Ka‘be-i hüsn ve zilhicce maddeleri). openaccess.firat.edu.tr

Çevrimiçi kaynaklar